|
İstanbul'un Osmanlı
kimliğini yok eden Henry Prost’u tanıyalım.
Fransız
mimar ve şehircilik uzmanı. 1902 de yüksek mimarlık
okullarından mezun olmuş, öğrenciliğinde “roma büyük
ödülünü” almış. asıl çalışmalarını roma da kaldığı beş yıl
zarfında gerçekleştirmiştir. bu süre zarfında da
Ayasofya’nın da içinde bulunduğu tarihi anıtların rölöve ve
arkeolojik çalışmalarını gerçekleştirmiştir. İstanbul’un
Bizans anıtlarını da içeren bu ön çalışmaları post’un
İstanbul’a olan ilgisini arttırmıştır.
1936 yılında Atatürk’ün daveti üzerine Türkiye’ye gelmiştir.
“istanbul’un nazım planı” nı uygulamakta
görevlendirilmiştir. 1937 de hazırlamaya başladığı
raporlarını 1939 da tamamlamış ve hükümetten onay
alışmıştır.
şimdi bu raporu inceleyelim çok masum görünen bu raporların
önerileri ne yöndeydi.
prost sözde kentin kendisine özgü dokusunu koruyacak, tarihi
yapıları koruyup yeni yerleşim alanları oluşturacaktı.
sözde diyorum çünkü post sadece Bizans yapılarını korumaya
yönelik çalışmalar yapmıştır.
prost, ilk darbeyi Saraçhane- Unkapanı arasına vurur. prost,
eski Paris yerleşimlerini yıkıp yeni bulvarlar açan
Haussman’ın geleneğinden gelen bir fansızdı. onun içinde “
sur içi İstanbul’unda Osmanlı kimliğini ve çevre ölçeğinin
dikkate almadan meydan ve bulvarlar açmakta” sakınca
görmedi. post, bütün dünya kentlerinin metro ya
yöneldiği yıllarda İstanbul’u otomobil yollarıyla donatmakla
ısrarlıdır. zira bu bahaneyle minare ormanı şehri budayacak
ve Bizans eserlerinin ortaya çıkaracaktır. nitekim Atatürk
bulvarını açarken pantokrator’un yanından valens (bozdoğan)
kemerinin altından geçerek onları değerlendirmiş ama aynı
güzergâhtaki camii, medrese, konak ve çeşmelerin üzerinden
geçmekte sakınca görmemiştir. |
|
|
Bir
zamanlar sokakları süsleyen yapıların yerlerinde şu an karabinalar,
okullar benzin istasyonları bulunuyor. bazıları
ise boş arsa durumunda. imç bloklarının altında kalan hoca tebarrük
mescidi, sanat değeri çok yüksek bir yapı.
ama bırakın varlığını kimse bu yapının ismini duymamıştır. henri’nin de
istediği budur zaten “sonsuza kadar elveda”
diyerek kıyımlarını gerçekleştirmiştir. yol yapacağız diye eserler
yıkılır. yola denk düşmeyenler dahi şu an olsaydı
yine de bambaşka olurdu. firuza ağa mescidi yola denk düşmez ama yine de
yıkılır. saraçhane mescidinin
üzerinde ise şu an resmi daireler bulunuyor. anlaşılan şu ki yol bahane
osmanlı yapısı yıkmak şahane prost için.
prost yetinir mi hiç devam eder şehri şehirsizleştirmeye. ikinci yıkım
dalgasını gerçekleştirir. yol için yıktırdığı
eserler biter, yollar olur sıra gelir yol kenarında kalan mescitleri
yıkmaya. oysa ne güzel olurdu. gezindiğimiz her
“dar” yolda geçmişin kokusunu içimize çekmek. büyük alış-veriş
merkezlerinin yerine o muazzam yapıları görsekte
ilham alsak. yıkılan her yapı kültürden bir şeyler kopararak toprağa
karışıyor. bin zahmetle yapılan eserler dakikalar
içinde yok ediliyor. halbuki bizim kültürümüzde öncelikle emeğe saygı
vardır. başkalarına ait bir eseri yıkmak şöyle
dursun başkalarına ait bir eşyayı almak dahi çok ayıp karşılanırdı.
henri her yıkımında bizden bir şeyler götürdü.
bizim kültürümüzü yıktığı mescid yerine alış-veriş merkezleri belirler
oldu. zavallı insanları da yeni cami yapacağız
diye kandırdılar.

