Haliç Ranta teslim
ediliyor,
Asırlardır çevresinde mesire yerleri, konaklar olan haliç
20. yy. içinde sanayileşmenin kurbanı olarak sahillerinin
tamamına yakını Fabrikalar, Tersahaneler, Gemi bozma
atölyeleri, yük ve balıkçı kayıklarının çekildiği iskeleler,
sebze, meyve, balık halleri, gümrük muhafaza iskeleleri gibi
oluşumlarla halka kapatıldı.
İstanbullu onlarca yıl Haliç'e kıyısından köşesinden %10 u
geçmeyen aralıklardan denizi görebildi, gençler denize
girebildi.
Haliçte kurulan Devlet veya özel fabrikaların yoğun atıkları
Haliç'in derinliğini zaman içinde yok etti, 1990 lı yıllara
geldiğimizde Fener'e kadar yer yer sahiller doldu, haliç
ortalarında 50-100 M2 den büyük adacıklar oluşmaya başladı.
Bedrettin Dalan döneminde çevresindeki sanayi ve yapılaşma
yıkılarak park bahçe haline getirildi. Fakat Haliç'in pis
suyu nedeniyle değil sahilde oturmak, geri plandaki
mahallelerde ikamet etmek dahi çile olmaya başladı.
Bu nedenle Haliç sahillerindeki elit yerleşim semtlerini
terk ederek bölge çöküntü alanı haline geldi.
Bu sıralar Güneydoğu Anadolu'dan gelen yoğun göçün yerleşim
mekanı oluverdi.
Bedrettin Dalan zamanında İstanbul belediyesi tarafından
Ayvansaray, Fener, Unkapanı'ndan Yenikapı'ya açılan
tünellerle Haliç'in çamurlu suyu Yenikapı kolektörü
vasıtasıyla Marmara denizine pompalanarak Haliç'in
temizlenmesine çalışıldı. Bu proje işe yaramadığı gibi,
Marmara denizinin de 1989 yılından itibaren Haliç gibi yoğun
kirlenmesine sebep oldu.
1994 yılında iktidara gelen RT Erdoğan yönetimi Haliç'in
temizlenmesi için dip çamurunu Küçükköy civarındaki
taşocaklarına boru ile taşıdı, bazı kesimlere de Haliç
daraltılarak kazanılan alan dolgu alanı olarak kullanıldı.
ve haliç kısmen temizlendi.
Eyüp'ten itibaren sahil tüneli yapılarak Haliç'e akan
lağımların Yenikapı kolektörüne getirilmesi sağlandı.
Kağıthane'den itibaren yapılan sahil tüneli ile bu kesimin
lağımlarının Baltalimanı kolektörüne getirilmesi sağlanarak
Haliç'e akan lağımların önü kesilmiş oldu.
Artık eski pis koku kalmadı, Başbakan RT Erdoğan ve Kadir
Topbaş yönetimi bununla yetinmedi, temizlenen Haliç
kıyılarında modern tesis projeleri üretmeye başladı.
Haliçteki tersahaneler kapatılarak buralar turizm yatırımı
yapacak firmalara devredilmeye başlandı.

Sütlüce mezbahası kapatılarak burasının sahil kesimi
genişletilerek büyük bir kongre ve sergi merkezi haline
getirildi.

Kağıthane'ye doğru büyük bir alan Miniatürk adı altında
Türkiye'deki önemli yapıların maketlerinin sergilendiği açık
hava müzesi haline getirildi.

Halıcıoğlu sahilinin büyük bir kesimi Koç holdinge
devredilerek buraya Rahmi Koç sanayi müzesi kurularak
sahilin önemli kesiminin doğrudan halkla irtibatı kesildi.

Eyüp Feshane Askeri giyim fabrikası kapatılarak burası
kongre sergi merkezi haline getirildi.

Fener-Balat-Ayvansaray arasında birçok modern proje hayata
geçirilme aşamasına gelindi. Bunlardan biri
Fener-Balat-Ayvansaray sahil kesimi
yenileme projesi ile alan tamamen özel kullanıma hizmet
verecek hale getiriliyor.
Yine Fener-Balat-Ayvansaray kentsel dönüşüm projesi adı
altında sahil kesimi birkaç sokak derinlikte eski tarihi
tescilli binalar dahi yıkılarak Ataköy konakları türünden
bir semtin yapımı için resmi bütün prosedür bitmiştir.
Projenin uygulanması için genel seçimlerin beklendiğini
sanıyoruz. Yüz binlerce Fatihli yaşamını artık Kayabaşında
yapılan 15 katlı bloklarda devam ettireceğe benziyor.

Geçen günlerde Fener deniz polis karakolu ile Ayakapı İBB
sosyal tesisi arasındaki sahil bandında bağlı bütün balıkçı
kayıklarının, yat ve sandalların hiçbir hukuki gerekçe
gösterilmeden boşaltılması sağlanmıştır. kıyı şeridine halen
kayık bağlamak yasaktır.

