|
Anayasa
Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas
Sayısı :
2004/69
Karar
Sayısı :
2009/6
Karar
Günü : 8.1.2009
İPTAL
DAVASINI
AÇAN :
Türkiye
Büyük Millet
Meclisi
üyeleri
Haluk KOÇ,
Oya ARASLI
ile birlikte
116
milletvekili.
İPTAL
DAVASININ
KONUSU :
27.5.2004
günlü, 5179
sayılı
Gıdaların
Üretimi,
Tüketimi ve
Denetlenmesine
Dair Kanun
Hükmünde
Kararnamenin
Değiştirilerek
Kabulü
Hakkında
Kanun’un;
1- 5.
maddesinin
ikinci
fıkrasının,
2- 9.
maddesinin
dördüncü
fıkrasının,
3- 10.
maddesinin
ikinci
fıkrasının,
4- 14.
maddesinin
ikinci
fıkrasının,
5- 23.
maddesinin
dördüncü
fıkrasının
ikinci
tümcesinin,
6- 25.
maddesinin
birinci
fıkrasında
yer alan
“…ilgili
mercilere…”
ibaresi ile
ikinci
fıkrasının,
7- 29.
maddesinin
birinci
fıkrasının
(a)
bendinin,
a) Birinci
paragrafında
yer alan
“…üretimden
men edilir…”
ve “…el
konulur…”
ibarelerinin,
b) İkinci
paragrafında
yer alan
“…ürünlere
el konulur…”
ibaresinin,
c) Üçüncü
paragrafında
yer alan
“…faaliyetten
men
edilir…”,
“…el
konulur…”
ve
“izinleri
iptal
edilir”
ibarelerinin,
d) (b)
bendinde yer
alan
“…faaliyetten
men edilir…”
ibaresinin,
e) (c)
bendinin
birinci
paragrafında
yer alan
“…faaliyetten
men edilir…”
ibaresi ile
ikinci
paragrafındaki
“…yöneticilikten
men cezası…”
ibarelerinin,
f) (d)
bendindeki
“…el
konulur…”
ibaresinin,
g) (e)
bendindeki
“…faaliyetten
men edilir…”
ibaresinin,
h) (f)
bendinde yer
alan
“…toplattırılır…”
sözcüğünün,
Anayasa’nın
2.,
6., 7., 8.,
11., 38.,
40. ve 128.
maddelerine
aykırılığı
savıyla
iptalleri ve
yürürlüklerinin
durdurulması
istemidir.
I- İPTAL VE
YÜRÜRLÜĞÜN
DURDURULMASI
İSTEMLERİNİN
GEREKÇESİ
Dava
dilekçesinin
gerekçe
bölümü
şöyledir:
“a)
27.05.2004
tarih ve
5179 sayılı
Gıda
Üretimi,
Tüketimi ve
Denetlenmesine
Dair Kanun
Hükmünde
Kararnamenin
Değiştirilerek
Kabulü
Hakkında
Kanunun 5
inci
maddesinin
ikinci
fıkrasının
Anayasaya
Aykırılığı
İptali
istenen bu
hükümde;
gıda
maddelerinin
ve gıda ile
temas eden
madde ve
malzemelerin
gıda
güvenliği,
hijyen
ve kalite
analizlerini
yapmak
üzere,
Bakanlıkça
yetkilendirilecek
kamu ve özel
laboratuvarların
kuruluş,
çalışma izin
ve denetimi
ile ilgili
usul ve
esasların
yönetmelikle
belirlenmesi
öngörülmektedir.
Kanunda
herhangi bir
asli
düzenleme
yapılmaksızın
kamu ve özel
laboratuvarların
kuruluş,
çalışma izin
ve denetimi
ile ilgili
usul ve
esasları
belirleme
konusunda
yürütmeye
verilmiş
olan yetki,
bir yasama
yetkisi
devri
niteliğini
taşımaktadır.
Çünkü
Anayasanın 8
inci
maddesine
göre
yürütme,
Anayasaya ve
kanunlara
uygun olarak
kullanılan
ve yerine
getirilen
bir yetki ve
görevdir.
Yürütmenin
Anayasada
gösterilen
ayrık haller
dışında asli
düzenleme
yetkisi
yoktur. Bu
yetki,
Anayasanın 7
nci
maddesine
göre
TBMM’nindir
ve
devredilemez.
Yürütme
organına
düzenleme
yetkisi
veren bir
yasa
kuralının,
Anayasanın 7
nci
maddesine
uygun
olabilmesi
için, temel
ilkeyi
koyması,
çerçeveyi
çizmesi,
sınırsız,
belirsiz,
geniş bir
alanı
yönetimin
düzenlemesine
bırakmaması
gerekir.
Temel
kuralları
koymadan,
ölçüsünü
belirlemeden
ve
sınırlarını
çizmeden,
yürütmeye
düzenleme
yetkisi
veren kural,
Anayasanın 7
nci
maddesine
aykırı düşer
(Anym.
06.07.1993,
E. 1993/5,
K. 1993/25).
Bu nedenle,
söz konusu
yetki,
Anayasanın 7
nci
ve 8 inci
maddelerine
aykırı
olduğu gibi;
Anayasadan
kökenlenmediği
için,
Anayasanın 6
ncı
maddesi ile
de
çelişmektedir.
Diğer
taraftan
Anayasanın
38 inci
maddesindeki
“kanunsuz
suç ve ceza
olmaz”
ilkesi
gereğince
hangi
eylemin suç
sayılacağının
kanunla
belirlenmesi
zorunludur.
5179 sayılı
Kanunun 29
uncu
maddesinin
birinci
fıkrasının
(b)
bendinde, 5
inci maddede
belirtilen
kuruluş
ve/veya
faaliyet
izni almadan
faaliyete
geçen özel
gıda
laboratuvarının
faaliyetten
men
edileceği ve
10 milyar
lira idari
para cezası
verileceği
öngörülmüştür.
Kuruluş ve
çalışma
izninin usul
ve
esaslarını
belirleme
yetkisine
sahip olan
İdare, bu
yolla fiilin
suç sayılıp
sayılmayacağını
belirlemiş
olmaktadır.
İptali
istenilen
hüküm, bu
açıdan da
Anayasaya
aykırıdır.
Ayrıca
nesnel yasa
kuralları
ile
sınırları
gösterilmemiş
bir
yetkinin,
keyfi
uygulamalara
yol
açabileceği
ve bu
nedenle
Anayasanın 2
nci
maddesinde
ifade edilen
hukuk
devleti
ilkesi ile
de uyumlu
olamayacağı
da açıktır.
Anayasanın
herhangi bir
hükmüne
aykırı bir
düzenlemenin
Anayasanın
11 inci
maddesinde
yer alan
Anayasanın
üstünlüğü ve
bağlayıcılığı
ve
Anayasanın 2
nci
maddesinde
ifade edilen
hukuk
devleti
ilkeleriyle
bağdaşması
da
beklenemez.
Bu
nedenlerle
5179 sayılı
Kanunun 5
inci
maddesinin
ikinci
fıkrası,
Anayasanın 2
nci,
6
ncı,
7
nci,
8 inci, 11
inci ve 38
inci
maddelerine
aykırı
olduğundan
iptali
gerekmektedir.
b)
27.05.2004
tarih ve
5179 sayılı
Gıda
Üretimi,
Tüketimi ve
Denetlenmesine
Dair Kanun
Hükmünde
Kararnamenin
Değiştirilerek
Kabulü
Hakkında
Kanunun 9
uncu
maddesinin
dördüncü
fıkrasının
Anayasaya
Aykırılığı
İptali
istenilen bu
hüküm
ile,
gıda
mevzuatı
uygulamalarında
esas
alınacak
olan “risk
analizi” ile
ilgili usul
ve esasların
yönetmelikle
belirlenmesi
öngörülmüştür.
5179 sayılı
Kanunun
“Tanımlar”
başlığını
taşıyan 3
üncü
maddesinde,
yalnızca
risk
analizinin;
risk
değerlendirmesi,
risk
yönetimi ve
risk
iletişimi
ile
bağlantılı
üç ayrı
süreçten
oluşan
sistemi
ifade ettiği
belirtilerek
bu
süreçlerin
soyut tanımı
yapılmakla
yetinilmiştir.
Görüldüğü
gibi gıda
mevzuatı
uygulamalarında
esas
alınacak
olan ve üç
ayrı
süreçten
oluşan risk
analizi
konusunda
temel ilke
konulup
çerçevesi
çizilmemiş;
sınırsız,
belirsiz,
geniş bir
alan
yürütmenin
düzenlemesine
bırakılmıştır.
Böyle bir
düzenleme,
asli bir
düzenleme
niteliği
taşır.
Yürütmenin
ise
Anayasanın 8
inci
maddesine
göre,
Anayasada
gösterilen
ayrık haller
dışında asli
düzenleme
yetkisi
yoktur.
Yürütme,
Anayasa ve
kanunlara
göre yerine
getirilen
bir yetki ve
görevdir.
Asli
düzenleme
yapma
yetkisi
yasamanındır
ve
Anayasanın 7
nci
maddesine
göre,
devredilemez.
Söz konusu
dördüncü
fıkrada
yürütmeye
asli
düzenleme
yetkisi
verilmesi,
Anayasanın 7
ve 8 inci
maddelerine
aykırı bir
yetki devri
niteliği
taşımaktadır
ve kökenini
Anayasadan
almadığı
için,
Anayasanın 6
ncı
maddesi ile
de
çelişmektedir.
Anayasanın
herhangi bir
hükmüne
aykırı bir
düzenlemenin
Anayasanın 2
nci
maddesinde
ifade edilen
“hukuk
devleti” ve
11 inci
maddesinde
yer alan
“Anayasanın
üstünlüğü ve
bağlayıcılığı”
ilkeleriyle
bağdaşması
da
beklenemez.
Açıklanan
nedenlerle
5179 sayılı
Kanunun 9
uncu
maddesinin
dördüncü
fıkrasının,
Anayasanın 2
nci,
6
ncı,
7
nci,
8 inci ve 11
inci
maddelerine
aykırı
olduğundan
iptali
gerekmektedir.
c)
27.05.2004
tarih ve
5179 sayılı
Gıda
Üretimi,
Tüketimi ve
Denetlenmesine
Dair Kanun
Hükmünde
Kararnamenin
Değiştirilerek
Kabulü
Hakkında
Kanunun 10
uncu
maddesinin
ikinci
fıkrasının
Anayasaya
Aykırılığı
İptali
istenilen bu
hüküm
ile,
insan
sağlığı
üzerinde
zararlı bir
etkinin
olması
ihtimalinin
belirmesi ve
bilimsel
belirsizliklerin
sürmesi gibi
özel
durumlarda
uygulanacağı
belirtilen
“ihtiyati
tedbirler”
ile ilgili
usul ve
esasların
yönetmelik
ile
belirlenmesi
öngörülmüştür.
5179 sayılı
Kanunda,
yönetmelikle
düzenlenecek
tedbirlerin
konu, amaç
ve koşulları
açısından
herhangi bir
hükme yer
verilmemiş
olduğu
dikkate
alındığında,
burada da
asli
düzenleme
yetkisinin
devredilmiş
olduğu
görülmektedir.
