Asala Terör örgütü faaliyetleri sona erdirildikten sonra
tırmanışa geçen PKK terör örgütü köklerinin nerelere gittiği
ortaya çıkmaya başladı.
Geçmişteki bütün yasadışı olayların içinde olanlar günümüzde
PKK saflarında ortaya çıkmaya başladı.
1. Dünya savaşı ve öncesinde Müslüman olan Kürt etnik
kökenli vatandaşlarımızı hain amaçları doğrultusunda
kullanamayan diaspora Ermenileri, savaş sırasında Kürlerin
bölgeden kaçması için büyük katliamlar gerçekleştirdi.
Rusların savaştan çekilmesi ile ortada kalan pek çok
diaspora Ermeni'si Rusya, İran ,Irak ve Suriye, Lübnan'a
kaçtılar.
Yurdumuzda kalan bir kısım Ermeni, Beş milyon km2'den,
780.000 km2 düşen coğrafyamıza büyük göçler geldi. Bu
muhacir Türklerin arasına karışan Ermeniler genelde Kürt ve
Alevi kimliğini kullanarak kendilerini sakladılar, fakat bu
kimlik altında cumhuriyetin ilk yıllarından beri bölücü
ihanet oyunlarını her fırsatta sahneye koydular.
Demokratik yapımızdan istifade ederek
siyasi hayatımıza sızdılar, 52 etnik boydan müteşekkil
Türk Milletinin arasına her fırsatta nifak sokmaktan geri
durmadılar. Bazen Sağcı, bazen solcu, bazen Alevi, bazen
Sünni, bazen dinli, bazen dinsiz, bazen kürt, bazen Süryani
kimliğini kullanarak ihanetlerini sürdürdüler.
Mızrak artık çuvala sığmıyor.
AB açılımlarını fırsat bilen ihanet çeteleri,
saklandıkları kimliğin arkasından çıkarak açıkça diaspora
amacına yönelik isteklerini pervazsızca alenen dile
getirmeye başladılar.
PKK terör örgütü Kürt etnik kimliği mücadelesi değildir, Bu
örgütün kurucuları, destekleyicileri, sahip çıkanları Gizli
ve Açık Ermeni diaspora mensuplarıdır.
Kürt kimliği arkasına saklananların
kökenlerinin resmen ilan edilmesi, Bu ihanete adları
karıştırılan Masum Kürt ve Alevi yurttaşlarımızın bu
kahredici töhmetten kurtarılması en önemli milli
görevimizdir.
TTK başkanı Hallacoğlu'nun bir dönemler ifade ettiği
"Biz bunların kökenlerini biliyoruz" ifadesinin
açılımı başta dışişleri bakanımız tarafından ilan
edilmelidir.
Ermeni etnik kimliğine sahip Türkiye
Cumhuriyetine Milli duygularla bağlı insanlarımızın
dışlanması söz konusu değildir,
Türkiye Cumhuriyetini ve Tarihte Türk devletlerini oluşturan
bütün etnik kökenli yurttaşlarımızla barış içinde yaşamaya,
şartlar oluştuğunda tekrar dünyaya nizam verecek büyük güç
olmaya, Kan ve gözyaşı ile beslenen, Yeryüzünün kıvrandığı
bu sömürü düzeninin yıkılmasına birlikte çalışmaya devam
etmeliyiz.
Günümüzde boş ve neticesiz vaatlerle kandırılan birçok
yurttaşımızın uyanmasına vesile olacak bu çalışmanın gerçek
açılım olduğuna inanmalıyız.
Günümüzde bir siyasi partide gerçek kimliklerini saklayarak,
Kürt ve Alevi halkını kandıran Asala uzantılarının deşifre
edilme zamanı gelmiştir, geçmektedir.
Geçmişten günümüze ihanet
eylemleri:
Ankara
Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi ve eski
milletvekili Doçent Bahriye Üçok 6 Ekim 1990'da Ankara'daki
evine gönderilen bir kitabın içine yerleştirilen bombanın
patlaması sonucu yaşamını yitirdi. Üçok İslam dininin yanlış
yorumlandığını oruç tutmanın zorunlu olmadığını İslam'da
başörtüsü kavramının da bulunmadığını savunuyordu…
Üçok suikasti yıllarca karanlıkta kaldı. Ve Mayıs 2000'de
Uğur Mumcu cinayetiyle ilgili Umut Operasyonu başlatıldı.