Balat Yahudi hastahanesi Halka açık sahil kesimini demir
parmaklıklar koyarak yaya trafiğine kapattığını görüyoruz.
Haliç sahillerindeki binlerce menkul yıkılarak alan halkın
kullanımına sunulmuşken, tarihte olduğu gibi haliç sahilleri
adım adım halka kapatılıyor
İBB başkanlığının Haliç üzerinde planladığı onlarca proje
bulunduğunu duyuyoruz, bu projelere göre haliç ve çevresi
tamamen temizlenerek turizme
hizmet verecek şekilde düzenlenmesi planlanmıştır.
Sahil kesiminde kurulacak turistik tesislerden denize
girilebilmesi için İstanbul boğazı diplerinden sağlanacak
deniz suyunun Baltalimanı çevresinde inşaatı biten tünel
vasıtası ile Kağıthane deresine pompalanarak, Haliç'in boğaz
kadar temiz bir suya kavuşması sağlanacak.
Osmanlı döneminde halkın kullanımına tamamen açık olan
Haliç, Cumhuriyet döneminde sanayileşmenin kurbanı yapıldı,
ölüm noktasına gelen Haliç kısmen kurtarıldı fakat şimdide
ranta teslim ediliyor.
İstanbul kıyılarında modern tesislerin olduğu, turistlerin
ilgi odağı olacak yeni yerleşimler yapılırken asırlardır
buralarda yaşayan, tarihten gelen sosyal kültürel sanatsal
birikimler turizm bahanesiyle Ranta tevil edilerek
öldürülmektedir.T.C. kıyı
kanunu gereği sahil bandı yapılaşması yasak olmasına rağmen
bu kanun on yıllardır uygulanmayarak, sahillerimiz turistik
tesisler, villalarla kapatıldı. üç tarafı denizlerle çevrili
yurdumuzda büyük bir sahil kesimine ulaşmamız,
kullanmamız mümkün olmamaktadır.
Artık iyiden iyiye anlıyoruz ki 1453 yılında biz İstanbul'u
almamışız, Batının İstanbul üzerindeki hayalleri günümüzde
birer birer gerçek oluyor, 1453'te Dünya hukukuna göre
(Savaşla) Atalarımızın mülküne geçen İstanbul'da camiye
çevrilen kiliseler birer birer ibadete kapatılarak müze
yapılıyor, kazılarda ortaya çıkan Bizans ve Roma
eserlerinden bir taş düşürülmesine göz yummayanlar, 557
yıllık, binlerce Osmanlı eserlerinin yerle bir edilmesine
gık'ları çıkmıyor.
Fatih ilçemizde Yol, Park, bina yapmak için binlerce Cami,
medrese, sübyan mektebi, türbe, konak, tarihi su yolları,
tarihi türbelerimiz gibi Türk tarihi açısından çok önemli,
değerli unsurlar yok edildi, halen bu tahribatlar olanca
hızı ile devam etmektedir.
Birileri İstanbul Fatih ilçesini Roma-Bizans yapmak istiyor,
yetkili, yetkisiz kişilerde seyrediyor.
Evet Türk İslam Tarihi ile İstanbul'un bağları, kan
damarları birer birer yok ediliyor.
Kocaman tarihçiler bile seminer düzenliyor, Fatihin isminin
değişmesi gerektiğini, "Suriçi" belediyesi olması
gerektiğini söyleyebiliyor.
Fatih belediyesi B. Meclisinden belediyenin ambleminin
değiştirilmesi için yetki alıyor, iki yıldır belirlenen
belediye logosunun halka açıklanması erteleniyor, Neden
çekiniyorlar acaba, yeni logo halkın kabul etmeyeceği
objeler mi içeriyor?
İstanbul 1453 öncesine
döndürülmek isteniyor.
Günümüzde ne idiğü bilinmeyen yerli yabancı araştırmacılar,
büyük bütçelerle gelip Romanın, Bizans'ın gerçekte olmayan,
efsanelere dayandırdıkları bir kent profilinin reklamını
yaparak tarihi yarımada Fatihi "Suriçi" belediyesi yapmaya
çalışıyor.
(Bu konuda yapmakta olduğum araştırmalarımı yakında
yayınlayacağım)
Bu yazının konusunu işleyen eski haberlerimizi aşağıdaki
linklerden ulaşabilirsiniz.

Kıyıları halka kapatılan haliçte kayıklarımızı
bağlayabileceğimiz çok az sahil şeridi kaldı, açıklanan
projelere bakacak olursak on yıla kalmadan buralarda yat
limanları, plajlar, lüks rezidanslar görülüyor. Bizler doğup
büyüdüğümüz Fatihten çıkarılıp kayabaşında yapımı devam eden
15 katlı beton bloklara sürgün edileceğimiz söyleniyor !.

Fener-Balat-Ayvansaray sahil kesimi yenileme projesi:
http://www.fatihhaber.com/f-b-projesahil.htm
İBB nin Tarihi Yarımada Planına Danıştay Dur Dedi.
http://www.fatihhaber.com/projeye-danistay-dur.htm
FENER BALAT AYVANSARAY YENİLEME PROJESİ
http://www.fatihhaber.com/index_fen-bal-proje.html
http://www.fatihhaber.com/f-b-proje.htm
Haliç sahillerine yasak geldi.
http://www.fatihhaber.com/halic-sandallar.htm |