.Temiz, Helal ve ipin
uçunu kaçırmak

Bir canlının yediği besinler, mide ve
karaciğer olmak üzere birçok organda
sindirilir. Allah c.c. doğayı mide ve
karaciğerin sindirebileceği gıdalarla
donatmıştır.
eposta@kemalozer.com
Bu organlar, insan eliyle değiştirilen,
tahrif edilen ve benzeştirilen gıdalarla
tanışınca, Yaratıcı tarafından kendisine
verilen görevi yapamaz duruma
getirilmektedir.
“Gökten suyu bir ölçü dâhilinde indirdik
de onu yerde tuttuk. Şüphesiz biz onu
gidermeye de kadiriz. İşte onunla size
hurma bahçeleri, üzüm bağları meydana
getirdik. Bu bahçelerde sizin için
birçok meyveler vardır ve siz onlardan
yersiniz. Yine onunla Tur-i Sina'da
yetişen bir Zeytin Ağacı yarattık ki
meyvesi yiyenler için hem yağ hem de
katık olarak Zeytin verir. Sağmal
hayvanlarda da sizin için elbette bir
ibret vardır. Karınlarının içindekinden
size süt içiririz. Onlarda sizin için
daha nice faydalar vardır, hem de
onlardan yersiniz.” (Mü'minun 18-22)
“Kim bu helâl olandan ötesini isterse,
işte onlar haddi aşanlardır.” (Mü'minun
7)
Domuzluk!
Yağ insana enerji sağlayan en önemli
besinlerdendir. Zeytin ve yağı, süt ve
yağı gibi istisnasız herkesin beğendiği
sağlıklı ürünler varken, illa gidip
domuza bulaş(tır)mak bir domuzluk
olmanın yanında Allah c.c.'ye kafa
tutmak, meydan okumak değil midir?
Müslüman için domuzun yasaklanma
nedeninin hiçbir önemi olamaz. Bir
Müslüman'ın yapacağı, bu hayvana ait her
şeyden koşulsuz olarak uzak durmaktır.
Herkes bilir ki Kapitalizm'in amacı
maksimum kârdır. Bu amaç uğruna
Kapitalistler –hangi dinden oldukları
önemli değil– her şeyi ve yolu mubah
görür ve gösterirler.
“Ölü hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan
başkası adına boğazlanan, henüz canı
çıkmadan yetişilip şartlarına uygun
tarzda kesilenler dışındaki; boğulmuş,
taş veya sopa vb. ile vurulup
öldürülmüş, yukarıdan yuvarlanıp ölmüş,
başka bir hayvan tarafından boynuzlanma
neticesinde ölmüş ve yırtıcı hayvanlarca
parçalanmış, bir de dikili
putlaştırılmış taşlar için boğazlanmış
hayvanların etlerini yemeniz ve fal
oklarıyla kısmet, şans aramanız size
haram kılındı. İşte bunları yapmak,
Allah'a itaatsizliktir…” (Maide 3)
“Temiz/helâl şeylerden yiyin, salih amel
işleyin. Çünkü ben yaptıklarınızı
hakkıyla bilenim. Ben de sizin
Rabbinizim. O halde emirlerime uygun
yaşayıp azabımdan sakının.” (Mü'minun
55-56)
Neden domuz?
Domuz yetiştiriciliği kârlı bir iş.
Üretken bir hayvan çünkü. Cinslerine ve
yaşına göre yılda bir, iki, bazen de üç
kez ve her defasında 6 ile 20 arasında
yavru dünyaya getirebiliyor. Yılda
ortalama iki kez doğum yapsa, her
batından 10 yavru yaşasa, 20 sene
yaşayan bir domuzun 400 yavrusu oluyor.
[Bu koyun yahut sığır için aynı sürede
10-15 yavru demektir] Dahası yeni doğmuş
bir domuz 4-5 ayda 100 kiloya kadar
çıkıp kesilebilir duruma gelebiliyor.
Normal şartlarda evcil bir domuzun en az
yüzde 30'u yağdan oluşuyor. Bazen yüzde
50'leri bile bulabiliyor. Bu da, sığır
ya da koyuna göre tercih edilmesinde
önemli bir etken. Beslenmesi de kolay
olan bu hayvanın üretim maliyeti çok
düşük. Çünkü cam dışında leş dâhil her
şeyi yiyebiliyor.
