| . |
|
DİKKAT RESTORASYON
GELİYOR....!
Kara surları gibi örmetaş Sütunda restorasyon
adı altında katledildi.
İstanbul'un turistik kalbi Sultanahmet, Ayasofya'dan sonra
en çok ilgi çeken At meydanı, Hipodromda bulunan sütunlar.
Son günlerde örme taş sütun olarak binen tarihi sütun
restorasyona alındı, daha önce kara surlarında
gerçekleştirilen ve Yerli yabancı bütün dünyanın eleştirdiği
kötü+aslına uygun olmayan restorasyon burada da karşımıza
çıktı.

Tarihi sütun gerçekten anıt özelliğine bakılmaksızın modern
bir tarz ve malzeme ile onarılarak yepyeni bir sütuna
kavuşmuş olduk. restorasyonu görenler bu sütunun 17 asırlık
olduğunu anlamakta güçlük çekiyor.
Sur restorasyonunda gördüğümüz modern görünümün aynısı
tarihi örme taş sütun restorasyonunda da karşımıza çıkıyor,
Dünya kültür mirasını koruma kurulları yayınladıkları
bildirilerle uygulamanın yanlış olduğunu vurguladı.
Sultanahmet meydanı ve çevresinde gerçekleştirilen kırk bin
M2 zemin yenilenmesinde ve tarihi binaların onarımında
restore edilen objenin tarihi görünümünün bozulmamasına asla
uyulmuyor, gördüğümüz restorasyon örneklerinde çağdaş
görünüm öne çıkıyor.
Bu haliyle onarılmaya çalışılan
Fatih ilçemiz 7 bin yıllık tarihi ile uyuşmayan, imitasyon
(sahte) cepheleri ile, Anıt binaların modern görünümlü
restorasyonları ile bizleri Dünyaya mahcup edeceğe benziyor.
Kültür bakanlığı, İBB başkanlığı, özel ve sivil mimarlık
kuruluşları bu konuda bir konsensüs sağlayamadılar, herkes
birbirini suçluyor. İlçemizde son yıllarda yapılan
müdahalelerde RANT ön plana çıkmakta tarihin ve kültürün
pekte ciddiye alınmadığı görülmektedir. |
|
Her
gün beş kıtadan binlerce turistin görmeye geldiği ilçemizdeki tarihi
anıt yapılar, bu yapıların kullanım ve koruma politikaları hiçte
tarihimize yakışmadığını görmekteyiz. iki bin yıllık kalıntılar üzeri
ahşapla örtülüp çay bahçesi yapılan başka bir yer var mıdır acaba?
Tarihi mimari yapıların yok edilip, birçoğu çelik konstrüksiyon,
imitasyon görünümlü otele dönüştürülmesi, kentin sosyal tarihinin yok
edildiği başka bir uygulama Dünyada var mıdır?
Tarih 1950'li yıllarda tarihi yarımada da gerçekleştirilen, Kentin
tarihini yok eden yollar, bulvarlar açan, ilçeyi iş+imalat ve alışveriş
merkezine dönüştürerek katleden zihniyete lanet etmektedir, Mevcut
uygulamaları gerçekleştiren zihniyetin akıbeti farklı olmayacaktır.
İlçemiz ve Sultanahmet hakkında tarihi bilgiler:
Günümüze çok az kalıntıları kalan Bizans devri önemli yapıları ve
abideleri Hipodrom çevresinde inşa edilmişti. “Büyük Saray” diye bilinen
İmparatorluk Sarayı Hipodromun yanından başlar, aşağılara, deniz
kenarına kadar uzanırdı. Bu Saraydan günümüze bir büyük salonun yer
mozaik panosu gelebilmiştir. Şehrin en önemli meydanı Agusteion ve
burası ile cadde arasında Milerium zafer takı bulunurdu. Cadde, Roma’ya
kadar uzanan yolun başlangıcı idi ve ilk kilometre taşı da buradaydı.