Yürütmenin
Anayasanın
gösterdiği
ayrık haller
dışında asli
düzenleme
yetkisi
yoktur.
Anayasanın 8
inci
maddesine
göre yürütme
Anayasa ve
kanunlara
uygun olarak
yerine
getirilen
bir yetki ve
görevdir.
Asli
düzenleme
yetkisi ise
yasamanındır
ve
Anayasanın 7
nci
maddesine
göre,
devredilemez.
Bu nedenle
söz konusu
ikinci
fıkrada
yürütmeye
verilen
düzenleme
yetkisi
Anayasanın 7
ve 8 inci
maddelerine
aykırıdır ve
kökenini
Anayasadan
almadığı
için
Anayasanın 6
ncı
maddesiyle
de
çelişmektedir.
Ayrıca
nesnel yasa
kuralları
ile
sınırları
gösterilmemiş
bir
yetkinin,
keyfi
uygulamalara
yol
açabileceği
ve bu
nedenle
Anayasanın 2
nci
maddesinde
ifade edilen
hukuk
devleti
ilkesi ile
de uyumlu
olamayacağı
da
kuşkusuzdur.
Anayasanın
herhangi bir
hükmüne
aykırı bir
düzenlemenin
Anayasanın 2
nci
maddesindeki
hukuk
devleti ve
Anayasanın
11 inci
maddesinde
yer alan
Anayasanın
üstünlüğü ve
bağlayıcılığı
ilkeleriyle
bağdaşması
da
beklenemez.
5179 sayılı
Kanunun 10
uncu
maddesinin
ikinci
fıkrasının
Anayasanın 2
nci,
6
ncı,
7 inci, 8
inci ve 11
inci
maddelerine
aykırı
olduğundan
iptali
gerekmektedir.
d)
27.05.2004
tarih ve
5179 sayılı
Gıda
Üretimi,
Tüketimi ve
Denetlenmesine
Dair Kanun
Hükmünde
Kararnamenin
Değiştirilerek
Kabulü
Hakkında
Kanunun 14
üncü
maddesinin
ikinci
fıkrasının
Anayasaya
Aykırılığı
İptali
istenilen bu
hükümde
“Acil
durumlarla
ilgili usul
ve esaslar
yönetmelikle
belirlenir.”
denilmiş
ancak 5179
sayılı
Kanunda,
hangi
durumların
acil durum
sayılacağına
ve bu
durumlarda
alınacağı
açıklanan
“gerekli
tedbirlerin”
neler
olduğuna
ilişkin
hiçbir
düzenleme
yapılmamıştır.
Bu nedenle
söz konusu
hususlarda
yapılacak
düzenleme
bir asli
düzenleme
niteliğini
taşıyacaktır.
Halbuki
yürütmenin
Anayasada
gösterilen
ayrık haller
dışında asli
düzenleme
yetkisi
yoktur.
Anayasanın 8
inci
maddesine
göre
yürütme,
Anayasaya ve
kanunlara
uygun olarak
yerine
getirilecek
bir yetki ve
görevdir.
Asli
düzenleme
yetkisi
yasamanındır
ve
Anayasanın 7
nci
maddesine
göre
devredilemez.
14 üncü
maddenin
ikinci
fıkrasında
yürütmeye
verilen
düzenleme
yetkisi
Anayasanın 7
ve 8 inci
maddelerine
aykırı bir
yetki
devridir ve
kökenini
Anayasadan
almadığı
için,
Anayasanın 6
ncı
maddesi ile
de
çelişmektedir.
Görüldüğü
gibi yasama
organına ait
devredilemeyecek
bir yetki
olan “asli
düzenleme
yetkisi”
burada da
yürütmeye
devredilmiştir.
Diğer
taraftan
5179 sayılı
Kanunun
“Ceza
hükümleri”
başlığını 29
uncu
maddesinin
birinci
fıkrasının
(f)
bendinde, 14
üncü maddede
belirtilen
acil
durumlarda
alınacak
tedbirlere
gerçek ve
tüzelkişilere
beş miyar
lira idari
para cezası
verilmesi,
eylemin
tekrarı
halinde
idari para
cezasının
iki kat
artırılarak
uygulanması
öngörülmektedir.
Acil durumla
ilgili usul
ve esasları
belirleme
yetkisine
sahip olan
İdare, bu
yolla fiilin
suç sayılıp
sayılmayacağını
da
belirlemiş
olmaktadır.
O halde
iptali
istenilen
hüküm,
Anayasanın
38 inci
maddesindeki
“kanunsuz
suç ve ceza
olmaz”
ilkesine de
aykırılık
teşkil
etmektedir.
Anayasanın
herhangi bir
hükmüne
aykırı bir
düzenlemenin
Anayasanın 2
nci
maddesindeki
“hukuk
devleti” ve
11 inci
maddesinde
yer alan
“Anayasanın
üstünlüğü ve
bağlayıcılığı”
ilkeleriyle
bağdaşması
da
beklenemez.
Açıklanan
nedenlerle
14 üncü
maddenin
ikinci
fıkrası,
Anayasanın 2
nci,
6
ncı,
7
nci,
8 inci, 11
inci ve 38
inci
maddelerine
aykırı olup
iptali
gerekmektedir.
e)
27.05.2004
tarih ve
5179 sayılı
Gıda
Üretimi,
Tüketimi ve
Denetlenmesine
Dair Kanun
Hükmünde
Kararnamenin
Değiştirilerek
Kabulü
Hakkında
Kanunun 23
üncü
maddesinin
dördüncü
fıkrasının
ikinci
cümlesinin
Anayasaya
Aykırılığı
İptali
istenilen 23
üncü
maddenin
dördüncü
fıkrasının
ikinci
cümlesinde;
Bu Kanun
kapsamındaki
gıda kontrol
ve denetim
hizmetlerini
yapacak
olanların
seçimi ve
yetiştirilmesine
ilişkin usul
ve esasların
yönetmelikle
belirleneceği
öngörülmüştür.
Anayasanın
128 inci
maddesinin
ikinci
fıkrasında
“Memurların
ve diğer
kamu
görevlilerinin
nitelikleri,
atanmaları,
görev ve
yetkileri,
hakları ve
yükümlülükleri,
aylık ve
ödenekleri
ve diğer
özlük işleri
kanunla
düzenlenir”
denilmiştir.
Gıda kontrol
ve denetim
hizmetlerini
yapacak
olanların
seçiminde
dikkate
alınacak en
önemli
kıstasın
“nitelikleri”
olacağı
kuşkusuzdur.
Nitelik’ten
soyutlanamayacak
bir seçime
ilişkin usul
ve esasların
kanunla
düzenlenmeyerek
yönetmeliğe
bırakılması
da
Anayasanın
128 inci
maddesine
aykırı
düşmektedir.
Seçim,
yetiştirmenin
ön şartı
olup, seçme
olmadan
yetiştirme
de
olamayacağından
cümlenin
tamamı için
iptal
istenilmiştir.
Diğer yandan
128 inci
maddeye göre
kanunla
yapılması
gereken bir
asli
düzenlemenin
yürütmeye
bırakılması,
Anayasanın 7
ve 8 inci
maddelerine
aykırı bir
yetki
devridir.
Kökenini
Anayasadan
almayan bu
yetkinin
Anayasanın 6
ncı
maddesi ile
de
çelişeceği
açıktır.
Anayasanın
herhangi bir
maddesine
aykırı olan
bir hükmün
Anayasanın 2
nci
maddesinde
ifade edilen
“hukuk
devleti” ve
11 inci
maddesinde
yer verilen
“Anayasanın
üstünlüğü ve
bağlayıcılığı”
ilkeleri ile
uyumlu
olması da
düşünülemez.
Bu nedenle
5179 sayılı
Kanunun 23
üncü
maddesinin
dördüncü
fıkrasının
ikinci
cümlesi
Anayasanın 2
nci,
6
ncı,
7
nci,
8 inci, 11
inci ve 128
inci
maddelerine
aykırı olup
iptali
gerekmektedir.
f)
27.05.2004
tarih ve
5179 sayılı
Gıda
Üretimi,
Tüketimi ve
Denetlenmesine
Dair Kanun
Hükmünde
Kararnamenin
Değiştirilerek
Kabulü
Hakkında
Kanunun 25
inci
Maddesinin
birinci
fıkrasındaki
“ilgili
mercilere”
ibaresi ile
ikinci
fıkrasının
Anayasaya
Aykırılığı
5179 sayılı
Kanunun 25
inci
maddesinin
birinci
fıkrasında;
Gıda
maddeleri ve
gıda ile
temas eden
madde ve
malzemeleri
üreten,
ithal ve
ihraç eden
ve satan
işyeri
yetkililerinin,
kontrol ve
denetim
sonuçları
hakkında,
ilgili
mercilere
itiraz
edebileceği
açıklanmakta
ve ikinci
fıkrasında
da, itiraz
hakkına
ilişkin usul
ve esasların
yönetmelikle
belirleneceği
öngörülmektedir.
25 inci
maddenin
birinci
fıkrasındaki
“ilgili
mercilere”
ibaresi,
kontrol ve
denetim
sonuçlarına
karşı hangi
mercilere ve
hangi
sürelerde
itiraz
edileceğini
göstermediği
için
Anayasanın
40
ıncı
maddesine
aykırıdır
Anayasanın
40
ıncı
maddesinin
ikinci
fıkrası
“Devlet,
işlemlerinde,
ilgili
kişilerin
hangi kanun
yolları ve
mercilere
başvurulacağını
ve
sürelerini
belirtmek
zorundadır”
hükmüne
amirdir. Bu
maddenin
gerekçesinde
de
“Bireylerin
yargı ya da
idari
makamlar
önünde
sonuna kadar
haklarını
arayabilmelerine
kolaylık ve
imkan
sağlanması
amaçlanmaktadır.
Son derece
dağınık
mevzuat
karşısında
kanun yolu,
mercii ve
sürelerin
belirtilmesi
hak arama,
hak ve
hürriyetlerin
korunması
açısından
zorunluluk
haline
gelmiştir”
Çağdaş
demokrasiler,
temel hak ve
özgürlüklerin
en geniş
ölçüde
sağlanıp
güvence
altına
alındığı
rejimlerdir.
Temel hak ve
özgürlüklere
getirilen
sınırlamaların
yalnız
ölçüsü
değil,
koşulları,
nedeni,
yöntemi,
kısıtlamaya
karşı
öngörülen
“kanun
yolları” hep
demokratik
toplum
düzeni
kavramı
içinde
değerlendirilmelidir.
Özgürlükler,
ancak
Anayasanın
ilgili
maddelerinde
öngörülen
nedenlerle
ve
demokratik
toplum
düzeninin
sürekliliği
için zorunlu
olduğu
ölçüde
sınırlandırılabilir.
Öte yandan
böyle bir
ibare,
Anayasanın 2
nci
maddesinde
belirtilen
hukuk
devletinin
en önemli
ögelerinden
olan
“belirlilik”
ilkesine de
aykırı
düşer.
Anayasanın
herhangi bir
hükmüne
aykırı bir
düzenlemenin
Anayasanın
11 inci
maddesinde
yer alan
“Anayasanın
üstünlüğü ve
bağlayıcılığı”
ilkeleriyle
bağdaşması
da
beklenemez.