İstanbul’un ilk belediye başkanı Hızır bey’in mezarı tam kurtuldu derken
camiileştirilmesin diye üzerine imç blokları
yapılır.
Prost, vatan, millet, Fevzi paşa caddelerine öyle bir hat çizer ki adeta
minare biçer. sadece 1956-1957 yıllar
arasında 54 camii yıktırır. Topkapı’daki İlyaszade mescidi nefis bir
mimar Sinan eseridir. bu cami sanat tarihi
açısından çok önemlidir. fakat prost için taş yığınından başka bir şey
değildir. Fındıkzadedeki molla Gürani
mescidi (1483)ise fetih ruhu açısından çok önemlidir. ama bu iki güzide
mekan yıktırılır. tepki çıkmayınca prost
iyice cesaretlenir. Pazartekke mescidi yola denk düşmediği halde
yıkılır. şu an yerinde bir benzin istasyonu
bulunuyor.
gelelim haliç’e. haliç’i haliç yapan saraylar yıkılır. tabakhane,
Kağıthane onun elinden geçer. Eyüp, Ayvansaray
civarları medrese, türbe, camii ve tekkelerin yoğun olduğu bir mekandır.
kolay tırpan atamaz. ama yaptığı korkunç
planla haliç’i çekilmez bir yer haline getirir. Kazlıçesmeyi derecilere
verir, altınboynuzu sanayiye açar.
böylece hem dünyanın en büyük fosseptik çukurunu elde edecek hem de işçi
kesimini havaliye celbederek tarihi
eserleri gecekondulara ezdirecektir. bir gün haliç’in beton karası
binalarla kuşatılacağını suyunun kirleneceğini ve
havanın çoraptan beter kokacağını adı gibi bilir. haliç’in, sadabad’ın
Osmanlı kültüründeki yerini bilmiyor, zaten
önemsemiyordu. haliç onun için sadece hammaddeyi boşaltan, mamüllerin
taşınacağı su yoluydu. medreseler,
tekkeler yok oldu. Türk, Musevi ve Rum mahalleleri renklerini kaybetti.
sanayinin arkasından gecekondulaşma aldı
başını gitti. Haliç artık bir saraylar meskini değil kanalizasyon oldu.
esma sultan yalısının yerinde bir lastik fabrikası
karşısında karaağaç’ta ibrahimzadeler yalısının yerinde mezbaha vardır.
İstanbul’da yerleşim olmayan o kadar yer
varken neden haliç…

cevabı çok açık "kültür katliamı."
Bu kasap mimarın gözü kutlu fethin nişanesi olan fatih camiine takılır
kalır. güya ona el sürmez ama öyle bir oyun
oynar ki …
Fatih cami kilden bir tepe üzerinde bulunur. malum kil kuruyken kaya
gibi ıslakken cıva gibidir. bu yüzden civara
derin kuyular açarlar, zemindeki suyu toplayıp aşağı basarlar. çırçır,
horhor ve Küçük Mustafa paşa’da ki mahalle
çeşmelerinin lülelerinden gün boyu su akar. kullanılanı kullanılır,
artanıyla bostan sularlar.
Prost Fevzi paşa caddesini, Fatih külliyesinin eteklerinden geçirir.
kodu (zemin yüksekliğini) metrelerce düşürür.
temellerini açığa çıkarır. koca kütleyi dayanıksız bırakır. etrafını da
imara açar. işte Fatih’e “be te be” katlı
apartmanların musallat olduğu yıllarda temeller su yollarını battal
eder, çeşmeler susuz kalır, kararır, çöplüğe döner.
