|
Son
günlerde kamuoyunu fazlasıyla meşgul eden, bazen Kürt
açılımı, bazen demokratik açılım bazen de kardeşlik projesi
denilen , daha isminin ve içeriğinin ne olduğunu
bilmediğimiz bu konuda ki görüşlerimi hemşerilerimle
paylaşmak istedim.
Aslında bu projenin ABD’nin büyük Ortadoğu Projesinin bir
devamı olduğunu söyleyip te ispat edemeyenlere başbakanımız
ağza alınmayacak,sözler söylese de bu Kürt açılımının
çerçevesi “Atlantik Konseyi ”toplantısında çizilen bir ABD
projesi olduğunu bu toplantıya katılanlar söylemektedirler.
Dahası ABD başkanı Barak Obama’nın bizim Meclisimizde
yaptığı vekillerimizce de alkışlanan konuşmada şu isteklerde
bulunmadı mı?
1-Heybeli Adadaki Ruhban okulunun açılması
2-Limanlarımızın Rum gemilerine açılması
3-Kapalı olan Ermenistan sınır kapımızın açılması
4-Kıbrıs’ta birleştirici çözümün sağlanması
5-Kürt kimliğinin tanınması
Bu talepler aslında bizim hükümetimize verilen bir ev
ödeviydi.
Nasıl ki okulda verilen bir ev ödevini öğretmenin gözüne
girmek ve azar işitmemek için acilen göz boyarcasına yapan
bir öğrenciden hiç farkları yok.
Başta Cumhurbaşkanımız ve başbakanımız,olmak üzere onların
siyasi uzantıları,yandaş ve dinci medya eşliğinde,ikinci
Cumhuriyetçi eski solcuları da yanlarına alarak,bu ödevi
yapabilmek ve iktidarlarını devam ettirebilmek için sonu
nereye varırsa varsın diyerek Türk Milletinin
hassasiyetlerini görmezden geleceksiniz.
Açılımda nelerin olacağını söylememekle birlikte,bunu
meclisin açılışının kapalı oturumunda söyleyeceklerini
belirtmektedirler.Neden kapalı oturum Türk Milletinden
gizlenilen bir şey mi var.Türk halkı duymayacak fakat ertesi
günü PKK ve İmralı tarafından duyulacağı bir gerçek.
Duyumlara göre yapılmak istenilenlerden bazılar şöyle:
1-Köy ve çocuk isimlerinin Kürtçe verilmesi
2-Kürtçenin günlük yaşamda kullanılması,öğrenilmesi
öğretilmesi
3-Kürtçenin seçmeli ders olarak kullanılması
4-Özel Kürtçe televizyonların kurulması .
Bunlara kimsenin karşı çıkacağını zannetmiyorum.
Fakat DTP ve PKK çizgisi bununla yetinmeyeceğini,Kürt
kimliğine anayasa düzeyinde siyasi nitelik kazandırılması,
Kürtçenin resmi eğitim dili olarak kabul edilmesi
,Güneydoğunun,ayrı siyasi ve idari yapıya
kavuşturulması,bölgeye özerklik verilmesi gibi talepleri art
arda gelecek tir .
Bakın televizyon ekranında bir gencin söylediklerine “Sizin
Atatürk'ünüz varsa bizimde Apomuz var” diyerek,bir
teröristle bu ulusun kurtarıcısını bir tutar hale geldiler.
Bu cesareti de onlara bu iktidar vermektedir.
Ayrıca Türk sözcüğünün de kullanılmasına karşı
çıkmaktalar.”Ne Mutlu Türküm Diyene” Sözü ırkçılık anlamına
geliyormuş.
Yapılacak ilk işlerden birisi de dağlardaki bu cümleyi
silmek olacakmış.
Bu Atatürk’ü inkar etmek anlamına gelmiyor mu?
Ayrıca Türk bayrağı,Türk askeri,Türk takımı
denmeyecek,Türkiye'nin bayrağı ,Türkiye’nin askeri dememiz
gerekiyormuş.
O zaman biz “Onuncu Yıl Marşını hiç çalmayalım.
Çünkü Türk önde Türk ileri demek suç olabilir.
Çözüm için Güneydoğuda her şeyden önce bir toprak reformu
yapılmalıdır.