Bu nedenle
5129 sayılı
Kanunun 25
inci
maddesinin
birinci
fıkrasındaki
söz konusu
ibare;
Anayasanın 2
nci,
11 inci ve
40
ıncı
maddelerine
aykırı olup
iptali
gerekmektedir.
5179 sayılı
Kanunun 25
inci
maddesinin
ikinci
fıkrasında;
itirazın
yapılacağı
merciler de
dahil
itiraz
hakkına
ilişkin tüm
düzenlemelerin
yönetmelik
ile
yapılması
öngörülmüştür.
Böyle bir
düzenleme;
5179 sayılı
Kanunun
genelinde
görülen
yasama
organına ait
ve
devredilemeyecek
bir yetki
olan “asli
düzenleme
yetkisi”
nin
devrinden
başka bir
şey
değildir.
Asli
düzenleme
yetkisi,
Anayasanın 7
nci
maddesine
göre,
yasamanındır
ve
devredilemez.
Anayasanın 8
inci maddesi
ise
yürütmenin
Anayasada
gösterilen
ayrık haller
dışında asli
düzenleme
yetkisi
olmadığını;
yürütmenin
Anayasaya ve
kanunlara
uygun olarak
kullanılan
ve yerine
getirilen
bir yetki ve
görev
niteliğini
taşıdığını
ifade
etmektedir.
Bu nedenle
25 inci
maddenin
ikinci
fıkrası
Anayasanın 7
ve 8 inci
maddelerine
aykırıdır.
Devredilen
yetki
kökenini
Anayasadan
almadığı
için
Anayasanın 6
ncı
maddesi ile
de
çelişmektedir.
Anayasanın
herhangi bir
hükmüne
aykırı bir
düzenleme
Anayasanın 2
nci
maddesinde
ifade edilen
hukuk
devleti ve
11 inci
maddesinde
yer alan
Anayasanın
üstünlüğü ve
bağlayıcılığı
ilkeleriyle
de
bağdaşmaz.
Bu nedenle
söz konusu
25 inci
maddenin
ikinci
fıkrası;
Anayasanın 2
nci,
6
ncı,
7
nci,
8 inci ve 11
inci
maddelerine
aykırı
olduğundan
iptal
edilmesi
gerekmektedir.
g)
27.05.2004
tarih ve
5179 sayılı
Kanunun 29
uncu
maddesinin
birinci
fıkrasının
(a) bendinin
birinci
paragrafındaki
“üretimden
men edilir”
ve “el
konulur”,
ikinci
paragrafındaki
“ürünlere el
konulur”,
üçüncü
paragrafındaki
“faaliyetten
men edilir”,
“el konulur”
ve “izinleri
iptal
edilir”, (b)
bendindeki
“faaliyetten
men edilir”,
(c) bendinin
birinci
paragrafındaki
“faaliyetten
men edilir”
ibaresi ile
ikinci
paragrafındaki
“yöneticilikten
men cezası”,
(d)
bendindeki
“el konulur”
ibaresinin,
(e)
bendindeki
“faaliyetten
men edilir”,
(f)
bendindeki
“toplattırılır”
ibarelerinin
Anayasaya
Aykırılığı
Yukarıda
belirtilen
ve iptali
istenilen
ibareler;
5129 sayılı
Kanunun 29
uncu
maddesiyle
idareye
tanınan ceza
ve önlem
mahiyetindeki
müeyyide ve
işlemlerdir.
29 uncu
maddede
öngörülen
para
cezalarına
karşı
başvurulacak
kanun yolu
“idari
yargı”
olarak 30
uncu maddede
gösterilmiş
ancak
idarenin söz
konusu
müeyyide ve
işlemlerine
karşı
başvurulacak
kanun yolu
ve süresi
açıklanmamıştır.
Bu tür
düzenleme
yukarıda da
açıklandığı
üzere,
Anayasanın
40
ıncı
maddesinin
ikinci
fıkrasının
“Devlet,
işlemlerinde,
ilgili
kişilerin
hangi kanun
yolları ve
mercilere
başvurulacağını
ve
sürelerini
belirtmek
zorundadır”
hükmüne
açıkça
aykırılık
teşkil eder.
İdarenin
işlemlerine
karşı kanun
yolu, mercii
ve sürelerin
belirtilmesi;
Anayasakoyucu
tarafından
hak arama,
hak ve
hürriyetlerin
korunması
açısından
bir
zorunluluk
olarak
görülüp
Devlete bir
görev olarak
verilmiş
olması
karşısında,
bu Anayasal
görevi
yerine
getirmeyen
Devletin,
hiçbir
şekilde
kanun yolunu
ve süresini
göstermediği
işlemleri
tesis etmesi
de
düşünülemez.
Öte yandan
bu tür
ibareler,
Anayasanın 2
nci
maddesinde
belirtilen
hukuk
devletinin
en önemli
ögelerinden
olan
“belirlilik”
ilkesine de
aykırı
düşer.
Anayasanın
herhangi bir
hükmüne
aykırı bir
düzenlemenin
Anayasanın
11 inci
maddesinde
yer alan
“Anayasanın
üstünlüğü ve
bağlayıcılığı”
ilkeleriyle
bağdaşması
da
beklenemez.
Bu nedenle
5129 sayılı
Kanunun 29
uncu
maddesinin
birinci
fıkrasındaki
söz konusu
ibareler;
Anayasanın 2
nci,
11 inci ve
40
ıncı
maddelerine
aykırı olup
iptal
edilmeleri
gerekir.
IV.
YÜRÜRLÜĞÜ
DURDURMA
GEREKÇESİ
Günümüzde
gıdaların
doğallığını
yitirmiş
olduğu bir
gerçektir.
Gıda
üretiminde
yaklaşık
6000 çeşit
kimyasal ve
diğer
maddeler
kullanıldığı
bilinmektedir.
Ayrıca
genetik
modifiye
gıdalardan
söz
edilmektedir.
Bunlar
sağlık
açısından
insanlarda
kanser,
hipertansiyon,
osteoporoz,
dolaşım ve
sindirim
bozuklukları
hastalığı
anlamına
gelmektedir.
Ayrıca
zoonoz
ve diğer
bir çok
hastalık,
gıdalar
vasıtasıyla
sindirim
yoluyla
insanlara
bulaşmaktadır.
Ülkemizde
yapılan bir
bilimsel
araştırma,
ölümlerin %
11’inin
kanserden
ileri
geldiğini
ortaya
koymuştur.
Bu % 11’in
önemli
diliminin
ise, gıda
kaynaklı
olduğu
düşünülmektedir
(Pekcan ve
Karaağaoğlu,
DPT
yayınları,
2670, s.45,
Mart 2003).
Görüldüğü
gibi, halkın
sağlığının
korunması ve
bu maksatla
gıda
maddeleri
ile bu
maddeleri
üreten
işyerlerinin
denetiminin
yapılmasına
ilişkin
böylesine
önemli bir
yasada;
Avrupa
Birliği
tarafından
uygulanması
zorunlu hale
getirilen
HACCP
(Tehlike
Analizi ve
Kritik
Kontrol
Noktaları)
Sisteminin
temel
ilkelerine
ilişkin
düzenlemelerin
-hem de
eksik
olarak-
Anayasaya
aykırı bir
şekilde asli
düzenleme
yetkisi
devredilerek
yönetmeliğe
bırakılması
ve de
“kanunsuz
suç ve ceza
olmaz”
ilkesinin
yok
sayılması;
giderilmesi
güç veya
imkansız
durum ve
zararlar
doğuracağından;
iptal davası
sonuçlanıncaya
kadar iptali
istenen
hükümlerin
yürürlüğünün
durdurulması
da
istenmiştir.
V. SONUÇ
Yukarıda
açıklanan
gerekçelerle;
a)
27.05.2004
tarih ve
5179 sayılı
Kanunun 5
inci
maddesinin
ikinci
fıkrasının,
Anayasanın 2
nci,
6
ncı,
7
nci,
8 inci, 11
inci ve 38
inci
maddelerine
aykırı
olduğundan
iptaline,
b)
27.05.2004
tarih ve
5179 sayılı
Kanunun 9
uncu
maddesinin
dördüncü
fıkrasının 2
nci,
6
ncı,
7
nci,
8 inci ve 11
inci
maddelerine
aykırı
olduğundan
iptaline,
c)
27.05.2004
tarih ve
5179 sayılı
Kanunun 10
uncu
maddesinin
ikinci
fıkrasının,
Anayasanın 2
nci,
6
ncı,
7
nci,
8 inci ve 11
inci
maddelerine
aykırı
olduğundan
iptaline,
d)
27.05.2004
tarih ve
5179 sayılı
Kanunun 14
üncü
maddesinin
ikinci
fıkrasının,
Anayasanın 2
nci,
6
ncı,
7
nci,
8 inci, 11
inci ve 38
inci
maddelerine
aykırı
olduğundan
iptaline,
e)
27.05.2004
tarih ve
5179 sayılı
Kanunun 23
üncü
maddesinin
dördüncü
fıkrasının
ikinci
cümlesinin,
Anayasanın 2
nci,
6
ncı,
7
nci,
8 inci, 11
inci ve 128
inci
maddelerine
aykırı
olduğundan
iptaline,
f)
27.05.2004
tarih ve
5179 sayılı
Kanunun 25
inci
maddesinin
birici
fıkrasındaki
“ilgili
mercilere”
ibaresinin
Anayasanın 2
nci,
11 inci ve
40
ıncı
maddelerine
aykırı
olduğundan,
ikinci
fıkrasının 2
nci,
6
ncı,
7
nci,
8 inci ve 11
inci
maddelerine
aykırı
olduğundan
iptaline,
g)
27.05.2004
tarih ve
5179 sayılı
Kanunun 29
uncu
maddesinin
birinci
fıkrasının
(a) bendinin
birinci
paragrafındaki
“üretimden
men edilir”
ve “el
konulur”,
ikinci
paragrafındaki
“ürünlere el
konulur”,
üçüncü
paragrafındaki
“faaliyetten
men edilir”,
“el konulur”
ve” izinleri
iptal
edilir”, (b)
bendindeki
“faaliyetten
men edilir”,
(c) bendinin
birinci
paragrafındaki
“faaliyetten
men edilir”
ve ikinci
paragrafındaki
“yöneticilikten
men cezası”,
(d)
bendindeki
“el
konulur”,
(e)
bendindeki
“faaliyetten
men edilir”,
(f)
bendindeki
“toplattırılır”
ibarelerinin,
Anayasanın 2
nci,
11 inci ve
40
ıncı
maddelerine
aykırı
olduğundan
iptaline,
ve
uygulanmaları
halinde
giderilmesi
güç ya da
olanaksız
zarar ve
durumlar
doğacağı
için, iptal
davası
sonuçlanıncaya
kadar
yürürlüklerinin
durdurulmasına
karar
verilmesine
ilişkin
istemimizi
saygı ile
arz ederiz.”
II- YASA
METİNLERİ
A- İptali
İstenilen
Yasa
Kuralları
27.5.2004
günlü,
5179 sayılı
Yasa’nın
iptali
istenilen
fıkra, tümce
ve ibareleri
içeren
maddeleri
şöyledir:
“MADDE 5.-
Gıda
maddelerinin
ve gıda ile
temas eden
madde ve
malzemelerin
gıda
güvenliği,
hijyen
ve kalite
analizlerini
yapmak
üzere,
Bakanlıkça
yetkilendirilecek
kamu ve özel
laboratuvarlar
kurulabilir.
