.
İSTANBUL BARO BAŞKANI ACİLEN NE YAPMALI?

Yeni seçilmiş olan İstanbul Baromuzun sayın başkanı Doç. Dr. Av. Ümit Kocasakal Bey, iyi bir görünüm sergiledi. Seçime iki ay kalmıştı ve onu televizyonlarda, baro odalarında, gazetelerde görüyorduk. Doğal bir hukukçu kimliği sergiliyordu. Her hangi bir düşüncenin adamı kanaati uyandıracak davranışı da söylemi de yoktu. Her hangi bir düşünce gurubuna zarar vereceği endişesi uyandıracak bir tavrına rastlanmıyordu. Açıktan açığa ben şu gurubun düşmanıyım, karşısındayım, şu giysi sahiplerinin düşmanı olacağım, bu düşünceyi savunanları barodan atacağım, şu fikirde olanları yaşatmayacağım gibi uçuk kaçık bir belirti vermedi. Bunun yanında hukuk ve hukukçu ile ilgisinin yoğunluğu da dikkat çekiciydi. Ayrıca doçent olması akademik sıfatı da çekici oluyordu.

Çoğunluğun gönlünde az çok yer yapmıştı. Bu adamdan bize zarar gelmez inancı yanında bize yardımcı olmaya çalışabilir intibaı uyandı.Bir şanslı tarafı daha vardı.Baro stajlarında görevliydi.Hiç bir yeni avukat yok idi ki onun stajından geçmemiş olsun..Ayrıca üniversitede de hocaydı.Bir kısım öğrencileri seçimde hocalarına rey vereceklerdi.

Önceki başkan Av. Muammer Aydın’ın türban ile ilgili çok ağır sataşmacı çıkışı korkuya sebep oldu. Atatürk ile laiklik, demokrasi, cumhuriyet ile kendisini eşleştirmesi ve kapalıları da bu ilkelerin düşmanı kabul etmesi mahiyetinde sayılabilecek gerek kelimeleri gerek de o andaki fiziki durumu, kavgaya giden bir insan tavrı, yüz, göz ifadeleri birçoklarını korkuttu.

Av. Muammer Aydın’ı kaybetmeye götüren önemli sebeplerden biri de eski başkan Kazım Kolcuoğlu’na yönelik mahiyette çok az da olsa karşı söylemlerde bulunması ve bunu fırsat bilen eski kurt Kolcuoğlu’nun da şahsıma sataşma var hakkını kullanmak üzere söz alıp Av.Muammer Aydın ile aralarında keskin ve kesin bir ayrılığın olduğunu dile getirmesiydi.Onun bu konuşması da Kolcuoğlu gurubunun toptan Aksakal Hoca’ya yönelmelerine yol açtı.Zira Kolcuoğlu çok açık şekilde Kocasakal Hoca’yı desteklediğini belirtiyordu.

Av. Muammer Aydın’ın Ergenekon’cular için yürüyüşler, gösterdiler düzenlemiş olması Ergenekoncuların savunması için 1,8 milyon, eski parayla trilyon harcamış olması da çoğunluğun diş bilemesine, hırçınlaşmasına yol açmıştı.

Yine seçimlerde en etken şahıslardan biri de Av. Muhittin Köylüoğlu diye bir avukattı. Köylüoğlu baro gelir ve gider hesaplarını tek tek ortaya dökünce hepimiz küçük dilimizi yuttuk. Köylüoğlu bir bomba daha patlattı ve dedi ki benim içinde bulunduğum H U K U K U N Ü S T Ü N L Ü Ğ Ü G U R U B U –nu seçerseniz baro aidatlarını Y Ü Z liraya indireceğim dedi. Bütün meslektaşlarımız şok oldu. Demek ki baro aidatları yüz liraya indirilebilinir idi. Demek ki bu miktar aidat ile baro işlevlerini yürütebilirdi. Öyle ise ne demeye Av. Muammer Aydın’a 400 T.L. vereydik? Ne diye kendi kendimize yük üstüne yük yüklüyorduk? Av. Muhittin Köylüoğlu aklımızı başımıza getirmişti. Salon onu ayakta çılgınca alkışlamaya başlamıştı. Av. Muammer Aydın gurubu da onun sesini boğmaya, konuşmalarının devamını engellemeye çalışıyordu.

Av. Muhittin Köylüoğlu ve gurubu seçimleri kazanamadı. Ama Köylüoğlu’nun hitabeti Av. Muammer Aydın’ın oylarının çoğunun Doç.Dr. Av.Ümit Kocasakal gurubuna kaymasına ve haliyle de onun kazanmasına sebebiyet verdi.

Ben bir İstanbul Baro’su mensubu olarak ÜMİT Hoca’dan neler bekliyorum?

Benim beklentilerim aşağıda sıralayacağım mevzuat değişiklikleri ve uygulamalardır.



