.ABD'nin İran'a niçin
saldırmadığı belli oldu!

Son yüzyılda dünyayı kana bulayan
Siyonist düşünce, Artık ABDye
isteklerini kabul ettiremeyeceğe
benziyor. Büyük İsrail hayali başka
bahara!
ABD bugün İran'ı Afganistan ve Irak
üzerinden doğudan ve batıdan
kuşatmışken, güneyde denizden, Körfezde
hemen burnunun dibine kadar sokulmuşken,
Türkiye ile stratejik işbirliği içinde
iken bunu başaramıyorsa, hiçbir zaman bu
kadar avantajlı bir durumda olmayacak..
Kalın kafalı bu Bush nihayet anladı..
Öfkesi ve korkusu aklından daha büyük
olan İsrail hâlâ anlamak istemiyor..
AA'dan geçtiğimiz günlerde geçilen haber
“İsrail saldıracakmış Bush engellemiş”
başlığı ile verildi.. Bush saldırmak
istemediğinden değil, neden
saldıramayacaklarından yola çıkarak
İsrail'i bundan vazgeçirmeye çalışıyor.
İsrail'in buna tepkisi ise, “Büyük
İsrail hayalimiz öldü” şeklinde oluyor.
Eğer bugün değilse ne zaman? Cevap çok
açık ve net.
-Hiçbir zaman..
Yani acı gerçek şu, “Tanrıyı kıyamete
zorlayamıyorlar..” Süleyman Mabedi'nin
yeniden inşası, en azından bugünün
sorunu değil.. Tabii yine de geleceği
Allah bilir..
ABD bugün İran'ı Afganistan ve Irak
üzerinden doğudan ve batıdan
kuşatmışken, güneyde denizden, Körfezde
hemen burnunun dibine kadar sokulmuşken,
Türkiye ile stratejik işbirliği içinde
iken bunu başaramıyorsa, hiçbir zaman bu
kadar avantajlı bir durumda olmayacak..
Bush'un İsrail'in 60. kuruluş yıldönümü
dolayısıyla yaptığı İsrail ziyaretinde
14 Mayıs'ta, İsrail Başbakanı Ehud
Olmert'in konuyu gündeme getirdiği;
Bush'un Olmert'e, kendisi görevde
bulunduğu sürece bu konudaki görüşünü
değiştirmeyeceğini söylediği ileri
sürülüyor..

Bush'un İran'a
yönelik İsrail saldırısına karşı
çıkmasını başlıca iki noktaya
dayandırdığı belirtilirken, bunların,
"İran'ın misillemede bulunarak, Irak ve
Afganistan'daki ABD askerlerinin de
dahil olduğu hedefler ile Basra
Körfezindeki ve okyanustaki ABD
gemilerine saldırılar düzenleyeceğinden
duyulan kaygı" ve "İran'a yönelik tek
bir saldırının bu ülkenin nükleer
tesislerini yok etmeye yeterli
olmayacağı ve İsrail'in, topyekûn bir
savaş tehlikesi yaratmadan çok sayıda
saldırı düzenleyemeyebileceğinden
duyulan kaygı" olarak sıralanıyor..
ABD’nin en büyük hayal kırıklığı,
Kürtler, Azeriler, Belüçler ve Huzistan
bölgesindeki Arap Şiası üzerindeki
hesapları. Hiç biri tutmadı. Şia içinde
bölünme meydana getiremedi.. Yani evdeki
hesap çarşıya uymadı.. Zaten Amerika'nın
başı belada. Ekonomi kötü. Amerikan
markalarına güven sıfır.. Dolar da
sürekli değer yitiriyor. 11 Eylül
felaketin başlangıcı oldu.. Enron'un
batışı ile başlayan iflas süreci devam
ediyor. En son haber: ABD hükümeti,
ülkenin en büyük mevduat bankası
Washington Mutual'a el koydu. Bankanın
varlıklarının ise JPMorgan tarafından
1,9 milyar dolara satın alındığı
belirtiliyor..
Sırada daha birçok şirket bulunuyor.
Çöküşün domino etkisi yaparak, borsadaki
dalgalanmaları birçok şirketi krize
sürükleyebileceği, borsada oynayan küçük
yatırımcının ürkek davranması halinde,
batmayacağı varsayılan şirketlerin bile
batma tehdidi ile karşı karşıya
kalabileceği belirtiliyor.
ABD artık kimsenin umudu ya da korkusu
değil. “Kendisi himmete muhtaç bir dede,
nerde gayrıya himmet ede” durumuna
düşmüştür. Kendi iç sorunları ile,
ekonomik sorunları ile baş edemeyen,
dünyada saygınlığını, inanılırlığını,
ciddiyetini ve caydırıcılığını yitirmiş
Amerika var artık..
BM’de artık İsrail ve ABD'yi eleştiren
sesler yükseliyor.. Eskiden ABD'yi
arkasına almak güçlü olmanın bir ifadesi
iken, artık ABD ile birlikte gözükmek
prim yapmıyor..
Evdeki hesaplar çarşıya uymuyor..
Öngörüler gerçekleşmiyor.. ABD bir
yandan kendi kabuğuna çekilirken, ABD'yi
fırsatlar ülkesi olarak gören yabancılar
ve global sermaye, kendine daha emin
limanlar arıyor. Amerikan kültürü,
parası, yaşam tarzı, politikası,
borsası, ekonomisi, sanatı, kültürü,
hiçbir şeyi para etmiyor.. Hatta bunlar
can sıkıcı bir hal aldı.. Hamburgeri,
Colası, Microsoftu hepsi bir illüzyon
olarak algılanıyor artık..
