.

 

.Darbeci Kenan Evren'den Trajedik Tehdit.

HALK YARGILANMAMI İSTERSE YARGIYA BIRAKMAM, İNTİHAR EDERİM! Diyen Evren yargılanma fobisini açıkça ortaya koydu. Soruyoruz; Suçlular için hangi ülkede referandum yapılmıştır?


Baykal’ın şaşırtıcı bir şekilde “12 Eylül darbecileri yargılansın” çıkışında bulunması ve bunun için harekete geçmesi gözleri darbeci Kenan Evren’e çevirdi. Ve Evren’den şok bir yanıt geldi: “Referandum yapılsın, halka sorulsun. Halk yargılansın derse…”

Ertuğrul Özkök/Hürriyet

SABAH erken saatlerde 7’nci Cumhurbaşkanı Kenan Evren aradı.Her zamanki diri, dinç sesi gitmiş, yaşlılık emareleri iyice artmış bir ses gelmiş.

Önce "Geçmiş olsun" dedim.

O yaşlarda zatürreenin ne kadar tehlikeli olduğunu bilenlerdenim.

Zatürreenin ardından kalp damarlarında tıkanıklık teşhis edilince, by-pass ameliyatı geçirmiş.

İzmir’deki evinden, Yalıkavak’taki yazlığına gitmeye hazırlanıyordu.

Tabii ki sohbet konumuz, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal’ın, 12 Eylül askeri harekátını yapanların yargılanması için başlattığı girişimlerdi.

* * *

"92 yaşıma geldim. Artık fazladan yaşıyorum" diyerek başladı ve şöyle devam etti:

"12 Eylül döneminin sorumlularının yargılanması konusunu sık sık gündeme getiriyorlar. Beni yargılamak isteyenlere, memleketin o günkü halini hatırlatmak isterim. Günde 20-25 kişi öldürülüyordu. Kars’ın otobüsü Erzurum’dan, Erzurum’unki Tunceli’den geçemiyordu. Mahalleler bölünmüştü. Polis birçok mahalleye giremiyordu. Yani biz durup dururken mi bu işe girdik."

Evren, yargılamanın hukuki bazı ayrıntılarına da değindi:

"Beni yargılatmak isteyenlere şunu da hatırlatmak isterim. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin İç Hizmet Kanunu’nda madde var. Bir emir kanunsuzsa, suçsa, sadece emri veren değil, uygulayan da sorumludur. 12 Eylül harekátını, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bütün mensupları uyguladı. Haydi şimdi hepsini yargılayın."

Devam etti:

"Biz o dönemde bir anayasa hazırlattık. 1982 Anayasası’nı halkın oyuna sunduk. Yüzde 92 gibi dünyada az rastlanır bir oy çokluğu ile kabul edildi. Halkın kabul ettiği bu Anayasa’nın geçici maddeleri vardı. Onlar da kabul edildi. Neydi o maddeler? İçlerinde 12 Eylül sorumlularının yargılanamayacağı maddesi de vardı."

Evren konuşmasını, önümüzdeki günlerde epey yankı uyandıracak şu sözleri ile tamamladı:

"Bugün Milliyet Gazetesi’nden bir arkadaşınızla konuştum. Ona da söyledim. Beni yargılamak mı istiyorsunuz? Buyurun gidip halka sorun. Bir referandum yapın. Evren Paşa yargılansın mı diye sorun. Eğer halk ’Evet yargılansın’ derse, milletimin önünde herkese söz veriyorum. Bu işi yargıya bırakmam. İntihar ederim."

Sözlerinde ne kadar samimi olduğu göstermek için olsa gerek bir kere daha tekrarlıyor:

"Evet, açık açık söylüyorum. İntihar ederim. Çünkü bu lekeyle yaşayamam."

* * *

Bu sözler, 12 Eylül’ü yapanları tarafının en tepesinden geliyor. Dün bir de 12 Eylül’ün hedefi olan kişilerden biriyle konuştum.

12 Eylül öncesi MHP’nin önde gelen teorisyenlerinden, daha sonraki yıllarda Kültür ve Turizm Bakanlığı yapmış bir siyasetçi, Agah Oktay Güner aradı.

