|
İstanbul'a Vurulan
Darbeler;

İstanbul öyle bir şehir ki herkesin bu şehirde bırakmak
istediği izler var. Her dönemin yöneticilerinin bu kente
kattığı yara(r)lar halen daha etkisini sürdürüyor. Bu ülkeyi
yöneten herkes İstanbul'a iyi ya da kötü bir şey bırakmak
istemiyor mu? Yeter ki bir şeyi bırakıp, gitsin bu kente...
Halen daha bu durumun devam ettiğini görmek mümkün. Yerel
yönetimlerin yok sayıldığı, merkezden gelen kararlarla
seneledir şekillenen bir İstanbul var. İstanbul'un,
Cumhuriyet'in ilanı ile birlikte planlı bir gelişim ile
büyümesi, modern ve çağdaş bir vizyona sahip olması
amaçlanmıştı. Henry Prost gibi yurtdışından gelen mimarlar
ile kente radikal değişimler öngörülmüştü. Bu değişimler,
sonraki dönemlerde de devletin başına geçenlerin kararları
ile de devam etmişti.
İstanbul'a Cumhuriyet Dönemi'nden sonra radikal kararlar ile
önemli izler bırakanlardan biri de, 1950 - 1960 döneminde
başbakanlık yapmış olan ve 1961'de siyasi görüşleri nedeni
ile idam edilen Ali Adnan Menderes'ti.

O dönemde İstanbul'u büyük bir inşaat alanına çeviren
"Menderes İmar Operasyonları" 1956 yılında başladı. Bu
dönemde yapılan planlama çalışmalarına ve Menderes'in
İstanbul'a bıraktığı izlere biraz ışık tutalım.
O dönemin genel konjektörü, ithal ikameci sanayileşmenin
gelişimini öngörmüştü. Hükümetin aldığı ekonomik kararlarla,
özel girişimin "doğal" eğilimlere biçimlenmesi
hedeflenmişti. İthal ikameci sanayinin de İstanbul merkezli
olarak gelişimi, kentin cazibesini daha da arttırmış,
ülkedeki ekonomik açıdan oluşacak bölgesel eşitsizliği
tetiklemişti.
İstanbul, her dönemde insanlar için bir cazibe merkezi
olmuştu. İlk göç dalgasıyla gelenler, Haliç çevresiyle sur
dışındaki sanayi kuruluşlarının çevresinde yerleşmiş,
Kâğıthane ve Zeytinburnu'nda, ilk gecekondu mahallelerinin
çekirdekleri oluşmuştu. 1951'de kentin tümündeki gecekondu
sayısı 8.500 iken, 1957'de yalnızca Zeytinburnu 26 bin
konutta 60 bin kişinin yaşadığı bir gecekondu mahallesi
haline gelmişti. Nüfusu hızla artan Zeytinburnu, 1957'de
ilçe statüsüne kavuşmuştu. Anadolu yakasında da Ankara
Asfaltı (E5 Karayolu ) üzerindeki sanayi kuruluşları
çevresinde gecekondulaşma başlamıştı.
İkinci büyük gecekondu mahallesi ise ilk kez 1950'lerde
Bulgaristan ve Yugoslavya'dan gelen göçmenlerin
yerleştirilmesiyle oluşan Taşlıtarla'da ortaya çıkmıştı.
Taşlıtarla, daha sonra Anadolu'dan gelen göç akınlarıyla da
büyüdü.
1950'lerin üçüncü büyük gecekondu alanı ise Kağıthane
çevresinde gelişmiş, yeni sanayi alanları açılması ile
Halkalı, Maltepe gibi denetim dışı alanların parsellenerek
gecekondulaşmasına neden olmuştu. Daha sonra da çıkan af
yasaları ile bu alanlar yasal bir boyut kazandı.

Eminönü Meydanı'nın Yıkımlardan Sonraki Hali, Kaynak:
Güzelleşen İstanbul, XX. Yıl
Kent, doğu ve batı yönünde hızla gelişirken, ekonomi de
yaşanan olumsuzluklar karşısında, İstanbul bunları örtmeye
yarayacak kurtarıcı bir araç olarak görülmüştü. Bu nedenle,
Menderes fiili bir şekilde İstanbul'daki imar
operasyonlarını üstlenmişti. 1956 yılında tam olarak
başlayan bu operasyonların amacı 3 temel fikir üzerine
oturtulmuştu. Bunlardan birincisi kent içi trafiği
rahatlatmak, ikincisi meydanların ve camilerin çevrelerinin
açılması, üçüncüsü de camilerin ve dini yapıların
restorasyonunun yapılmasıydı.
Bunların ilk yansımalarını, Edirne-İstanbul karayolunun
Topkapı girişinin düzenlenmesi, Yeşilköy'e kadar 50 m
genişliğinde bir yol yapılması, Millet Caddesi, Ordu
Caddesi, Vatan Caddesi, Londra Asfaltı, Barbaros Bulvarı,
Zincirlikuyu Asfaltı, Hacıosman Bayırı, Bağdat Caddesi'nin
açılması, Sirkeci-Florya sahil yolunun açılması,
Saraçhane'de İstanbul Belediye Binası'nın yapılması,
Bayrampaşa'ya 100.000 kişilik stadyum yapılması, Tophane-
Dolmabahçe yolunun genişletilmesi, Salıpazarı'nda rıhtım ve
antrepoların kurulması gibi 1950'lerde İstanbul'un
görünümünü değiştiren başlıca uygulamalar olarak
görmekteyiz.
Tüm bunlar yapılırken, kentin tarihi envanterinden büyük
kayıplar verilmişti. Tarihi yapılar, 30 ve 50'şer metre
genişliğindeki yolları açmak için yıkılmış, bazı meydanlar
yollara dönüşerek yayaların mekanları arabalara
bırakılmıştı.
Bu dönemde artan araç sayısı ile kent içi ulaşımın motorlu
araçlara yönlendirilmesi süreci başlamıştı aslında. Metro
sistemini, "yerin altına yatırılan boşa para" olarak gören
Menderes'in, trafik sorununa çözümü o dönemler için yeterli
görülse de, zamanla işlevselliğini yitirmişti. Çünkü nüfus
hızla artıyordu. Sanayileşmenin hız kazanması
gecekondulaşmayı da etkilemiş, 1960 - 65 yılında
Türkiye'deki iç göçün %22'si İstanbul'a yönelik
gerçekleşirken, 1962'de 78.000 olan gecekondu sayısı, 10 yıl
sonra 195.000'e çıkmıştı.
Menderes Dönemi'nde yapılan tüm bu imar operasyonları,
İstanbul'a damgasını vurmuştu. O dönemde İstanbul hakkında
çıkan yazılar ve kitaplar, dönemin müdahalelerini büyük bir
ihtişamla anlatıyor ve İstanbul'un güzelleştiğini az da olsa
eleştirel bir yaklaşımla sunuyordu.
19. yy.'da III. Napolyon'un Haussmann'a yaptırmış olduğu
büyük çaptaki operasyon sonucunda Paris'i şekillendirdiği
gibi, Adnan Menderes de 20. yüzyılın ortalarında İstanbul'u
çağdaşlaştırmak için harekete geçmişti, ama tarihi
değerlerimizi hiçe sayarak...
Bunun
için mimar ya da şehir plancılarına çok da gerek yoktu
aslında. Mühendisler ile yollar genişletildi, müteahhitlerle
de yeniden yapılandırıldı. Şimdileri İstanbul'un trafiğine
bu yollar bile yetmezken, bu müdahaleler de yapılmasaydı
durum ne olurdu bilinmez. Belki de daha erken bir dönemde
metro sistemine yönelik inşaatlara başlanırdı, kim bilir...
Şimdileri de benzer bir tablo yok mu dersiniz? Yine
"merkez"den gelen kararlarla İstanbul'a bir iz bırakılmak
istenmiyor mu? Onca meslek gruplarının ve insanların karşı
çıkmalarına rağmen yapılmak istenen 3. Köprü de bu durumun
resmini ortaya koymuyor mu? Ama şunu da unutmamak gerek: Bu
iz eğer gerçekleşirse, hiçbir dönemde yapılan müdahaleler
ile karşılaştırılamayacak kadar İstanbul'a çok zarar
verecek. Boşa dememişler "Gelen, gideni aratır," diye.
Kaynaklar:
Güzelsoy, S., "İstanbul Kent Merkezinin Dönüşümü: Gelişme ve
Planlama İkilemi", Yüksek Lisans Tezi, 2008.
Gülersoy, Ç., "İstanbul'un Geçirdiği Aşamalar", TMH, Sayı:
413 - 2001/3.
1/100.000 Ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Plan Raporu, 2009.
Fotoğrafların Kaynakları: Güzelleşen İstanbul, XX. Yıl
aLINTI:
http://www.arkitera.com/h53810-istanbula-vurulan-darbeler.html

O
Dönemde İstanbul'daki Müdahaleler Hakkındaki Yorumlar

Millet Caddesi'nin Genişletilmesi İçin Gerçekleşen Yıkımlar

Ordu Caddesi'nin
Genişletilmesi İçin Gerçekleşen
Yıkımlar

Bayrampaşa'ya 100.000 Kişilik Stadyum Yapılması için Yıkılan
Sur Duvarları |