Kıkırdak Yaralanmaları
Kıkırdak yaralanmaları her 100 kişiden 10'unda görülen bir
problem
Konu: Kıkırdak Yaralanmaları
Konuk: Acıbadem Bakırköy Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji
Uzmanı Prof. Dr. Prof. Dr. Ömer Taşer
Sibel Güneş: İyi günler.. Kıkırdak yaralanmaları her 100
kişiden 10'unda görülen bir problem. Travma ya da yaşlanmaya
bağlı yıpranma nedeniyle zarar gören kıkırdaktaki sorunlar
görüntüleme yöntemleriyle zamanında belirlenenip tedavi
edilebiliyor. Bu önemli konuyu Acıbadem Bakırköy Hastanesi
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Prof. Dr. Ömer
Taşer'le konuşacağız. Sorularınızı saglik@ntv.com.tr
elektronik posta adresimize bekliyoruz. Ayrıca bizi yayın
süresince telefonla arayabilirsiniz. Telefon numaramız 0212
335 42 60.
Sayın Taşer, programımıza hoşgeldiniz. Kıkırdak
yaralanmaları konusunda yeterince bir bilinç söz konusu mu?
İnsanlar zamanında farkedip, hekime başvuruyorlar mı? Yoksa
bir çok hastalıkta olduğu gibi gecikmişlik söz konusu mu?
Prof. Dr. Ömer Taşer: Açıkçası kıkırdak yaralanmalarının
bilinci tıp dünyasında da özellikle son 20 yılda gelişti.
Kıkırdağın önemi son yıllarda çok daha iyi anlaşılır hale
geldi. Kıkırdağın eklem için ne kadar önemli olduğu,
dolayısıyla bizim bir takım hayati fonksiyonlarımızı, günlük
yaşamdaki hareketlerimizi, aktivitelerimizi devam ettirmek
için ne kadar önemli olduğu, son yıllarda özellikle öne
çıktı. Tabi, bunda yakın zamanlara kadar kıkırdakla ilgili
teşhislerin çok rahat konulamaması da rol oynuyordu. Tıp
dünyasında artan bu bilince paralel olarak ülkemizde ve
bütün dünyada, insanlarda da kıkırdak problemleriyle ilgili
bilinç giderek artıyor. Ve bu insanları bazen daha basit
gözüken ağrılarda bile daha erken hekime gelmeye sevketmeye
başlamış durumda.
Sibel Güneş: Hekimler tarafından tarif edilen en önemli
belirtileri neler? Sinsi bir şekilde seyredebilir mi?
Hastanın size başvurmasını geciktirebilir mi?
Prof. Dr. Ömer Taşer: Kıkırdaktaki en önemli problemlerden
bir tanesi özellikle sinsi seyretmesidir. Çünkü kıkırdak
problemli bir dokudur. Kırkırdağın bir siniri yoktur, iki
kan damarı yoktur. Yani, kıkırdak kan damarından
beslenmiyor. Bu nedenle de iyileşme kapasitesi çok
sınırlıdır. Ama siniri olmaması demek, direk kıkırdaktan
kaynaklanan ağrının olmayacağı anlamına gelir. Ancak eklem
içindeki o kıkırdağın yolaçtığı başka problemler nedeniyle
oluşan ağrılar veya zamanla kıkırdaki olayın çok ilerlemesi,
alttaki kemiğe kadar inmesi sonucu ortaya çıkan ağrılar
nedeniyle hasta, hekime başvuramk ihtiyacını hisseder.
Dolayısıyla bazen çok basit gözüken ağrılarda bile özellikle
aktiviteyle artan ağrılar söz konusuysa, bunlar, hastayı
günlük hayatta çok rahatsız etmiyor ama sinsi bir şekilde
devam ediyorsa, mutlaka bir hekime başvurmakta yarar var.
Sibel Güneş: Vücudun hangi eklemlerindeki kıkırdaklar sorun
olarak karşınıza daha sık geliyor?
Prof. Dr. Ömer Taşer: Vücudu iki bölüme ayırırsak, üst bölüm
daha çok mobilite yani hareket açısından önemlidir. Omuz
eklemimiz, dirsek eklemimiz, el bileği eklemimizde. Alt
eklemimiz de daha çok stabilite açısından, yük taşıma
açısından önemli eklemlerdir. Dolayısıyla yük taşıyan bir
eklemde, bir kıkırdak problemi olma ihtimali üst tarafa
oranla çok daha fazladır. Bu nedenle de günlük yaşamda da,
sportif uğraşlar sonucunda da alt eklemlerle ilgili,
özellikle diz ve ayak bileği eklemlerinde gördüğümüz
kıkırdak problemleri diğer taraflara oranla çok daha sık
olarak karşımıza çıkıyor.