Bu
laboratuvarların
kuruluş,
çalışma izin
ve denetimi
ile ilgili
usul ve
esaslar
yönetmelikle
belirlenir.
Sağlık
Bakanlığı
ile Türk
Silahlı
Kuvvetleri
yetkileri
çerçevesinde
bulunan
laboratuvarlar
için bu
madde hükmü
uygulanmaz.
MADDE 9.-
İnsan
sağlığının
korunması ve
gıda
güvenliğinin
sağlanabilmesi
için gıda
mevzuatı
uygulamalarında
risk analizi
esas alınır.
Ancak
koşulların
ve/veya
alınan
tedbirlerin,
doğası
gereği uygun
olmaması
durumunda
risk analizi
hariç
tutulur.
Risk
değerlendirmesi
bilimsel
kanıtlara
dayandırılır;
bağımsız,
tarafsız ve
şeffaf bir
şekilde
yapılır.
Risk
yönetiminde,
risk
değerlendirmesi
sonuçları
dikkate
alınır ve bu
Kanunun 10
uncu
maddesindeki
şartların
oluşması
durumunda
ihtiyati
tedbirler
uygulanır.
Risk analizi
ile ilgili
usul ve
esaslar
yönetmelikle
belirlenir.
MADDE
10.-
İnsan
sağlığı
üzerinde
zararlı bir
etkinin
olması
ihtimalinin
belirmesi ve
bilimsel
belirsizliklerin
sürmesi gibi
özel
durumlarda,
kapsamlı bir
risk
değerlendirmesine
imkan
sağlayacak
ileri
düzeyde
bilimsel
veriler elde
edilinceye
kadar,
geçici risk
yönetimi
tedbirlerine
başvurulabilir.
İhtiyati
tedbirler
ile ilgili
usul ve
esaslar
yönetmelikle
belirlenir.
MADDE 14.-
Üretilen
veya ithal
edilen gıda
maddesinin,
sağlığa
zararlı
olabileceği
ihtimalinin
belirmesi
durumunda,
söz konusu
gıda
maddesinin
pazara
sunumu,
kullanımı ve
ithalatına
ilişkin
gerekli
tedbirler
alınır.
Acil
durumlarla
ilgili usul
ve esaslar
yönetmelikle
belirlenir.
MADDE 23.-
Bu Kanun ve
bu Kanuna
istinaden
çıkarılan
mevzuatın
uygulanmasına
ilişkin
olarak tüm
gıda
maddeleri ve
gıda ile
temas eden
madde ve
malzemeleri
üreten,
satan
işyerleri
ile bu
yerlerde
üretilen,
satılan tüm
gıda
maddelerinin
ve gıda ile
temasta
bulunan
madde ve
malzemelerin
piyasa
gözetimi ve
denetimi,
ilgili kurum
ve
kuruluşlarla
işbirliği
içinde
yapılır.
Ancak, halk
sağlığını
ilgilendiren
acil
durumlarda
gerektiğinde,
Sağlık
Bakanlığının
müdahale
hakkı
saklıdır.
Gıda
maddeleri
satış ve
toplu
tüketim
yerlerinin
denetimi,
Sağlık
Bakanlığının
görüşü
alınarak
Bakanlığın
belirleyeceği
usul ve
esaslar
çerçevesinde
ilgili
mercilerce
yapılır.
Bu Kanunun
amaç ve
kapsamına
uygun
olarak; gıda
ve gıda ile
temas eden
madde ve
malzemelerin
birincil
üretim
aşaması
dahil
olmak üzere
üretim ve
tüketim
zincirinin
tüm
aşamalarında,
gıda kontrol
ve denetim
hizmeti, 657
sayılı
Devlet
Memurları
Kanununa
tabi en az
lisans
düzeyinde
eğitim almış
personel
tarafından
yapılır.
657 sayılı
Devlet
Memurları
Kanununa
tabi olup
lise
düzeyinde
eğitimi
olduğu
halde, bu
Kanunun
yürürlüğe
girdiği
tarihten
önce denetim
görevi
yapanların
hakları
saklıdır.
Bu Kanun
kapsamındaki
gıda kontrol
ve denetim
hizmetlerini
yapacak
olanların
seçimi ve
yetiştirilmesine
ilişkin usul
ve esaslar
yönetmelikle
belirlenir.
MADDE 25.-
Gıda
maddeleri ve
gıda ile
temas eden
madde ve
malzemeleri
üreten,
ithal ve
ihraç eden
ve satan
işyeri
yetkilileri,
kontrol ve
denetim
sonuçları
hakkında,
ilgili
mercilere
itiraz
edebilir.
İtiraz
hakkına
ilişkin usul
ve esaslar
yönetmelikle
belirlenir.
MADDE 29.-
(Değişik
madde ve
başlığı:
5728 -
23.1.2008 /
m.542)
Bu Kanuna
uymayanlara
uygulanacak
cezai
hükümler
aşağıdaki
şekilde
düzenlenmiştir:
a) 4 üncü
maddede
belirtilen
izin ve
tescil
işlemlerini
yaptırmadan
üretime
geçen veya
bu ürünleri
mübadele
konusu yapan
gerçek veya
tüzel
kişilere bin
Türk Lirası
idari para
cezası
verilir ve
işletme
üretimden
men edilir.
Ayrıca,
ürünlere
elkonularak
mülkiyetinin
kamuya
geçirilmesine
karar
verilir. Bu
işletmelerin,
tescil ve
izin
işlemleri
yapıldıktan
sonra üretim
yapmalarına
izin
verilir.
Üretim izni
alınmamış
gıdaları,
bunlarla
temasta
bulunan
madde ve
malzemeleri
veya süresi
dolmuş gıda
maddeleri
satan veya
satışa
arzeden
gerçek veya
tüzel
kişilere bin
Türk Lirası
idari para
cezası
verilir.
Ayrıca, bu
ürünlere
elkonularak
mülkiyetinin
kamuya
geçirilmesine
karar
verilir.
4 üncü
maddede
belirtilen
izin ve
tescil
işlemlerini
yaptıran;
ancak,
asgari
teknik ve
hijyenik
şartlarını
muhafaza
etmeden
üretim yapan
işyerleri,
durumlarını
düzeltinceye
kadar
faaliyetten
men edilir,
üretilen
ürünlere el
konulur
ve sahipleri
gerçek veya
tüzelkişilere
bin Türk
Lirası idari
para cezası
verilir.
Ayrıca,
elkonulan
ürünlerin
mülkiyetinin
kamuya
geçirilmesine
karar
verilir. Bu
işletmelere,
mevcut
durumlarını
düzelttikten
sonra üretim
yapma izni
verilir.
İlgili
mercilerce
verilen otuz
günlük süre
içerisinde,
eksikliklerini
gidermeyen
işyerlerinin
çalışmaya
esas olan
izinleri
iptal
edilir.
b) 5 inci
maddede
belirtilen,
kuruluş veya
faaliyet
izni almadan
faaliyete
geçen özel
gıda kontrol
laboratuvarı
faaliyetten
men edilir
ve sahibi
gerçek veya
tüzel kişiye
onbin
Türk Lirası
idari para
cezası
verilir.
c) 6
ncı
maddeye göre
sorumlu
yöneticileri
istihdam
etmeyen
işyerlerinin
sahibi
gerçek veya
tüzel
kişiye, bin
Türk Lirası
idari para
cezası
verilir.
Otuz gün
içinde,
sorumlu
yönetici
görevlendirilmediği
takdirde, bu
işyerleri
faaliyetten
men edilir.
Yöneticilik
görevini
gereği gibi
yerine
getirmeyen
sorumlu
yöneticiye,
üçyüz
Türk Lirası
idari para
cezası
verilir.
Eylemin
tekrarı
halinde
idari para
cezası iki
kat
artırılarak
uygulanır.
İkinci defa
tekrarı
halinde ise,
kişi altı ay
süreyle
sorumlu
yöneticilikten
men edilir.
d) 18 inci
maddede
belirtilen
sağlığın
korunması
ile ilgili
hükümler
dışında, 7
nci
maddede
belirtilen
gıda
kodeksine
uygun
faaliyet
göstermeyen
gerçek ve
tüzel
kişilere
beşbin
Türk Lirası
idari para
cezası
verilir.
Aykırılık,
gıda
maddelerinin
etiket
bilgilerinden
kaynaklanıyorsa,
etiket
bilgileri
düzeltilinceye
kadar bu
gıda
maddelerinin
satışına
izin
verilmez.
e) 10 uncu
maddede
belirtilen
tedbirlere
uymayan
gerçek ve
tüzel
kişilere
beşbin
Türk Lirası
idari para
cezası
verilir ve
faaliyetten
men edilir.
f) 14 üncü
maddede
belirtilen
acil
durumlarda
alınacak
tedbirlere
uymayan
gerçek ve
tüzel
kişilere
beşbin
Türk Lirası
idari para
cezası
verilir. Bu
kişilerce
ürün
piyasadan
toplattırılır,
eylemin
tekrarı
halinde
idari para
cezası iki
kat olarak
uygulanır.
g) 16
ncı
maddede
belirtilen
izlenebilirlikle
ilgili
hükümlere
uymayan
gerçek ve
tüzel
kişilere
beşbin
Türk Lirası
idari para
cezası
verilir,
eylemin
tekrarı
halinde
idari para
cezası iki
kat
artırılarak
uygulanır.
h) 17
nci
maddede
belirtilen
işyeri
sorumluluğu
ile ilgili
hükümlere
uymayan
gerçek ve
tüzel
kişilere
beşbin
Türk Lirası
idari para
cezası
verilir,
eylemin
tekrarı
halinde
idari para
cezası iki
kat olarak
uygulanır.
ı) Bu
Kanun’un 18
inci
maddesinde
belirtilen
sağlığın
korunması
ile ilgili
yasakları
ihlal eden
kişiler,
Türk Ceza
Kanunu‘nun
“Kamunun
Sağlığına
Karşı
Suçlar”
başlıklı
Bölümünde
yer alan
hükümlere
göre
cezalandırılır.
i) 19 uncu
maddesinde
belirtilen
ithalat ve
ihracatla
ilgili
yükümlülükleri
yerine
getirmeyen
gerçek ve
tüzel
kişilere
beşbin
Türk Lirası
idari para
cezası
verilir;
ürün,
ihracatçısı
veya
ithalatçısı
tarafından
piyasadan
toplattırılır,
eylemin
tekrarı
halinde
idari para
cezası iki
kat olarak
uygulanır.
j) 21 inci
maddedeki
reklam ve
tanıtımlarla
ilgili
hükümlere
aykırı
hareket eden
gerçek ve
tüzel
kişilere,
beşbin
Türk Lirası
idari para
cezası
verilir,
eylemin
tekrarı
halinde
idari para
cezası iki
kat olarak
uygulanır.
k) 22
nci
maddede
belirtilen
tüketici
haklarının
korunması
ile ilgili
hükümlere
uymayan
gerçek ve
tüzel
kişilere
beşbin
Türk Lirası
idari para
cezası
verilir,
eylemin
tekrarı
halinde
idari para
cezası iki
kat olarak
uygulanır.
l) Bu
Kanun’un 26
ve 27
nci
maddelerinde
belirtilen
sularla
ilgili
hükümler ve
takviye
edici
gıdalar,
bebek
mamaları,
özel tıbbi
amaçlı diyet
gıdalar ve
tıbbi amaçlı
bebek
mamaları ile
ilgili
hükümlere
aykırı
hareket eden
işyeri, bu
şartları
yerine
getirinceye
kadar
faaliyetten
men edilir
ve
sahiplerine
beşbin
Türk Lirası
idari para
cezası
verilir,
eylemin
tekrarı
halinde,
idari para
cezası iki
kat olarak
uygulanır.
m) Bu Kanuna
göre
yapılacak
denetimleri
engelleyenlere,
beşbin
Türk Lirası
idari para
cezası
verilir.
n) Üreticisi
tarafından
piyasadan
toplattırılmasına
karar
verilen
ürünler, bir
hafta içinde
toplanmak
zorundadır.
