| . |
|
İBB.
KUDEP, TARİHİ ÇEŞMELERİ ONARIYOR
Samatya küçük meydan tarihi çeşmesi onarılıyor,
Pek çok kez çevre esnafın basit onarım ile ayakta tutmaya
çalıştığı çeşme KUDEP tarafından konu ile ilgili eğitim alan
yeni mezun gençlerimize yaptırılıyor. Bir taraftan tarih
yaşatılırken, gençlerimizin alanlarında deyim kazanma + iş
imkanı bulmuş oluyorlar.
KUDEP TAŞ EĞİTİM ATÖLYESİ
Çeşme, türbe vb. anıt eserlerin onarımları yapılarak bu
eserlerin gelecek nesillere aktarılması faaliyetleri
yürütülmektedir.
KUDEB Taş Eğitim Atölyesi çalışmaya başladığı Ağustos 2008
tarihinden, Haziran 2010 tarihine kadar, 26 adet anıt eserin
eğitim ve teknik yardım kapsamında restorasyonu devam
etmekte olup, 17 adet anıt eserin onarımı tamamlanmıştır.
Ayrıca İstanbul Ticaret Odası ile yapılan protokol çalışması
sonucunda 15 adet anıt eserin restorasyonu devam etmektedir.
Meslek Lisesi, Meslek Yüksek Okulu Mezunlarından oluşan 50
kursiyere “Geleneksel Taş İşçiliği” uygulamalı eğitimi
verilmiştir.
Eğitimlerin Kapsamı:
Taş, Bozulma Nedenleri ve Temizlenmesi (Yapılarda Kullanılan
Taşlara İlişkin Genel Bilgiler, Taş ve Çeşitleri, Bozulma
nedenleri: Fiziksel, Kimyasal, Biyolojik ve Bu Bozulmalara
Sebep Olan Etkenler vd.)
Taban Döşemeleri ve Bozulma Nedenleri (Taban Döşemelerinin
Tarihsel Gelişimi,Çamur Tabanlar vd.)
Kalıp Alma Yöntemleri (Kalıp Almada Amaç ve Genel
Yaklaşımlar; Eserlerin Kalıp İçin Hazırlanması; Tek Parçalı
Kalıp Alma Yöntemleri vd.)
Yapılan işlemler:
Belgeleme, Cephe temizliği + onarım, Kot
çalışmasının bitirilmesi, Musluk+tas, Su gideri,
Kitabe takılması, Baba, Musluk aynası,
Kitabenin varak çalışması, Aydınlatma, Seki
taşlarının tamamlanması, Su tesisatının bağlanması
|
|



İstanbul'u seven oturup ağlasın, Bu çeşmeler niye kayıp?
Nazlıgül
Bulut, Fatih'te çocukken oynadığı çeşmenin önünde... Bu çeşme KUDEB
tarafından restore edilmiş. 'Fatih'in Kayıp Çeşmeleri', yer ile yeksan
olmuş 54 çeşmenin akıbetinden haber veriyor. Ne padişah çeşmeleri
kurtulabilmiş kıyımdan ne paşa çeşmeleri...
Kayıp çeşmeleri 'bulan' Nazlıgül Bulut; "Öyle görkemli çeşmeler yıkılmış
ki, şehrini seven oturur ağlar." diyor.
İstanbul'da insan, yürüdüğü yola bile şüpheyle bakmalı kimi zaman;
burada çok değil yarım asır önce bir cami vardı belki ya da güzelim bir
çeşme... Şu karşı apartmanın yerinde bir hamam, otoparkın üzerinde ahşap
bir konak... Ama tabii, bir bilen yoksa yanınızda, "Aslında burada..."
diye başlayan cümleler kurulmuyorsa nereden gelecek aklınıza, her şey
gördüğünüz gibidir, yol yoldur, bina binadır işte...

Bizim yanımızdaki 'bir bilen' Nazlıgül Bulut idi, pek yakında piyasaya
çıkacak 'Fatih'in Kayıp Çeşmeleri' kitabının yazarı... Onunla
'bulabildiği' kayıp çeşmeleri konuştuk, bu bahis hüzünlüydü; ama o
kütüphane senin, bu arşiv benim dolaşıp yer ile yeksan olan çeşmelerden
bir iz araması heyecan vericiydi. Sizce de öyle değil mi; İstanbul
sokaklarında bir kadın, elinde eski bir fotoğraf ya da altmış yıl
öncenin kitaplarından çıkarılmış yarım yamalak bir tarif, bir vakitler
var olan hatta hâlâ orada durduğu zannedilen tarihi çeşmelerden birini
arıyor. Şehir o günden bu güne tanınmaz olmuş, ne sokaklar kalmış
yerinde, ne sokak adları... İki küçük çocuğunu annesine bırakıp bir
belediye otobüsüne atlamış üstelik... Şu köşeyi dönünce görecek; aradığı
orada mı, değil mi? O köşeleri dönüp de göremediği 54 çeşme var Nazlıgül
Bulut'un, 54 hayal kırıklığı, 54 keder, 54 öfke; "Böyle güzel bir
çeşmeyi kim parçalayıp yok edebilir?" 1. Mahmut'un yaptırdığı harikulade
bir çeşme bile musluğuyla kitabesiyle dümdüz edilirse... Kitapta,
yıkılmadan önce çekilmiş son fotoğrafıyla görünen bu zarif çeşmenin
akıbeti çok üzmüş olmalı ki Bulut'u, "Şehrinizi seviyorsanız, oturur
ağlarsınız." diyor.

