12 Eylül 2010 Anayasa değişikliği referandumunda oy tercihim; HAYIR.

12 EYLÜL DARBE ANAYASASI TOPYEKUN DEĞİŞMELİ.

Bu tercihimle Hayır'cı ve Boykot'çu! Politikacıların yanında değilim,
Milli, Manevi öncelikli gerekçem; AKP iktidarının topluma Anayasa değiştirecek güveni vermediğini görüyorum, Pek çok konuda İktidarın, söylemi ile uygulamasının zıt tecelli ettiğine şahit oluyoruz
.
Muhafazakar, Yurtsever, Maneviyatçı kimliğimle, Refah ve AKP'ye ilk yıllarında azami hizmet etmiş biri olarak.

Neden hayır?
Çünkü Hayata geçtiğinden itibaren 12 Eylül darbe anayasasının pek çok maddesi değiştirildi, Şimdi gündemde olan değişim hareketi sanki anayasa toptan değiştiriliyor, anayasal sorunlar bitiyor havası veriliyor. Gerçeğin bu olmadığını gördüğüm için HAYIR.

Neden hayır?
Değişikliklerin yaşadığımız sosyal hayata kalite sunmadığını gördüğüm için.

Neden hayır?
AKP’nin sivil ve Çağdaş demokratik haklar kazandıracak bir teklifle halkın karşısına çıkmadığını gördüğüm için.

Neden hayır?
30 Yıldır Milletimizin, devletimizin büyük bedel ödediği TERÖRÜN bitirilmesi konusunda doğru ve etkili bir gelişme görmediğim için.

Neden hayır?
AKP iktidarının Çağdaş bir Türkiye için değil, partizan, politik bir yönetim ortaya koyduğu için, Doğu ve Güneydoğu halkına maaş ve ulufe dağıtarak, tembelliğe alıştırdığı, bölgesel doğru tedbirler almadığı için.

Neden hayır?
Zaten bir çıkmaza saplanan Yargı sistemini daha da büyük batağa sürüklediğini gördüğüm için.

Neden hayır?
Emniyet ve Yargı kurallarını suçluların lehine değiştirerek, zulme uğrayan halkın feryatlarını duymadığı için (Bende yıllardır bazı iktidar mensuplarının iftira ve zulmü ile mağdurum, BİMER dahil yönetimi yanımızda göremedik)

Neden hayır?
Devletin bütün kurumlarını (anti demokratik) denetim ve yönetim altına alınması tehlikesi gördüğüm için.  

Neden hayır?
Güneydoğuya teşvik olarak dağıtılmak üzere, Son seçimden önce yedi milyar, TBMM seçimlerine kadar on iki milyar teşvik paketi yürürlüğe koyarak, Vergi ve sosyal hizmetlerin bedelini ödemede en büyük suiistimalin yapıldığı  ayrıcalıklı bir bölgeye hibe destek sağlanırken, Yatırım yapılmayan, yoksul bir  köyü terk ederek gurbette çile çekmeye mecbur bırakıldığımız için

Bu gerekçelerime çok daha fazla sebep yazabilirim, şimdi maddeler halinde teklif edilen değişiklikler, bu değişikliklerin tarafımca yorumlanması

MADDE ve TASLAK:

Madde (1): Anayasanın ”Kanun Önünde Eşitlik” başlıklı 10. maddesinde değişiklik yapılıyor.

Maddenin, ”kadınlar ve erkekler eşik hakları sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür” şeklindeki 2. maddesine, ”Bu maksatla alınacak tedbirler, eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. Çocuklar, yaşlılar ve engelliler, gibi özel süratle korunması gerekenler için alınacak tedbirler, eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz” hükümleri ekleniyor.

Madde (1) CEVAP: Bu maddede zaten uygulamakta olan “Pozitif ayırımcılık” Anayasa güvencesi altına alınıyor.
Buna gerek olduğunu sanmıyorum, maddede sayılan özellikteki vatandaşlarımıza özel hak ve hukuk verilmesi konusunda günümüze kadar hiçbir itiraz olmamıştır.

Madde (2): Anayasa’nın, ”özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesinde değişiklik öngörülüyor.

Maddeye, ”Herkes kendisi ile ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak, kişinin kendisi ile ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızası ile işlenebilir” hükmü ekleniyor.

Madde (2) CEVAP: Bu madde sanıyorum geçmişi karanlık politikacıların zaman aşımı nedeniyle takipsizlikle sonuçlanmış mali ve cezai mazilerini temizlemek amacıyla kullanılabilir.

Madde (3): Anayasa’nın ”seyahat hürriyeti” başlıklı 23. maddesinde değişiklik yapılıyor.

Buna göre, ”vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle ve hâkim kararına bağlı olarak sınırlandırabilecek.”