Ürünleri
toplamayan
üreticilere
ayrıca
beşbin
Türk Lirası
idari para
cezası
verilir,
ürünler
ilgili
mercilerce
toplattırılır
ve masraflar
yasal faizi
ile birlikte
üreticisinden
tahsil
edilir ve bu
suretle
toplattırılan
ürünlerin
mülkiyetinin
kamuya
geçirilmesine
karar
verilir.
Bu maddenin
uygulamasında,
eylemin
tekrarından
maksat,
aksine hüküm
bulunmayan
hallerde
eylemin
tespit
edildiği
tarihten
itibaren bir
yıl içinde,
ilk cezaya
konu eylemin
tekrar
işlenmesidir.”
şeklindedir.
B- Dayanılan
Anayasa
Kuralları
Anayasa’nın
2.,
6., 7., 8.,
11., 38.,
40. ve 128.
maddelerine
dayanılmıştır.
III- İLK
İNCELEME
Anayasa
Mahkemesi
İçtüzüğü’nün
8. maddesi
uyarınca
Mustafa
BUMİN, Haşim
KILIÇ,
Sacit
ADALI,
Fulya
KANTARCIOĞLU,
Ertuğrul
GÜRSOY,
Tülay TUĞCU,
Ahmet
AKYALÇIN,
Mehmet
ERTEN, Fazıl
SAĞLAM, A.Necmi
ÖZLER ve
Serdar
ÖZGÜLDÜR’ün
katılımlarıyla
8.9.2004
günü yapılan
ilk inceleme
toplantısında
dosyada
eksiklik
bulunmadığından
işin
esasının
incelenmesine,
yürürlüğü
durdurma
isteminin bu
konudaki
raporun
hazırlanmasından
sonra karara
bağlanmasına
oybirliğiyle
karar
verilmiştir.
IV-
ESASIN
İNCELENMESİ
Dava
dilekçesi ve
ekleri, işin
esasına
ilişkin
rapor,
iptali
istenilen
Yasa
kuralları,
dayanılan
Anayasa
kuralları ve
bunların
gerekçeleri
ile diğer
yasama
belgeleri
okunup
incelendikten
sonra gereği
görüşülüp
düşünüldü:
A- Yasa’nın
5.
Maddesinin
İkinci
Fıkrasının
İncelenmesi
Dava
dilekçesinde,
Yasa’da her
hangi bir
asli
düzenleme
yapılmaksızın
kamu ve özel
laboratuvarların
kuruluş,
çalışma izin
ve denetimi
ile ilgili
usul ve
esasları
belirleme
konusunda
yürütmeye
verilmiş
olan
yetkinin,
bir yasama
yetkisi
devri
niteliği
taşıdığı,
yürütme
organına
düzenleme
yetkisi
veren bir
yasa
kuralının,
temel ilkeyi
koyması,
çerçeveyi
çizmesi,
sınırsız,
belirsiz
geniş bir
alanı
yönetimin
düzenlemesine
bırakmaması
gerektiği,
temel
kuralları
koymadan,
ölçüsünü
belirlemeden
ve
sınırlarını
çizmeden,
yürütmeye
düzenleme
yetkisi
veren
kuralın,
Anayasa’nın
2.,
6., 7., 8.,
11. ve 38.
maddelerine
aykırı
olduğu ileri
sürülmüştür.
İptali
istenilen
kuralla
Bakanlıkça
yetkilendirilecek
kamu ve özel
laboratuvarların
kuruluş,
çalışma izin
ve denetimi
ile ilgili
usul ve
esasların
yönetmelikle
belirleneceği
öngörülmektedir.
Yasa’nın 5.
maddesinin
birinci
fıkrasında
ise, gıda
maddelerinin
ve gıda ile
temas eden
madde ve
malzemelerin
gıda
güvenliği,
hijyen
ve kalite
analizlerini
yapmak
üzere,
Bakanlıkça
yetkilendirilecek
kamu ve özel
laboratuvarların
kurulabileceği
belirtilmektedir.
Anayasa’nın
7.
maddesinde
yasama
yetkisinin
Türk Milleti
adına
Türkiye
Büyük Millet
Meclisine
ait olduğu
ve bu
yetkinin
devredilemeyeceği;
8.
maddesinde
ise yürütme
yetki ve
görevinin
Cumhurbaşkanı
ve Bakanlar
Kurulu
tarafından,
Anayasa’ya
ve yasalara
uygun olarak
kullanılacağı
ve yerine
getirileceği
öngörülmüştür.
Buna göre,
Anayasa’da
yasayla
düzenlenmesi
öngörülen
konularda
yürütme
organına
genel ve
sınırları
belirsiz bir
düzenleme
yetkisinin
verilmesi
olanaklı
değildir.
Yürütmenin
düzenleme
yetkisi,
sınırlı,
tamamlayıcı
ve bağımlı
bir
yetkidir. Bu
nedenle,
Anayasa’da
öngörülen
ayrık
durumlar
dışında,
yasalarla
düzenlenmemiş
bir alanda,
yasa ile
yürütmeye
genel
nitelikte
kural koyma
yetkisi
verilemez.
Kuralda,
kamu ve özel
laboratuvarların
kuruluş,
çalışma izin
ve
denetimleri
konusunda
yasa ile
esasları
belirlenmeden,
çerçevesi
çizilmeden
Bakanlığa
çok geniş
yetkiler
verilmektedir.
Yasa’da
açıkça
düzenleme
yoluna
gidilmeden,
laboratuvarların
kuruluşlarının
ve
çalışmalarının
gerekli
kıldığı
koşulları
belirleme
yetkisinin
idareye
verilmesi,
yasama
yetkisinin
devri
niteliğini
taşımaktadır.
Bu nedenle
kural
Anayasa’nın
7. maddesine
aykırıdır.
İptali
gerekir.
Kural,
Anayasa’nın
7. maddesine
aykırı
görülerek
iptal
edildiğinden
ayrıca 2.,
6., 8. ve
11.
maddeleri
yönünden
inceleme
yapılmamış,
38. maddesi
ile ilgisi
görülmemiştir.
B- Yasa’nın
9.
Maddesinin
Dördüncü
Fıkrasının
İncelenmesi
Dava
dilekçesinde,
yalnızca
risk
analizinin;
risk
değerlendirilmesi,
risk
yönetimi ve
risk
iletişimi
ile
bağlantılı
üç ayrı
süreçten
oluşan
sistemi
ifade ettiği
belirtilerek
bu
süreçlerin
soyut
tanımının
yapıldığı,
risk analizi
konusunda
temel ilke
konulup
çerçevesinin
çizilmediği,
sınırsız,
belirsiz ve
geniş bir
alanın
yürütmenin
düzenlemesine
bırakıldığı
belirtilerek,
kuralın
Anayasa’nın
2.,
6., 7., 8.
ve 11.
maddelerine
aykırı
olduğu ileri
sürülmüştür.
İptali
istenilen
kuralla,
risk analizi
ile ilgili
usul ve
esasların
yönetmelikle
belirleneceği
öngörülmektedir.
Yasa’nın
“Tanımlar”
başlıklı 3.
maddesinde,
risk
analizinin
tanımı; risk
değerlendirilmesi,
risk
yönetimi ve
risk
iletişimi
olarak
birbirleriyle
bağlantılı
üç ayrı
süreçten
oluşan
sistem
olarak
verilmiştir.
Aynı madde
gereğince
risk
değerlendirilmesi,
olabilecek
her türlü
tehlikenin,
nitelik ve
etkilerinin
bilimsel
olarak
belirlendiği
süreci; risk
yönetimi,
risk
değerlendirmesini,
diğer yasal
zorunlulukları
ve
gerektiğinde
uygun önlem
ve
seçenekleri
dikkate alan
süreci; risk
iletişimi,
risk
değerlendiricileri,
risk
yöneticileri
ve diğer
ilgili
tarafların
risk ve
riske
ilişkin
faktörlere
ait bilgi ve
düşünceleri
paylaşmasını
anlatmaktadır.
Yasa’nın 9.
maddesinde
risk
analizinin,
insan
sağlığının
korunması ve
gıda
güvenliğinin
sağlanabilmesi
için gıda
mevzuatı
uygulamalarında
esas
alınacağı;
risk
değerlendirilmesinin
de bilimsel
kanıtlara
dayanması,
bağımsız,
tarafsız ve
şeffaf bir
şekilde
yapılması
gerektiği;
risk
yönetiminde
ise, risk
değerlendirilmesinin
sonuçlarının
dikkate
alınacağı
belirtilmektedir.
Yasa koyucu
gerektiğinde
sınırlarını
belirlemek
koşuluyla
özel bir
uzmanlık ve
teknik bilgi
gerektiren
konuların
düzenlenmesini
idareye
bırakabilir.
Risk
analizinin
gıda
teknolojisine
ve bilimsel
esaslara
dayanılarak
yapılacağı
şüphesizdir.
Özel bir
uzmanlık ve
teknik bilgi
isteyen risk
analiziyle
ilgili usul
ve esasların
yasayla
ayrıntılı
şekilde
düzenlenmesi,
hızlı
teknolojik
ve bilimsel
gelişmeler
karşısında,
değişen
şartların ve
esasların
zamanında
yerine
getirilmesini
önleyebilir.
Bu bağlamda
bilimsel ve
teknik
alanlarda
temel
kurallar
saptandıktan
sonra
ayrıntıları
düzenleme
yetkisinin
idareye
verilmesi,
yasama
yetkisinin
devri olarak
nitelendirilemez.
Bu nedenle
kural
Anayasa’nın
7. ve 8.
maddelerine
aykırı
değildir.
İptal
isteminin
reddi
gerekir.
Kuralın
Anayasa’nın
2.,
6. ve 11.
maddeleriyle
ilgisi
görülmemiştir.
C-
Yasa’nın 10.
ve 14.
Maddelerinin
İkinci
Fıkralarının
İncelenmesi
Dava
dilekçesinde
10. madde
ile insan
sağlığı
üzerinde
zararlı bir
etkinin
olması
ihtimalinin
belirmesi ve
bilimsel
belirsizliklerin
sürmesi gibi
özel
durumlarda
uygulanacağı
belirtilen
ihtiyati
tedbirlerle
ilgili usul
ve esasların
yönetmeliğe
bırakıldığı,
14. madde
ile de hangi
hâllerin
acil durum
sayılacağı
ve bu
durumlarda
alınacağı
açıklanan
gerekli
tedbirlerin
neler
olduğuna
ilişkin
hiçbir
düzenlemenin
yapılmadığı
gerekçesiyle
Anayasa’nın
2.,
6., 7., 8.,
11. ve 38.
maddelerine
aykırı
olduğu ileri
sürülmüştür.
