.
İSLAM – İMAN ve BİZ


Bir hayat yaşıyoruz, Adına Hayat denirse.

Sevgiden yoksun, Merhametten Yoksun, Özveriden yoksun.

Hep şikâyet ediyoruz, Hep İstiyoruz, Vermeye gelince görmeyen göz, Duymayan kulak oluyoruz.

“Siz birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız, İman etmedikçe kurtuluşa kavuşamazsınız” hükmü bize ne hatırlattığını bilenimiz ve yaşayanımız %kaç?

Sevgi; Hayat sevgidir, Mutluluk Sevgi, Allah cc. Sevgidir, Kul Sevgi.

Dağları sevdik, çiçekleri, kuzuları, Güneşi, Kar’ı, Yağmuru, İnsanı sevmeyi unuttuk.

Kalplerimiz karanlık, Kör olmuş kalp gözleri. Görmüyor görmekle sorumlu olduğu gerçekleri.

Bir Hayat Yaşıyoruz, Yapayalnız, Bir çile yaşıyoruz akıbeti karanlık.

Düşünemeden, Akıl edemeden, kul olmanın erdemine kavuşamadan.


Neden? Niçin? Niye? Diye sormayı bile akıl edemiyoruz.
Bir büyük karanlık kuşatmış tüm hayatı, Kalp gözleri kör, Ceset gözleri görmekten mahrum.

Sebep ve Sonuç üzerine düşünmek yerine daha fazla içimize kapanıyor, daha fazla bireysel yaşamayı tercih ediyoruz ve daha fazla karanlığa, daha fazla mutsuzluğa mahkûm oluyoruz.


Aslında hepimiz biliyoruz, Sebep hayatımızdan kovduğumuz İslam.

Evet, Kovduğumuz, Her ne kadar günde beş defa semayı delen uzun minarelerimizden Allah cc. Uludur, yoktur ondan başka tapacak diye gök kubbe inlese de, hayatımızda Allah cc. YOK!, Sokaklarımızda Allah cc. YOK!, çarşı pazarda Allah cc. YOK!, Okullarımızda Allah cc. YOK!, Resmi hayatımızda Allah cc. YOK!.


Boşuna kendimizi aldatmayalım. Gönüllerimiz Allah cc. ile dop dolu diyenleriniz olacaktır, Yalan söylüyorsunuz, Kahhar çoğunluğumuz Yalan söylüyor.

Biz Allahsız yaşıyoruz, Biz merhametsiz yaşıyoruz, Biz Sevgisiz yaşıyoruz.


Bu nedenle kendi gönlümüzde huzur yok, evimizde sevgi yok, sokağımızda kardeşlik yok, şehrimizde düzen yok, ülkemizde birlik yok. Bu yokların istikbali elbette yok olmak olacaktır.
Tabiat kanunları çok katıdır, ne kadar müdahale edilse sonunda kendi fıtratının gereğini yapacak, yaşamak, var olmak şartlarını yerine getirmeyen bitkileri, hayvanları, İnsanları yok edecek, toprak edeceği gibi, Soyları, Milletleri de tarih edecek hatta tarihi hafızalardan silecektir.


Var olmanın, Mutlu olmanın, Güvende yaşamanın sırrı diye bir şey yok, İnsanı ve hayatı Yaratan Allah cc. Hayatı kullanma kılavuzumuz Kur’an, Yaşamsal Örnek Resulullah s.a.v dir.

İnandık Kabul ettik elhamdülillah, İman söz değildir, iman sadece tasdik değildir, İnanılan ve Kalplerde tasdik edilen Kur’an ve Sünnet’in hayatta tatbik edilmesidir.

Daha fazla sizleri tedirgin etmek istemiyorum, Günümüzde yaygın olan batıl bir inanış olan, “inandım, kabul ettim, Eşhedü en lâilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammed en Resulullah”

İle başlayan ve biten bütün şahadetler eğer hayatta tatbik edilmiyorsa bu büyük bir yalandır, iftiradır, münafıklıktır.

“Eşhedü” görmüş, dokunmuş gibi inandım dediğimiz nedir, elbette ki Kuran ve Sünnettir, Bunların hayatınızdaki uygulaması nedir? İşte ne kadar şahadetinizi yaşarsanız o kadar Müslümansınız, boşuna kendinizi aldatmayın, istikbalde mahrum kalanlardan olmayın.