Madde (3) CEVAP: Bu maddenin böyle düzenlenmesi toplumun %99 unu ilgilendirmeyen bir değişiklik, hukuk ile sorunları olanların, tedbiren engellenen yurt dışına kaçışının önü açılmış oluyor

Madde (4): Anayasa’nın ”Ailenin Korunması” başlıklı 41. maddesinde değişiklik yapılıyor.

Maddenin başlığı, ”Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları” şeklinde değiştiriliyor, maddeye, çocukların korunması konusunda hükümler ekleniyor. Maddeye eklenen hüküm şöyle:

”Her çocuk, yeterli himaye ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça ana ve babası ile kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir. Devlet, her türlü istismara karşı, çocukları koruyucu tedbirleri alır.”

Madde (4) CEVAP: mevcut kanunlarımızda gerekli ilgiyi göstermeyen aileden çocukları ellerinden alınabileceğine dair maddeler varken, bu hakkın anayasada yeniden tanımlanması yeni bir hak değil.

SENDİKA KURMA HAKKI
Madde (5): Anayasa’nın ”Sendika Kurma Hakkı” başlıklı 51. maddesinin son fıkrası yürürlükten kaldırılıyor.
Böylece, bir kişinin aynı zamanda ve aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olmasının yolu açılıyor.

Madde (5) CEVAP: Kişilerin birçok sendikaya üye olması sermayeye yarayacak bir düzenleme, bu şekilde emeğin gücünün kırılması sağlanacaktır. (Bunun yerine sendikaların ıslahı için denetiminin arttırılması sağlanmalıydı)

Madde (6): Anayasa’nın 53. maddesinde değişiklik yapılıyor.
Buna göre, memurlara ve diğer kamu görevlilerine toplu sözleşme yapma hakkı tanınıyor. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar, Uzlaştırma Kuruluna başvurabilecek, kurul kararları kesin ve toplu sözleşme hükmünde olacak. Toplu sözleşmenin emeklilere yansıtılmasının yolu da açılıyor.

Madde (6) CEVAP: Fazla bir hak vermiyor, bazı hakları geri alıyor, grev hakkı olmayan memur uzlaştırma kurulunun insafına terk ediliyor.

Madde (7): Anayasa’nın ”grev hakkı ve lokavt’ başlıklı 54. maddesinde değişiklik yapılıyor.
Grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu grev uygulanan iş yerinde sebep oldukları maddi zarardan sendika sorumlu tutulamayacak. Siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grevi ve lokavtı, genel grev ve lokavt, iş yeri işgali, iş yavaşlatma, verim düşürme ve diğer direnişlere ilişkin yasaklar kaldırılıyor.

Madde (7) CEVAP: bu madde ile anarşiye ve teröre teşvik verildiğini görüyorum, özgürlükler iyidir ama çevreye zarar vermemek şartıyla.

PARTİ KAPATMA DAVALARI

Madde (8): Anayasa’nın, ”siyasi partilerin uyacakları esaslar” başlıklı 69. maddesi değiştiriliyor.

Buna göre, siyasi partilerin mali denetimi Sayıştay tarafından yapılacak.

Siyasi partiler hakkında kapatma davası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın talebi üzerine, TBMM’de grubu bulunan her siyasi partinin 5′er üye ile temsil edildiği ve Meclis Başkanı’nın Başkanlığında oluşturulacak komisyonun üye tam sayısının üçte 2 çoğunluğu ve gizli oyla vereceği izin üzerine açılacak dava sonucunda Anayasa Mahkemesince karara bağlanacak. Komisyonun kararları, yargı denetimi dışında olacak. İzin talebinin Meclis’e ulaşmasından itibaren 30 gün içinde komisyon oluşturulacak ve komisyon kararını izin talebinin Meclise ulaşmasından itibaren en geç 60 gün içinde verecek. Meclis’teki siyasi parti gruplarınca izin talebiyle ilgili görüşme yapılamayacak, karar alınamayacak.

Anayasa Mahkemesi, kapatma kararı veremeyecek, fiilin ağırlığına göre partinin devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar verilecek.

Madde (8) CEVAP: Demokrasi adına şimdilik kaydı ile karşı olmadığım taslaktaki bir madde, uygulamada neler getirecek bilemiyoruz.

OMBUDSMAN
Madde (9): Anayasa’nın ”dilekçe hakkı” başlıklı maddesinde değişiklik yapılıyor.

”Kamu denetçiliği” (ombudsman) kurumu oluşturuluyor.

Kurum, TBMM Başkanlığına bağlı olarak kurulacak ve idarenin işleyişi ile ilgili şikâyetleri inceleyecek. Kamu başdenetçisi, TBMM tarafından gizli oyla ve 4 yıl için seçilecek.