çeşmelere değil cami’nin yağa dönüşen tabakası içler acısıdır.
O kadar boş arsa varken okullar da tarihi yapıların üzerlerine yapılır.
Aşağıda yıkılmış olan eserlerin sadece bir kısmı verilmiştir.
-camcı ali mescidi (vezneciler) 1957 yılında yıktırıldı.
-fatih camii. (vezneciler) izi bile yok.
-emin mescidi (sirkeci istasyonunun altındaydı) üzerinde otopark ve
benzin istasyonu var. 1955 yılında yıktırılan
camii istanbul’a kimlik veren şaheserlerden biriydi.
-hakim çelebi mescidi (laleli'de nefis bir kanuni devri eseri idi) ve
sadrazam hasan paşa mescidi (vezneciler)
istanbul üniversitesine katıldı.
-hatice usta camii (vezneciler) 1956 yılında yıktırıldı. tek binası
yapıldı.
-kepenekçi ishak mescidi. (beyazıt) üzerinde maliye muhasebe yüksek
okulu var.
-papazoğlu mescidi (unkapanı) tarzında bir zirve olan bu 17 yy eseri
atatürk bulvarı açılırken gereksiz yere yıktırıldı.
üzerine tekel binası yapıldı.
-bıyıklı hüsrev mescidi (cerrahpaşa) hastaneye katıldı.
-hubyar mescidi (cerrahpaşa) hastaneye katıldı.
-papazoğlu mescidi. (laleli) üzerine kent otel'in üstündeki okul
yaptırıldı.
-keskin dede mescidi (beyceğiz) 1945 yıktırıldı. yerinde ahmed rasim
lisesi var.
-müneccim sadi mescidi çapa tıp fakültesine katıldı.
-nazmi tekke mescidi (1601 tarihli) çapa tıp fakültesine katıldı
-malkoç süleyman c. (yenikapı-langa) yol bahanesi ile yıktırıldı.
-hoca teberrük mescidi. 1717'de yaptırılan sanat değeri yüksek bir
binaydı. 1941-42 yılında yıktırıldı. üzerinde imç
var.
-voynuk şücaeddin (arabacılar camisi ). 1956 yılında yıktırıldı. emri
kimin verdiği bile anlaşılamadı. hazire darma
duman edildi içlerinden sadece istanbul'un ilk belediye başkanı hızır
bey'in mezarı kurtarılabildi. üzerine imç
blokları yapıldı.
-revani mescidi (unkapanı) 1941 yılında atatürk bulvarı açılırken
gereksiz yere yıktırıldı. divan edebiyatının ünlü
isimlerinden revani çelebi mezar taşı bile yok edildi.
-başkadın emetullah mescidi ile darphane mescidi (simkeşhane) 1956
yılında prost tarafından iki tane bizans
sütunu çıkarmak için yıktırıldı.
-ilyaszade m. (topkapı) mimar sinan eseriydi. 1954 yılında yıkıldı.
-karagöz mescidi (saraçhane) 1488 tarihli eser 1935 yılında yıktırıldı.
-firuzağa mescidi (saraçhane) 2.beyazıt devri atatürk caddesi açılırken
yola tesadüf etmediği halde yıktırıldı.
-süleyman subaşı camii (unkapanı) 1571 yılında mimar sinan tarafından
yaptırılan camii sinan’ın 19 yy üslubunu
yakaladığı tek eseri idi. bu nefis eser 1942 yılında atatürk bulvarı
açılırken gereksiz yerde yıktırıldı. arsası yola
katılmadı boş kaldı.
-altıpoğaça camii (fatih)1482 yapımı 1942 de yıktırıldı. arsası
gecekondu işgalinde.
-azepler mescidi (unkapanı) hoca sinan tarafından yaptırılan bir fatih
devri eseriydi 1942 yılında atatürk bulvarı
açılırken hamamı ile birlikte yıktırıldı.
