.

     Değerli okuyucular, Dün yine hayatımın dönüm noktalarından birini yaşadım, Okul müdürü bir arkadaşımı ziyaret ettim mesai bitimi birlikte bir randevusuna gittik, yanımızda bir eczacı birde spor akademisi hocası vardı. Akşam trafiğinde 2-3 saatlik bir yolculuktan sonra Esenlerden Caddebostana gidebildik, trafik gerginliği, bazı arkadaşlarımızın yemek vaktinin geçmiş olmasından dolayı şekerinin düşmesi, stres derken Araştırmacı Ünal Güler'in Bağdat caddesindeki Himalaya Tuzu mağazasına ulaştık, Kısa bir tanışma faslından sonra Ünal Güler bizlere Himalaya Tuzu maceralarını, derin bilgi birikimini anlatmaya başladı.

Tuz benim için vücudun su tutması demekti, vücuttaki su ise kilo demekti, 60 yaşımın çoğunda tuzdan uzak durmaya çalıştım, aslında bir bakıma doğru yapmışım. Çünkü piyasada tüketilen sofra tuzunun %90'ı rafine tuz, Bütün gıdalarda olduğu gibi rafine olan ürün sağlıksız katkılar içermektedir. Tuzun akıcı olması için yapılan işlemde sağlığımızı tehdit eden unsurların varlığını bilirdim. ekmek ununun beyazlatılması ve kabarmasını sağlayan sentetik katkılar gibi.

Halbuki sağlıklı bir vücut için suyun ne kadar önemli olduğunu herkes bilir, bu nedenle doktorlar günde 2-3 litre su için derler, lakin içtiğim su hiçbir zaman bir litre olmamıştır.
Bu yazıda ve linkini verdiğim sitelerdeki tanıtım yazılarını dikkatlice okuyun, sağlığımızı korumada ne kadar yanlış yaptığımıza şahit olun, gerçi ben  onlarca yıldır çevreme daha yağ ve gıda olmayan margarin kullanımını terk ettirebilmiş değilim, ama bizden hatırlatması, kişilerin damak tatlarını sağlığına tercih etmesi bizim sorumluluğumuzda değil elbette.

Sayın Ünal beyden kaptığım tüyoları burada sizlerle paylaşmayacağım, haddimi aşmamak için bu konuyu Ünal beyin web sitelerindeki bilgilerin kısa yolunu sizlere vermekle yetineceğim.
Son olarak ben tuzsuz yaşadığım 60 yılımın telafisindeyim, sağlığımdan hiçbir sorunum olmamasına rağmen tuz'un bedenimiz için ne kadar gerekli olduğuna şahit oldum, gereğini yapıyorum. gerisi sizin kararınız.

Son not: Henüz himalaya tuzu tüketme konumunda olmayan okurlarımızın hemen yapacağı ilk iş akıcı-rafine tuz tüketimini terk ederek, turşu tuzu dediğimiz kalın kaya tuzu kullanmaya başlasınlar. %80 zarardan kurtulmuş olacaklar.
Birçok konuda tedavi olmak isterlerse aslında sodyum klorür oranı çok düşük olan himalaya tuzu kullanmaya başlasınlar. Abdullah Gözaydın fatihten@gmail.com

KONU HAKKINDA YAŞAMIN GİZEMİ WEB SİTESİNDE YOĞUN BİLGİYE ULAŞABİLİRSİNİZ TIKLAYINIZ

www.yasamingizemi.com   http://www.himalayatuzu.org/default.aspx sitelerinden aklınıza gelecek sorulara cevap bulabilir, Türkiye'nin ana ithalatçısı ile doğrudan iletişim kurabilirsiniz.