5179 sayılı
Yasa’nın
“İhtiyati
tedbirler”
başlıklı 10.
maddesinin
ilk
fıkrasında,
insan
sağlığı
üzerinde
zararlı bir
etkinin
olması
ihtimalinin
belirmesi ve
bilimsel
belirsizliklerin
sürmesi gibi
özel
durumlarda,
kapsamlı bir
risk
değerlendirmesine
imkân
sağlayacak
ileri
düzeyde
bilimsel
veriler elde
edilinceye
kadar,
geçici risk
yönetimi
tedbirlerine
başvurulabileceği
hüküm altına
alınmış,
dava konusu
ikinci
fıkrasında
ise,
ihtiyati
tedbirlerle
ilgili usul
ve esasların
yönetmelikle
belirleneceği
öngörülmüştür.
Yasa’nın
“Acil
durumlar”
başlıklı 14.
maddesinin
birinci
fıkrasında,
üretilen
veya ithal
edilen gıda
maddesinin,
zararlı
olabileceği
ihtimalinin
belirmesi
durumunda,
söz konusu
gıda
maddesinin
pazara
sunumu,
kullanımı ve
ithalatına
ilişkin
gerekli
tedbirlerin
alınacağı
kuralı yer
almakta,
iptali
istenilen
ikinci
fıkrada ise,
acil
durumlarla
ilgili usul
ve esasların
yönetmelikle
belirleneceği
hükme
bağlanmıştır.
Yasa’nın 9.
maddesinin
dördüncü
fıkrasına
ilişkin
gerekçeler
bu kurallar
için de
geçerlidir.
Bu nedenle
iptal
isteminin
reddi
gerekir.
Fulya
KANTARCIOĞLU,
Şevket
APALAK ve
Zehra Ayla
PERKTAŞ bu
görüşe
katılmamışlardır.
Kuralların
Anayasa’nın
2.,
6., 11. ve
38.
maddeleriyle
ilgisi
görülmemiştir.
D- Yasa’nın
23.
Maddesinin
Dördüncü
Fıkrasının
İkinci
Tümcesinin
İncelenmesi
Dava
dilekçesinde,
gıda kontrol
ve denetim
hizmetlerini
yapacak
olanların
seçiminde
dikkate
alınacak en
önemli
kıstasın
“nitelikleri”
olacağı,
nitelikten
soyutlanamayacak
bir seçime
ilişkin usul
ve esasların
kanunla
düzenlenmeyerek
yönetmeliğe
bırakılması
nedeniyle
kuralın
Anayasa’nın
2.,
6., 7.,
8.,11. ve
128.
maddelerine
aykırı
olduğu ileri
sürülmüştür.
Maddenin son
fıkrasının
iptali
istenilen
ikinci
tümcesi, “Bu
Kanun
kapsamındaki
gıda kontrol
ve denetim
hizmetlerini
yapacak
olanların
seçimi ve
yetiştirilmesine
ilişkin usul
ve esaslar
yönetmelikle
belirlenir”
şeklinde
düzenlenmiştir.
Anayasa’nın
128.
maddesinde,
“Devletin,
kamu
iktisadî
teşebbüsleri
ve diğer
kamu
tüzelkişilerinin
genel idare
esaslarına
göre
yürütmekle
yükümlü
oldukları
kamu
hizmetlerinin
gerektirdiği
aslî ve
sürekli
görevler,
memurlar ve
diğer kamu
görevlileri
eliyle
görülür.
Memurların
ve diğer
kamu
görevlilerinin
nitelikleri,
atanmaları,
görev ve
yetkileri,
hakları ve
yükümlülükleri,
aylık ve
ödenekleri
ve diğer
özlük işleri
kanunla
düzenlenir.
Üst kademe
yöneticilerinin
yetiştirilme
usul ve
esasları,
kanunla özel
olarak
düzenlenir.”
denilmektedir.
İptali
istenen
tümcede yer
alan gıda
kontrol ve
denetim
hizmetlerini
yapacak
personelin
5179
sayılı Yasa
gereğince
yapacakları
denetimlerin,
Devletin,
genel idare
esaslarına
göre
yürütmekle
yükümlü
olduğu kamu
hizmetlerinin
gerektirdiği
asli ve
sürekli
görevlerden
olması
nedeniyle
ancak
memurlar ve
diğer kamu
görevlileri
eliyle
yerine
getirileceği
ve denetim
elemanlarının
da bu
kapsamda
bulunduğu
açıktır.
Kaldı
ki maddenin
üçüncü
fıkrasında
gıda kontrol
ve denetim
hizmetinin,
657 sayılı
Devlet
Memurları
Kanunu’na
tabi en az
lisans
düzeyinde
eğitim almış
personel
tarafından
yapılacağı
belirtilmektedir.
Bu durumda,
5179 sayılı
Yasa’nın 23.
maddesinin
dördüncü
fıkrasının
ikinci
tümcesinde
yer alan
kontrol ve
denetim
hizmetini
yapacak
personelin,
hangi
alanlardaki
lisans
mezunlarından
olacakları,
nitelikleri,
seçilme
usulleri,
tabi
olacakları
sınavlar,
yeterliliklerinin
belirlenmesini
içeren seçim
ve
yetiştirilmelerine
ilişkin usul
ve esasların
yasayla
düzenlenmesi
gerekirken
yönetmelikle
belirlenmesi,
Anayasa’nın
128.
maddesinin
ikinci
fıkrasına
aykırıdır.
Kuralın
iptali
gerekir.
Kural
Anayasa’nın
128.
maddesine
dayanılarak
iptal
edilmiş
olduğundan
ayrıca 2.,
6., 7., 8.
ve 11.
maddeleri
yönünden
incelenmesine
gerek
görülmemiştir.
E- Yasa’nın
25.
Maddesinin
Birinci
Fıkrasında
Yer Alan
“…ilgili
mercilere…”
İbaresi ile
İkinci
Fıkrasının
İncelenmesi
Dava
dilekçesinde,
25. maddenin
birinci
fıkrasındaki
“ilgili
mercilere”
ibaresinin,
kontrol ve
denetim
sonuçlarına
karşı hangi
mercilere ve
hangi
sürelerde
itiraz
edileceğini
göstermediğinden
ve hukuk
devletinin
en önemli
öğelerinden
olan
“belirlilik
ilkesine”
aykırı
düştüğü;
maddenin
ikinci
fıkrasında,
itirazın
yapılacağı
merciler de
dâhil itiraz
hakkına
ilişkin tüm
düzenlemelerin
yönetmelikle
yapılması,
yasama
organına ait
ve
devredilemeyecek
bir yetki
olan “asli
düzenleme
yetkisi”
nin
devri
niteliğinde
bulunması
nedeniyle
Anayasa’nın
2.,
6., 7., 8.,
11. ve 40.
maddelerine
aykırı
olduğu ileri
sürülmüştür.
İptali
istenilen
ibarenin de
yer aldığı
birinci
fıkrada “Gıda
maddeleri ve
gıda ile
temas eden
madde ve
malzemeleri
üreten,
ithal ve
ihraç eden
ve satan
işyeri
yetkilileri,
kontrol ve
denetim
sonuçları
hakkında,
ilgili
mercilere
itiraz
edebilir”
denilmekte,
ikinci
fıkrada ise,
“İtiraz
hakkına
ilişkin usul
ve esaslar
yönetmelikle
belirlenir”
hükmü yer
almaktadır.
Anayasa’nın
40.
maddesinin
ikinci
fıkrası; “Devlet,
işlemlerinde,
ilgili
kişilerin
hangi kanun
yolları ve
mercilere
başvuracağını
ve
sürelerini
belirtmek
zorundadır”
şeklindedir.
Buna göre
Devletin
işlemlerine
karşı hangi
mercilere,
hangi
süreler
içinde
başvuracağının
belirtilmesi
yasayla
olabileceği
gibi,
yasanın
verdiği
yetkiye
dayanarak
tüzük,
yönetmelik
gibi bir
düzenleyici
işlemle de
yapılabilir.
Anayasa’nın
bu hükmü
ile,
Devlete
verilen
görev, somut
olaylarda
ilgili
kişiler
hakkında
tesis edilen
işlemlere
karşı
başvurulacak
kanun
yolları ve
merciler ile
sürelerin
belirtilmesi
zorunluluğuna
ilişkin
olup, bu
hususlara
yönelik
olarak her
yasada özel
bir
düzenleme
yapma
yükümlülüğünü
içermemektedir.
Dolayısıyla
burada
devletin
işlemlerinde,
hangi
mercilere ve
hangi
süreler
içinde
başvurulacağını
açıkça
göstermesiyle
ilgililerin
yetkili
makamlara
süresini
geçirmeden
başvurarak
hak arama
özgürlüklerinin
korunması
amaçlanmaktadır.
Anayasa’nın
125.
maddesinde
idarenin her
türlü eylem
ve
işlemlerine
karşı yargı
yolunun açık
olduğu
belirtilmektedir.
Buna göre,
ilgili
mercilere
itiraz
edilebileceğine
dair bir
kural
bulunmasa
bile Anayasa
ve yasalar
gereğince
ilgililerin
kontrol ve
denetim
sonuçları
hakkında
yargı yoluna
başvurma
olanakları
vardır. Bu
durum
karşısında,
işyeri
yetkililerine
tanınan
ilgili
mercilere
itiraz
hakkının,
yasayla
düzenlenmesi
ve hatta
itiraz hakkı
için özel
bir
düzenleme
yapılması da
gerekmez. Bu
hakka
ilişkin esas
ve usullerin
yönetmelikle
belirlenmesi,
asli
düzenleme
yetkisinin
devredilmezliği
ilkesini
ihlâl
etmediğinden
Anayasa’nın
2. ve 40.
maddelerine
aykırı
değildir.
İptal
isteminin
reddi
gerekir.
Kuralın
Anayasa’nın
6.,
7., 8. ve
11.
maddeleriyle
ilgisi
görülmemiştir.
Fulya
KANTARCIOĞLU,
Şevket
APALAK ve
Zehra Ayla
PERKTAŞ bu
görüşe
katılmamışlardır.
F- Yasa’nın
29.
Maddesinin
Birinci
Fıkrasının
(a) Bendinin
Birinci
Paragrafında
Yer Alan
“…üretimden
men edilir,…”
ve “…el
konulur…”,
İkinci
Paragrafında
Yer Alan
“…ürünlere
el
konulur,…”
ve Üçüncü
Paragrafında
Yer Alan
“…faaliyetten
men
edilir,…”,
“…el
konulur…” ve
“…izinleri
iptal
edilir.”,
(b) Bendinde
“…faaliyetten
men
edilir…”
(c) Bendinin
Birinci
Paragrafında
Yer Alan
“…faaliyetten
men edilir…”
ve İkinci
Paragrafında
Yer Alan
“…yöneticilikten
men
cezası…”,
(d) Bendinde
Yer Alan
“…el
konulur.”,
(e) Bendinde
Yer Alan
“…faaliyetten
men edilir.”