Mezar taşı yapılan çeşme kitabeleri
Çeşmelerin izini sürmek her zaman böyle üzücü olmamış; ama çelişkili
duygular içinde bırakmış Nazlıgül Hanım'ı, artık yerinde olmayan bir
çeşmenin nasıl olmuşsa muhafaza edilebilmiş bir motifinin ya da
kitabesinin peşine düşmek, bulunca çocuklar gibi sevinmek; ama aynı
zamanda durumun hazinliğini fark edip üzülmek... Bir gün mesela, bir
duvar çeşmesi arıyor Bulut, çok özellikli bir çeşme değil; ama olsun,
atalardan yadigâr yine de... Yadigâr; ama hani nerede? Mescidin duvarına
yaslanıyor, elindeki şişeden bir yudum su alıyor ve o esnada gözü
haziredeki bir kitabeye takılıyor. Arayıp da bulamadığı çeşmenin
kitabesi, kim bilir hangi düşünceyle bir mezarın başına dikilmiş. Şimdi
define bulmuş gibi sevinmeli mi, yoksa 'defineyi' bu halde gördüğü için
üzülmeli mi? İki duygu bir arada; Fatma Tiryâl Hanım tarafından
Aksaray'da yaptırılan Hakkı Paşa Çeşmesi'nin kitabesini sadece tahmin
yürüterek bir müzede bulduğu gün ne hissetiyse öyle...
Fatma
Tiryâl Hanım kim, belli değil, ondan geriye kalan tek şey; bu
çeşmeyi yaptırabilmek için hayli uğraştığını gösteren yazışmalar ve bir
gün bir müzede görmeyi hiç istemeyeceği o kitabe... Bu hayırsever hanım
nereden bilebilirdi ki, amel defteri açık kalsın diye yaptırdığı o çeşme
gün gelip yıkılacak, "Her şeye su ile hayat verdik." ayeti kerimesiyle
tezyin edilen kitabe önce bir mescidin haziresine sonra müzeye
kaldırılacak ve kendisi gibi gayretli bir hanım, bir asır sonra kalkıp
"Bari Fatma Tiryâl Hanım'ın hatırı için çeşmeyi yıkmasalardı." diye
yazıklanacak.
Danışmanlarım yoktu; ama kitaplarım vardı
Bir kadının Fatih sokaklarında kayıp çeşmeler araması, başlı başına hoş,
sevimli hatta saygı uyandırıcı bir eylem olduğu için belki de sahaya
inmeden önce yapılan masa başı çalışmalarına değinmeyi unuttuk. 2007'nin
sonunda ciddi bir bibliyografya taramasıyla işe koyulan Nazlıgül Bulut'u
teşvik edenler çok olmuş; ama o en çok da 'danışmanlarım' dediği kaynak
kitaplardan faydalanmış. İ. H. Tanışık'ın 1944'te basılmış 'İstanbul'un
Çeşmeleri' kitabı, Semavi Eyice'nin 'Eski İstanbul'dan Notlar'ı, bazen
kâğıt peçete üzerine bile çeşme kitabesi kaydeden Süheyl Ünver'in
notları, çizimleri... Bir de kapısı aşındırılan mekânlar var tabii,
kütüphaneler, müzeler, belediyeler... Ve dedektif titizliği; taştaki bir
çizikten hareketle iz sürmeler, kıyaslamalar, çeşmelerin eski
fotoğraflarına ulaşmak için didinmeler,
zihinde
sürekli dönüp dolaşan sorular; "O kitaptaki fotoğraf, kütüphanedeki
fotoğrafla aynı mıydı? O çeşme acaba o yoldan sağa dönünce miydi?"
Karşımızdaki kadının İstanbul'u sevdiği aşikâr... O da öyle söylüyor
zaten; "Bu çalışma bana Allah'ın bir lütfüdür, doğup büyüdüğüm Fatih'e
bir hediyedir."
Sırada Eminönü'nün Kayıp Çeşmeleri var
'Fatih'in Kayıp Çeşmeleri' kitabının bir KUDEB (Koruma Uygulama ve
Denetim Müdürlüğü) projesi olduğunu söyleyelim. Harap vaziyetteki
çeşmeleri ihya eden KUDEB müdürü Şimşek Deniz, aslında 'İstanbul'un
Kayıp Eserleri' külliyatı oluşturma niyetindeymiş; ama ekip bir türlü
toparlanamayınca Nazlıgül Bulut, hiç değilse çeşmeleri bulalım diye
kolları sıvamış. İyi ki de öyle olmuş zira onun ani bir kararla ve bir
başına çıktığı bu yolculuk Fatih'ten sonra Eminönü'nün de kayıp
çeşmelerini ortaya çıkaracak.
BENZER YAZILAR: SAİME TAŞAN, TARİHİ
KORUMA ÇALIŞMALARI |
|
|
|
 |
YORUMLAR:-------------------------------------------------------------------------------- |
|
|