Sibel Güneş: Burada etkili faktörler nelerdir? Spor
yaşamımızda daha fazla yer almaya başladı. Ama bunun dışında
evde iş yapan kadınlar bu problemi yaşıyor mu?
Prof. Dr. Ömer Taşer: Eklemine göre özellikle ev hanımları
açısından bu soruya evet olarak cevaplandırmak mümkün.
Özellikle ev hanımlarının, fazla iş yapan ev hanımlarının,
yani, yere eğilerek yer silmek gibi, çok sık toz alırken,
bir taraftan eğilip, dizimizle çekmeceleri itmek, çekmek.
Kendi eksenimizin etrafında sıklıkla dönerek, zor
ulaşacağımız yerlere ulaşmaya çalışmak gibi eklemleri
zorlayan hareketler sonucu eklemde bir kıkırdak problemi
ortaya çıkabilir. Bu aşınma şeklinde de olabilir. Yani,
zaman içinde yavaş ilerleyen bir aşınma şeklinde de
olabilir. Bazen, birikir bir noktaya gelir. Basit ama ters
bir hareketle kıkırdaktan bir parça koparacak şekilde, yani
gerçek anlamda kıkırdak yaralanması şeklinde de olabilir.
Ama mesela ev hanımlarında özellikle diz ekleminde ana
eklemden ziyade daha çok disk kapağı kemiğiyle ilgili
sorunlar olur. Mesela, merdiven inip çıktığınızda, yere
eğilip kalktığınızda dizde bir takım problemler
hissediyorsanız o zaman yine doktora başvurmakta yarar var.
Sibel Güneş: Günümüzde vücudun bütünlüğünü koruyan
yöntemler, tıbbın gündeminde. Vücuda mümkün olan en az
zararı veren hem tanı hem tedavi yöntemleri tercih ediliyor.
Kıkırdak yaralanmalarıyla ilgili bilgisayarlı tomografi,
magnetik rezonansla görüntüleme yöntemlerinden
yararlanılıyor. Ancak 20 yıldır hem tanı hem de tedavide
kullalınan artoskopi verilen bir
yöntem var. Bunun üstünlüklerinden söz eder misiniz?
Prof. Dr. Ömer Taşer: Artoskopinin üstünlüğü olayı çıplak
gözle görmeniz. Diğer bütün yöntemler, magnetik rezonans
dahil bir takım yorumlardan hareketle bize o kıkırdak
problemi hakkında bir takım bilgiler veriyor. Artık çıplak
gözle görmenizi, eğer bir problem varsa, derecesini,
genişliğini, derinliğini hepsini çok detaylı olarak elde
etme şansınız var. Artı, aynı zamanda ki artoskopinin en
büyük üstünlüğü budur. Aynı sırada tedaviye yönelme şansını
veriyor. Artoskopinin bir üstünlüğü daha yaklaşık yüzde
10'larda kıkırdak yaralanması sıklığı bazı çalışmalarda,
artoskopi yapılan bazı hastalarda yüzde 60'a kadar çıkıyor.
Yani, 10 hastanın 6'sında bir başka nedenle artoskopi
yaptığınızda orada tesadüfen bir kıkırdak problemi
görüyorsunuz. O, o an için önemli olmayabilir. Ama o
hastada, bir sene sonra, üç, beş sene sonra bir problem
çıkacağı anlamına da gelebilir. Bu nedenle artoskopinin
özellikle kıkırdak yaralanmalarının tedavisinde olduğu kadar
tanının doğru konmasında da çok önemli bir rolü var.
Sibel Güneş: Tedavide kullanılan çok güncel iki konu var.
Birisi kıkırdak yatağının tekrar canlandırılması. Birisi de
kıkırdak nakli. Bunlarda hasta seçerken nelere özen
gösteriyorsunuz?