İbarelerinin
ve (f)
Bendinde Yer
Alan
“…toplattırılır,…”
Sözcüğünün
İncelenmesi
İptal
başvurusundan
sonra
Yasa’nın 29.
maddesi,
23.1.2008
günlü, 5728
sayılı
“Temel Ceza
Kanunlarına
Uyum
Amacıyla
Çeşitli
Kanunlarda
ve Diğer
Bazı
Kanunlarda
Değişiklik
Yapılmasına
Dair Kanun”
ile
değiştirilmiş
olduğundan,
bu maddeye
ilişkin
iptal istemi
hakkında
karar
verilmesine
yer
olmadığına
karar
verilmiştir.
V-
YÜRÜRLÜĞÜN
DURDURULMASI
İSTEMİ
27.5.2004
günlü, 5179
sayılı
Gıdaların
Üretimi,
Tüketimi ve
Denetlenmesine
Dair Kanun
Hükmünde
Kararnamenin
Değiştirilerek
Kabulü
Hakkında
Kanun’un;
A- 1- 5.
maddesinin
ikinci
fıkrasına,
2- 23.
maddesinin
dördüncü
fıkrasının
ikinci
tümcesine,
İlişkin
iptal
hükümlerinin
yürürlüğe
girmesinin
ertelenmesi
nedeniyle bu
fıkra ve
tümcenin
YÜRÜRLÜĞÜNÜN
DURDURULMASI
İSTEMİNİN
REDDİNE,
B- 1- 9.
maddesinin
dördüncü
fıkrasına,
2- 10.
maddesinin
ikinci
fıkrasına,
3- 14.
maddesinin
ikinci
fıkrasına,
4- 25.
maddesinin,
a-
Birinci
fıkrasında
yer alan
“…ilgili
mercilere…”
ibaresine,
b-
ikinci
fıkrasına
Yönelik
iptal
istemleri,
8.1.2009
günlü,
E.2004/69,
K.2009/6
sayılı
kararla
reddedildiğinden,
bu fıkra ve
ibarelere
ilişkin
YÜRÜRLÜĞÜNÜN
DURDURULMASI
İSTEMİNİN
REDDİNE,
C- 29.
maddesinin
birinci
fıkrasının;
1- (a)
bendinin,
a) Birinci
paragrafında
yer alan
“…üretimden
men
edilir,
…” ve “…el
konulur…”
ibareleri,
b) İkinci
paragrafında
yer alan
“…ürünlere
el konulur…”
ibaresi,
c) Üçüncü
paragrafında
yer alan
“…faaliyetten
men edilir,
…”, “…el
konulur…”
ve
“izinleri
iptal
edilir.”
ibarelerinin,
2- (b)
bendinde yer
alan
“…faaliyetten
men edilir…”
ibaresi,
3- (c)
bendinin,
a) Birinci
paragrafında
yer alan
“…faaliyetten
men edilir.”
ibaresi,
b) İkinci
paragrafındaki
“…yöneticilikten
men cezası
verilir.”
ibaresi,
4- (d)
bendinde yer
alan “…el
konulur.”
ibaresi,
5- (e)
bendinde yer
alan
“…faaliyetten
men edilir.”
ibaresi,
6- (f)
bendinde yer
alan
“…toplattırılır,
…”
sözcüğü,
Hakkında,
8.1.2009
günlü,
E.2004/69,
K.2009/6
sayılı
kararla
karar
verilmesine
yer
olmadığına
karar
verildiğinden,
bu ibare ve
sözcüklere
ilişkin
YÜRÜRLÜĞÜNÜN
DURDURULMASI
İSTEMİ
HAKKINDA
KARAR
VERİLMESİNE
YER
OLMADIĞINA,
8.1.2009
gününde
OYBİRLİĞİYLE
karar
verildi.
VI- İPTAL
HÜKMÜNÜN
YÜRÜRLÜĞE
GİRECEĞİ GÜN
SORUNU
Anayasa’nın
153.
maddesinin
üçüncü
fıkrasında,
“Kanun,
kanun
hükmünde
kararname
veya Türkiye
Büyük Millet
Meclisi
İçtüzüğü ya
da bunların
hükümleri,
iptal
kararlarının
Resmî
Gazetede
yayımlandığı
tarihte
yürürlükten
kalkar.
Gereken
hallerde
Anayasa
Mahkemesi
iptal
hükmünün
yürürlüğe
gireceği
tarihi
ayrıca
kararlaştırabilir.
Bu tarih,
kararın
Resmî
Gazetede
yayımlandığı
günden
başlayarak
bir yılı
geçemez”
denilmektedir.
2949 sayılı
Yasa’nın 53.
maddesinin
dördüncü
fıkrasında
da bu kural
tekrarlanmakta,
maddenin
beşinci
fıkrasında
ise, Anayasa
Mahkemesi’nin,
iptal
sonucunda
meydana
gelecek
hukuksal
boşluğu,
kamu
düzenini
tehdit veya
kamu
yararını
ihlal edici
mahiyette
görmesi
halinde,
dördüncü
fıkradaki
hükmü
uygulayacağı
belirtilmektedir.
5179 sayılı
Gıdaların
Üretimi,
Tüketimi ve
Denetlenmesine
Dair Kanun
Hükmünde
Kararnamenin
Değiştirilerek
Kabulü
Hakkında
Kanun’un
iptal
edilen, 5.
maddesinin
ikinci
fıkrasındaki
“Bu
laboratuvarların
kuruluş,
çalışma izin
ve denetimi
ile ilgili
usul ve
esaslar
yönetmelikle
belirlenir”
hükmü
ile
23.
maddesinin
dördüncü
fıkrasının
ikinci
tümcesindeki
“Bu Kanun
kapsamındaki
gıda kontrol
ve denetim
hizmetlerini
yapacak
olanların
seçimi ve
yetiştirilmesine
ilişkin usul
ve esaslar
yönetmelikle
belirlenir”
hükmünün
doğuracağı
hukuksal
boşluk kamu
yararını
ihlal edici
nitelikte
görüldüğünden
İPTAL
HÜKÜMLERİNİN,
KARARIN
RESMî
GAZETE’DE
YAYIMLANMASINDAN
BAŞLAYARAK
BİR YIL
SONRA
YÜRÜRLÜĞE
GİRMESİNE,
OYBİRLİĞİYLE
8.1.2009
gününde
karar
verilmiştir.
VII- SONUÇ
27.5.2004
günlü, 5179
sayılı
Gıdaların
Üretimi,
Tüketimi ve
Denetlenmesine
Dair Kanun
Hükmünde
Kararnamenin
Değiştirilerek
Kabulü
Hakkında
Kanun’un:
A- 5.
maddesinin
ikinci
fıkrasının
Anayasa’ya
aykırı
olduğuna ve
İPTALİNE,
OYBİRLİĞİYLE,
B- 9.
maddesinin
dördüncü
fıkrasının
Anayasa’ya
aykırı
olmadığına
ve iptal
isteminin
REDDİNE,
OYBİRLİĞİYLE,
C- 10.
maddesinin
ikinci
fıkrasının
Anayasa’ya
aykırı
olmadığına
ve iptal
isteminin
REDDİNE,
Fulya
KANTARCIOĞLU,
Şevket
APALAK ile
Zehra Ayla
PERKTAŞ’ın
karşoyları
ve
OYÇOKLUĞUYLA,
D- 14.
maddesinin
ikinci
fıkrasının
Anayasa’ya
aykırı
olmadığına
ve iptal
isteminin
REDDİNE,
Fulya
KANTARCIOĞLU,
Şevket
APALAK ile
Zehra Ayla
PERKTAŞ’ın
karşoyları
ve
OYÇOKLUĞUYLA,
E- 23.
maddesinin
dördüncü
fıkrasının
ikinci
tümcesinin
Anayasa’ya
aykırı
olduğuna ve
İPTALİNE,
OYBİRLİĞİYLE,
F- 25.
maddesinin;
1- Birinci
fıkrasında
yer alan “…
ilgili
mercilere …”
ibaresinin,
2- İkinci
fıkrasının,
Anayasa’ya
aykırı
olmadığına
ve iptal
isteminin
REDDİNE,
Fulya
KANTARCIOĞLU,
Şevket
APALAK ile
Zehra Ayla
PERKTAŞ’ın
karşoyları
ve
OYÇOKLUĞUYLA,
G- 29.
maddesi,
23.1.2008
günlü, 5728
sayılı
Yasa’nın
542.
maddesiyle
değiştirildiğinden,
maddenin
birinci
fıkrasının;
1- (a)
bendinin,
a-
Birinci
paragrafında
yer alan “…
üretimden
men edilir,
…” ve “…
el
konulur …”
ibarelerine,
b-
İkinci
paragrafında
yer alan “…
ürünlere
el konulur
…”
ibaresine,
c-
Üçüncü
paragrafında
yer alan “…
faaliyetten
men edilir
,…”,
“…
el
konulur …”
ve “…
izinleri
iptal
edilir.”
ibarelerine,
2- (b)
bendinde yer
alan “…
faaliyetten
men edilir
…”
ibaresine,
3- (c)
bendinin,
a-
Birinci
paragrafında
yer alan
“…faaliyetten
men edilir
…”
ibaresine,
b-
İkinci
paragrafında
yer alan “…
yöneticilikten
men cezası
…”
ibaresine,
4- (d)
bendinde yer
alan “…
el
konulur.”
ibaresine,
5- (e)
bendinde yer
alan “…
faaliyetten
men edilir.”
ibaresine,
6- (f)
bendinde yer
alan “…
toplattırılır,
…”
sözcüğüne,
ilişkin
KONUSU
KALMAYAN
İSTEM
HAKKINDA
KARAR
VERİLMESİNE
YER
OLMADIĞINA,
OYBİRLİĞİYLE,
H- İptal
edilen fıkra
ve tümcenin
doğuracağı
hukuksal
boşluk kamu
yararını
ihlal edici
nitelikte
görüldüğünden,
Anayasa’nın
153.
maddesinin
üçüncü
fıkrasıyla
2949 sayılı
Yasa’nın
53.
maddesinin
dördüncü ve
beşinci
fıkraları
gereğince
İPTAL
HÜKÜMLERİNİN,
KARARIN
RESMÎ
GAZETE’DE
YAYIMLANMASINDAN
BAŞLAYARAK
BİR YIL
SONRA
YÜRÜRLÜĞE
GİRMESİNE,
OYBİRLİĞİYLE,
8.1.2009
gününde
karar
verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ |
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT |
Üye
Sacit ADALI |
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU |
Üye
Ahmet AKYALÇIN |
Üye
Mehmet ERTEN |
|
|
|
|
|
Üye
A. Necmi ÖZLER |
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR |
Üye
Şevket APALAK |
|
|
|
|
|
Üye
Serruh KALELİ |
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ |
| |
|
|
|
KARŞIOY
GEREKÇESİ
27.05.2004
günlü, 5179
sayılı
Gıdaların
Üretimi,
Tüketimi ve
Denetlenmesine
Dair Kanun
Hükmünde
Kararnamenin
Değiştirilerek
Kabulü
Hakkında
Kanun’un:
1- 10.
maddesinin
ikinci
fıkrası;
İptali
istenilen
fıkranın yer
aldığı
“ihtiyati
tedbirler”
başlıklı
madde
hükmünde;
“İnsan
sağlığı
üzerinde
zararlı bir
etkinin
olması
ihtimalinin
belirmesi ve
bilimsel
belirsizliklerin
sürmesi gibi
özel
durumlarda,
kapsamlı bir
risk
değerlendirmesine
imkan
sağlayacak
ileri
düzeyde
bilimsel
veriler elde
edilinceye
kadar,
geçici risk
yönetimi
tedbirlerine
başvurulabilir.