Değerli okurlar birçok internet sayfasından ve televizyonlardan tuz üzerine yerden mantar biter gibi bilgi bitmeye başladı. Bütün bu bilgilerin dayandığı bir kaynak var o da Yaşamın Gizemi Su ve Tuz kitabıdır. Ülkemizde bu kadar ticari açlık varken zaten bilselerdi bu bilgiyi daha önce ticari amaçlar gereği sizlere ulaştırırlardı. Bu bilgilerin herkese ulaşması bizim de en temel amacımız. Bu açıdan bakıldığında bütün bu mantar gibi biten bilgilerin bizim amacımıza yardımcı olduğu düşünülüyor. Oysa olay tam tersidir. İster internetten olsun ister TV den olsun yayılan bilgiler bize dayandığı halde, hiçbiri adımızı kullanmaz. Bizi rahatsız eden bu değildir. Ancak bunların hemen hepsi ticari amaçlarla yapıldığı için, hepsi ya eksik ya da gereksiz abartılı yanlış bilgi vermektedir. Birçok insan da bizi arayıp bu bilgilerin ne derece doğru olup olmadığını sormaktadır.

Hiçbir bilimsel çevrede bir bilgi birisinden alınırken, o kaynağın adını söylemekten korkmaz, kaçınmaz. Ne yazık ki ticarette böyle bir ahlak kalmamıştır. Oysa eskiden ticareti peygamberler yapardı. Bu nedenle altında kaynağı belli olmayan hiçbir bilgi bize ait değildir. Gene aynı kişilikler, yanlış Himalaya tuzu ile pazarları doldurdukları için yanlış bilgi vermek zorundadırlar. Bu yüzden kaynağı belli olmayan hiçbir bilgi güvenilir değildir.

Himalaya tuzu ve kalitesi üzerine: Tabiki bütün doğal tuzlar rafine edilmiş tuzlardan iyidir. Hiçbir köylü rafine tuzu ne hayvanına yedirir ne de peynirinde, turşusunda, zeytininde kullanır. Bu bilgiye, deneyerek ulaştılar. Peynire kullandılar peynir eridi örneğin. Bir ineğe bir hafta rafine tuz verin sütten kesilir, üç hafta verin dağa çıkamaz, üç ay verin romatizmaya düşer. İşte bugün insan oğlunun içine düştüğü bela bu beladır. Ancak doğal tuz dediğiniz zaman, doğrunun hepsini söylemiş olmuyorsunuz. Dikkat edilmesi gereken budur.

Her tuzun da bir kalitesi vardır. Bu kaliteyi ne yazık ki, yol tuzunda ararlar, boyada ararlar, dericilikte ararlar da, iş insan tüketimine geldiği zaman bu kalite, her nedense akıllara durgunluk verecek şekilde kaybolur gider. Yoksa birileri bizi toplu olarak hipnoz mu etti.


Evet her şeyde olduğu gibi himalaya tuzunda da bir kalite vardır. Bu kaliteyi biz nasıl anlarız?

1. Himalaya tuzunun %98'e kadarı turuncudur. Ama bunun içerisinden seçilerek alınan cam gibi kristalleşmiş bir tuz vardır ki onun adına da halit derler. Himalaya tuzunun en kalitelisi bu Halit kristalidir. Habire televizyonlardan bağırıyorlar, 'himalaya tuzu turuncu olur' diye. Doğrudur ama yemek için doğrumudur, bunun yanıtını vermiyorlar. Biz bu yüzden turuncu tuzu banyo tuzu olarak önermekteyiz.

2. Turuncu tuzlar tuz tebliğinden geçmez. Çünkü tuz tebliğine göre tuz beyaz olmak zorundadır ve sodyum klorür oranı %98 den fazla olmak zorundadır. Oysa turuncu tuz beyaz değildir ve sodyum klörür oranı %96 nın altındadır. Ayrıca turuncu tuz tuz tebliğinin diğer kriterlerine de uymaz. Bu yüzden sizlere turuncu tuz himalaya tuzudur diyenler doğru söylerler ama bir şeyi saklarlar sizden, yemek için ne kadar uygundur.  KONUNUN DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ
 

 

 

YORUMLAR:--------------------------------------------------------------------------------

Haber, Yorum, Resim göndermek için İrtibat: fatihten@gmail.com