|
REÇELLERİN FAYDALARI
Reçeller kahvaltılarımızın vazgeçilmezleri arasındadır Fakat
tatlı doğal olursa faydalıdır , Günümüzde piyasada pek çok
doğal olmayan tatlandırıcılar icat edilmiştir, Bunlar besin
değildir. Vücut tarafından emilmezler lakin şeker tadı
beyinde bazı metabolizmaları harekete geçirerek zararlı
neticelere yol açmaktadırlar.
Yapay Tatlandırıcılar, Yapay şeker, Yapay tatlandırıcılar
zararlımı, Zararı var mıdır, Yapay tatlandırıcıların fayda
ve zararlarının anlatıldığı güzel bir yazıyı sayfanın
sonunda okuyabilirsiniz.
Yapay tatlandırıcılar kilo aldırabilir
Kilo vermek için kullanılan yapay tatlandırıcıların, kilo
verdirmediği gibi alınmasına yol açabildiği belirtildi.
Araştırmacılar, insan vücudunun kalorisiz yapay
tatlandırıcılarla gerçek şekeri ayırt edemediğini, bu
tatlandırıcıların da tıpkı şeker gibi, glikozun emildiği
bağırsaklardaki sensörleri harekete geçirerek şekerle aynı
etkiyi gösterdiği bildirildi.
Bu nedenle rejim yapan bir kişinin kilo kaybetmediği gibi
zaman içinde kilo bile alabileceği belirtildi.
Daily Mail gazetesinin haberine göre, Liverpool Üniversitesi
profesörü Soraya Shirazi-Beechey, ince bağırsaklardaki
sindirim süreci üzerinde yaptığı incelemede, şekeri
tanıyarak bağırsaktan kana geçmesini sağlayan hormonları
salgılayan hücreleri tespit etti.
Araştırmada, bu hücrelerin yapay tatlandırıcılarla
karşılaştığında da aynı hormonları salgıladığı anlaşıldı.
Shirazi-Beechey, “Yapay tatlandırıcılar da glikoz sensörünü
harekete geçiriyor ve bağırsağın daha fazla şeker emme
kapasitesini artırıyor. Zayıf kalmak için diyet kola
içersiniz ancak, yapay tatlandırıcılar bu sensörü harekete
geçirebildiği için daha fazla şeker almış olursunuz” dedi.
Prof. Shirazi-Beechey, “Yapay tatlandırıcıların kilo
kaybetmek isteyenlerin işine yarayacağını düşünmüyorum.
Benim tavsiyem doğal gıdalar alsınlar, ancak bunları az
miktarda tüketsinler” diye konuştu
.jpg)
Kekik balı ve reçelinin faydaları
*Mide ağrısını giderir.
* Grip ve öksürüğü keser.
*Cilt hastalıklarını iyileştirir.
*Egzama ve çeşitli kaşıntıları giderir.
*Mide şişmelerini önler.
*İştah açar. Bağırsak kurtlarını döker.
*Mide, akciğer ve göğüs üşümelerine iyi gelir. Her türlü
kalp ağrısını giderir.
*İç hastalıklardan meydana gelen vücut terlemesini önler.
Baş ağrısını keser.
*Romatizmaya iyi gelir.
Ceviz reçelinin yaraları
Cevizin,
özellikle
yeşil cevizle yapılan reçelin faydaları saymakla bitmiyor.
B1 ,B2 C,E vitamin zenginliği ile bilinen ve düzenli
tüketildiğinde çocukların ve yetişkinlerin sağlıklı
beslenmesine yardımcı olabilmesi için sabah, öğlen ve akşam
tüketilmesi yeterli.
.jpg)
Kapari reçelinin faydaları :
*Kan tablosunu düzenler.
*Tüm kan
hastalıklarını
hızlı bir şekilde iyileştirir.Kandaki tronbositeneli,
lokositleri ve diğer hücreleri çok hızlı bir şekilde
arttırır
.jpg)
Bluebery reçelinin faydaları
* Göz yorgunluğunu giderir, miyopluk ve şeker hastalığından
kaynaklanan görme bozukluklarını engeller.
* Gut ve Romatizma hastalıkları için önerilir.
