ASKERİYE KORKUSU NASIL SİLİNİR?
Hiç everip çevirmeyelim kelimeleri eveleyip gevelemeyelim.
astalığı açıkça ortaya koyalım. Sonrada çaresini bulalım.
Demek istediğim şu: Türkiye de Başbakanlara, Bakanlara,
hükümete, halka herhangi bir kurum veya şahıs kafa tutuyorsa
aklımıza ilk gelen şey ordunun o kurum veya şahıs ile dirsek
temasıdır. kurum veya kuruluş bu gücü askerden almaktadır
şeklinde çoğu insan da kanaat oluşmaktadır.
1- Tusiad’dan biri çıkıp da:” hükümetin gidişatını sakıncalı
buluyoruz, İsrail ve ABD ile ilişkilere, şöyle.. şöyle
..önem vermelidir,İ.M.F. ile acilen ,derhal anlaşmaya
gitmelidir” derse, genelde aklımıza ,asker’den kuvvet alarak
hava basmaktadır.” Mahiyetinde bir kanaat; doğmaktadır, ya
da bazılarında doğabilir. Geçmiş
Dönemlerdeki acı hatıralar insanları böyle bir zanna
sürükleyici olmaktadır.
2- HSYK: Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu – Adalet Bakanı
kurulmuş zemberek gibi ötüyor- diyorsa, aklımıza asker ile
işbirliği yapmışlığı gelebilir.
3- Yargıtay Başsavcısı Ak Partiye, Başbakana, Bakanlara, her
hangi bir bakan veya yetkilisine, gözdağı veriyorsa – ilk
düşündüğümüz şey Ordudan talimat almışlığı olabilmektedir.
4- İstanbul Barosu Hükümete kafa tutmaya kalkar kalkmaz
hah.. diyoruz. Ordu ona da arakandayız, korkmayın saldırın
hükümete, mahiyetinde bir dokunuşta bulunduğu zannına
kapılıyoruz.
5- Anayasa Mahkemesinden 510 veya 367 sayılarını çizen bir
karar çıkarsa, halkımızın zihninde, asker emir verdi de
ondan bu kararlar çıktı şeklinde, meşru olmayan karanlık
kuşkular oluşabilmektedir.
6- Basın- Yayın kuruluşları veya bir gazete patronu veya
yazarı – hükümete küfrediyorsa, saldırıyorsa, kayıtsız
şartsız askerle güdümlü olduğu inancımız depreşiyor.
7- Her hangi bir Üniversitenin rektörü, hocası, hükümete
bakanlara küfreder tavır takınıyorsa asker bağlantılı
sanılıyor çoğu zaman..
8- Sendikalardan hükümete bir dayatma söz konusu ise kesin
ordu ile işbirliğine girmiş emir almış kanısı doğmaktadır
bazı zihinlerde.
9- CHP,MHP bazen siyasi partiler yasasında öngörülen hizmet
yarışı daha iyiye ulaşım yarışı anlayışı yerine: ‘”Ben
cumhur başkanı olmayacağım de.bunu açıkla,vazgeçtim
de,kafamdan sildim de,böyle bir şey yok de.. azgına o
kelimeyi alma,, sakın aklından geçirme ,sakın düşüneyim deme
“ diyerek başbakanları,bakanları azarlar tavırlar
takınıyorsa, keza :”Haddini bil.,bin pişman olacaksın ,
bedelini çok ağır ödeyeceksin” ihanet içindesin,” gibi
azarlayıcı,ürkütücü,hakaret yüklü kelimeler kullanıyorsa, bu
ordudan alınan kuvvetin yansıması sanıyoruz. Demek isteniyor
ki:”Sayın başbakan, sen beni ne sanıyorsun? Benim arkam da
ordu vardır. Benim bir işaretimle seni alaşağı eder ve sana
ne istersem onu, her an yaptırabilirim” istediği şüpheleri
doğuyor olabilir.
10- Bazen Hizbullah’ın PKK lı ların bazı teröristlerin
yaptığı vahşetlerin bile asker kaynaklı olduğu şüphesi iyi
niyetli olmayanların söylem ve imalarında yer almaktadır..
Mesela Üzeyir Garih olayı, Özal’ın vurulması olayı Aziz
Nesin’in Sivas da Cuma namazı kılarken, camiinin karşısında
dine, imana sataşmacı konuşmalar yapmış olması olayı..
Ecevit’in zehirlenmesi,, sınırlardaki göçmen , esrar, eroin,
silah kaçakçılıklarını bile bazen askerlerle ilişkilendirmek
isteyenlerin çıktıklarını, bu anlama gelecek yorumlarda
bulunduklarını hissediyoruz.
Daha benzeri binlerce suç ve suçlu konularında askerin
günahına girildiği görülmektedir. Osmanlı döneminde asker
şeriat elden gidiyor diyerek, Abdülaziz’i,2.Mustafa’yı
3.Selim’i öldürmüş,2.Mahmut’a Kavalalı Mehmet Ali ve Oğlu
İbrahim Paşa savaş ilan etmiş, Abdulhamid’i indirmiş ve
yüzlerce veziriazamları, vezirleri öldürmüşlerdir.
Cumhuriyet döneminde ise asker, tam bir dönüş yaparak bu
defa şeriat geliyor diyerek,demokratik hayata müdahalelerde
bulunmuştur.
O zaman gelin askerin tehlike sayılan eylemlerinin kaynağın
araştıralım. Görüyoruz ki Anayasa: Madde:15 te temel hak ve
hürriyetlerin savaş, seferberlik, sıkıyönetim, olağanüstü
hallerde kısıtlanabileceği belirtilmektedir.
Bu arada Anayasa 118.madde de Milli Güvenlik Kurulunun,
cumhurbaşkanı, başbakan, başbakan yardımcıları, adalet,
içişleri, dışişleri, milli savunma ve jandarma genel
komutanı, genelkurmay başkanı ve deniz, hava, kara
kuvvetleri komutanlarından oluştuğunu, kurul toplantılarına
ilgili bakan ve kişilerin çağırılacağını ve dinlenileceğini
belirtmektedir. Bu madde de açık bir asker tehdidi,
dayatıcılık unsuru görülmemekle birlikte AB. Ülkelerinde
emsali olmamakla itham edilmemiz söz konusu olmaktadır.
Anayasa 119 –Olağanüstü hal ilanını düzenlemektedir. Tabi
afet, tehlikeli hastalıklar, ekonomide ağır bunalım
hallerinde cumhurbaşkanı ve bakanlar ilgili yerlerde
olağanüstü hal ilan edebileceklerini belirtmektedir.
Anayasa, 120 de ise; şiddet olaylarının yaygınlaşması, kamu
düzeninin bozulması durumu var ise o zaman olağanüstü hal
ilan edileceğini belirtmektedir.
Anayasanın 121 maddesinde: kararın T.B.M.M. onayına
sunulması gereğini vurgulamaktadır. Sürelerin uzatılması,
yasakların mahiyeti de düzenlenmektedir.
Olağanüstü yönetimin nasıl olacağının Olağanüstü Hal Kanunu
ile düzenleneceği de yine bu maddede açıklanmıştır.
Anayasa: 122 de: Sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hali
açıklanmaktadır. ŞİDDET YAYGINLAŞIRSA, SAVAŞI GEREKTİRECEK
BİR HALİN BELİRMESİ, SAVAŞ ÇIKMASI, ayaklanma veya
cumhuriyete karşı kuvvetli bir hadise veya bölücü şiddet
olayı çıkması hallerinde – aynı şekilde sıkıyönetimin ilan
edileceği belirtilmektedir.
Sıkıyönetim de hangi hükümlerin uygulanacağı, işlemlerin
nasıl yürütüleceği, İDARE İLE İLİŞKİLERİ, hürriyetlerin
nasıl kısıtlanacağının kanunla düzenleneceği
belirtilmektedir.
SIKIYÖNETİM KOMUTANLARI GENELKURMAY BAŞKANINA BAĞLI OLARAK
GÖREV YAPARLAR.
Bunlardan anlaşılıyor ki ortalık iyiden iyiye kasıtlı olarak
karıştırılırsa,biraz da Yunan veya Ermenistan’la kapışma
havaları uydurulursa,askeriye idareyi ele geçirebilecek ve
ülkeyi dilediği kadar dilediği gibi yönetmeye fırsat
bulacaktır..İşte Ergenekon’un da yaptıkları bunlardan başka
bir şey değildir diye düşünülebilinir.
Peki, ne yapalım? Nasıl askeri bu dedikodulardan,
şaibelerden, kirli, karanlık, ahlak dışı iftiralardan
kurtaralım?
Bunun yolu Anayasaya bir ek getirmekten ibarettir. Şöyle ki:
gerek sıkıyönetim gerek de olağanüstü hal uygulaması
T.B.M.M. nin 2 / 3 çoğunluğunun kararı ile mümkün olur.
Bakanlar kurulu T.B.M.M. ce alınacak bu kararı uygular.
Sınırı, yeri, süresi konusunda yetki yine T.B.M.M. ne
aittir. Ayrıca kıyamete kadar bir daha asker içerikli bir
korku yaşanmaması için: T.B.M.M. ce askerin yönetimine dair
bir karar alınmamış olduğu halde asker başına buyruk idareye
müdahalede bulunursa, bu isyan sayılır. Maaşı ve askerlikle
ilgisi kesilmiş sayılır. Bir Komutan, yaşa dışı camileri
bombalama ,okulları yakıp yıkma Danıştay’ı silahla
tarama,Yahudilerin ve Hıristiyanların
mallarına,canlarına,ırzlarına zarar verme hususlarında
askerlerine emirler verirse asker bu emirlere
uymayacaktır.Uyarsa emri veren gibi cezalandırılır.Böyle
durumlarda emre uyulmaz ve bu suç sayılmaz..
Bu hükümlere aykırı hükümler yok hükmündedir diye de bir
açıklık getirilerek bu kargaşa hayırla
sonuçlandırılabilinir.
Belaların bin türlüsünün üstesinden gelmeyi Allah’ın izni
ile başarmış olan Karadeniz yiğidi, Anadolu yiğidi, Yüce
Milletimizin her devlete her millete nasip olmayacak devlet
kuşu olan Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’’ın bu çıkmazı
da bir daha baş ağrıtıcı olmayacak şekilde bağlayacağını,
çözeceğini evelallah umuyor, güveniyor ve bekliyoruz.
Allah akıbetimizi hayır etsin dileklerimle.
05-03-2010 Av.Yaşar Metehanoğlu
|