Hamamlar, mabetler, dini, kültürel, idare ve sosyal merkezler bu civara
yerleşmişlerdi. Semt Bizans ve Türk devirlerinde de merkezi önemini
devam ettirmiştir. İstanbul’un en önemli abideleri Ayasofya, Sultan
Ahmet Camii, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Yerebatan Sarnıcı burada,
Hipodromun çevresindedir. Şehrin ana caddeleri (aşağı limana inen ve
batıya şehir surlarına doğru gidenler) Hipodromdan başlar ve yamaçları
takip ederdi. Yol kenarları ticari kuruluşlar ve ikametgahlarla çevrili
idi. Yan yollar dar ve bazıları basamaklarla yokuş aşağı uzanırlardı.
Anayol kaldırımları bazen iki katlı, galerili inşa edilmişlerdi.
Dikilitaş'ın alt kısmı
Sultan Ahmet Meydanında bulunan Ayasofya Müzesi
Sultan Ahmet Camii Roma İmparatorluğu ve sonradan Bizans İmparatorluğu
devrinde hipodrom şehrin toplantı, eğlence, heyecan ve spor merkezi
olarak 10 yüzyıla kadar önemini sürdürmüştü. Araba yarışları yanında,
müzisyen toplulukları, dansözler, akrobatlar, vahşi hayvanlarla kavga
gösterileri, toplantılar yapılırdı. Bütün bu faaliyetler için ise Roma
devrinde bol tatil günleri mevcuttu. Dev ölçüde bir U harfi şeklinde
olan hipodromun doğu uzun tarafında, damında 4 bronz at bulunan, balkon
şeklinde, imparator locası yer alırdı. Ortada, hipodromun kum kaplı
sahasını ikiye bölen, arabaların etrafında yarıştığı alçak bir duvar, bu
duvarın üstünde de İmparatorluğun çeşitli yerlerinden getirilen abideler
ve meşhur at yarışçıları ile atlarının heykelleri bulunurdu. Şöhretli
bir araba yarışçısı akla gelebilecek her türlü maddi olanak içinde
yüzerdi. Yarışçılar yeşil-mavi-sarı-kırmızı gibi politik güçleri de olan
takımlara ayrılmışlardı. Zaman, zaman yarışlara politika karışır,
karşılıklı güçlerin mücadeleleri korkunç katliamlara dönüşebilirdi.
Hipodrom günümüze zemini 4-5 metre yükselmiş ve kalabilmiş 3 abide ile
gelmiştir.
Obelisk Bunlar Örme Dikilitaş, Mısır’dan getirilen Obelisk ve Delfi'deki
Apollon tapınağından getirtilen Yılanlı Sütun'dur. Osmanlı devrinde, bu
meydanda bazen, eski günlerindeki zengin gösteriler gibi, çeşitli
festival ve gösteriler tertiplenmişti. Hipodrom’un batısında, Sultan
Ahmet Camii’nin karşısında yer alan Kanuni'nin sadrazamı İbrahim Paşa
Sarayı 16. yy. zengin ve tipik özel sarayların günümüze gelen tek
örneğidir. Bu güzel yapı Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak ziyarete
açıktır. Hipodromdan günümüze yuvarlak güney ucu kalmıştır. Bu büyük
kemerlerle donatılmış tuğla bir yapıdır. Sonraki devirlerde Hipodromun
taş blokları ve sütunlarının tamamı başka yapılarda kullanılmıştır.
Hipodrom girişi sağındaki parkta 4-5 yy. ait özel saray kalıntıları, az
ilerisinde de Aya Öfemiya Bizans Kilisesinin kalıntıları bulunmaktadır.
Osmanlı zamanında da Yeniçeri isyanları bu bölgede gerçekleşir, kırk gün
kırk gece süren şehzade sünnet düğünleri, şenlikler burada yapılırdı.
İstanbul'da Halide Edip'in işgale karşı konuşma yaptığı 1920 Sultanahmet
mitingi de burada yapılmıştır |
 |
|
|
|
 |
YORUMLAR:-------------------------------------------------------------------------------- |
|
|