Batılı ve batılı düşünceye sahip yerli
üreticiler, domuzdan mamul yüzlerce
katkı maddesi üretmektedir. Bu yüzden
domuzdan elde edilen katkıların sayısı
çok fazladır. Ekmekten peynire,
şekerlemeden keke, dondurmadan diş
fırçasına, ilaçtan giyime her yerde
bunlar var. Ülkemizde bu güne kadar
bunların olmaması için hiçbir girişim
olmamış, Müslüman bir ülke olmanız
yeterli sayılmış.
Endüstrileşme ve katkılar
Endüstrileşme insanların tüketim
alışkanlıklarını değiştirdi. Artık
'doğal' yazan ürünler bile doğal değil.
Yüzde yüz meyve suyu diye satılan
ürünler bile, yüzde yüz meyve suyu
değil. İçinde çözücü olarak alkol yahut
başka amaçlı katkıları barındırabiliyor.
Çünkü Etiket Tebliği'ne göre ürüne her
katkıyı yazmak zorunda değil üreticiler.
Batılı ve Kapitalizm mahreçli
endüstriyel üretim prosesleri, özellikle
Hıristiyan kültürünün ürünü olması
nedeniyle Müslüman ve Museviler
açısından büyük dini sorunları da
beraberinde getirmektedir. Müslüman ve
Museviler için 'haram' olan domuz ve
alkol gibi ürünler ve bunlardan mamul
ürünler, rahatlıkla Müslüman ülke
tüketicilerin bile damak zevklerine
hitap ediyor.
Bazı üreticiler ürünlerinde kullanılan
Jelatin (E441) katkısı için uyanıklık
yapıp 'Sığır Jelâtini' yazmaya
başladılar. Bir kısmı ise “yenilebilir
jelatin” yazmaktadır. Bu durumda,
hayvansal olan bu Jelâtinle ilgili en
basitinden iki soru hemen akla
gelmektedir. Bu gerçekten sığır Jelâtini
midir? Evet, sığır Jelâtini desek bile
bu durumda; bu sığır İslami usullere
göre beslenmiş ve İslami usullere göre
kesilmiş bir hayvandan mıdır? Ve bu
koşullara göre üretilmiş bir Jelâtin
midir? soruları ortaya çıkmaktadır.
Kimileri ise elinde bitkisel olduğuna
yahut helal yollarla elde edildiğine
dair hiçbir kesin bilgi olmadığı halde
ekmekten pastaya, kekten dondurmalara,
bisküvilerden 3'ü bir arada içeceklerin
beyazlatıcılarına kadar, birçok nihai
üründe kullanılan Mono ve digliseritler
(E471 ) ile Mono ve Digliserid Diasetil
Tartarik Asit Esterleri (E472a-f)
emülgatör ve stabilizörleri fütursuzca
kullanılmaktadır. Ve bunu kullanan
kimselerin bir kısmı, Müslüman olarak
tanınan Kobi yahut anlı şanlı
firmalardır. (Bunları açıkladığım için
Kamu Kurumu niteliğindeki bir kurumun
başında oturan bir kişi hakkımda
tazminat davası açmış. Bu davadan dolayı
şeref duydum. Yoksa Allah c.c. huzuruna
çıkacak yüzümüz var mı ki?)
“Artık kim bundan sonra da haram ve
helal hakkında Allah adına yalan
uydurursa, işte onlar zalimlerin ta
kendileridir.” (Ali İmran 94)
'O halde ne yiyelim'
Kan, ihtiyaç duyan bir hastaya ücret
karşılığı olmamak kaydıyla bağışlanması
helal iken, gıda olarak tüketilmesi
haram olan bir maddedir. Ancak
mezbahalarda biriken kanlar başta tavuk
yemi olmak üzere yemlere
karıştırılmaktadır. Bizler ise bu
ayrıntılara vakıf olmadan tavukla ilgili
kesim ve yolumuna takılıp kalıyoruz.
Bu bilgilere sahip olan hemen herkes 'O
halde ne yiyelim? Yiyecek bir şey
kalmadı' diye mazeretler ileri
sürüyorlar. Benim onlara verecek cevabım
çok ama isterseniz cevabı Kur'an-ı
Kerim'den alalım. “Bunlar Allah'ın
sınırlarıdır. Sakın onları ihlal
etmeyin! Kim Allah'ın sınırlarını
çiğnerse, işte onlar, zalimlerin ta
kendileridir.” (Bakara 229) “Kim bu
helâl olandan ötesini isterse, işte
onlar haddi aşanlardır. (Mü'minun 7)
Et şaraplı ise nasıl öğrenilir?