İhtiyati
tedbirler
ile ilgili
usul ve
esaslar
yönetmelikle
belirlenir.”
denilmektedir.
Anayasa’nın
7.
maddesinde;
“Yasama
yetkisi Türk
Milleti
adına
Türkiye
Büyük Millet
Meclisinindir.
Bu yetki
devredilemez
“ hükmü yer
almıştır.
Buna göre,
Yasakoyucunun
temel
ilkeleri
koymadan
çerçeveyi
çizmeden
yürütmeye
sınırsız
yetki
vermemesi
belirsiz bir
alanı
yönetimin
düzenlemesine
bırakmaması
gerekir.
Nitekim,
Anayasa
Mahkemesinin
muhtelif
kararlarında;
“idarenin
görevleri
genel olarak
yasaların
uygulanmasını
göstermek ve
sağlamaktır.
Yasakoyucu
özel bir
ihtisas ve
teknik bilgi
gerektiren
konularda
hükümete
yetki
verebilir.
Ancak bu
yetkinin
yasa ile
belirlenmesi
gerekir.
Yasa ile
yetkilendirme
Anayasa’nın
öngördüğü
biçimde Yasa
ile
düzenleme
anlamına
gelmez.
İdareye
keyfi
uygulamalara
yol
açabilecek
geniş takdir
yetkisi
verilmesi
Anayasa’nın
7. maddesine
aykırılık
oluşturur”
denilmektedir.
Bu durumda
iptali
istenilen
madde hükmü
ile usul ve
esasları
yönetmelikle
düzenleneceği
belirtilen
ihtiyati
tedbirlerin
konu, amaç
ve koşulları
açısından
herhangi bir
çerçeve
çizilmeden
ve ölçü
getirilmeden
yasamaya ait
asli
düzenleme
yetkisi
yürütmeye
devredildiğinden,
Anayasa’nın
7. maddesine
aykırıdır.
2- 14.
maddesinin
ikinci
fıkrası;
İptali
istenilen
fıkranın yer
aldığı “acil
durumlar”
başlıklı
maddede;
“Üretilen
veya ithal
edilen gıda
maddesinin,
sağlığa
zararlı
olabileceği
ihtimalinin
belirmesi
durumunda,
söz konusu
gıda
maddesinin
pazara
sunumu,
kullanımı ve
ithalatına
ilişkin
gerekli
tedbirler
alınır.
Acil
durumlarla
ilgili usul
ve esaslar
yönetmelikle
belirlenir”
denilmektedir.
Madde
hükmünde,
hangi
durumların
“acil durum”
sayılacağı
ve bu
durumlarda
alınacağı
belirtilen
“gerekli
tedbirlerin”
neler olduğu
konusunda
herhangi bir
belirlilik
bulunmadığı,
böylece
çerçevesi ve
şartları
çizilmeden
ve ölçü
getirilmeden
belirsiz bir
alanda
idarenin
yetkilendirildiği
anlaşılmaktadır.
Bu durumda
10. maddenin
ikinci
fıkrasına
ilişkin
Anayasa’ya
aykırılık
gerekçesi
14. maddenin
ikinci
fıkrası için
de
geçerlidir.
Açıklanan
nedenlerle
yasamaya ait
asli
düzenleme
yetkisinin
yürütmeye
devri
niteliğindeki
düzenleme
Anayasa’nın
7. maddesine
aykırıdır.
3-
25.maddesinin
birinci
fıkrasındaki
“ilgili
mercilere”
ibaresi ile
ikinci
fıkrası;
İptali
istenilen
birinci
fıkradaki
ibare ile
ikinci
fıkranın yer
aldığı
maddede;
“Gıda
maddeleri ve
gıda ile
temas eden
madde ve
malzemeleri
üreten,
ithal ve
ihraç eden
ve satan
işyeri
yetkilileri,
kontrol ve
denetim
sonuçları
hakkında,
ilgili
mercilere
itiraz
edebilir.
İtiraz
hakkına
ilişkin usul
ve esaslar
yönetmelikle
belirlenir.”
denilmektedir.
Anayasa’nın
“Temel hak
ve
hürriyetlerin
korunması”
başlıklı 40.
maddesinin
ikinci
fıkrasında
(ek: 3. 10.
2001 - 4709
/16 md.)
“Devlet,
işlemlerinde,
ilgili
kişilerin
hangi kanun
yolları ve
mercilere
başvuracağını
ve
sürelerini
belirtmek
zorundadır.”
hükmü yer
almıştır.
Bu maddenin
gerekçesinde
de;
bireylerin
yargı ya da
idari
makamlar
önünde
sonuna kadar
haklarını
arayabilmelerine
kolaylık ve
imkan
sağlanmasının
amaçlandığı,
son derece
dağınık
mevzuat
karşısında
kanun yolu,
merci ve
sürelerin
belirtilmesinin
hak arama,
hak ve
hürriyetlerin
korunması
açısından
zorunluluk
haline
geldiği
belirtilmektedir.
Bu durumda;
iptali
istenilen
madde
hükmünde yer
alan “ilgili
mercilere”
ibaresi
kontrol ve
denetim
sonuçlarına
karşı hangi
mercilere ve
hangi
sürelerde
itiraz
edileceği
konusunda
açık
olmadığından
Anayasa’nın
40.
maddesine
aykırıdır.
Diğer
taraftan;
itiraz
hakkına
ilişkin usul
ve esasların
yönetmelikle
düzenleneceği
yolundaki
düzenleme
ise Yasama
organına ait
ve
devredilemeyecek
bir yetki
olan asli
düzenleme
yetkisinin
yürütmeye
devri
niteliğinde
olup
Anayasa’nın
7. maddesine
aykırıdır.
Açıklanan
nedenlerle
Yasa’nın
yukarıda
belirtilen
dava konusu
kural ve
ibarelerinin
iptali
gerektiği
düşüncesiyle
çoğunluk
görüşüne
katılmıyoruz.
|
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU |
Üye
Zehra
Ayla
PERKTAŞ |
Azlık Oyu
5179
sayılı
Gıdaların
Üretimi,
Tüketimi ve
Denetlenmesine
Dair Kanun
Hükmünde
Kararnamenin
Değiştirilecek
Kabulü
Hakkında
Kanun’un,
1- 10.,
14. ve 25.
Maddelerinin
ikinci
fıkraları
yönünden:
Anayasa’nın
7.
maddesinde
“Yasama
yetkisi Türk
Milleti
Adına
Türkiye
Büyük Millet
Meclisinindir.
Bu yetki
devredilemez
.” kuralı
öngörülmüştür.
Bu yetki
ancak, yasa
koyucunun
belirli
konularda
gerekli
kurallar
koyup,
ölçütler
geliştirip
ve sınırlar
gösterip
idareye
düzenleme
yapması için
devredilebilir.
Devredilmenin
sınırlı
oluşu
yasamanın
sahip olduğu
bu yetkinin
ilk elden
kullanılacak
genel ve
asıl yetki
olma
özelliğinden
kaynaklanmaktadır.
Davaya konu
kurallarda
ise,
Yasa’nın
gıda
güvenliği
temel amacı
doğrultusunda;
insan
sağlığının
zararlı
etkilerinden
korunmasını
amaçlayan ve
sonuçta
işyeri
uğraşlarını
önleme
niteliği
taşıyan
ihtiyati
tedbir,
acil durum
ve itiraz
hakkı
konularında
çerçeve
çizilmeden,
ölçüt ve
ilkeler
konmadan
yürütmeye
düzenleme
yapma
yetkisi
verilmesi
Anayasa’nın
7. maddesine
açıkça
aykırıdır.
Başka bir
deyişle,
ihtiyati
tedbir gibi
yargısal
çağrışımlar
yapan ve
itiraz hakkı
gibi
yargısal
evrenin
başlangıcı
niteliği
taşıyan
konular
yönetsel
niteliğe
döndürüldüğünde
boyutlarının
ve
kapsamının
somutlaştırılması
gerektiği,
ayrıca
ihtiyati
tedbir ve
acil durum
olgularının
çalışma
özgürlüğüyle
yakın
ilintileri
ve benzer
özellikleri
yönünden
yasal
çerçevenin
çizilmesinin
zorunlu hale
geldiği
kuşkusuzdur.
Öte yandan
risk analizi
yönünden 2.
maddedeki
tanımlarla
birlikte
genel
ölçütleri
içeren 9.
maddedeki
yaklaşım, bu
kuralların
anayasal
çelişkisini
gösteren
ayrı bir
olgudur.
2-
25.
Maddesinin
birinci
fıkrasında
yer alan
“ilgili
mercilere”
ibaresiyle,
ikinci
fıkrası
yönünden:
Yasama
yetkisinin
devredilmezliğiyle
ilgili
yukarıda
değinilen
ilkeler
ikinci fıkra
yönünden de
geçerlidir.
Bunlar
yanında:
Anayasa’nın
40.
maddesinin
ikinci
fıkrasında
“Devlet,
işlemlerinde,
ilgili
kişilerin
hangi kanun
yolları ve
mercilere
başvuracağını
ve
sürelerini
belirtmek
zorundadır.”
kuralı yer
almaktadır.
Bu kural
İdari
işlemlerde
bulunacak
öğelere
vurgu
yapmaktadır.
İtiraza konu
kuralın ise
kontrol ve
denetim
sonuçları
hakkında
itiraz
edilecek “merci”ye
değindiği
görülmektedir.
Yasalar
düzenledikleri
diğer
konularda
olduğu gibi
itiraz yolu
öngördüklerinde
de
belirsizliğe
gidecek,
farklı
yorumlar
oluşturacak
sözlerden
kaçınmalıdır.
Bu bakımdan
“ ilgili
merciler”
şeklindeki
anlatım
amaçlananın
yargı
yerleri mi,
yoksa idari
makamlar mı
olduğu
konusunda
duraksama
oluştururken,
itiraz
edilecek
yargı yeri
veya
idarenin
hangi makam
ya da
mahkemeyi
öngördüğü
konusunda da
kuşkuyu
yaşatmaktadır.
İtiraz
edilecek
yargı veya
idari
makamlar
yönünden
itiraz
sürelerinin
farklılık
gösterecek
olması da,
belirsizliği
ve kuraldaki
eksikliği
gösteren
diğer
olgudur.
Belirtilen
nedenlerle
5179 sayılı
Yasa’nın 10.,
14. ve 25.
maddesinin
ikinci
fıkralarıyla,
25. maddenin
birinci
fıkrasında
yer alan “
ilgili
mercilere”
ibaresinin
Anayasa’nın
2. ve 7.
maddelerine
aykırılığından
ötürü iptali
gerekeceği
oyuyla
karara
karşıyım.
Üye
Şevket
APALAK
|