|
İBB'den Çifte
Standart, Molla zeyrek camii üzerinde oyun mu oynanıyor?
Yıllardır Molla Zeyrek camii (Pantokrator Manastırı,
Kilisesi) restorasyon çalışması İBB Başkanlığı tarafından
devam ediliyor. Bu çalışmalar sırasında İbadete kapatılan
Caminin bazı kısımları onarımı tamamlanmasına rağmen
ibadete açılması geciktiriliyor. Bu geciktirilme sanki
buralar bir daha camii yapılmayacak endişesi duymamıza sebep
olmaktadır. Kilise ve şapel kısımlarında daha evvelce mevcut
olan İslami objeler kaldırılarak yapı tamamen boşaltılmış
durumdadır.
Ne hikmetse halen Cami olarak kullanılan manastır
kısmı onarımına Dıştan ve içten hala başlanmış değil.
Caminin hali içler acısı, duvarlar yıkılıyor, mermerler
dökülüyor. İslam adına bir ibadethane temizliği yok.
Yıllardır onarılması için girişim de yok.
Endişelerimiz son vakıflar yasası gereği
(azınlıklara mülkleri geri verilecek) hükmü ile bu
ibadethaneler gözden mi çıkarıldı. Burada kendilerini RUM
azınlık gören, resmi sayıları bin-binbeşyüz civarında olan
Hıristiyan vatandaşlarımız Bu eserler üzerinde kendilerini
hak sahibi görmelerini kabul etmek çılgınlıktır.
Çünkü Bizans büyük bir imparatorluktu, ve 1071 den itibaren
geldiğimiz Anadolu'da savaş meydanları dışında Bizans
unsurlarına hep dostça davrandık. Bu millet Müslüman olarak
Türk , Osmanlı tabasına geçti. Bu gerçeği görmemezliğe
gelerek bu eserleri bir avuç azınlığa peşkeş çekmek, bu
eserlerin Müslüman olan gerçek sahiplerine saygısızlıktır.
Kaldı ki Bizans azınlığına bıraktığımız
kiliselerin tamamına yakını yıkılıp yok olmuştur. Bu
kiliselerin, manastırların günümüze gelmesinin vesilesi cami
olmalarından dolayıdır. Bu gerçeğin doğrultusunda buralar
Müslüman Bizanslıların (Türklerin) öz malıdır. Buralar ABD
ve AB baskısı ile terk edilemez.
Molla Zeyrek Camii hakkında
19/07/2008 tarihinde yazdığımız bir yazı ve resimler,
değişen pek bir şey yok
MOLLA ZEYREK CAMİİ HAKKINDA TARİHİ BİLGİ:
Zeyrek Camii (Pantokrator Manastırı Kilisesi) İstanbul'un
Zeyrek semtinde Doğu Roma döneminden kalma dinî yapıdır.
Kilise üç ayrı şapelin bir araya gelmesinde oluşur.
Ayasofya'dan sonra İstanbul'da ayakta kalan en büyük
kilisedir.
Güneydeki ilk kilise II. Komnenos'un karısı Eirene
tarafından 12. yüzyılın ilk çeyreğinde yaptırıldı. Karısının
ölümünün ardından imparator kilisenin kuzeyinde, az
ilerisine ikinci bir kilise yaptırdı ve en sonunda bunları
birleştirmek için üçüncü bir kilise daha yaptırdı.
İstanbul'un fethinden sonra ilk medrese burada açıldı.
Müderrisi Zeyrek Mehmed Efendi'ydi. Fatih Külliyesiyle
birlikte yeni medreselerin yapımı tamamlanınca buradaki
medrese kapandı ve bina cami oldu. Şu anda yalnızca güney
kısmı cami olarak kullanılmaktadır.
1118 ve 1124 tarihleri arasında Bizans imparatoriçesi Eirene
Komnena bu manastır sitesini inşa etti.Ve onu Christ
Pantokrator 'a adadı.Manastır ana kiliseyi kapsıyordu.Ayrıca
Pantokrator ' a bir kütüphane ve bir de hastane
adadılar.Eşinin ölümünden sonra,kısaca 1124 den sonra
imparator John II Komnenos ilk kilisenin kuzeyine diğer bir
kilise inşa etti.ve onu Theotokos Eleousa ya adadı.Neticede
(1136) iki türbe Chapel(Saint Micheal'e adanan ) ile
birleşti.Kommenos ve Palaiologos hanedanlıklarının
İmparatorluk mozelesi haline geldi.Bundan başka, pekçok
yüksek rütbeli Bizanslı,İmparator John II ve eşi Eirene,İmparatoriçe
Bertha of Sulzbach (İmparator Manuel I Komnenos'un eşi )ve
İmparator John V Palaigolos buraya gömüldüler.
Taş işçiliği( Orta dönemdeki Bizans mimari simgesi )
girintili tuğla tekniğine kısmen adopte edildi.Bu teknikte
birbiri ardına gelen tuğlalar duvar çizgisinin arkasına
monte edildi.Ve karışım yatağına daldırıldı.Bundan dolayı
karışım katmanının kalınlığı,normal tuğla katmanının üç katı
fazlasıdır. |