Bazı lüks lokanta ve otellerde etler
şarap, şampanya, viski veya likörle
terbiye edilir. Bu durum için 'şarap
etin gelinidir' tabirini kullanırlarmış.
Gittiğiniz bir otel yahut lokantada
garsona 'etlerinizde şarap var mı?' diye
sorarsanız yüzünüze bakar, endişeli
iseniz 'hayır' memnun olacağınızı
anlamışsa da 'evet' cevabını verecektir.
Ancak soruyu şöyle sorarsanız en doğru
cevabı alırsınız. 'Hangi etlerinizde
şarap var? Onu tercih edelim!' Yahut 'bu
ette niye şarap yok?' Size 'efendim
bizim etlerimiz mutlaka bir gün önceden
şarapla terbiye edilir' cevabını
vereceklerdir. [Tecrübe ile sabittir]
Bu alkollü içkiler sadece etlerde
kullanılmayıp çikolata ve bazı
tatlılarda da kullanılır. Bakın bir otel
aşçısı neler diyor 'İçki kullanılmasının
nedeni tamamen tat ile ilgili. Örnek
olarak muzlu bir likör, kremalı bir
tatlıya muz tadı verecektir.” Otellerde
açık büfe diye her şeye abananlara
Milliyet'in haberine bakmalarını
öneririm.
Bu konuya devam edeceğiz. Müteakip
yazımızda bir şirkete ait domuz ürününün
etiketinde: “İslam Şeriatı Usulüne göre
kesilerek dondurulmuş domuz ve dana
sosisi” yazması ve bir diğer ürün
etiketinde “Müslüman tüketiciler için
domuz eti sosisi” ibareleri ile helal
sertifika konusuna değineceğiz.
Helal ürünleri tüketmeniz dileğiyle baki
selam.
------------------------------------------------------
Endüstriyel gıda , ilaç ve kozmetik
ürünlerin haramlık endişesini ortaya
koyan en önemli katkı maddesi, hiç
şüphesiz jelatindir. Gerçi haramlık
endişemizin üzerinde toplandığı daha pek
çok katkı maddesi bulunmaktadır.
Ancak, şekerli ürünlerden, yoğurt,
peynir, puding, krem şanti, margarine;
dondurmadan, meşrubatlara; ilaçlardan,
şampuan, parfüm, saç jölesi gibi
kozmetik ürünlere kadar jelatin çok
yaygın bir kullanım alanı
bulmaktadır.Daha da kötüsü, jelatinin
bir nevi protein olması sebebi ile
Jelatin Üreticileri,günlük hayatın her
safhasında kullanılabilmesi için
yoğun bir kampanya başlatmış
bulunmaktadırlar.
Türkiye ne yazık ki jelatin
üretmemektedir.Üretim yapması için,
yıllar önce
Kayseri’de bir firmaya Teşvik Belgesi
verilmiş olmasına rağmen maalesef bu
firma jelatin üretmek yerine kemik unu
üretmeyi yeğlemiştir.
Bu sebeple, ithal yolu ile ülkemize
yılda 1500-2000 ton jelatin girmekte ve
yaklaşık olarak 4.5-6 milyon ABD Doları
döviz ödenmektedir. Bu bilgiler Dış
Ticaret Müsteşarlığından alınmıştır.
İthalatın yapıldığı ülkelere gelince,
Almanya, İtalya,Fransa, Kolombia,
Kore, Japonya, Kanada, ABD, Brezilya,
Hindistan, Çin, Pakistan’ ın da içinde
bulunduğu pek çok ülkeyi sayabiliyoruz.
Üretici Firmalar arasında ise Gelita Lt.,
Gelco s.a., LeinerPak gelatine
ltd., Reinert gruppe,Roussselat,
Wershardt,Junka, NTP Gelatine,CHINA
HENAN
Ltd., Ewald Gelatine Gmbh, PB Leiner
Gelatins, Rebiére,Ramagel Rama
Industries lt., India Gelatineltd.,
Geltech CO,ltd., Resindion, Fenchem
firmaları öne çıkmaktadır.
İthalatçı Firmalardan bazıları ise,
Yiğitoğlu Gıda ve Kimyevi Maddeler San.
Ve Tic. Ltd, Yılmaz Kimya San.ve Tic.
A.Ş., Marmara Endüstriyel Kimyevi
Maddeler San.ve Tic. Ltd., Unitek-Kimya
ve Kağıt San.ve Tic., Kapta Katkı
Maddeleri Gıda San.ve Tic. Ltd., YENER
Kimyevi Maddeler San.Tic. A.Ş., ve
gıda üretimi yapan büyük firmalar.