Madde (9) CEVAP: Kamu denetçiliği Cumhuriyet savcılarının görevi değimliydi? Binlerce savcının yapamadığı denetimi OMBUDSMAN nasıl yapacak?

Şu an BİMER başbakanlık bilgi işlem merkezini bazı mağduriyetlerimiz nedeniyle 3 yıldır yoğun kullanıyorum, adeta hiçbir netice alamıyorum, halen cevap alamadığım şikâyetlerim var, BİMER şikâyeti gene savcılara havale ediyor, şikâyetler zamana yayılarak sahibinin bezginliği ile takipsizliğe uğramaktadır.
Ayrıca İl ve İlçelerde 2000 yılında hayata geçtiği söylenen "İnsan hakları kurulu" var, Toplumda yaptığım araştırmada bu kurulun ne iş yaptığını bilen yok.
Kamu personeli içindeki gayri yasal dayanışmanın kırılacağına inanmıyorum, neticede bu şikâyetleri takip edecek olanlarda kamu görevlisi olacaktır.
Kamu denetçiliği öncelikle “Yerel gündem 21 kanunu” gereği kurulan “Kent Konseylerini” ve "İnsan hakları kurulu" kamu ve belediyelerin tahakkümünden kurtarılsın doğru çalışan kurul ve konseyler bu denetimi yapar.

PARTİ KAPATMA VE MİLLETVEKİLLİĞİ
Madde (10): Anayasa’nın ”milletvekilliğinin düşmesi” başlıklı 84. maddesinin son fıkrası yürürlükten kaldırılıyor.

Buna göre, kapatma davasının kaldırılmasına paralel olarak, milletvekilliğinin düşürülmesi uygulaması da kaldırılıyor.

Madde (10) CEVAP:  Suç işleyen Parti ve vekilin korunmasının önünün kesilmesini istiyoruz bu madde ile suç işleyen Parti ve vekile sınırsız korunma getiriliyor.

Madde (11): Anayasa’nın, TBMM’nin Başkanlık Divanının oluşumunu düzenleyen 94. maddesinde değişiklik yapılıyor. Seçim süresinin 5 yıldan 4 yıla indirilmesi nedeniyle Başkanlık Divanının 2. dönem görev süresi konusunda düzenleme yapılıyor. Buna göre, Başkanlık Divanı 2. devre, dönemin sonuna kadar görev yapacak. Mevcut düzenlemede, Başkanlık Divanının 3 yıl için görev yapması öngörülüyor.

Madde (11) CEVAP: Doğrudan Halkı ve sosyal hayatı ilgilendiren bir madde değil,

YÜKSEK ASKERİ ŞURA KARARLARI YARGIYA AÇILIYOR
Madde (12): Anayasanın, ”Yargı Yolu” başlıklı 125. maddesinde değişiklik yapılıyor.Yüksek Askeri Şura kararlarına yargı denetimi getiriliyor.Yargı, bu yetkiyi, idari eylem ve işlemin hukuka uygunluğunun denetimiyle sınırlı kullanacak, yerindelik denetimi yapamayacak.

Madde (12) CEVAP: Bu düzenleme ile YAŞ kararları bağımsız yargı denetimi altına alınıyor demek mümkün değil, Denetim ve iddiaları yerinde araştıramayan (sivil) yargı nasıl doğru karar verebilecek.

MADDE (13): Anayasa’nın devlette memur çalıştırılmasına ilişkin hükümler içeren 128. maddesine, memurlara tanınacak olan ”toplu sözleşme hakkı” yansıtılıyor.

Madde (13) CEVAP: Grev hakkı olmayan toplu sözleşme.

MADDE (14): Memurların disiplin kovuşturması konusunda hükümler getiren 129. maddede değişiklik yapılarak, uyarma ve kınama cezaları da yargı denetimine açılıyor.

Madde (14) CEVAP: Kişisel olarak, memurların iş güvencesinin hizmet kalitesini düşürdüğüne inanıyorum, doğru gibi görünün bu madde istismar edilerek, memurun daha fazla suiistimal yapmasının önü açılabilir.

Madde (15): Anayasa’nın ”Hakimler ve Savcıların Denetimi” başlıklı 144. maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, adalet müfettişleri, sadece savcıları ve adalet hizmetlerini idari görevleri yönünden araştırabilecek, inceleyebilecek ve soruşturabilecek. Bu görevi, hakim ve savcı mesleğinden olan iç denetçiler de yapabilecek.

Madde (15) CEVAP: Doğrudan Halkı ve sosyal hayatı ilgilendiren bir madde değil, Yorum yok!

SİVİLLER ASKERİ YARGIDA YARGILANAMAYACAK
MADDE (16): Anayasanın, ”Askeri Yargı” başlıklı 145. maddesinde değişiklik yapılıyor.