* İshal durdurucu
özelliğe
sahiptir.
* Kan şekeri ve kolestrolü düşürür
LİKARBA
* Kansere karşı vücudu koruyan enzimleri çalıştırır
* Kalp krizi riskini azaltır. Damar sertliği oluşumunu
engeller
* Sağlıklı bağ dokusu ve yeni kılcal damar oluşumuna
yardımcı olur.
* Taze olarak yenildiğinde kanı
temizlerYaban
mersini reçeli
gece görüşü arttırı ve yorgun gözlerini dinlendirir.
Pilotlar,
yabanmersini reçeli yedikten sonra gece uçuşlarına
çıktıklarında gece görüşlerinde bir düzelme ve iyileşme
hissettiklerini sık sık rapor ediyorlar. 1960’ ların
ortalarında yukarıdaki gözlem ve duyumlar, önce bir
laboratuarda daha sonraları da klinik çalışmalarda
yabanmersini meyve ekstrelerinin gözler ve damar
sistemi
üzerine etkileri üzerine yapılan çalışmalara yol gösterdi.
.jpg)
Ağaç kavunu reçelinin faydaları
Bronşit hastalığında nesef darlığına iyi gelir.
Kabuğunun suyu ile yaralar pansuman yapıulırsa şifalı gelir
Yılan sokmada suyu içilirse iyi
gelir.
Kabuğu hazmı kolaylaştırır
Ayva reçelinin faydaları
Gögüs
hastalıklarında
çok faydalıdır. Tüberküloz olanlara ayva tavsiye edilir.
Birçok hastalığa şifa olan ayva reçeli, kalp, akciğer,
boğaz, mide, göz, bağırsak ve ağız rahatsızlıklarının
tedavisinde faydalısır.
-Her yaşta sinir sistemini güçlendirir
-Mide ve bağırsakları zararlı mikroplardan koruyarak
hazımsızlık gibi sorunları önler.
Grip ve nezle de iyileşmeyi hızlandırır.
Ananas reçeli
*Vücuttaki
yağı azaltarak kanser riskini azaltır.
*Lifli bir besin olduğu için kroner kalp
hastalıkları
riskini azaltır. *Doymuş yağ oranını ve kolestrolü düşürdüğü
için yine kroner kalp hastalığı riskini azaltır;
*Vücuttaki sodyum oranını azalttığı için de yüksek tansiyon
riskini azaltır.
*Sindirim sistemine Yardımcı ve Doğal İltihap Önleyici;
Taze ananas içinde bulundurduğu protein sindiren enzim olan
bromelain sayesinde sadece sindirime yardımcı olmakla
kalmaz,
vücutta
meydana gelebilecek iltihapları ve şişkinlikleri de mucizevi
bir biçimde azaltır,
*Özellikle
sinüzit, bademcik iltihabı, gut hastalığı, mafsal iltihabı
yada yaralanma veya ameliyatlardan sonraki iyileşme
dönemlerinde ananasın faydalı olduğu görülmektedir. *Bromelainin
iltihap önleyici etkisini artırmak için ananas öğünler
arasında tek başına yenilmelidir. Bu sayede ananasın içinde
bulunan enzimlerin tamamının sadece sindirime yardımcı
olacak biçimde kullanılmasının önüne geçilmiş olunur.
*C vitamini vücudun suda çözünebilen başlıca antioksidanıdır
ve vücudun suyla dolu olan bütün bölümlerini, hücrelere
saldıran ve zarar veren serbest radikallerin saldırılarından
korur.
*Serbest radikallerin, damarların tıkanmasını ve kalp
hastalıklarını artırdığı, solunum yollarının spazm geçirmesi
olasılığını artırarak astım nöbetlerine yol açtığı, kolon
hücrelerine zarar vererek kolon kanserine ortam hazırladığı,
eklem
ağrılarını
artırdığı, osteoartrit ve romatizmal artrit
rahatsızlıklarında
sakatlanma riskini artırdığı ortaya çıkarılmıştır.
.jpg)
Elma reçeli
*Böbreklerin
temizlenmesine
yarar,
*Baş ağrısına iyi gelir,
*Kolesterolü düşürür,
*Yüksek tansiyonu düşürür,
*Kan şekerini kontrol altında tutar,
*Romatizma ve gut hastalığına iyi gelir,
*Uykusuzluğa iyi gelir,
*Bağırsaklardaki parazitlerin dökülmesini sağlar.