Dünyadaki jelatin üretiminin büyük bir
payına sahip Avrupa Jelatin
Üreticileri Birliği (G M E )’ nin üyesi
9 Firmanın 2003 yılındaki üretimi
117800 ton olmuş. Bu firmaların büyük
bir kısmının Türkiye’de ya
temsilcilikleri var veya Distribütörleri
bulunmaktadır. Bu birliğin internet
sitesinden aldığımız 2003 yılına ait
dünya jelatin ile ilgili bilgiler
aşağıdaki linkte görülmektedir.
http://www.gelatine.org/en/gelatine/overview/127.htm
Burada görüldüğü gibi, 2003 yılında
toplam dünya jelatin üretimi 278300 ton
olmuş. Bu üretimde kullanılan ham
maddeler;
Pig Skin = Domuz derisi.
Bovine Hides = Sığır derisi (kesimi
helal usulle olmayan)
Bones = Kemikler ( her çeşit hayvan
kemiği) .
Other = diğer hayvan artıkları olarak
açıkca görülmektedir.
Bu bilgilerin dikkatle incelenmesi
sonucunda Müslüman olarak ne kadar zor
durumda olduğumuz daha iyi
anlaşılabilecektir.
COLA
Mısır’ın en önde gelen eğitim
kurumlarından El Ezher Üniversitesi, son
günlerde bazı ülkelerde yasaklanmasıyla
gündeme gelen Coca Cola ve Pepsi’nin
içilmemesini tavsiye ediyor.
Üniversitenin Rektör Yardımcısı Prof.
Abduldaim Nasır, her iki içecekte de
domuz eti mamullerinin bulunduğu ve bu
yüzden iki markaya ait içeceklerin haram
olduğu yönünde Suudi Arabistan’da
yayınlanan El Medine adlı gazetede çıkan
haberleri yalanladı. Mısır ve İslam
dünyasının önde gelen alimlerinden Prof.
Abdülhalim Üveys, bu iki markaya ait
içeceklerin haram olduğuna dair daha
önce başta Umman müftüsü olmak üzere pek
çok önde gelen ismin fetva verdiğini
belirtiyor. Kendi şahsi görüşünün de bu
yönde olduğunu ifade eden Üveys, “Coca
Cola’da alkol muhtevası var ve Pepsi’de
ise domuz muhteviyatı bulunuyor. Ayrıca
bu şirketlerin ürettiği gazlı ve kolalı
içeceklerin içilmemesi gerekir. Çünkü
birincisi bu içecekler tıpkı sigara gibi
insan sağlığına büyük bir zarar veriyor.
İkincisi de bu içecekler faydalı
olmadıkları için de israf sınıfına
giriyor. Ve en önemlisi de bu iki
markanın sahibi İsrail’in en büyük
destekcisi.” dedi.
DANONE
İlginize; Danone markasını Türkiye’de
bilmeyen yok. Sabancı holding ortaklığı
ile ve sağladığı güven ile Danone
Türkiye’ye girmiş oldu. Bugün sabancı
ile ortaklıklarının bitmiş olmasına
rağmen çoğu insan sabancı holding ile
ortak olduğunu zannederek bu ürünleri
almakta.
Peki, Fransızlara ait olan Danone
Türkiye’de neden bu kadarçok çocuklar
üzerine ürün çıkartmakta ve ucuza
satmakta hiç düşündünüz mü? Aklınıza bir
marka düşmanı hatta yabancı düşmanı
Profesör yazmış bu mesajı şeklinde bir
fikirgelebilir. Söz konusu olayın
geleceğimiz üzerinde oynanan çirkin bir
oyun olduğunu laboratuar sonuçlarını
aldığım zaman ortaya çıktı. Sizde eğer
bilimle özellikle fen bilimleri ile
ilgileniyorsanız söz konusu üründen alın
ve bir fen laboratuarında içerik testi
yaptırın (ücreti en fazla 40$) sonra bu
sonucu bir nörologla paylaşın bakın
neler olacak.