Buna göre, askeri mahkemeler, asker kişilerin sadece askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri askeri suçlara ait davalara bakmakla görevli olacak. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar, her durumda adliye mahkemelerinde görülecek. Siviller, savaş hali dışında askeri yargıda yargılanamayacak.

Madde (16) CEVAP: Zaten geçmiş uygulama demokratik değildi, yanlış bir uygulama düzeltildi.

ANAYASA MAHKEMESİ 17 ÜYEDEN OLUŞACAK
MADDE (17): Anayasa Mahkemesinin kuruluşunu düzenleyen 146. maddede de değişiklik öngörülüyor. Buna göre, halen 11 asıl 4 yedek üyeli olan Anayasa Mahkemesi, taslaktan farklı olarak 17 asıl üyeden oluşacak. Taslakta bu sayı 19 olarak öngörülüyordu.

TBMM, 2 üyeyi, Sayıştay Genel Kurulunun gösterdiği 3′er aday arasından; 1 üyeyi baro başkanlarının avukatlar arasından göstereceği 3 aday arasından gizli oylamayla seçecek. Cumhurbaşkanı; 3 üyeyi Yargıtay, 2 üyeyi Danıştay, 1 üyeyi Askeri Yargıtay, 1 üyeyi Askeri  Yüksek İdare Mahkemesince gösterilecek 3′er aday içinden; 3 üyeyi ise YÖK’ün kendi üyesi olmayan yüksek öğretim kurumları öğretim üyeleri arasından göstereceği 3′er aday içinden seçecek. Böylece, Cumhurbaşkanı taslaktan farklı olarak Askeri Yargıtay’dan üye seçmiş olacak.

Cumhurbaşkanının direkt olarak seçeceği üye sayısı taslaktakinden farklı olarak düşürülüyor. Taslakta, Cumhurbaşkanının 7 üyeyi direkt olarak seçmesi öngörülüyordu. Teklifte bu sayı 4′e indiriliyor. Buna göre, Cumhurbaşkanı bu 4 üyeyi; üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, 1. sınıf hakim ve savcılar ile Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçecek. Taslakta yer alan, Cumhurbaşkanının 2 üyeyi yüksek öğrenim görmüş, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları
arasından seçmesinden vazgeçildi.

Anayasa Mahkemesinin 3 daireden oluşması yönünde taslakta yer alan düzenlemeden de vazgeçiliyor. Yüksek Mahkeme, iki bölüm ve Genel Kurul olarak çalışacak. Anayasa Mahkemesi üyeleri, gizli oyla bir başkan ve iki başkanvekili seçecek. Süresi bitenler yeniden seçilebilecek.

Madde (17) CEVAP: Doğrudan Halkı ve sosyal hayatı ilgilendiren bir madde değil,
Muhalefet, İktidarın Yargıyı ele geçirme planı olarak yorumladığı bir madde.

MADDE (18): Anayasa Mahkemesi üyelerinin görev sürelerini düzenleyen 147. maddesinde değişiklik yapılıyor.

Buna göre, Anayasa Mahkemesi üyelerinin görev süresine limit getiriliyor. Üyeler, 12 yıl için seçilecek. Bir kişi ikinci kez üyeliğe seçilemeyecek. Bir kişi, 12 yıldan önce yaş sınırını doldurursa emekliye ayrılacak.

Madde (18) CEVAP:Doğrudan Halkı ve sosyal hayatı ilgilendiren bir madde değil,

KOMUTANLARA YÜCE DİVAN YOLU

MADDE (19): Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerini düzenleyen 148. maddesinde değişiklik yapılarak, kişisel başvuru hakkı tanınıyor. Bireysel başvurunun taslakta öngörülen, ”anayasa şikayeti” ile sınırlı olması uygulaması kaldırılarak, bireysel başvuru hakkı genel tutuluyor.

Meclis Başkanı, Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve Jandarma Genel Komutanı da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divanda yargılanacak. Yüce Divan kararlarına karşı yeniden inceleme başvurusu yapılabilecek. Genel Kurulun yeniden inceleme sonucu verdiği kararlar kesin olacak.

Herkes, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki Anayasal hak ve özgürlüklerden birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla ve kanun yollarının tüketilmiş olması şartıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilecek. Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamayacak.

Madde (19) CEVAP: Kamusal dayanışma nedenleri ile Kamu aleyhine sonuç alınacağına inanmıyorum, şikâyetler gene AİM yoluna gidecektir.

MADDE (20): Anayasa Mahkemesinin çalışma ve yargılama usulünü düzenleyen 149. maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, Anayasa Mahkemesinin bölümleri başkanvekilinin başkanlığında 4 üyenin katılımı ile toplanacak. Genel Kurul ise mahkeme başkanının veya başkanın belirleyeceği başkanvekilinin başkanlığında en az 12 üye ile toplanacak. Bölümler ve genel kurul, kararlarını salt çoğunluk ile alacak. Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik incelemesi için komisyonlar oluşturabilecek.