.jpg)
İncir reçelinin faydaları
* İçerdiği yüksek lif oranı sayesinde sindirimi hızlandırır
ve
kolaylaştırır.
Bağırsakları yumuşatır.
*Kabızlığı giderir.
*Vücuda kuvvet ve enerji verir.
* Bedensel ve zihinsel yorgunluğu giderir.
*Halsizliğe ve unutkanlığa iyi gelir. Öksürük ve boğaz
ağrılarına iyi gelir. Nezle ve bronşite faydalıdır.
Özellikle Kuru incir balgam söktürür.
*İncir, kandaki kolesterol oranını düşürerek kalp ve damar
hastalıklarına karşı vücudu korur.
*Kansere karşı da koruyucudur.
*Basura iyi
gelir.
Bakteri ve virüslerin çoğalmasını önleyerek hastalıklara
karşı direnci arttırır..
.jpg)
Karpuz reçeli
*Böbreklerin daha iyi çalışmasını ve böylece böbrekler
tarafından
vücuttan
sodyumun atılmasını hızlandırır.
*Fazla sodyumun vücuttan atılması sonucunda da kan basıncı
dengelenir, kalp işlevleri düzenlenir ve kalp krizi riski
azaltılır.
.jpg)
Kestane reçelinin faydaları
* Vücuda kuvvet ve
enerji
verir.
*Cinsel gücü arttırır.
* Bedensel ve zihinsel yorgunluğu giderir. *Hastaların
iyileşmelerini hızlandırır.
*Kandaki kolesterol oranını düşürür. Kan dolaşımını düzenler
ve hızlandırır.
*Varis ve basur şikâyetlerini azaltır. Karaciğere ve mideye
de faydalıdır. İshali keser..
.jpg)
Patlıcan reçelinin faydaları
*Sinirleri yatıştırır ve tansiyonu düşürür. Kalp
çarpıntısını giderir.
Bağırsakları
yumuşatır ve idrar söktürür.
*Kandaki kolesterol seviyesini düşürür ve damar
tıkanıklığına iyi gelir.
*Kansızlığı giderir. Karaciğerin ve pankreasın çalışmasını
düzenler.
*Böbrek ağrılarını ve yanmasını azaltır. Basura iyi gelir.
Kilo vermeye yardımcı olur..
.jpg)
Portakal reçeli
*C ve B vitamini açısından zengin olan portakal, insana
dinamizm veriyor.
*Portakal içindeki C vitamini ince ve kalın
damarların yumuşak kalmasını sağlıyor. Damar tıkanıklığını
önlüyor.
*Vücuttaki direnci arttırıyor.
* Kanın durulmasına ve
temizlenmesine
yardımcı oluyor.
* Hazmı kolaylaştırıyor.
* Enerji veriyor.
*Portakal reçeli ise karaciğeri çalıştırıyor.
* Yapılan araştırmalar, bacaklarda meydana gelen periferik
damar hastalığının
(Peripheral artery disease-PAD),
*Damarlarda
meydana gelen yağ birikmesinden kaynaklandığı ve kalp ile
felç riskini de körüklediğini ortaya çıkardı.
.jpg)
Vişne reçelinin faydaları
*Mide ve karaciğerin düzenli şekilde çalışmasına yardım
eder.
*Vücutta
biriken fazla suyun dışarı atılmasını
sağlaması
vişne yararları arasındadır.
*Sindirim sistemi sağlığı için yararlıdır.
*Kalp ve damar sorunlarına karşı koruyucudur.
*Damar sertleşmesini önler. Kan basıncını düzenler.
*Kanser riskini azaltır. Vişnede bulunan antosiyanin kolon
kanseri olasılığını azaltır.
*Kas ağrılarının hafifletilmesinde olumlu etkileri bulunur.
.jpg)
Armut reçeli
Sindirim sistemini güçlendirir, hazmı
kolaylaştırır.
*Böbreklerin düzenli çalışmasına, böbrek taşlarının ve
kumunun dökülmesine yardım eder.
*İdrar söktürücüdür.
*Kanı temizler.
* Kansızlığa iyi gelir
.jpg)
Çilek reçelinin faydaları
Vücuda kuvvet verir.
* Kolesterolü düşürür ve damar tıkanıklığını önler.?
* Aynı zamanda çok iyi bir antioksidan olan çilek bağışıklık
sistemini güçlendirir.
*Kansere karşı kuruyucudur.
*Sindirim sisteminin düzenli çalışmasına çok
faydalıdır.
*Bağırsak kurtlarını döker, idrar söktürür ve
vücuttaki
zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştırır.
.jpg)
Kayısı reçelinin faydaları
*Besleyici ve iştah açıcıdır.
*Bol miktarda demir içerdiğinden kansızlığa iyi gelir.
Vücuttaki zararlı maddelerin uzaklaştırılmasına yardımcı
olur. *Başta akciğer ve cilt kanseri olmak üzere kansere
karşı koruyucudur.
*Vücuda kuvvet verir. Bedensel ve zihinsel yorgunluğu
giderir.
Özellikle
gelişme çağındaki çocuklara faydalıdır. *Raşitizm gibi
gelişme bozukluklarını önler. Hastaların iyileşmesini
hızlandırır. Sinirleri sakinleştirir ve uyku verir.
*Migrene karşı da iyi gelir. Ayrıca cildi besler,
nemlendirir ve yumuşatır..
.jpg)
Gül reçelinin faydaları
*İshali keser.
*Bademcik ve boğaz iltihaplarını giderir.
*Mikrop öldürücüdürGül
reçelinin faydaları
*İshali keser.
*Bademcik ve boğaz iltihaplarını giderir.
*Mikrop öldürücüdür
SİZ SİZ
OLUN REÇELİNİZİ DOĞAL ŞEKERDEN KENDİNİZ YAPIN
Mutlaka yerli şeker kullanın, yerli ve ithali ayırma
konusunda bilginiz yoksa iri taneli hafif esmer şeker
yerlidir, çok beyaz ince taneli şeker ithaldir, Şimdi Konya
şeker fabrikasının piyasaya sürdüğü şeker pancarından elde
edilen sıvı şeker kullanırsanız daha rahat reçel yaparsınız.
Afiyet olsun.
|
DİKKAT EV HANIMLARI REÇELİ YANLIŞ
YAPIYORSUNUZ
Sağlıklı reçel içeriğinde en az zararlı maddeler
barındıran reçeldir. Hanımlar genelde meyvayı
doğrayıp bir kaba koyarlar, üzerine yeteri kadar
şeker dökerler, akşamdan sabaha beklerler, sabaha
kadar meyvenin suyu ile eriyen şeker doğrudan ateşin
üzerine konur, Bu şekilde meyvelerin pişmesi
beklenir. Bu arada ateşe maruz kalan şeker yanar,
Yanık şeker kansere sebep olan karamel demektir. Bu
şekilde şeker yandığı için açık renkli meyvelerden
yaptığınız reçeller bile kırmızı renkte olur. Bu çok
sağlıksız reçel yapımını lütfen terk edin.
SAĞLIKLI REÇEL NASIL YAPARIZ
Öncelikle Meyveleri iyice yıkıyarak üzerlerine sinmiş tarım ilaçları
kalıntılarını çıkarınız, meyveleri dilediğiniz
boyutta doğradıktan sonra bir santim yükseklikte
kaynamış su olan tencereye meyveleri dökün, Ocağın
ateşi en küçükte en kısık ayarda olsun, yavaş yavaş
kaynayan meyvelerin suyu bitmeden pişmiş olması
lazım, bazı meyveler pişmeyebilir, meyveler
dilediğiniz yumuşaklığa gelene kadar çok az su
koyarak meyveleri kısık ateşte pişirin,
meyvelerin piştiğine kanaat getirdiğinizde Tencereyi
en büyük ocağa alın sonuna kadar ateşi açık ve
kaynayan meyvelerin üzerine yavaş yavaş şeker dökün,
Bu arada meyvelere zarar vermeyecek naziklikte
meyveleri devamlı karıştırın ki dibi tutmasın, şeker
eridikçe bir kepçe daha dökün, reçel gittikçe
koyulaşacak köpürmeye başlayacaktır, Bu sırada 2-3
kilo reçele yarım limon suyu sıkarak kesilmesini
sağlayın, Reçelin kabarması artıp ve kıvam
çoğaldığında ateşi söndürün, ılımasını bekleyin,
kavanozlara doldurun. Afiyet olsun.