Gelişim ve düşünme üzerinde etkili
hormanal dengelerin, özellikle muhakeme
kabiliyetinin nasıl engellendiğini bir
nörolog anlatsın size o zaman benim gibi
tatmin olursunuz. Danonenin Türkiye için
üretilen ürünlerinin içerisine
çocukların zihinsel ve bedensel
gelişimini etkileyecek madde olduğu ne
yazık ki bir gerçek ve şu an Daninolar
sadece 2 ve 12 yaş arası çocuklara
yedirilmekte. Yani tam gelişim
zamanında. Gelecek nesillerimizin zeki
olmasını engellemek
için şimdiden yoğun çaba içerisinde
oldukları anlaşılıyor ve tüm pazarlama
şirketleri şuan Danone ile anlaşmalı.
Kapı kapı dolaşıp piyasa fiyatının
altında ürünlerini satmaktadırlar.
Ayrıca şirketlere ve dağıtım
elemanlarına çok iyi ücret ödenerek daha
fazla surum yapılmakta, daha fazla
insana ulaşmaktadırlar.
Lütfen Danone ürünlerini kullanmayalım
ve bu konuda bizler duyarlı olabiliriz.
Ama bu yetmiyor. Marka düşkünü bir
gençlik olduğu sürece bu firmaların
Türkiye’de ekmeklerine yağ sürülecektir.
Lütfen uyanalım ve uyaralım.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------
DİYET KOLA
2001 yili Ekim ayinda kiz kardesim çok
hastalandi, mide spazmlari vardi,
dolasmakta zorlaniyordu, yürümek ise
basli basina bir sorundu. Sadece
yataktan kalkmasi bile onu tüketiyordu,
o kadar çok agrisi vardi. 2002 yili Mart
ayinda biyopsiler alindi, ve 24 degisik
ilaç almaya basladi. Doktorlar
kendisinde ne oldugunu bulamiyorlardi. O
kadar çok agrisi vardi ve o kadar
hastaydi ki, ölmekte oldugunu biliyordu.
Hazirliga basladi. Evini, banka
hesaplarini, yasam sigortasini ve diger
seylerini en büyük kizinin adina
kaydettirdi, ve küçük çocuklarinin en
büyük kizi ile birlikte olmalarini
sagladi..
Son bir keyif yasamak istiyordu, böylece
22 Mart günü (tekerlekli iskemlede olmak
kaydiyla) Florida’ya gitmeyi planladi.
19 Mart günü testlerinin nasil geçtigini
ögrenmek için kendisini aradim,
testlerde bir sey bulunamadigini, ama
kendisinde MS (multiple skleroz)
oldugunu düsündüklerini söyledi. Çok
sasirdim, sonra bir arkadasimin bana
e-mail olarak gönderdigi bir yaziyi
hatirladim, ve ona sordum: “Diyet
içecekler içiyor musun?“
“Evet” dedi, o anda da bir tanesini açip
içmek üzere oldugunu söyledi, açmamasini
ve diyet mesrubat içmemesini söyledim,
bahsettigim yaziyi e-mail ile kendisine
gönderdim. Telefon konusmamizdan 32 saat
sonra beni aradi, diyet mesrubat içmeyi
biraktigini ve yürüyebildigini, merdiven
çikabildigini ve adale spazmlarinin
kayboldugunu söyledi. 0 iyilesmemisti
ama kesinlikle çok daha iyi
hissediyordu. Makaleyi doktorlarina
gösterecegini ve eve dönünce beni
arayacagini söyledi.
Beni aradi, doktoru çok etkilenmisti ve
diger MS hastalarini arayarak suni
tatlandirici (Aspartam) kullanip
kullanmadiklarini soracagini söylemisti.
Bir kabugun içinde diyet mesrubat
içindeki ‘aspartam’ maddesiyle
zehirleniyordu ve yavas yavas ölüyordu.
22 Mart Florida’ya giderken tek bir hap
almisti - bu da zehirlenmeye karsi olan
hapti, iyilesme yolundaydi, ve
yürüyebiliyordu!!! Tekerlekli iskemle
olmaksizin!!! Bu makale hayatini
kurtarmisti.
Hayat kurtaran makale:
Etikette “SEKERSIZ” yaziyorsa ASLA
KULLANMAYI DÜSÜNMEYIN BILE!! NutraSweet’,
‘equal’ ve ‘Spoonful’ markalari ile
pazarlanan “ASPARTAM” hakkinda DÜNYA
ÇEVRE KONFERANSINDA birkaç gün konusma
yaptim. EPA’ya yönelik bir yazida 2001
yilinda Birlesik Amerika’da multiple
sclerosis ve sistemik lupus salgini
oldugu, hangi zehirin bunun yaygin hale
gelmesine neden oldugunun anlasilamadigi
belirtilmisti. Ben ayaga kalktim ve tam
bu konuda bilgi vermek istedigimi
söyledim.