Ankara'da yakalanan ve kendilerine "Kudüs komandoları''
adını veren sanıkların sorgulaması sonucu Üçok'a yönelik
olay da aydınlatıldı. "Tekin" kod adlı Ferhan Özmen'in
parmak izi Üçok'a gönderilen bombalı pakette tespit edilen
parmak iziyle örtüşüyordu. Prof. Dr. Muammer Aksoy'un 31
Ocak 1990'da Bahçelievler'deki evinin girişinde silahla Doç.
Dr. Bahriye Üçok'un 6 Ekim 1990'da evine gönderilen bombalı
paketle 24 Ocak 1993'te Uğur Mumcu'nun aracına konan bomba
ile ve 21 Ekim 1999 günü de Prof. Dr. Ahmet Taner
Kışlalı'nın otomobiline konan bomba ile öldürülmeleri
olaylarını kapsayan Umut Operasyonu'na ilişkin davada
sanıklar müebbet ve çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı.
KARGOCU
KIZ
Üçok'un hayatına mal olan bombalı paket İstanbul'da Ekspres
Kargo'nun Perşembe Pazarı Şubesi'nden postalanmıştı. Paketi
teslim alan isim ise Gülay Calap adlı bir kargo
görevlisiydi. O günlerde "Kargocu kız'' olarak anılan 1970
doğumlu Gülay Calap Doçent Üçok gibi Trabzon doğumluydu ve
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde okuyordu.
İfadesinde paketi getirenlerin eşgallerini verdi robot
resimler çizildi. Ardından kayıplara karıştı. Yıllar sonra
16 Ocak 1994 günü ise İzmir'de Türkiye Devrimci Halk Partisi
İzmir sorumlusu olarak gözaltına alındı. Örgütün PKK'nın bir
yan kuruluşu olduğu öne sürülüyordu. Mahkeme Calap'ı 22 yıl
6 ay hapis cezasına çarptırdı. Umut Operasyonu davasında
yargılanıp mahkum olan sanıkların davaları Yargıtay
tarafından "Calap'ın mahkemede tanık olarak dinlenmemesi''
nedeniyle bozuldu. Sonra o da mahkemeye getirildi ama sanık
sandalyesinde oturan kişileri teşhis edemedi. Paketi teslim
eden kişiden telefon numarası alırken yüzüne bakmıştı. "Orta
boylu ince bıyıklı bir kişi'' diye hatırlıyordu ama ''Paketi
veren kişiyi bugün yakalayıp getirseler o şahıs demem mümkün
değil'' dedi.
ŞİMDİ NEREDE?
İşte bir zamanlar "Üçok suikastinin kilit ismi'' denilen
sonra ortadan kaybolan ve ardından PKK ile bağlantılı bir
örgüt nedeniyle hapse mahkum olup 12 yıl yattıktan sonra
serbest kalan "kargocu kız'' bugün nerede dersiniz?
Gülay Calap DTP'nin 8 Kasım 2007 günü yapılan kongresinde önce
Parti Meclisine sonra MYK'ya seçildi.
Şimdi ise DTP Genel Başkan Yardımcısı…
Üçok suikastindeki "kargocu kız'' tam 17 yıl sonra DTP
kongresinden çıktı. Hem de partinin yöneticisi olarak…
Trabzon'dan DTP genel başkan yardımcılığına giden bir yol,
Bu işin gerçeğini merak etmiyor musunuz, Trabzon'da Rum pek
kalmadı ama dağlık kesimlerde Ermeni Kökenli yurttaşlarımız
pek çoktur....
Bu da bir garip Türkiye tesadüfü
BASINDAN: -----------------------------------------nethaber.com'dan
DTP'NİN VUKUATLARI BİTMİYOR...
Bahriye Üçok suikastının kilit ismi Gülay Calap, DTP'ye
Genel Başkan Yardımcısı seçildi
Suikasttan 4 yıl sonra PKK'nın yan kuruluşu olan bir örgüte
yönetici olmaktan 22.5 yıl hapis cezasına çarptırılan Gülay
Calap, ARTIK YÖNETİCİ
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi ve eski
milletvekili Doç. Bahriye Üçok'un evine gönderilen bombalı
kitapla öldürülmesi olayının kilit ismi, 'Kargocu Kız' Gülay
Calap'ın DTP'de yönetici olduğu ortaya çıktı. 6 Ekim
1990'daki saldırının ardından bombayı getirenleri tanıdığını
söyleyen Calap, daha sonra ifadesini değiştirmiş ve
zanlıları teşhis edemediğini söylemişti.
Suikasttan 4 yıl sonra PKK'nın yan kuruluşu olan bir örgüte
yönetici olmaktan 22.5 yıl hapis cezasına çarptırılan Gülay
Calap, 8 Kasım 2007'de yapılan DTP kongresinde Ankara'da
ortaya çıktı. Parti Meclisi üyeliğine ve MYK'ya seçilen
Calap, daha sonra yapılan görev dağılımında ise DTP'nin
Eşbaşkan Yardımcısı oldu. 17 yıllık sırrı aydınlatan
Gazeteport'un haberi şöyle:
AYDINLATILAMADI
Yıllarca karanlıkta kalan Üçok suikastı, 2000'de Uğur Mumcu
cinayetiyle ilgili soruşturma sırasında Ankara'da yakalanan
ve “Kudüs komandoları' adlı grubun ifadeleri ile
aydınlatıldı. “Tekin” kod adlı Ferhan Özmen'in parmak izi,
Üçok'a gönderilen bombalı pakette tespit edilen parmak
iziyle örtüşüyordu. Muammer Aksoy'un evinin girişinde
silahla, Bahriye Üçok'un bombalı paketle, Uğur Mumcu'nun
aracına konan bomba ile ve Ahmet Taner Kışlalı'nın da
otomobiline konan bomba ile öldürülmelerini kapsayan Umut
Operasyonu'na ilişkin davada, sanıklar, çeşitli hapis
cezalarına çarptırıldı. Üçok'un hayatına mal olan bombalı
paket, İstanbul'da Ekspres Kargo'nun Perşembe Pazarı
Şubesi'nden postalanmıştı. Paketi teslim alan isim ise Gülay
Calap adlı bir kargo görevlisiydi. O günlerde “Kargocu kız'
olarak anılan 1970 doğumlu Gülay Calap, Doçent Üçok gibi
Trabzon doğumluydu ve Marmara Üniversitesi İletişim
Fakültesi'nde okuyordu.
İFADE DEĞİŞTİRDİ
İfadesinde paketi getirenlerin eşkallerini verdi, robot
resimler çizildi. Ardından kayıplara karıştı. Yıllar sonra,
16 Ocak 1994 günü ise, İzmir'de Türkiye Devrimci Halk
Partisi İzmir sorumlusu olarak gözaltına alındı. Örgütün
PKK'nın bir yan kuruluşu olduğu öne sürülüyordu. Mahkeme,
Calap'ı 22 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Umut
Operasyonu davasında hakim aısına çıkarıldığında sanık
sandalyesinde oturan kişileri teşhis edemedi.
ÜÇOK KİMDİR?
1919'da Trabzon'da doğan Üçok, Kandilli Kız Lisesi ve Ankara
Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesinden mezun oldu. 10 yıllık
lise öğretmenliğinden sonra, Ankara İlahiyat Fakültesi'nde
öğretim üyesi oldu. 1954'te ile doçentliğe yükseldi. Farsça
ve Arapça bilen Üçok, İslâm dinini çağdaş, gerçekçi ve
hoşgörüyle yorumladı. Bu nedenle 1960'lı yıllardan itibaren
tehditler almaya başladı ve kendini güvencede hissetmediği
için akademik çalışmalarına ara verdi. 1971'de ise kontenjan
senatörü oldu ve aktif siyasete atıldı. 1977'de CHP'ye
katıldı. 1983'de Halkçı Partinin kurucu üyesiydi. Ordu
Milletvekili olarak TBMM'ye girdi. 6 Ekim 1990'da
Ankara'daki evine gönderilen kitap paketinin içine
yerleştirilen bombanın patlaması sonucu öldü.
|