Siyasi partilere ilişkin dava ve başvurulara Yüce Divan sıfatıyla Genel Kurul bakacak. Bireysel başvurular ise bölümlerce karara bağlanacak.

Anayasa değişikliğinde iptale, siyasi partilerin kapatılmasına ya da devlet yardımından yoksun bırakılmasına karar verilebilmesi için üye tam sayısının üçte ikisinin oyu aranacak.

Madde (20) CEVAP: Doğrudan Halkı ve sosyal hayatı ilgilendiren bir madde değil,

MADDE (21): Anayasa’nın, Askeri Yargıtaya ilişkin düzenleme içeren 156. maddesinde değişiklik yapılıyor. Buna göre, Askeri Yargıtay üyelerinin disiplin ve özlük işlerinde askerlik hizmetinin gereklerine bakılmayacak. Bunun için hakimlik teminatı esasları dikkate alınacak.

Madde (21) CEVAP: Doğrudan Halkı ve sosyal hayatı ilgilendiren bir madde değil,

HSYK’NIN YAPISI DEĞİŞİYOR

MADDE (22): Anayasa’nın, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) yapısını düzenleyen 159. maddesinde değişiklik yapılıyor. Bu kapsamda, HSYK’nın halen 7 olan asıl üye sayısı 21′e, 5 olan yedek üye sayısı ise 10′a çıkarılıyor. HSYK, 3 daire halinde çalışacak.

Teklifte, Adalet Bakanının kurul başkanlığını yürütmesi korunuyor. Adalet Bakanlığı Müsteşarının kurulda yer alması uygulaması da sürecek.

Kurulun, 4 asıl üyesi, yüksek öğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri, üst kademe yöneticileri ile avukatlar arasından Cumhurbaşkanınca; 3 asıl ve 2 yedek üyesi, Yargıtay üyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca; bir asıl ve bir yedek üyesi, Danıştay üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca; bir asıl ve bir yedek üyesi, Türkiye Adalet Akademesi Genel Kurulunca kendi üyeleri arasından; 7 asıl ve 4 yedek üyesi, birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adli yargı hakim ve savcıları arasından adli yargı hakim ve savcılarınca; 3 asıl ve 2 yedek üyesi idari yargı hakim ve savcıları arasından idari yargı hakim ve savcılarınca, dört yıl için seçilecek. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilecek.

Kurulun ”meslekten çıkarma” cezasına ilişkin kararlarına itiraz yolu getiriliyor. Kurulun diğer kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamayacak.

Madde (22) CEVAP: Doğrudan Halkı ve sosyal hayatı ilgilendiren bir madde değil,  İktidarın yargıyı kuşatması olarak yorumlanıyor, en fazla karşı çıkılan madde.

MADDE (23): Anayasa’nın, 166. maddesinde değişiklik yapılarak, ”Ekonomik ve Sosyal Konsey” Anayasa kapsamına alınıyor.
Madde (23) CEVAP: Bu güne kadar varlığından haberdar olamadığım bir kurum, ne işe yarıyor bilmiyorum.

DARBECİLERE YARGI YOLU AÇILIYOR

MADDE (24): Anayasanın, 12 Eylül dönemindeki Milli Güvenlik Konseyi üyeleri ile bu dönemde kurulan hükümetler ve Danışma Meclisi’nde görev alanların yargılanmasını önleyen, geçici 15. maddesi yürürlükten kaldırılıyor.

Madde (23-24) CEVAP: , Kimsenin yargılanacağını, hüküm giyeceğini sanmıyorum, mevcut kanunlarımızda eski darbecileri koruyan onlarca madde hala mevcut.  (Kenen Evren yaş ve sağlık nedenleriyle mahkum edilemez)

MADDE (25): Anayasa’ya 3 geçici madde ekleniyor.

Buna göre, teklifle Anayasa Mahkemesinin görevlerinde yapılan değişiklikler, mevcut davalarda da uygulanacak. Anayasa Mahkemesinin mevcut yedek üyeleri, asıl üye sıfatını kazanacak.
Anayasa Mahkemesinin kalan üyeleri ile HSYK üyelerinin seçimine ilişkin düzenleme de yapılıyor.

Madde (25) CEVAP:Doğrudan Halkı ve sosyal hayatı ilgilendiren bir madde değil,


MADDE (26) (Yürürlük maddesi): Buna göre, teklif, yasalaşması halinde yürürlüğe girecek. Halk oyuna sunulması halinde ise tümüyle oylanacak.
Resmi Gazetede referandum kararı

RESMİ GAZETEDE KANUN METNİ:
http://rega.basbakanlik.gov.tr/eskiler/2010/05/20100513-1.htm

Not: AB müktesebatına aykırı görülen bütün davalardan dolayı AİM’de mahkûm oluyoruz,

T.C. kuruluşunda yaptığımız gibi şimdide bütün kanun ve anayasamızı AB den alalım mesele bitsin,
Bu kadar bağımsızlığımız kalmadı ise “Anayasa değiştiriyoruz, ülke kurtulacak” yaygaraları neden.