Aspartam’in neden bu kadar tehlikeli
oldugunu açiklayayim: Bu suni
tatlandiricinin isisi 86ºF (30ºC. 1
Fahrenheit 1.8 Santigrad derece. 32ºF =
0ºC). seviyesine ulasinca, içindeki
metil alkol, formaldehite, sonra da
formik aside dönüsüyor, bu da metabolik
asidosise yol açiyor. Metanol
zehirlemesi diger kosullari açisindan
multiple sklerosise benziyor. Doktorlar
insanlara yanlislikla multiple sklerosis
teshisi koyuyor.
MS ölüme yol açmazken metanol
zehirlemesi öldürücü oluyor! (Siselerde,
kutularda “Soguk içiniz” yazilidir.
Devami söyle olmali idi: “Soguk
icmezseniz zehirlenirsiniz.” Sinan)
Sistemik lupus da neredeyse en az
multiple sklerosis kadar yaygin hale
geldi, özellikle Diet Coke (Coke, Coca
Cola’n?n tescil edilmi? ikinci adidir)
ve Diet Pepsi içenler arasinda! Kurban
genellikle suçlunun aspartam oldugunu
bilmiyor. Kullanmaya devam ediyor, lupus
da artik yasami tehdit edecek düzeye
ulasiyor. Diyet içecekleri biraktiktan
sonra sistemik lupus hastalarinin
asistematik hale geldiklerini gördük.
Multiple sklerosis teshisi konan
hastalarda (aslinda bunlar metanol
zehirlenmesi hastalari idi) semptomlari
çogu kayboldu. Görüs yeteneginin geri
kazanildigi ve isitme duyusunun önemli
ölçüde iyilestigini gördük.
Bu tinnitus vakalarinda da geçerli idi.
Bir konusmamda “Aspartam kullaniyorsaniz
(NutraSweet, Equal, Spoonful vs.) ve
fibromalji, spazmlar, ani agrilar,
bacaklarinizda uyusma, kramp, vertigo,
bulanti, bas agrilari, tinnitus, eklem
agrisi, depresyon, endise ataklari,
bozulan konusma, bulanik görüs veya
hafiza kaybi semptomlarindan
sikayetciyseniz muhtemelen aspartam
hastasinizdir. Konusma sirasinda ayaga
kalkan kisiler “Bu semptomlardan
bazilari bende de var. Bundan kurtulmak
mümkün mü?” diye sordular. Evet!
Diyet mesrubat içmezseniz ve gida
etiketlerinde yazili aspartam kelimesine
dikkat ederseniz, evet!
Çok ciddi bir sorunla karsi karsiyayiz.
Bir yabanci Bay Espisto’ya (konusmacilarimdan
biri) ve bana geldi ve “Neden bu kadar
çok insanin MS derdi oldugunu bana
söyleyebilir misiniz?” dedi. Bir
hastaneye yaptigimiz ziyaret esnasinda
bir hemsire agir Diet Coke bagimlisi
olan alti arkadasinin tümünde MS sorunu
oldugunu söylemisti. Bu tesadüfün
ötesinde bir durumdu! Diyet kola ve
içecekler
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------
DİYET KOLA BIR DİYET ÜRÜNÜ DEGILDIR!
Kongre Raporuna göre karbonhidrat
birikimine neden oluyor ve sizi
sismanlatiyor.
Formaldehit yag hücrelerinde depolaniyor,
özellikle kalça ve basenlerde birikiyor.
Dr Roberts, bir kez bu ürünleri
birakinca ekstra spor vs yapmaksizin
deneme süresi içinde 19 kilo kaybeden
hastasi oldugunu belirtiyor.
Aspartam özellikle seker hastalari için
tehlikeli. Hastalarinda retinopati
oldugunu düsünen hekimlerle konustuk,
aslinda hastalarindaki semptomlarin
nedeni aspartamdi. Aspartam kan
sekerinin kontrolden çikmasina yol
açiyor.
Bu nedenle seker hastasi proteinde
bulunan diger amino asitler olmadan
aspartik asit ve fenilalanin
maddelerinin nörotoksik hale gelmesi
nedeniyle hafiza kaybindan sikayet
ediyor. Aspartik asit ve fenilalanin kan
beyin bariyerini asiyor ve beyin
nötronlarini harap ediyor, seker
hastalarinda (seker hastasi olmayan
hastalarda da) çesitli tipte beyin
hasari, nöbet hali, depresyon, manik
depresyon, panik ataklar, öfke ve
siddete neden oluyor (Körfez Savasinda
savasan kadin ve erkeklerin tükettikleri
binlerce Diet Coke ve Diet Pepsi içinde
bulunan aspartam iyi bilinen Körfez
Savasi Sendromunun nedeni olabilir).