Ağalığın ve aşiretliğin güçlü olduğu,bir ağanın 20 köyünün
bulunduğu,vatandaşın bir karış toprağının, işinin sosyal
güvencesinin,olmadığı töre diye suçsuz insanların
öldürüldüğü bir yerde kimliğinde Kürt yazsa ne fark eder,
Türk yazsa ne fark eder.
Ekonominin güçlü olmadığı yerlerde demokratik açılımı da
yapamazsınız.
Birde demokratik açılım sadece Kürtler için değil ,Türkler
içinde aleviler içinde Gürcüler içine düşünülmelidir.
Alevi açılımı vardı ya nerde kaldı.
Eğer demokratik açılımda samimiyseniz,gelin önce
dokunulmazlıkları kaldırın.
Siyasi partiler yasasını ve seçim kanununu değiştirin.
Yüzde on barajını kaldırın.Haksız yere dinlemelerden
vazgeçin.Size karşı muhalefet edenlere anlayışlı olun.Sizi
sevmeyenlere karşı sudan bahaneler üreterek, devlet gücünü
kullanmayın.
Gelin Deniz Feneri soruşturmasını başlatın.”Çağdaş Yaşam
Derneği” sayesinde okuma şansı yakalayan öğrencilere
terörist muamelesi yapıp,tarikat okulları ve yurtlarında
kalan öğrencileri korumayın.
Senden yana olmayan sizleri eleştiren radyo ve
televizyonlara karşı sizlerin aleyhine karar veren hakim ve
savcılara karşı da her türlü baskıyı uygulayıp yıldırma
yoluna gideceksin.
ondan sonrada demokratik açılımdan bahsedeceksin.
Kim inanır buna…
Diğer ödevleri de Ermeni açılımıydı.Ne oldu ?
Cumhurbaşkanımız,milli maçın bahanesiyle Ermenistan’a gitti.
Görüşmelerin sonucunda sınır kapısının açılacağını
söyledi.Fakat Ermenistan’ın bırakın Dağlık Karabağ’dan
çekilmeyi, Ermeni soykırımının tanınması ile Türkiye’den
toprak taleplerinden bile vazgeçmeyeceklerini söyleyince bu
iş orada yattı.
Sorunu çözmek karşılıklı fedakarlılarla olur.
Hep vermekle değil.
Bir Şavşatlı olarak,söyler misiniz?
Bizlerin Kürtlerden ne üstünlüğü var.Bizde doğuluyuz Bizde
yoksuluz. Bizim fabrikalarımız mı var?
Düğünlerde dolarlar mı saçıyoruz.Toprak ağası mıyız?
Çocuklarımız özel okullarda mı okuyor.İş bulmak için bizlere
öncelik mi tanınıyor. Atamalar yapılırken öncelik Türk
çocuklarına mı veriliyor.Kürtler vergi veriyor,askerlik
yapıyor da biz mi yapmıyoruz?
Bizlerde onlar gibi12 Eylülde sorgudan ve işkencelerden
geçmedik mi?.
Kısaca, diğer etnik gruplar gibi Kürtler de anadillerini
konuşmalıdır.
Kendi kültürlerini istedikleri gibi yaşamalıdır.
Fakat üniter yapıya onlarda diğerleri gibi saygı
göstermelidir.
Ekonomik ve sosyal sorunlar hepimizin ortak sorunudur.
Gelin bizi birbirimize düşürmeye çalışan emperyalist
güçlerin oyununa gelmeyelim.
Tek amaçları ülkemizde ki etkin kimlikleri birbirine
düşürerek,üniter yapının parçalanmasını bu sayede ülkenin
zayıflatılarak, öteden beri Türkiye üzerinde ki kötü
emellerini gerçekleştirmelerine izin vermeyelim.
Bizler yıllarca bu topraklarda beraber kardeşçe iç içe
yaşamış kız alıp kız vermiş,etle kemik gibiyiz .
Ben Kürt kardeşlerimi de alevi kardeşlerimi de gürcü
kardeşlerimi de çok seviyorum.
Ben kimliğe değil insana önem veriyorum.
Yaşasın Türk’ün,Kür’dün,Laz’ın,Çerkez’in,Gürcü’nün
kardeşliği…
Turan Orakci 13 Eylül, 18:25
Kaynak:http://www.facebook.com/home.php?#/inbox/?folder=[fb]messages&page=1&tid=133950132765
|