1 – ALO BARO – telefon bağlantısı kurulmalıdır..Bu hat yalnız meslektaşlara hizmet vermelidir.Doğum,kaza,ölüm,yaralanma,gecikme,tehire uğrama vs..hallerinde duruşmalara hemen barodan bir arkadaşın gönderilmesi sağlanmalıdır.

2- İşsizlik yardım fonu oluşturulmalıdır. Beklenilmez afetler ve olaylar karşısında çaresizliğe ansızın mahkûm olan meslektaşa mutlaka ulaşılmalıdır. Av.Mustafa Şen diye bir meslektaş kaza geçirmiş hastaneye düşmüş, ağır ameliyatlar sonunda hastaneden çıkış parası ödenememiş ve o da karnına, kalbine bağlı olan kordonları söküp intihar etmişti.15 yıldan beri acı duymaktayım.

3 – Yurt dışı gezileri için kolaylık sağlanmalıdır. Az bir bedel ile ve yabancı ülke baroları ile anlaşıp kolayca yatacak yer temini ile bu sağlanabilir. Yabancı ülke adalet bakanları ve belediye başkanları ile bu bağlantılar kurulabilinir.

4 – Avukat olmadığı halde çek senet toplayan,fırsatını bulunca cüppe bile giyip duruşmalara katılan gerek emekli icra memurları ve mahkeme katipleri veya başkaları tespit edilmeli ve cezalandırılmalıdır.Bunun için gözetleme ekibi kurulmalıdır.

5 – Mafya, çete, yabancı ajan kurumları ile bağlantı kuran, rüşvetsiz iş yapmayan, örgütlerin boğazda verdikleri davetlere katılan, çok kıymetli otellerde kadın ikramları ile ağırlanan hâkim savcı ve mahkeme müdürlerinin takip ve tespit ve ihracı için baro bir ekip oluşturmalıdır. Bu yöndeki mevzuat değişikliğini de başarmalıdır.

6 – Avukata icra memurunun haciz tatbik yetkisi verilmelidir. Yunanistan’da ve bazı Avrupa ülkelerinde uygulanan bu sistem bize de kazandırılmalıdır.

7 - M.K.134 mutlaka yeniden düzenlenmelidir. Bu madde gerek Avukatlık Kanununa, gerek Borçlar gerek M.K. na gerek de Noterler K.na ve gerek de Anayasaya aykırıdır. Ne demek boşanacak olanların mahkemeye gelmelerinin mecbur edilmesi? Ne diye vekâlet hukuku yok sayılıyor? Niçin Avukat ile temsil Av.K. da B.K. da M.K. da kabul edilirken, Noterlik K.da kabul edilirken M.K.134 de vekâlet hukuku bu maddede yok sayılsın? Böyle bir maddenin halen durması mesleğin en ağır şekilde aşağılanmasıdır. Kariyer sahibi akademisyen olan yeni başkanımızın muhakkak bu hususu düzeltme çabası vermesini istiyoruz. Bu madde avukatı, avukatlığı aşağıladığı gibi Türk Vatandaşlarını da aşağılamaktadır. Sebeplerini Hoca benden iyi bilecektir. Yazmıyorum.

8 - Nakdi kefaletle tahliye hakkının, uygulamasının kaldırılması demek avukatın ceza hukuku yolu ile para kazanmasının yollarının kapanması demektir. Mutlaka nakdi kefaletle tahliye hakkının yeniden ceza yasamıza kazandırılmasını yeni başkan Kocasakal Bey’den istiyoruz.

9 – Bono da mal beyanı uygulamasının kaldırılması demek avukatın bono, yolu ile kambiyo hukuku yolu ile para kazanma kapısının kilitlenmesi demektir.Kazanılmış hakların kaybı demektir.Avukatlığın ayaklar altına alınması,avukatın sefalete mahkum edilmesi demektir.Sayın başkan’ın ’dan bu yönde çalışmalarını bekliyoruz.

10 – Çek yasasında da eski sisteme dönülmesini istiyoruz. En güçlü şirketler ve en zengin iş adamları çaycıya, simitçiye, sokakta boşta gezer, evi barkı, yeri yurdu olmayan biri adına bir çek karnesi alıyor ve onu kullanıyor. Ödemek istemeyince de- İ m z a b e n i m d e ğ i l –diyerek borçtan sıyrılıyor. Ticaret bu yol ile baltalanıyor. Çek dolaşımı ortadan kalkıyor. Avukat da çek yolu ile çek vasıtasıyla para kazanamıyor. Avukatlığın bir ayağı daha kırılmış oluyor. Baro başkanımızın eski sisteme dönüşüm hususunda mevzuat değişikliği yapımı için gayret sarf etmesini arz ediyoruz.

11 – Yine çek ve poliçede ve ilamsız takiplerde mal beyanı sisteminin yeniden düzenlenmesini istiyoruz.,Meslek menfaatlerini ilgilendiren yasal kazanımlarda geriye gidişin önü alınmalıdır.Avukatın nefesini kesen bu değişikliğin ortadan kaldırılmasını istiyoruz.