Dr. Roberts dogum arizalarina yani gebe
kalma ve ilk gebelik döneminde
tüketilmesi halinde zeka geriligine
neden olabildigi konusunda uyariyor.
Çocuklar özellikle nörolojik bozukluklar
açisindan büyük risk tasiyorlar ve
NutraSweet (yapay tatlandırıcı)
kullanmamalari gerekiyor.
NutraSweet’e bagli olarak çocuklarda
görülen nöbet hali ve diger bozukluklara
iliskin çesitli vaka bildirebilirim.
Maalesef anneleri çocuklarindaki
bozuklugun aspartama bagli oldugu
konusunda ikna etmek her zaman kolay
olmuyor. Ancak deneme-yanilma metodu ile
diger anneleri çocuklarinin sagligini
ellerinde tuttuklari konusunda
uyarabiliyor. Seker metabolizmasina (ki
seker hastalari için ideal) yardimci
olan ve SUNI TATLANDIRICI OLMAYAN tatli
bir bitki olan Stevia FDA tarafindan
onaylanan bir diyet ürünüdür.
MONSANTO’ya bagli olduklarindan FDA
yillarca bu tatli gidayi göz ardi etti.
Bu konuda mevcut literatür: EXCITOTOXINS:
THE TASTE THAT KILLS (Öldüren Tad) - Dr
Russell Blayblock (Health Press)
1-800-643-2665 ve DEFENCE AGAINST
ALZHEIMER’S DISEASE (Alzheimer
Hastaligina Karsi Savunma - Dr H J
Roberts.
Dr. Roberts ayni zamanda bir diyabet
uzmanidir. Bu iki hekim aspartamin
öldürücü etkisini gösteren vakalarin yer
aldigi bir çalismayi Internette
yayinlayacaklar.
American College of Physicians
Konferansina göre “bu ölümcül zehrin
neden oldugu nörolojik hastaliklar
salginindan bahsediyoruz.” Sorun bu:
aspartamin 100 farkli üründe bulunduguna
dair Kongre tezleri mevcut. Ilk tezden
sonra pes pese iki tez sunuldu, ana bir
faydasi olmadi. Hiçbir sey yapilmadi.
Ilaç ve kimyasal madde lobilerinin
cepleri çok dolu. Bu madde halen bes
binden fazla üründe bulunuyor ve
HASTALAR TÜKENIYOR!!
Aspartamin yaraticisi olan MONSANTO’nun
bunun ne kadar öldürücü oldugunu
bildiginden eminim. Birçok kurulusun
yani sira Amerikan Diyabet Dernegi,
Amerikan Diyetetik Dernegi, Amerikan Tip
Fakültesi Konferansina fon sagliyorlar.
Bu New York Times gazetesinde yayinlandi,
ama bir faydasi olmadi. Bu dernekler
herhangi bir katki maddesini tenkit
edemiyorlar veya MONSANTO ile
baglantilarini açiklayamiyorlar çünkü
gida sanayiinden para aliyorlar ve
ürünlerini desteklemek zorundalar.
Senatör Howard Hetzenbaum tüm bebek,
hamileler ve çocuklari ‘aspartam’in
tehlikeleri hakkinda uyaran bir yazi
yazdi. Bu yazida toplumda mevcut
sorunlar (nöbet hali, beyin kimyasinda
meydana gelen degisiklikler, nörolojik
ve davranis bozukluklari; semptomlar)
hakkinda yapilan bagimsiz çalismalar da
yer aliyordu. Bu yazi güçlü ilaç ve
kimya lobileri tarafindan yok edildi,
böylece herhangi bir süphe tasimayan
insanlar hastalik ve ölüm karsisinda
çaresiz kaldilar.
Bilgi alabileceginiz web siteleri:
http://www.nancymarkle.com
http://www.ethicalinvesting.com/monsanto/markle.shtml
http://www.apratametruth.com
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------
BİLGİSAYAR VE KOLA
“Merhaba, Başımızdan geçen kötü bir
olayı sizinle paylaşmak ve sizleri de
nedenleri hakkında dikkatli olmanız
konusunda uyarmak istedim. 12 Eylül
sabahı 10 yaşındaki oğlum yatağından
kalktıktan 10 dakika sonra lavabo’nun
önünde kriz geçirdi. Yerde vücudu
kaskatı iken titremelerle birlikte, göz
bebekleri kayboldu, nefes zorluğu,
ağızda köpürmeler oluştu. Hemen acile
kaldırıldı.