"Gözlerinden öperim kardeşim. Eline sağlık" diye başladı.

"Ben 12 Eylül’den sonra 12 ay hapis yattım. Yani aslına bakarsan 12 Eylül mağduru bir siyasetçiyim. Sana şunu söylemek isterim. Bu yazıdan dolayı seni tebrik ederim. Eğer 12 Eylül öncesinde Ecevit ve Türkeş evet deseydi ve seçime gitseydik, 12 Eylül olmazdı."

Agah Oktay Güner, 12 Eylül öncesinde evinin önünde saldırıya uğradı ve silahla yaralandı:

"Omzumdaki mermi hálá duruyor. Çünkü çıkarmaya kalksalar, en küçük kaymada kolum felç olacak. 12 Eylül’den sonra içerde Erbakan’la karşılaştım. Ağlıyordu, ’Bayramın ikinci günü bizi içeri kapattılar’ diyordu. Kendisine, ’Hocam siz bayramın birinci günü dışarı çıkabiliyor muydunuz’ dedim. İnsanlar sokağa çıkamıyordu. O nedenle diyorum ki, evet 12 Eylül’de bizler siyaseten mağdur olduk, ama memleket kurtuldu."

* * *

Biliyorum, birçok yerden bombardımana uğrayacağım.

Ne darbeciliğim kalacak, ne asker yalakalığım.

Ben sadece bir dönemin gerçeklerini yazıyorum.

O günleri yaşayanlar zaten biliyor.

Yaşamayanlara da anlatmak istedim.

Hepsi bu.

Türkiye’de artık askeri darbe falan olamaz.

Çünkü mazimizde çok büyük acılar var.






----------------------
AKP’DEN ÇAĞRI: CHP SAMİMİYSE DARBENİN DAYANAĞI 35. MADDEYİ DEĞİŞTİRELİM!

Baykal, 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasının önünü açacak geçici 15. maddenin değiştirilmesini gündeme getirdi. İktidar ve muhalefet, darbecilerin yargılanması konusunda hemfikir olsa da darbelere dayanak teşkil eden yasa hâlâ yürürlükte.



12 Eylül dahil bütün askerî müdahalelerin dayanağı olan İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesi, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne 'koruma ve kollama' görevi veriyor. Meclis Anayasa Komisyonu üyesi Ayhan Sefer Üstün, "CHP samimi ise 35. maddeyi değiştirelim." önerisinde bulundu. Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu da bu maddenin TSK'nın sivil otoritenin emrinde hareket edeceğini belirginleştirecek şekilde değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Kuzu, üzerinde çalışılacak anayasa değişikliği paketinde bu maddenin yer almasını istedi. Maddenin askerî darbelere cevaz vermediği halde yanlış yorumlanarak istismar edildiğini dile getiren Kuzu, Silahlı Kuvvetler'in sivil otorite olan hükümet tarafından görevlendirilmesi durumunda 'koruma ve kollama' yapabileceğini kaydetti. Söz konusu maddeye 'hükümetin emriyle hareket edileceği' şeklinde net ifadelerin yerleştirilmesi durumunda sorunun ortadan kalkacağını savundu.

AK Parti Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün ise 35. maddede yer alan "koruma kollama" göreviyle ilgili farklı bir öneride bulundu. Üstün, bu görevin yasa ile TBMM'ye tevdi edilmesini istedi. Cumhuriyet'in koruyucusunun milli irade olduğunu belirten Üstün, "Biz askerî darbelere karşı olan bütün düzenlemeleri destekliyoruz. Antidemokratik yasaların ayıklanması için destek vermeye hazırız. CHP samimi ise sadece 15. madde ile yetinmez. 35. madde değişikliğine de yanaşır." ifadelerini kullandı.

27 Mayıs'ta konuldu

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) İç Hizmet Kanunu, 27 Mayıs darbesinden sonra 1961 yılının Ocak ayında yasalaştı. Kanunun 35. maddesi, daha sonraki askerî darbe ve müdahalelere yasal zemin oluşturdu. Maddede şu ifade yer alıyor: "Silahlı Kuvvetler'in vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti'ni kollamak ve korumaktır."

Güncel haber ana sayfasına dön

YORUMLARINIZ: