.

 

KAYIP CAMİLER VE İSLAMİ ESERLER NASIL YOK EDİLDİ

     Fatih ilçesi sınırları içinde bulunan bu cami ve mescitlerin  çoğu artık yerinde yok. arsaları üzerinde özel mülkiyet binalar mevcut !  Bazıları ise  Binaları yıkık dökük  içinde  işgalci veya vakıflardan kiracılar bulunmaktadır.Bir çoğunun arsası üzerinde gecekondular var. Bazıları ibadethane  ahkamına çok ters düşen  işler için kullanılmaktadır.
     Mesela:  Sirkeci Garı bitişiğinde (Anadolu saz) adıyla maruf pavyon  aslında cami binasında  faaliyet gösterdi on yıllarca , Artık orası güzel bir cami sebep olanlardan Allah razı olsun bugün orada çok güzel aslına uygun onarılmış bir cami hizmet vermektedir. 
   Yine Unkapanı Merkez bankası karşısındaki Unkapanı spor kulübü olarak kullanılan bina Sazeli Tekke Camii idi Benimde Unkapanı semtim olması nedeniyle adı spor kulübü olan bu mekanda ne melanet işlerin döndüğünü hep yaşadım   Bu gün sebep olanlardan Allah razı olsun  bu camide aslına uygun olarak nezih bir proje ile restore edilerek aslına uygun hale getirilmiştir.
  Bugün Fatihi gezerken her köşe başında gördüğünüz Kabristan,Çeşme,Sebil,Medrese ,tekke gibi binaların tamamının Bir ibadethane devamı olduğunu düşünün bir o kadar ibadethaneden böyle kalıntıda kalmamıştır. Kendim biliyorum ki Fatih Daruşşafaka okulu ile fatih kız lisesi arasındaki ada üzerinde bu gün yüze yakın apartman var bunların tamamı medrese ve kabristanlar tahrip edilerek inşa edildi 1966 yılında Daruşşafaka okulu karşısında Nur kitapevinde çalışıyordum bu binaların pek çoğu o zamanlar inşa ediliyordu ve temel hafriyatlarından kamyon kamyon İnsan iskeletlerinin taşındığını gözlerimle görmüştüm. 1958 yılından bu yana bilhassa Eminönü ve Fatih'in birçok semtinde mezarlıkların türbelerin,Medreselerin,Cami,mescit arsalarını ne şekilde yağmalanıp üzerine apartman , iş hanı yapıldığını hep gördük o zamanki büyüklerimiz ! bunlara nasıl izin verdi bugün anlamakta güçlük çekmekteyim.


281 cami yok oldu
Fatih'te 169, Eminönü'nde 113 cami yok olmuş durumda. Bunlardan 69'unu yol ve meydan yapmak amacıyla yerel yönetimler yıkmış. 50'si doğal afetlere ve yangınlara kurban verilmiş. 20'si ise, ilgisizlik ve bakımsızlığa direnememiş. Bir çoğunun yerinde simdi apartmanlar, gecekondular ve işyerleri var. 118 cami ve mescidin ise resmi kayıtlardaki isimlerinden başka geride hiçbir izi yok.

İstanbul'da yaşanan tarih kıyımının boyutlarını görmek için yalnızca iki ilçeyi incelemek yeterli. Eminönü ve Fatih Müftülükleri'nin kayıtları, tarihi mirasın nasıl yerle bir edildiğini gözler önüne seriyor. 1950'den sonra hız kazandığı gözlenen kıyımın bilançosu söyle: Eminönü'nde 113, Fatih'te 169 cami ve mescide çeşitli nedenlerle yok olmuş durumda. Yani toplam 281 tarihi eser. Bu iki ilçede ayakta kalan cami sayısı ise 283. Bir başka deyişle tarihi mirasın yarısı, yerel yönetimlerin sorumsuzluğuna, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün ilgisizliğine, plansız kentleşmeye ve doğal afetlere kurban edilmiş durumda.

Eminönü ve Fatih ilçelerinde yok olan cami ve mescitleri inceleyen ilçe müftülüklerinin yayınladığı ‘‘Eminönü Camileri’’ ve ‘‘Fatih Camileri’’ adli iki kitap iç karartıcı tabloyu bütün çıplaklığıyla göz önüne seriyor.
Bu noktada akla gelen ilk soru 281 cami ve mescidin nasıl yok olduğu, Kayıtlar incelendiğinde bu camilerden 69'unun yerel yönetimler tarafından yapılan yol ve meydan çalışmalarına kurban gittiği görülüyor. Yıkım tarihleri incelendiğinde, karsımıza en çok 1956-1957 yılları arası çıkıyor. Sadece bir yılı kapsayan bu donemde sorumsuzca yıkılan cami sayısı 54. Yani Demokrat Parti'nin yol genişletme, meydan ve bulvar yapımı atağına tarihi mirasın yüzde 10'u feda edilmiş.

24’u hayalet gibi
Ama kayıp camiler incelendiğinde, bu 69 cami şanslı bile sayılabilir. Çünkü Eminönü ve Fatih'te 118 cami ve mescidin yeri hakkında hiç bir şey bilinmiyor. Nasıl yıkıldıkları ya da nerede oldukları gibi. İstanbul'da tarihin hızla yoklusunun en somut göstergelerinden biri de yıkıntı halinde duranlar. Eminönü'nde 12, Fatih'te de 12 cami ve mescide harabe halinde duruyor.
Bir müftülük yetkilisi, en çok yıkık bir şekilde duran camiler için bir şey yapamamanın sıkıntısını çektiklerini belirterek şunları söylüyor:

‘Yokolan cami sayısı çok fazla.
Bunların birçoğu ise sorumsuzluğa kurban verilmiş durumda. Bütün çalışmalarımız en azından tarihi belgelemek ihtiyacına hizmet ediyor. Ortaya çıkan bu iki kitap kaybolan eserlerin kayıtlı hale getirilmesi çabasını güdüyor. Özellikle yıkık vaziyette duran camiler, halkı huzursuz ediyor. Bunlar bir an önce aslına uygun olarak restore edilip şehre ve topluma kazandırılabilir.’’

Fatih ve Eminönü Müftülükleri'nin çalışmasına göre faal durumda olan şanslı 283 caminin düzenli cemaat sayısı, 15-20 bin kişi dolayında. Cuma namazlarında bu sayı 4-5 katına ulaşıyor.

Tarih katili yıllar
Eminönü ve Fatih ilçelerinde yaşanan tarih katliamının hangi yıllarda yoğunlukla yaşandığını incelemek gerekiyor. Ortaya çıkan tablo ilginç. Basta yangınlar olmak üzere doğal afetlerin İstanbul'u kasıp kavurduğu tarihler 1915, 1917, 1918 ve 1927 yılları. Bu yıllarda meydana gelen yangınlar, bu iki ilçede 50'den fazla cami ve mescidin yok etti.
Yerel yönetimlerin yaptığı yıkım ise, daha ürkütücü. En çok yıkım yapılan yıl 54 cami yıkımıyla 1956-1957 yılları arası. Birinciliği elinde bulunduran bu donemi sırasıyla 1955, 1942, 1944, 1935 ve 1937 yılları takip ediyor. Bilinen en eski yıkım ise 1850 yılına ait.

Karaköy Camii aranıyor ama Eminönü'nde 114 cami kayıp
Karaköy Camisi’nin sadece kayıp iki taşını bulabildik