Prof. Dr. Ömer Taşer: Kıkırdak problemli bir doku, kan
damarı yok. O nedenle alttan beslenerek orada bir tamir
dokusu oluşmuyor. Bu yöntemlerin birinci yani kıkırdak
yatağının canlandırılması işlemi, kanlanmayan kıkırdak
dokusuyla alttaki kemikten gelen kan damarları arasında bir
bağlantı kurma işlemiyle prensip olarak özetlenebilir. Yani
kıkırdaktan geçen alttaki yatağını temizledikten sonra bir
takım delikler açarak, alttan kanın oraya gelmesini,
kıkırdak yatağını örtmesini sağlıyorsunuz. Bu orada bir
tamir dokusu oluşturuyor. Tabi, orijinal kıkırdak dokusunu
geri oluşturmuyorsunuz, orada bir tamir kıkırdak dokusu
oluşturuyorsunuz. Bu en iyi şartlarda orijinal kıkırdak
dokusunun yüzde 70-80 sağlamlığına ulaşabilir. Bu da tabi,
belli bir süre sonra o kıkırdakta tekrar bir aşınma riskine
yani bir geriye dönüş anlamına gelecektir. O nedenle mümkün
olan vakalarda ideali orada bir orijinal kıkırdak dokusunu
oluşturmak. Bunun için zöellikle son yıllarda popüler olan,
iyi sonuçlar veren, kıkırdak aşılama yöntemleri sözkonusu.
Özellikle genç hastalarda mümkün olduğu kadar orijinal
kıkırdak dokusuna ulaşmaya çalışmak lazım. Bunun için de
özellikle sporcularda veya eklemlerini çok aktif
kullananlarda, yaşam boyu spor felsefesini ilke edinenlerde
bu tip insanlarda mümkün olduğu kadar orijinal dokuya geriye
kavuşmayı hedeflemek gerekir. Yani, kıkırdağı nakletmeye
çalışmak gerekir.
Sibel Güneş: Telefon hattımızda bir izleyicimiz var. Güneş
Taparoğlu'nun sorusunu alıyoruz.
Güneş Taparoğlu: 26 yaşındayım. 10 yıl önce basketbol
oynuyordum. Yüksek bir yerden dizimin üzerine düştüm.
Dizimin üst kısmında elime küçücük de parçalar geliyor,
zaten. Dizimde çok ciddi bir şişme gerçekleşti. O dönem ilaç
tedavisi takviyesiyle ve bileğime bağladığım ağırlıklarla
dizimin normal aktiviteye kavuşmasını sağladım. Fakat şu
anda son bir haftadır çok ciddi acı çekiyorum. Ve bunun
menisküs yoksa bir kıkırdak rahatsızlanması olup olmadığını
bilmek istiyorum. Mentol gibi bir rahatlamayla birlikte
dizimde bir yırtılma hissediyorum.
Prof. Dr. Ömer Taşer: Bu anlattığı daha çok kıkırdak
yaralanmasını düşündürüyor. Özellikle diz üstü düşme tarzı,
artı başlangıçta ağırlıkta belli bir iyileşme olduktan sonra
tekrar problemin ortaya çıkması. Çünkü burada ağırlık
çalışmasıyla, egzersizle kaslarımızı kuvvetlendirip,
kıkırdağa gelen yükü kısmen hafifletiyoruz. Yani, kıkırdağa
biraz kendini toparlama şansı veriyoruz. Ama işte burada
kıkırdağın problemi başlıyor. Kıkırdakta bir problem olduğu
zaman yıllar sonra bile olsa tekrar karşımıza ciddi bir
takım problemler çıkartabiliyor. Bu bir menisküs yırtığı
değil. Ama burada kıkırdak yaralanmasının boyutunu mutlaka
ortaya koymak ve ciddi bir problem varsa, mutlaka tedavi
etmek söz konusu.
Sibel Güneş: Kıkırdak yaralanmalarında hem aşılama hem de
kıkırdak nakli Tedavinin başarı oranından söz eder misiniz?
Örneğin kıkırdak naklinde ikinci bir defa sorun çıkma
ihtimali ne kadardır?
Prof. Dr. Ömer Taşer: Kıkırdak nakli tek aşamalı bir
ameliyattır. Kıkırdak ekimi yani aşılama yöntemi çift
aşamalı bir ameliyattır. Yani, birinci aşamada hastanın
dizinden yeri hazırladıktan sonra sağlam kıkırdak
hücrelerini alıp, dışarıda laboratuvar ortamında üretip,
ondan sonra ikinci bir ameliyatta tekrar onları hasarlı yere
ekersiniz. Ve üzerinde bazen bir kemik zarıyla veya herhangi
bir şeyle örtersiniz. Tabi bu ameliyatın maliyeti çok yüksek
ve iki aşamalı bir ameliyat. Yani, hastayı iki defa ameliyat
masasına yatırıyorsunuz. İki yöntem arasında, aşılama
yöntemi ile kıkırdak nakli arasında başarı şansı açısından
çok fazla fark yok. İkisinde yüzde 90, yüzde 92'lere varan
bir başarı oranı var. Tabi bu yöntemlerin kısa ve orta
vadeli sonuçları var henüz elimizde. Yani, ilk 1994'te
ortaya çıktı aşılama yöntemi. İlk sonuçlar çok başarıldı.