-camcılar mescidi (aksaray) 1956-57 arasında yıktırılan 54 camiden biri
-çakırağa mescidi (aksaray) iski'nin karşı köşesindeydi.1479 tarihli
mescid 1956 yılında sebebsiz olarak yıktırıldı.
yerinde çok katlı mağaza var.
-davutpaşa mescidi (yedikule) 1957 yılında sahil yolu açılırken
yıktırıldı izi yok.
-denizabdal camii (şehremini) 1551 tarihli cami mimar ilyas eseri idi.
kalabalık bir cemaati vardı, cemaat "size
daha büyük bir cami yapacağız" vaadi ile kandırıldı. arsasının çok az
bir kısmı millet caddesine katıldı.
-gülşeni mescid (fındıkzade) 16yy eseri. kızılelma cad açılırken
yıktırıldı.
-hasan halife m. (fevzipaşa cad) yeri apartman oldu.
-münadi mescidi (çapa) millet caddesi açılırken yıktırıldı.
-kara mehmed paşa camisi (aksaray) bugünkü meydan altında kaldı.
-kazasker abdurrahman efendi camii. (çapa) 1957'de topkapı yolu
açılırken yıktırıldı.
-molla gürani mescidi (fındıkzade) 1488 tarihli mescid millet caddesi
açılırken yola katıldı.
-oğlaklar tekkesi 1957 yılında millet caddesi açılırken yıktırıldı.
-ördek kasap mescidi (guraba) arsası yola katıldı.
-payzen yusuf paşa mescidi (itfaiye) fevzipaşa caddesine katıldı.
-pazar tekke mescidi (pazar tekke) nefis bir 16 yy eseri idi. şu anda
yerinde benzin istasyonu var.
-saraçhane çarşısı mescidi (saraçhanebaşı) yıktırıldı. üzerinde resmi
daireler var.
-mimar ayas mescidi. (saraçhanebaşı) horhor caddesinin başındaydı. yola
gelmiyordu ancak 1957 yılında
cemaate "size daha büyük bir cami yaptıracağız" vaadi ile kandırılarak
yıktırıldı.
-sarı musa camii (haseki) millet caddesine katıldı.
-sekbanbaşı mescidi atatürk bulvarı açılırken yolun gerisinde kalmasına
rağmen yıktırıldı şu anda üzerinde emlak
bankasının apartmanları var.
-simkeş mescidi vatan caddesinin altında
-soğuk kuyu mescidi (zeyrek) park oldu.
-sultan camii (aksaray) 1543 tarihli eser yola gitti
-hatice sultan mescidi (edirnekapı) yola gitti.
-şirin bey mescidi (muratpaşa) 1504 tarihli eser 1956 yılında türbesi
ile birlikte yola.
-tüfenkhane mescidi (unkapanı) kanuni devri eseri satıldı.
-yayla camii (sofular) 1945'de yıktırıldı.
-yenibahçe mescidi (ulubatlı) şu anki orduevinin az önündeydi. bu 3.
mehmed devri eseri vatan caddesi açılırken
(1957) yıktırıldı.
-zeytinciler mescidi (unkapanı) 1955 yılında yola katıldı.
-çobançavuş camii: haziresinde ulemanın yattığı cami 1911 yılında
mercan'dan laleli'ye uzanan yangında tek çöpü
bile yanmadan kurtuldu herkes hayret etti. 1959 yılında yıktırıldı.
arsası boş ve iştah kabartıyor.
-bu arada sayısız çeşme (mesela kanuni döneminden kalan kırkçeşmeler)
medrese, tekke ve türbe de yok
edilmiştir.
Benzer bir yazı:
http://www.oynakbeyi.com/post/784428395/henriprost
http://www.aksiyon.com.tr/aksiyon/haber-28337-205-kullerinden-dogan-camiler.html
|