Özgürlükler ülkesi, fırsatlar ülkesi
imajı da yara aldı..
11 Eylül sonun başlangıcı idi.
Kennedy'nin vurulması ile ABD'de taşlar
yerinden oynadı. Filistin, Afganistan,
Irak politikaları dramatik gerçeği gün
yüzüne çıkardı. 11 Eylül ise tarihi bir
dönüm noktası idi. Şimdi gelinen noktada
asıl sorun şu: Çin kapitalizme, Amerika
sosyalizme mi dönüyor.. Amerikan
borsalarının anında çöküşüne sebeb olan
karar, bu tartışmaya sebeb oldu.
Temsilciler Meclisi'nin, mali krizin
atlatılması için hazırlanan 700 milyar
dolarlık paketi reddetmesinin ardından
ABD borsaları tarihinde bir ilki yaşadı.
New York Menkul Kıymetler Borsasında Dow
Jones, tarihinde ilk kez 777.68 puan
kaybetti. New York borsasında gayri
resmi kapanışa göre Nasdaq endeksi de
199.61 puan (yüzde 9.14) kaybetti.
Kriz “Amerikan yüzyılının sonu” olarak
yorumlanırken, 11 Eylül'den bu yana en
büyük kriz olarak tanımlanıyor.. Krizin
artçı şokları piyasada yeni iflaslara
sebeb olurken, Amerikan ekonomisinde
yeni teorik tartışmaları da beraberinde
getirmesi bekleniyor.
Bu sonuç, sadece piyasaları değil,
Cumhuriyetçi Parti'yi de vurdu..
Krizin etkileri dalga dalga paralel
ekonomileri de vuracak.. Dolar'a bağlı
ülkelerde de benzer krizler yaşanacak..
Dolar ilk anda yükseliyor gibi olsa da,
aslında bu borsada satılan hisse
senetlerinin karşılığı olan para olup,
hemen başka bir kanala gideceğinden,
dolar bu ani yükselişin ardından hızla
değer kaybedecektir..
Bu çöküşün ardından göreceksiniz
dolardan kaçış hızlanacak.. Birçok ülke
paralarını dolara bağlı olmaktan
çıkaracak ve dolar üzerinden dış ticaret
ve nakit bulundurma konusunda
kararlarını yeniden gözden
geçireceklerdir.
Küçük tasarrufçular da öyle. Keşke
Merkez Bankası da döviz stoklarını dolar
olmaktan çıkarsa. Sanırım bu kriz önce
İngiltere'yi vuracaktır.. İngiltere bu
krizi AB ülkelerine, Kanada, Avustralya,
Yeni Zelanda, Güney Afrika, Hindistan
gibi ülkelere yayabilir.. Bu dalga
tekrar döner gelir Amerika'yı vurur..
Yani Amerika'yı sadece artçı sarsıntılar
değil, bumerang etkisi yapan ikinci
dalga da vuracak.. Şiddeti bu kadar
yüksek olmasa bile, etkisi daha yaygın
bir şekilde hissedilecek.. Sadece makro
dengeleri değil, ekonomideki durgunluk
sebebi ile kritik eşikte bulunan daha
kırılgan hale gelen mikro dengeleri de
sarsacak..
Bunun sonucu, büyük finans marketleri
yanında küçük yatırımcı da göreceksiniz
valizini toplamaya başlayacak.. Bu
krizden sonra Amerikan borsalarını 1
trilyon dolar da kurtaramaz.. Daha
şimdiden borsa krizinin faturası 1
trilyon doları aştı. Neyse ki, İslâm
dünyası Ramazan Bayramı sayesinde bu
şoku kolay atlattı..
Peki Türkiye nasıl etkilenir bu işten?.
İlk önce bir dalgalanma olur. ABD'ye
bağlı şirket hisselerinde bu sarsıntı
daha yüksek oranda hissedilir. ABD'ye
ihracat yapan ülkelerde de bir sıkıntı
yaşanır, ama sonunda ABD'den kaçan
paraların Türkiye'ye kaçma eğilimi,
piyasaların hızla toparlanmasına sebeb
olur.
Dolar'daki düşüş, petrol giderlerimiz
üzerinde olumlu bir etki yapar..
ABD seçim ve kendi iç derdi ile
uğraşacağından, İran, Irak ve Filistin
üzerindeki baskıları azalır. Tabii eğer,
dikkatleri başka yöne çekmek için
bölgeye yönelik bir kriz operasyonu
başlatılmazsa. Tabii böyle bir şey ABD
için intihar olur. Onun için zor bir
ihtimal..
AB bu işten ciddi olarak etkilenir.. ABD
şirketleri ile ortaklık kuran AB
şirketleri pozisyonlarını yeniden gözden
geçirme gereği duyabilirler..
Amerikalılar için şimdi her şeyi yeniden
düşünmenin, konuşmanın zamanı gelmiş
gözüküyor.. Şirket kurtarmayı
düşünüyorlar artık. “Korumacı”lık
yapmaya hazırlanıyorlar.. Tuzları kuru
idi, herkese akıl veriyorlardı. Hadi o
üniversiteleri çıksınlar bakalım bu işin
içinden çıkabiliyorlarsa.. Duvarmish
Kızılderililerinin reisi Seatle’nin
geleceğe ilişkin söyledikleri şimdi
gerçek oluyor.. Kızılderililerin,
bufaloların başına gelen, “Beyaz Adam”ın
da başına gelecek.. “Zulm ile abad
olunmaz. Ne demişler: Alma mazlumun
ahını, çıkar aheste aheste!”
Selâm ve dua ile.
Vakit