 

 

YORUMLAR:
   
 Yukarıdaki haberi ve resmi yayınladıktan sonra nette siteye bakarken aklıma geldi!
İşte Türkiye'nin sorunu doğaçlama karşıma çıktı, Bazı yurttaşlarımızın Neden Hayır tercihimi çok acımasızca sorgulamasından şu sıralar ziyadesi ile rahatsız  olmaktayım.
Böyle bir tespiti doğaçlama yaptığım bir resimde yakalamış olmanın mutluluğunu yaşıyorum.
Yukarıdaki resim ve sloganların tefsiri; Anayasa üzerinde kişisel çıkarlarını ön plana çıkaranların büyük gölgeleri ülkeyi en az PKK terörü kadar tehlikeye düşürüyor, demek istemiştim.
Kavgaya taraf kimler? Siyasiler, Ordu ve Yargı...

700 yıl eski Dünyaya hükmettiğimiz yıllarda "OTORİTE" nasıl sağlanmaktaydı?
Padişah (Siyasi yönetim)
Ordu (Yeniçeri)
Şeyhül İslam (Kadı)

    Bu mükemmel bir sacayaktı, Siyasiler Ordu ile çatıştığı konularda Şeyhül İslam devreye girer Allah adına meseleye hüküm verir, hükmü koyan Allah olduğu için Yönetim ve Ordu haddini bilir ve hükme razı olurlardı.

Zamanla bu üç ayak bozuldu, Bazen siyasiler, bazen Ordu Şeyhül İslamları etkisi altına aldı, İktidar ve Asker hep çatışma içinde oldu, sonunda Askerin sonu(Yeniçeri ocağı) kanlı bir şekilde yok edildi.
Devletin ordusu kalmayınca Rusya elini kolunu sallaya sallaya Yeşilköy'e kadar işgal etti, burada yapılan ( Ayastafonos) anlaşması ile bütün Balkanları ve Trakya'nın bir kesimini alarak  geri çekildi.  Kaybettiğimiz toprakları paylaşmada birbirine düşen balkanların savaşında Edirne'yi geri alabildik, Balkanlar tamamen elimizden çıkmış oldu.

    Yeni Cumhuriyet devletimizde Şeyhül İslam kurumu yok edildi. Hakimlerin dayandığı karar Allah hükmü olmadığı için güçlü olanlar işlerine gelmediği durumlarda bu kararları tanımadı, değiştirmek için mücadele ettiler.
    Siyasiler aynı, Ordu aynı güçlerini koruyordu, lakin yargının elinde bir güç yoktu, Ordunun silah, iktidarın istikbali etkileme gücü karşısında yargı Adalet dağıtamaz oldu.

   Evet ideal olan "Üç Ayak güçler dengesi" kurulamadı. batı demokratik temayüllerle Kiliseyi hayatın dışına iterek, Yargıyı kutsadı sahip çıktı, Osmanlıdaki Şeyhül İslam görevini Batıda yargı yapmaktadır.
    Türkiye'de devlet gücü iki ayaklı!, Ne zaman  "Üç Ayak güçler dengesi" kurmayı becerebilirsek, Hakimleri, Savcıları kanunlar nezdinde sadık köle olarak yetiştirebilirsek, üçüncü ayak kurulmuş olacak devlet bütün icraatları ile ayakta durmayı başaracaktır.

    İki ayakla yaşadığımız hayatta denge kurmak için herkesin cambaz olması lazım, bu mümkün mü?
Acilen yargımızı bütün unsurları ile masaya yatırmalı, kalitesini yükseltmeliyiz, yoksa yargının eksikliği nedeniyle hep birlikte bindiğimiz gemimiz batacak Topyekun yok olacağız.....

    Bilhassa bana kızanlara ithaf olunur.
     LÜTFEN YARGININ ÜZERİNDEKİ SİYASİ VE ASKERİ ELLERİNİZİ ÇEKİN, Bu temenninin gereğini siyasiler ve ordu mensupları yerine getirmeyecektir, Ta ki halk hakimlerine ve adil kanunlarına sahip çıkana kadar!

Behlûl Dane fatihten@gmail.com
Gönderen:<mehmed.tr@gmail.com>
Kime: burhankuzu@akparti.org.tr,omercelik@akparti.org.tr,huseyincelik@akparti.org.tr,rte@akparti.org.tr
cc: agozaydin@hotmail.com, fatihten@gmail.com
Tarih17 Ağustos 2010 17:09
konu: Burhan, Hüseyin ve Ömer Beyler; NEDEN HAYIR diyene cevap veriniz...

