Prof. Dr. İlber Ortaylı Gelmişiyle Geçmişiyle Tarihi kentimizi talan edenleri payladı.

   Fatih Belediyesinin organize ettiği "Tarihten Günümüze Yeni Fatih" konulu konferansta konuşan  Prof. Dr. İlber Ortaylı, İstanbul'u yönetenlerin bu kente çok büyük kötülük yaptığını, bilhassa 1940 - 1960 yılları arasında İstanbul'da yapılaşmanın derinlemesine olduğunu, bu derin temeller nedeniyle Roma'dan evveli Bizans ve Osmanlı kültürünün yok edildiğini söyledi.

   İstanbul'da belediye başkanlığı ve valilik uzun yıllar atama ile gerçekleşti. Bu dönemlerde   1945-60 arası: Lütfi Kırdar · Fahrettin Kerim Gökay · Kemal Hadımlı · Mehmet Mümtaz Tarhan · Ethem Yetkiner · Kemal Aygün
1960-63 arası askeri dönemde: Refik Tulga · Şefik Erensü · Refik Tulga · Turan Ertuğ · Kadri İlkay · Kamuran Görgün · Niyazi Akı · Mustafa Necdet Uğur
1963-80 arası:Haşim İşcan · Faruk Ilgaz · Fahri Atabey · Ahmet İsvan · Aytekin Kotil belediye başkanı oldu.
1980 sonrası Bedrettin Dalan'ın bu konuda kendinden evvelkileri aratmadığını biliyoruz.
Bu başkanların bazıları seçimle gelmiş olsa bile İstanbul'da gerçekleştirdikleri yıkımlar tarih ve kültür bilincinin ayaklar altına alındığı gerçeğini devam ettirmişlerdir.
  
   İstanbul'un özel bir yasa ile yönetilmesi gerektiğini söyleyen Ortaylı, Halen bilhassa sur içinde tarihi tahrip eden yapıların inşasının devam ettiğini, Her el atılan yerden tarih fışkırmasına rağmen gereken ciddiyetin gösterilmediğini söylediği konuşmasında, Şehirlerinde namusları vardır, Bu konuda Dünyanın en yoğun Tarihi mirasına sahip olan şehri İstanbul Namussunu kaybetmiş bir şehirdir diyerek, Yanlış anlamaları önlemek amacıyla, şehrin Namus  kavramına açıklık getirdi.
   Bir zamanlar aydın medeni ailelerin yaşadığı, komşuluk bilincinin insani olduğu, kökeni milli olan bir hayatımız vardı, Önce 50'li yıllarda İstanbul merkezine dev yollar açıldı, Bu yollar binlerce 1. derece anıt eser yok edildi, evet taşınması bir kenarda depolanması bile düşünülmedi. Yüzlerce cami, kilise, sinagog, muhteşem sivil mimarlık örneği bina, medrese, çeşme, sarnıç, iz bırakmayacak şekilde zindan yok edildi.

  Bu kültür ve tarih katliamı nedeniyle tarihi kent sanayi ve ticaret merkezine dönüştü, Bu nedenle Anadolu'dan başlık parası biriktirmeye gelen köylü, bekar gençlerin barındığı, işyeri haline getirilen konaklar ve medreseler tahrip edildi. Şehrin medeni insanları Kadıköy, Bakırköy gibi yeni semtlere taşınmak mecburiyetinde kaldı.

   Günümüzde İstanbul mevcut belediye kanunları ile yönetilemez, tahribatın daha da ileri boyutlara gitmeden İstanbul  için özel kanunlar çıkarılması gerektiğini ısrarla vurguladı.  Konuşmasında sık sık ilçemizden somut örneklerle süslediği konuşmasında  Günümüzdeki uygulamalardan rahatsız olduğunu dile getirdi.

   Prof. Dr. İlber Ortaylı konuşmasından kim alınırsa alınsın, bunlar gerçeklerdir. Kimsenin sekiz bin yıllık bir mirası kişisel menfaatleri için kullanamaz , Bu insanlığın ortak mirası kentin Bilhassa Paris banliyösü gibi restore edilmesi gerektiğinin altını çizdiği konuşmasında Henüz geç kalınmadığını, ciddi tedbirlerle ve hükümetin yakın müdahalesi ile İstanbul'da yapılacak düzenlemeler sonucu ilçemize yılda milyonlarca turistin gelerek konaklaması sağlanabilir dedi.

    Fatih belediyesinin bu sorumluluğu taşıyamayacağını, Mutlaka devletin bazı kurumlarının maddi, teknik ve kültürel destekleri ile tarih taranarak, Yurt içinden, yurt dışından resim, belge , Röleve ne varsa toplanmalı, Şehir 1940 öncesine kavuşturulmalıdır dedi.
    Çünkü 1940 yılına kadar yüzyıllarca şehirdeki yapılaşma mevcut binaların temelleri kullanılarak yeni yapılaşmalar gerçekleşti. 1940 sonrasındaki anlayış teknolojinin de yardımı ile derin temeller açılarak yeni, ruhsuz, hiçbir özelliği olmayan beton apartmanlar, hanlar şehrin kültürel kimliğini bozmuştur dedi.

    Sayın Ortaylı konuşmasının satır aralarında ısrarla ilçemizin isminin Fatih olmasının doğru olmadığını, dünyanın buraya "Suriçi" dediğini bu şekilde yeni düzenleme yapılması gerektiğini vurguladığı konuşmasına katılmadığımızı beyan ederiz, Batının bu söylemde menfaati ve kini vardır Sayın Ortaylı neye hizmet etmektedir anlayamadık.

   Ayrıca İlçemizde 5366 sayılı yasaya dayanılarak özel ve kamu kurumları eli ile "RESTORASYON" değil, Yenileme projeleri hayata geçirilmek isteniyor. Bu şekilde tiyatro dekoru sayılabilecek sahte betonarme binalar ada bazında inşa edilmek isteniyor.
    Ortaylı konuşmasının birçok yerinde bu yenileme girişimlerini desteklediğini beyan etti, Konuşmanın içeriği ile zıt düşen bu durumun Ortaylıya ısmarlama söyletildiğini sanıyoruz.

   Kısaca anladığımız Tarihi yarımada Fatih ilçemiz üzerinde çok karanlık oyunlar sahnelenmek isteniyor, Bu amaca yönelik, ülkemizde takdir edilen birçok akademisyene bu konuda görev verilmiş, halkın tepkisinin yumuşatılması düşünülüyor diye anlıyoruz.  Bu yıkıma azmeden mahfillerin büyük bir suçluluk içinde olduğunu sanıyoruz, hayata geçirmeye çalıştıkları bütün projelerde Tarih, kültür, sanat YOK!, Sadece Rant var.

   Değerli akademisyenlerimizin bu amaca piyon olmasını kabul etmek imkansız, Bu rant projeleri birilerine  göre şehri temizliyor, güzelleştiriyor.
   Burada tarihini inkar eden bir zihniyetin varlığını görüyoruz, bu gün inkar edilen o tarih binlerce yıl Dünyanın liderliğini gerçekleştirdi, modern yaşamı savunanlar, sizin ne eseriniz var ?,  diye soruyoruz haklı olarak.

 

 

YORUMLAR: Konuşmanın çözümü devam ediyor en kısa zamanda detaylı olarak yayınlanacaktır.