Yapılan testlerden sonra konulan teşhis
sara (epilepsi) idi. İlaç tedavisine
başlandı.
Daha şoku üzerimizden atamadan 9 gün
sonra 21 Eylül sabahı 07:00 de oğlum
benim yanımda yatakta iken yine kriz
geçirdi. İlk müdahaleyi yaptıktan sonra
bu sefer Fakülteye gittik. Orada da
yeniden tetkikler yapıldı. Teşhis ayni
idi. Bizdeki belirtilere göre 8-14
yaşındaki çocuklarda görülebilen bir
sara çeşidi imiş. Kullanılan ilaç 20-21
gün sonra beyne ulaştığı için, beyin
henüz ilaçtan fayda görmeye başlamamış
idi.Araştırmalarımıza göre bu konuda en
iyisi olduğunu öğrendiğimiz Fakültedeki
profesör’den randevu almıştık.
Dün yapılan görüşme ve muayeneden sonra
hocanın bize (sizlere de) dikkat etmemiz
gereken konular için söyledikleri şunlar
idi:
- Epilepsi’yi tetikleyen unsurlar, 50
Hertz TV’ ve Monitörlerdeki resim
kaymalarını çocuk beyni daha kolay
algılayamayıp, beyin, istem dışı bu
atlamaları takip ettiği için
yoruluyormuş. Yorulan beyin daha sonra
bir boşalma isteğiyle vücuda nöbet
geçirtiyormuş. Bu nedenle mümkünse 50
Hertz üzerindeki cihaz
kullanılmalıymış.(Avrupa’da 60 Hertz
altında TV üretilmesi yasaklanmış.)
Oğlum bu yaz hemen hemen her gün
saatlerce 50 hertz olan TV’de
playstation ve yanındaki Bilgisayar’da
oyun oynadı. Bir çok arkadaşımın çocuğu,
yeğeni de aynı durumda olduğu için bu
maili hazırlayarak uyarmak istedim.
- Tetiklemeyi yapan diğer bir unsur
“kafein” yani Kola. Profesör çocukların
beyni için kolanın çok zararlı olduğunu
belirtti. Kafeinli içeceklerden
özellikle kola ve enerji içeceklerinden
çocukları uzak tutun dedi.
- Tetiklemeyi yapan bir diğer unsur da
yanıp sönen ışıklar, yani disko
ışıkları. Bu ışıkları evde karanlıkta
veya loş ışıkta izlenilen Tv veya
bilgisayar oyunları oluşturuyor. Tv’yi
en az 3 metre ve aydınlık ortamda
izlenmesini hoca özellikle söyledi.
Bilgisayarı ise günde en fazla 20 dakika
ile sınırladı.
- Son nöbetten sonra en az 2 yıl sürekli
(kontrollü) ilaç kullanımı ile sorunun
epeyce giderilebileceğini ve 14 yaşından
sonra %96 oranında bir daha nöbet
geçirilmeyeceğini belirtti.”
————
TV, BİLGİSAYAR VE KOLANIN ÇOCUKLARIMIZ
ÜZERİNDE OLUŞTURDUKLARI TEHLİKELER!
Bugün pek çok ailemiz çocuklarını evdeki
Tv ve Bilgisayarla bilinçsiz bir şekilde
meşgul ediyor ve kafeinli, bilhassa kola
ve enerji içecekleri ile de oyalıyor.
Bize dışarıdan taklit ve propaganda yolu
ile giren ve bu modern(!) hayatın
vazgeçilmez unsurları gibi gözüken
vasıtaları sunarken,çocuklarına iyilik
yaptıklarını düşünüyorlar. Ne yazık ki,
bu bilinçsiz davranışları ile
çocuklarına ne kadar zarar verdiklerinin
farkında olamıyorlar. Yazımızın ekinde,
maalesef bu bilinçsiz davranışlardan
yüreği yanmış bir annenin başından
geçmiş acı bir olay sebebi ile diğer
anne babaları uyarmak için kaleme aldığı
bir mesajı ibretle okumanız ve diğer
anne ve babalara da bu mesajı iletmeniz
için dikkatinize sunulmaktadır.Allah yar
ve yardımcımız olsun.
|