AK Parti'li yetkili milletvekillerimiz...

NEDEN HAYIR VERİLMELİDİR diye didinen duyarlı bir Fatih'li Müslüman vatandaşımızın hazırladığı sitesinde, NEDEN HAYIR kısmındaki cevaplarına, Türkiye'nin gerçekleri üzerinden hukuki, siyasi ve tarihi yönlerden cevap vermenizin faydalı olacağı kanaatindeyim. Lütfen kendisini bilgilendirir misiniz?
(Dileriz değerli hassasiyetleri olan, Behlûl Dane Hz.lerini kendisine remiz edinen gayret ehli bu vatandaşımız, ki zatini şahsen tanımamakla birlikte, gafletten uyanır ve sadece ikna olur; partici değil!.. Ve de huzur-u mahşerde Evet'çileri çetin bir azapla itham etmesinin ne kadar yanlış olduğunun, bilakis vatan haini o bir takim hayırcılarla hasrolunmak gibi bir vahametin tam ortasında olduğunun farkına varır, cevaplarınızla...)

Allah, kolaylık versin...

(EVET taraftarı olarak, bendeniz, bu değişikliğin memleketimize kesinlikle yetmeyeceğini, 1071'den 2071'e giden 1000 yıldır Müslüman olan vatanimiz Türkiye'nin ve de 21nci yy dünyasının gerçeklerine uygun yepyeni 0 model -pratik- bir anayasa beklediğimi de ifade edeyim.)

Saygılarımla...

Mehmed Orhan
Danimarka

Mehmet Orhan beyin Hükümetten yardım beklediği duyurusuna CEVAP:
      Sayın M. Orhan bey, Yukarıdaki gerekçelerim 59 yıllık hayatımda sorgulayıcı, araştırıcı psikolojik yapım gereği hüsnüniyetle kendime sorduğum, en insaflısından cevaplarını verdiğim kişisel görüşlerimi okuyucularımla paylaşmaktan ibaretti. Sahibi olduğum sitelerde hiçbir kurumun reklamını yapmayacağımı taahhüt etmekteyim, eleştiri konusu kötü niyet olmadığı takdirde bence kutsaldır. İslam dinince de "Bilenler bilmeyenlere tebliğ etsin" hükmü ile Farz-ı kifaye'dir.

     Yukarıdaki gerekçeli fikirlerime keşke siz cevap verseydiniz. Eleştiren bir insanın fikri olmalı, yalın itiraz etmek, karşı alternatif fikir sunmamak FİKİRSİZLİKTİR, Bu nedenle eleştiri hakkı da ortadan kalkar.
       Mevcut yazımda EVET tercihi olanların (Ve de huzur-u mahşerde Evet'çileri çetin bir azapla itham etmesinin ne kadar yanlış olduğunun) şeklinde bir telaffuzum asla olmadı, zaten Hüküm vermek sadece Allah'a mahsus olduğuna inanır, haddimi bilirim.

      Fakat siz yukarıdaki bana ait olmayan ithamı yazarken kendi düşüncenizi de (bilakis vatan haini o bir takım hayırcılarla haşr olunmak gibi bir vahametin tam ortasında olduğunun farkına varır, cevaplarınızla...) diye devam eden, İtikaden ve hukuken bir facia olan ithamınız karşısında, tek kelime bulamıyor, Susma hakkımı kullanıyorum.!
      Bir kardeşiniz olarak size yardımcı olmak isterdim, lakin bu denli kendinden emin ithamlarla tanımadığı kişileri "vatan haini" şeklinde itham edebilen bir kişiye verebilecek teklifim olmadığı için sizleri öncelikle Allah'a havale ediyorum. hakkınızda duacıyım, Allah yardımcınız olsun.