12 – Bilirkişi tetkikatlarında en az iki bilirkişi olmasının sağlanmasını ve birinin avukat olması temin edilmelidir. Hukuki keşif ve bilirkişiliklerin mutlaka 20 yılını doldurmuş ve istekte bulunmuş avukatlara tahsisi sağlanmalıdır.

13 – CMK- işi düzene sokulmalıdır. Bu hali ile iki sakınca iki adaletsizlik taşımaktadır. Birinci anormalliği herkese Hükümetin avukat gönderme gereğidir. Sosyal devlet ilkesi demek mağdur, perişan, çaresiz olana devletin el uzatması demektir. İmparatorlara, trilyonerlere de avukat tahsisi demek değildir. Böyle bir uygulama olamaz. Bu uygulamanın hukuk ile bağdaşır tarafı olamaz. Zengine de soğuktan donan aileye de eşit miktarda belediyeler kömür verse, buna sosyal devlet ilkesi denebilir mi?

İkincisi ise mesleğin mahvıdır. CMK ceza avukatlığını öldürmüştür, öldürmektedir, öldürecektir. Herkese devlet avukat veriyorsa ne diye özel avukat tutulsun? Bu saçma uygulamanın değişmesi için Baro Başkanımız mutlaka çare bulmalı mevzuat değişikliğini sağlamalıdır. Bu yasal anayasaya da aykırıdır. Eşitlik ilmesine de aykırıdır. Zira Ali silahını çekip velinin ayaklarına sıkıyor. Ali Karakola alınıyor. Aliye hemen avukat getiriliyor. Avukat Âli’yi savunuyor. Her türlü hak ve menfaatlerinin korunması sağlanıyor.

Peki, veli’nin durumu ne oluyor? Veli iki ayağı kurşun ile sakatlanmış, delik deşik edilmiş halde harıl harıl kanları akar vaziyette cadde ortasında bağırmaktadır. Kan kaybından ölürse ölüp gidiyor. Ölmez ise sürünmeye mahkûm bırakılıyor. Böyle bir hukuki düzenleme olabilir mi? Buna hukuk devleti denebilir mi?

Madem bir tarak mermi boşaltarak Veli’nin iki ayağını sakat eden Ali’ye hemencecik avukat gönderiyorsun o halde yerlerde sızlanan Veli’ye de hemen bir avukat ve hemen bir cankurtaran ekibi de göndereceksin. Veli için gönderilecek avukat hemen tazminat, ceza dava hazırlıklarına ve uygulamalarına başlayacaktır. O zaman bu uygulamaya adil denir. Yoksa bu gün uygulanan sistem adil de hukuki de değildir. Yeni Baro başkanımız Doç.Dr. Ümit Kocasakal’dan bu tarihi hatanın düzeltilmesi yolunda mevzuat düzenlenmesine gitmesini arz ediyoruz.

14 – Akbil avantajı sağlanmalıdır. Kadir Topbaş ile görüşülmelidir. Yardımcısı Av. Ahmet Selamet ile görüşülmelidir. Günde 20 yere gidip geliyoruz. Biz kamu görevi ifa ediyoruz. Avukatlara akbil indirimli fiyata bağlanmalıdır.

15 – İstanbul Adliye Sarayı’nın İstanbul Barosu’nca satın alınmasını da istiyoruz. Yakışan bir merkez olacaktır. Ulaşımı, tanıtımı kolay olacaktır.

16 – 50 den fazla personel çalıştıran işyerlerine muhasebeci edinme zorunluluğu gibi avukat edinme zorunluluğu getirilmelidir. Böylece muhasebecilerin zenginliği nasıl gözetildi ise bizim de ayakta durabilmemizin kapıları aralanmalıdır.

17 - Avukat delil toplayabilmelidir. Basın Yayın mensuplarına, savcılıklara, hâkimlere,polislere tanınan bu hak bize de tanınmalıdır.

Daha benzeri fikir ve düşüncelerimi şimdilik kısa kesiyorum. Sayın Baro Başkanımız Doç.Dr. Ümit Kocasakal Üstadım, ya bunları nazara alır ve üzerinde düşünürsünüz ya da çok yakın gelecekte avukat intiharları haberleri okumaya başlarsınız. Benden söylemesi. 2000 yılında ben de baro başkanlığı için aday olmuştum.Çok az meslektaşımızın oyunu alabilmiştim.

Sizi 6000 kişi seçti. İnşallah benden ziyade mesleği de meslektaşları da düşünürsünüz. Siz teklif ediniz. Milletvekillerinin seve seve ve çarçabuk bu düzenlemeleri T.B.M.M.den geçireceklerini bilmelisiniz.Zira Meclistekilerin çoğu avukattır.Sizin isteklerinizi yapmazlarsa İstanbul Barosu’na vekilliğin bitiminde avukat olarak kaydolmaları mümkün olmayabilir.Al gülüm ver gülüm misali…

Allaha emanet olunuz. 22-11-2010

Av.Yaşar Metehanoğlu

YAZARIN DİĞER YAZILARI

.YORUMLARINIZ: