|
ABD DESTEKLİ,
BARTHOLOMEOS’UN OYUNLARI
Geçtiğimiz günlerde Ortodoks dünyasında önemli bir gelişme
yaşandı. Fener Rum Patriği Bartholomeos, Moskova Patriği
Kirill'i İstanbul'a davet etti. Kirill İstanbul’a geldi.
Ziyaret sırasında “sıcacık” mesajlar verildi. Ertesi gün
gazeteler “iki patrikhane arasında buzlar eridi” diye
başlıklar attı! Ama o buzları küresel ısınma bile eritemez.
İki patriğin birlikte boğaz turuna çıkması, Ayasofya
Müzesi’ne gitmesi, kilise açılışı ve beraber ayin yönetmesi
kimseyi aldatmasın. İki lider din adamının ve kurumlarının
arasındaki rekabet ne keyifli bir yemekle ne de heyecanlı
bir törenle aşılacak türden.
Moskova Patrikhanesi kendisini İstanbul’un fethinden
-1453’ten- bu yana 556 yıldır “Ortodoks dünyasının
temsilcisi” olarak kabul ediyor.
Buna karşılık Fener Rum Patrikhanesi ise Ortodoks dünyasının
Vatikanı olduğunu savunuyor. O nedenle “ekümeniklik”
iddiasını sürdüren Fener Rum Patrikhanesi Moskova ile
yaklaşık 90 yıldır sert bir rekabet yaşıyor.
Fener
Rum Patrikhanesi tarihinin daha eskiye dayanması nedeniyle
kendisini “Yeni Roma”, yani Doğu Roma İmparatorluğu’nun
-Bizans’ın- devamı sayarken, Moskova, nüfusunun çokluğuna
güveniyor. Çünkü Moskova’nın 95 milyon üyesi var. Türkiye’de
ise çoğu 70 yaşın üzerinde 1.244 Rum yaşıyor. Ancak bir
şekilde bu rakam bazı kaynaklarda 3,5 milyon, hatta 6 milyon
olarak gösteriliyor. Çünkü bu rakama ABD, Kanada, İngiltere,
Batı Avrupa, Güney Amerika, Orta Amerika, Avustralya ve
Güney Doğu Asya’daki -çoğu Yunan- Ortodoks toplulukları da
dâhil…
Elbette Fener-Moskova mücadelesi sadece nüfus verilerine
dayanmıyor. Bu rekabetin çerçevesi çok büyük... Dünyada 225
milyon ila 300 milyon arasında Ortodoks nüfus var. Katolik
Kilisesi sürekli nüfus yitirirken, Ortodoks Kilisesi
gelişimini sürdürüyor.
|
|
|
Ortodoksluk Balkanlar’da, Doğu
Avrupa’da, Kafkasya’da, Rusya’da ve genel olarak Sovyet ardılı havzada
öne çıkan bir kimlik. Günümüzde siyasette “kimliği kontrol eden geleceği
kontrol ediyor”.
Buzlar Erimez…
Yaklaşık 1,5 yıldır iki patrikhane arasında diyalog var. Ama iki kurum
arasında diyalog olması onların birleşeceği, bütünleşeceği, buzları
eriteceği veya yakınlaşacağı anlamına gelmez. Nitekim Kirill’in
ziyaretinde de bu olasılıkların var olmadığı görüldü. Örneğin
Bartholomeos “tüm bağımsız Ortodoks kiliseler aslen birdir” dedi. Çünkü
Bartholomeos’un iddiası, Fener Rum Patrikhanesi’nin “eşitler arasında
birinci olduğu”. Yani Bartholomeos diyor ki, “hepimiz eşitiz ve biriz”.
Ama “biz daha eşitiz, eşitlerin birincisiyiz”.
Bartholomeos’un farklı konuşması için de bir neden yoktu. Çünkü Moskova
Patrikhanesi kendisine yönelen meydan okumasını geri çekmedi. O nedendir
ki, Bartholomeos “Fener Rum Patrikhanesi'nin koordinasyon organı”
olduğunu vurguladı. Fener Rum Patrikhanesi “eşitler arasında birinci”
olduğu için “koordinasyon görevini” de yürütmekte kararlı olduğunun
altını çizmiş oldu. Bartholomeos üstlendiği bu görev için “işte bu
vazife, asırlardır bağlı olduğumuz geleneğe hizmet eden İstanbul'daki
kilise makamına aittir” derken, çok açık biçimde tavrını gösterdi.
Zaten Bartholomeos da misafirine bu duruşuna uygun bir protokol
uyguladı. Bartholomeos misafirini Balat'taki Patrikhane'de kilise
içerisinde karşıladı, daha doğrusu kabul etti. Bartholomeos konuşmasında
da aynı yönde mesaj verdi ve Fener Rum Patrikhanesi'nin “evrensel”
olduğunun altını çizdi. Ayrıca “Kutsal Ekümenik Sinodlarda belirlenmiş
değişmez bir Kilise düzenine sahibiz. Birliğimiz işte bu ortak temeller
üzerinde yükselmektedir” dedi.
İki Patrik Neden Anlaşamaz?
Bunun sayısız nedeni var.
1- Dünyada iki Ortodokstan birisi Moskova’ya bağlı.
2- Moskova 1453’ten beri kendisini Ortodoks dünyasının lideri kabul
ediyor. İstanbul 'un fethinden sonra Moskova, kendisini III . Roma
olarak ilân etti. Ruslara göre, I. Roma yıkıldı, II . Roma Türklerin
eline geçti, III . Roma olan Moskova ise ebediyen devam edecek.
3- Din ve millet merkezli siyaset anlayışının güçlendiği bu küreselleşme
döneminde, önemli güç merkezleri patrikhaneleri önemli vasıtalar olarak
değerlendiriyor.
4- ABD ve AB, Moskova Patriği’ne karşı Fener Patriği‘ni açıkça
destekliyor.
5- Estonya Kilisesi Fener’e bağlandı. Ayrıca Ukrayna Kilisesi de Fener’e
bağlanmak istiyor. Her iki gelişme de doğrudan Moskova’yı zayıflatmayı
hedefliyor.
6- Eğer Heybeliada Ruhban Okulu açılırsa, Fener Patrikhanesi muazzam bir
güce kavuşacak. Bu gelişme Moskova’yı -gerçekte- memnun etmiyor.
7- Fener, eski Sovyet topraklarındaki iddiasını koruyor.
8- Fener Rum Patrikhanesi’ne başta ABD olmak üzere birçok ülkedeki
yandaşlarından -bunlara mudi veya taraftar da denebilir- bağışlar
geliyor. Ayrıca Patrik her gittiği ülkede “devlet başkanı” gibi protokol
görüyor.
9- Slav-Ortodoks kimliğinin ve medeniyetinin dünyada kültürel çatışma
ikliminde bir blok haline gelmesi, Moskova’nın Fener’e üstünlük
sağlaması ile mümkün.
Rum Ortodoks Kilisesi…
Yasalara göre Rumların dinî ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlü. Ancak
ekümenik olduğu iddiasına sahip. Ama Bartholomeos ikisi vefat ve dördü
yaşlılıktan dolayı gereken altı yeni atamayı, Sen Sinod meclisinde görev
yapmayıp, metropolit konumunda olan 8-9 tane metropoliti arasından
gerçekleştirebilirdi. 12 üyenin ruhanî vali olarak mecliste temsil
ettiği yerler şöyle:
“Efes, Maçka, Şebinkarahisar, Perge, Listra, Aydın, Theodorupuleos,
Alaşehir ve Safranbolu, Tianon, Silifke, Sivas, Laodikya, Demre”.
Fener Rum Patrikhanesi kanunen Fatih Kaymakamlığına bağlı. Ama kendisini
“Konstantiniye Ekümenik Patrikhanesi” olarak tanımlıyor ve resmî
yazışmalarında bu sıfatı kullanıyor. Ayrıca bu sıfata “Yeni Roma”
tabirini de ekliyor. Arması ve işaretleri de Bizans ile aynı. Patrik
göreve geldiği 22 Ekim 1991 tarihinden bu yana seyahatlerinde çoğunlukla
Yunanistan'ın tahsis ettiği ve üzerine “bayrağını” astığı Olimpic
Havayolları'na ait uçakla Mısır'dan Yunanistan'a, Gürcistan'dan
Etiyopya'ya, İsrail'den Japonya'ya, Norveç'ten Kore'ye, İran'dan
Finlandiya'ya, İsveç'ten Romanya'ya, Almanya'dan Belçika'ya,
Ermenistan'dan Amerika Birleşik Devletleri'ne ve daha birçok ülkeye
“resmî ziyaret” yaptı.
Patrikhane; Dava açma, mal edinme, vakıf ve dernek kurma, Ayasofya'nın
Patrikhane'ye devri dahil tüm eski Ortodoks mal ve mülklerinin geri
alınması, İstanbul dışındaki eski akropolitliklerini resmen tanıtma, yer
yüzündeki bütün Ortodoks Patrikleri ile bağımsız kiliselerin ve bunlara
bağlı tüm kiliselerin evrensel tahtı, Ekümenik Patriklik olarak yurt
içinde ve dışında tanınma, Devlet Başkanı statüsünde protokolün ön
sıralarında yer alma gibi birçok hak talep ediyor.
Fener Patrikhanesi’nin AB’de 1995 yılından beri diplomatik temsilciliği
var. AB’de kilise olarak diplomatik düzeyde temsil edilen ilk kurum da
yine Fener Rum Patrikhanesi.
Fener Rum Patrikhanesi’nin kuruluşu hakkında çeşitli iddialar var.
Bunlardan bir tanesine göre; bir gün bir papaz rüyasında Hz. İsa’nın
kardeşini görüyor, Hz. İsa’nın kardeşi papaza “bu İstanbul kilisesini
ben kurdum” diyor.
Fener Rum Patrikhanesi’nin 1054 yılında sadece 220 kilisesi ve bunları
dolduracak kadar cemaati vardı. Osmanlı İstanbul’u fethediğinde ise
patrikhane yoktu, Patrik de zaten kaçmış gitmişti. Bunun üzerine Osmanlı
bir Rumu patrikliğe atadı ve bir patrikhane kurdu. II. Mehmed'in
çıkardığı fermanla statüsü saptanan Rum Ortodoks patrikleri, cemaatin
evlenme, cenaze gibi adetlerini özgürce uygulayabilmesini
denetliyorlardı. Patrik, bir vezir statüsünde kabul edilir, kendisine
divanda yer verilirdi. Mahiyetindeki diğer yöneticiler ile birlikte her
türlü hizmet ve vergiden muaftı. Rum cemaatine dair konuların
görüşüldüğü meclise başkanlık eden patrik, hukuki ve cezai işlerde tam
yetkili idi. Böylece patrik, Rum Ortodoks toplumunun tartışmasız lideri
olarak, Bizans dönemindeki haklarından fazlasına kavuşmuştu.
Önemli bir detay: Osmanlı yıkılırken Patrikhane bunun için en çok çaba
harcayanlar arasındaydı, ama Osmanlı’dan kopan her Ortodoks topluluk
kendi kilisesini kurdu, patrikhaneyi ekümenik olarak görmedi.
|