İlk yapılan hastalarda bile geriye dönüş söz konusu olmadı.
Ama açıkçası ilk ameliyattan yirmi sene sonra ne olacağını
kimse bilmiyor. Ama görünen o ki, bugünkü tıbbi
bilgilerimize, hastalardan elde ettiğimiz deneyimlere,
hayvan tecrübelerine göre orada kalıcı bir kıkırdak yatağı
sağlıyorsunuz. Yani, burada geri dönme şansı hemen hemen
normal bir kıkırdakta problem olma şansıyla eşdeğer olarak
nitelendirilebilir.
Sibel Güneş: Bir izleyici sorumuz var. Şahin Kuyucu, "Diz
kapağımdan ses geliyor. Küçük bir yırtık belirlendi. Hemen
ameliyat gerekir mi?" diye sormuş.
Prof. Dr. Ömer Taşer: Genelde diz kapağı kemiğinden, dizden
gelen sesleri çok kaba bir yaklaşımla zararlı veya zararsız
olarak ikiye ayırmak mümkün. Diz kapağı kemiğinden gelen
ses, dizde bir zarara yolaçıyorsa genelde ağrıyla
beraberdir. Eğer ağrıyla beraber ses varsa, o problemin
üzerine eğilmek lazım. Ama ağrı olmadan sesin olması, çoğu
kez önemli değildir. Diz kapağı kemiğinden ses gelmesi her
zaman bir menisküs yırtığına veya küçük bir yırtığa bağlı
değildir. Tamamen farklı bir nedenden de olabilir. O nedenle
o yırtığın dizde bir probleme yol açıp açmadığını bilmek
lazım. Eğer gerçekten orada bir yırtık söz konusuysa ve bu
zaman içinde dizdeki kıkırdağı bozacak bir yırtıksa, o zaman
çok acil olmasa da belli bir dönemde ameliyat olması söz
konusu olacaktır.
Sibel Güneş: Erken tanı konulamadığında kireçlenme adı
verilen bir başka sağlık sorununun ortaya çıkması söz
konusu. O zaman protezleri kullanmak zorunda kalıyor
musunuz?
Prof. Dr. Ömer Taşer: Kıkırdakta bir problem varsa, küçük de
olsa, bu bir tedavi görmüyorsa, zaman içinde o küçük alan
eklemin tamamını bozacaktır. Eklemin tamamının bozulması,
yani eklemde bir aşınma, artroz dediğimiz ve halk arasında
kireçlenme olarak bilinen tabloyu ortaya çıkaracaktır.
Kireçlenmenin son aşamasında ya da daha doğru bir ifadeyle
aşınmanın son aşamasında kıkırdak tamamen ortadan
kalktığında yapacağınız ancak bir protez ameliyatı
olacaktır. Tabi amaç bu işin oraya kadar gitmemesini
sağlamak. Bunun için yol yakından tedbir almak. En azından
böyle bir kötü süreci çok uzatacaktır. Hastaya çok uzun
yıllar, rahat, problemsiz, ağrısız bir eklem fonksiyonu
sağlayacaktır. Ama son çare eğer kıkırdak tamamen aşınmışsa,
protezle de hastayı tekrar eski yaşam kalitesine döndürmeniz
söz konusu tabi ki.
Sibel Güneş: Programımıza katıldığınız ve verdiğiniz değerli
bilgiler için çok teşekkür ediyoruz. Sağlık Raporu
programımızın sonuna geldik. Kıkırdak yaralanmalarını
acıbadem bakırköy hastanesi'nden Ortopedi ve travmatoloji
uzmanı prof dr Prof. Dr. Ömer Taşer'le konuştuk. Program
içeriğimize www.ntvmsnbc.com internet adresimizden
ulaşabilirsiniz. Yarınki konumuz ise boy uzatma tedavisi.
Sağlıklı bir gün diliyorum. Hoşçakalın.
|