      Son söz: Bu referandum toplumda beni hayretler içinde bırakacak ayrışmalara sebep oldu, Bu nedenle de çok tehlikeli.
     Öncelikle T.C. Hiçbir siyasi parti İslami referans olamaz (Türkiye laiktir, hiçbir tüzel kişilik dini referans kullanamaz, Diyanet işleri başkanlığının bile İslam dini konusunda topluma müdahil olamadığı bir ülkede yaşıyoruz.
     Çevremdeki bazı mutaassıp kişiler ciddi ciddi " Abdullah sen dindar bir kişisin nasıl HAYIR diyebilirsinin şeklinde hayretlerini beyan ediyorlar. Bu kanı nasıl oluştu, biz fark etmeden toplumda AKP şeriat partisi şeklinde bir kanı mı yerleşti acaba?
      Kendini hoca-hacı diye tanımlayan bir zevat, davetli olduğumuz bir iş yerinde iftar hazırlığı sırasında HAYIR cı olduğumu öğrenince "SENİN HAZIRLADIĞIN YEMEK YENMEZ" diyerek iftar öncesi sofrayı terk etti. İslamcılık adına bana tepki koyan zevat İslam dininin gayri Müslimlerin kestiğini dahi helal kılarken, bu kişi beni nasıl görüyor ki, Allah rızası için hazırladığım salatanın HARAM olduğuna hükmederek ibadet sofrasını terk edebiliyor.
      12 Eylül Anayasa referandumu, İslami hassasiyetler gözetilerek hazırlanmış bir taslak değildir. Bu Anayasa değişikli ile T.C. Şeriat hükümleri getirilmemektedir. ve en önemlisi AKP yandaşı olmak İslamcı, AKP karşıtı olmak Dinsizlik ve kafir olmak Değildir.
İslam dinimizde zan büyük günahtır, zannın fazlası kişiyi imandan çıkaracağını Allah beyan ediyor.
Abdullah Gözaydın   fatihten@gmail.com
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNİN İÇERİĞİNİ TAM OLARAK BİLİYOR MUYUZ....?
YADA MİLLETİMİZİN VE DEVLETİMİZİN LEHİNE Mİ / ALEYHİNEMİ....?


Lehimize gözüken bir kaç maddeyle neleri kaybedeceğimizi biliyor muyuz...?

Mecliste yasa tasarısı eğer yasalaşırsa pek çok hakkımızı kaybedeceğiz (Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) 5510 sayılı bekleyen şu anda.

Sağlık ve sosyal güvenlik haklarımızda oluşacak kayıplardan bazıları şöyle:

- Zaten kadınlar için 58, erkekler için 60 olan emeklilik yaşı hem kadınlar, hem de erkekler için 65'e çıkarılacak. (Madde 28)

- Emekliliğe hak kazanabilmek için yakın zamanda 5.000 'den 7,000 güne çıkarılan prim ödeme zorunluluğu 9,000 gün prime çıkacak. (Madde 27)

- Emekli maaşları% 23 ila% 33 arasında düşürülecek.(Madde 29)

-Yıpranma hakkı gasp edilecek

-Aylık geliri 1390,6 YTL'den fazla olan bütün vatandaşlar her ay 73 ila 475 YTL Genel Sağlık Sigortası primi ödemek zorunda kalacak. (Madde 88)

- Sadece ayakta tedavi olununca değil; hastalık, kaza, ameliyat gibi nedenlerle hastaneye yatmak gerekince de 'Katılım payı' adı altında bıraktı ÖDENECEK. (Madde 68)

- 'Katılım payı' Gerektiğinde beş Katına kadar arttırılacak. (Madde 68)

-Bütün Sağlık Hizmetleri Paralı olacak.

- Sağlık hizmeti alabilmek için bu Ülkenin VATANDAŞI olmak, üstelik vergi ödemek, dahası Genel Sağlık Sigortası primi yatırmak, hatta bir de 'katılım payı' ödemek yetmeyecek. Şimdi birde ilave ücret adı altında para ödemek gerekecek. (Geçici Madde 5)

- Bütün dünyada anne sütünün önemi yeniden anlaşılır ve emzirme teşvik edilirken Türkiye'de "sigortalının çocuğuna bir ay anne sütü yeter 'mantığı geçerli olacak. Daha önce doğum yapan sigortalılara 6 ay süreyle verilmesi öngörülen altı emzirme yardımı bir aya düşürülecek.

- Hastalanan sigortalılara verilen iş görememezlik ödeneği % 16 azalacak. (Madde 18, 19, 80)

- Emekli Bağ-Kur'lularının maaşından10 yıl süreyle % 10 oranında Genel Sağlık Sigortası primi kesilecek. (Madde 88)

- Primini ödeyemeyen vatandaşlar sağlık hizmeti alamayacak, Hastane kapılarından geri dönecek. (Madde 88, 89, 90)

- Primini ödeyemeyen çiftçilerin pamuğuna buğdayına, üzümüne tütününe el konulacak.. (Madde 87)

Şu anda sadece Türkiye'de değil dünyanın pek çok ülkesinde benzer Politikalar uygulanmaya çalışılıyor. Devletler sosyal güvenlik ve sağlık harcamalarını azaltma çabasındalar. Fransa ve Yunanistan'da büyük grevler ve yürüyüşlerle bu yasalar engellenmeye çalışılıyor. Şu an yasanın getirecekleri ile ilgili yeterli Farkındalık yok. Biz de bu yasayı engelleyebiliriz. Biz karşı koyarsak bu yasayı geçiremezler!
Abdullah ÖZÇİLİNGİR (Güneşli)

Habere yorum ve resim göndermek istiyorsanız İrtibat: fatihten@gmail.com