Vesselam Abdullah Gözaydın

Fatihten@gmail.com www.sivilhareket.com www.hayrat.net

Not: Sadece Allah için Sevmek, Vermek!
Sevgileri Arttırır, Malı mülkü çoğaltır, Güven ve emniyeti sağlar, Toplumsal beğeniyi sağlar,

Kin ve Nefreti yok eder, Düşmanlarınızı yıldırır, ferasetiniz kuvvetlenir ( Beden gözlerinizin göremeyeceğini görmeye başlarsınız ) hayatınızın tamamı ibadet ile yaşanmış olur.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

.YORUMLARINIZ:
 
Yaşar Metehanoğlu
AHİR ZAMAN MÜSLÜMANLIĞI
Aziz Hocam,yazınızı okudum ve biraz korktum.Zira bizleri hemen ateş bekliyor gibiydi.Ama bizler elhamdülillah ahir zaman Müslümanlarıyız.Bu zamanda ne kadar kafir ne kadar münafık ne kadar hain ,zorba,hırsız,arsız,soysuz,gaspçı,soyguncu,namussuz,vicdansız,katil vs..var ise hepsi bir avuç mümine düşman değil mi?
Ahir zaman Müslüman'I bir caninin ahlaksızlığını görse de hiç bir şey yapamasa da içinden "Keşke bunlar gizli yerde ahlaksızlık etseler,,diye içinden geçirse inşallah kurtulacaklar şeklinde hadisler hatırlıyorum..
Hocam bize biraz nefes..biraz müjde..
Allah'a emanet olunuz.
Bilvesile selam ve saygılar..Av.Yaşar metehanoğlu
17 Nisan 2009 Cuma Saat 23:37
Cansu
Ebu Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Canım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız!"
Sevgili Peygamberimiz, İslam'a göre her işin başı ve ahretin yegane geçer akçesi olan iman ile sevgi arasındaki bağı en çarpıcı biçimde bu hadisinde dile getirmiş bulunmaktadır. Konunun ehemmiyetine binaen yemin ederek söze başlamış ve önce kesin bir gerçeği, imansız cennete girilemeyeceğini haber vermiştir. Sonra da cennete girebilmenin vazgeçilmez şartı olan imanı elde edebilmek için müminlerin birbirlerini sevmeleri gerektiğini, aynı kesinlikle ve aynı açıklıkla bildirmiştir: "Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız!"

Bundan şu sonuç çıkmaktadır: İman, nasıl cennete girebilmenin, vazgeçilmez şartı ise, müminleri sevmek de tam ve kamil bir imana sahip olabilmenin biricik şartıdır. Mümin, kendisiyle aynı imanı paylaşan herkesi, ırkına, rengine, yurduna ve diline bakmaksızın sevecek, onlara karşı muhabbet ve sorumluluk duyacaktır. Çünkü imana sınır, yine imanın kendisiyle çizilebilir.

Müslümanları, tasa ve kıvançlarını paylaşma, dertlerini dert edinme seviyesinde sevgi ve ilgiye layık bulmanın tabiî sonucu onlarla selamlaşamaz hale gelmemektir. Selam, Müslümanlar arasında oluşacak sıcak ilgi ve alakanın mukaddimesidir. Müslümanlar selam ile tanışır, bilişir ve sevişirler. Onları aynı inanç çizgisinde birleştiren, bir anda kalbî duygularla birbirlerine bağlı olduklarını hissettiren sihirli kelime selamdır. Bu hadisten hareketle, büyük muhaddis Tîbî'nin de ifade ettiği gibi, selamı yaymak sevginin sebebi, sevgi imânın kemalinin ve Allah'ın dinini her şeyin üstünde tutmanın ve onu bütün yeryüzüne hâkim kılmak için var gücüyle çalışmanın sebebidir ki, bu gerçek müminliktir.

Sevgili Peygamberimiz, sadece tespit ve teşhis ile kalmaz, mutlaka tedavi yollarını da Müslümanlara gösterir. Bu hadîs-i şerîfte de onun böyle bir uygulamasını görmekteyiz. Müslümanlar arası ilişkilerin sevgi düzeyine çıkarılabilmesi için nereden başlanması gerektiğini, "Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi, aranızda selamı yayınız!" sözleriyle ortaya koymuş bulunmaktadır. Artık sonuç belli, vasıta belli, o vasıtayı elde edebilmek için gereken sermaye (sevgi) belli, o sermayeye ulaşmak için atılacak ilk adım da bellidir. Ötesi Müslümanlara kalmıştır.

Cennet-iman-sevgi-selam irtibatı, konumuz olan sevginin önem ve yerini göstermesi bakımından başkaca hiçbir söze ihtiyaç bırakmayacak kadar açıktır.
20 Mart 2009 Cuma Saat 19:0