sorularınız için fatihten@gmail.com |
Yapay Şeker Doğal
Şeker;
Yapay Şeker Doğal Şeker şekerlerini içindeki maddeler ve
özellikleri - şeker çeşitleri - şeker hakkında bilgiler
Prof. Dr. Erkan Topuz, geçtiğimiz hafta Star TV’de
yayınlanan Arena programında, kansere karşı korunmak için
önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Topuz, bilim adamlarının
“şeker pancarını” doğrudan doğruya lapa haline getirerek,
fareler üzerinde kansere karşı koruyucu etkisi olup
olmadığını test ettiklerini belirtti. Yapılan deneyde, 65
fareye radyasyon verip aynı zamanda şeker pancarı lapası
vermişler, diğer 65 fareye sadece radyasyon vermişler. Şeker
pancarı verilen farelerde, toksidenin yüzde95 oranında
azaldığını görmüşler. Prof. Topuz, “Bu çalışma hayvanlar
üzerinde yapılmış olsa da ümit verici bir çalışmadır. Doğal
şeker pancarının hiçbir zararı yoktur, faydalı bir besindir,
tüketilmesi çok faydalıdır” dedi.
Peki, şeker pancarı çok faydalı ve masum bir gıda ise şeker
pancarından elde edilen rafine şeker neden zehir? Eskilerin
altın değerini biçtikleri şeker, neden günümüzde hemen hemen
tüm hastalıkların sebebi olarak gösteriliyor? Şeker mi
suçlu, yoksa şekerin rafine işlemi sırasında gördüğü
işlemler mi? Gerçekte şeker nedir? Hayatımıza ne zaman ve
nasıl girdi? Kaç çeşit şeker var? Atalarımız şekeri nasıl
üretip, tükettiler? Şekerin tarihi hangi gerçekleri ortaya
çıkarıyor? Yaşamımız için şekerin önemi ne? Hiç şeker
tüketmezsek ne olur? Doğal şekeri doğru tüketmenin yolu ne?
Şeker Pancarı
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Deontoloji ve
Tıp Tarihi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ayten
Altıntaş, sorularımızı cevapladı.
Eskiden atalarımız şekeri nasıl üretip tükettiler?
“İnsanlar geçmişte asırlar boyunca, hurma, üzüm, elma ve
armut gibi yoğun şekerli meyvelerin suyunu sıkarak “şeker”
niyetine kullanmışlar. Kimi zaman da meyvelerden elde
ettikleri suyu kaynatıp, pekmez yaparak şeker ihtiyaçlarını
karşılamışlar. Bu asırlardır dünyanın her yerinde var olan
bir gelenek. Kısaca meyveler, bal ve pekmez, insanların
“doğal şeker” olarak tanıdıkları, vücutları ile tamamen
uyumlu ve faydalı etkileri olan gıdalar.
Kristal şekerin elde edilmesinde hareket noktası ise “şeker
kamışı” olmuş. Geçmişte tarih boyunca şeker kamışından
hareketle şeker elde edilmiş.
Tropikal ülkelerde yetişen şeker kamışı, çok su ve çok sıcak
seven bir bitki. İnsanlar şeker kamışının boğumları
arasındaki sıvıyı fark ettikten sonra, mengenelerde taşın
arasında suyunu sıkıp, ya hemen tüketmişler, ya daha uzun
ömürlü kullanmak amacı ile kaynatıp konsantre etmişler ya da
geleneksel yöntemlerle konsantre olan sıvının dibindeki
kristalleşmiş tortuları buharlaştırarak kristal şeker haline
getirip kullanmışlar. Şeker kamışının içindeki su miktarı ne
kadar fazla ise çabuk bozulma ihtimali de o kadar çabuk
olur! Bunun için, bildiğimiz pekmez usulü kaynatıp konsantre
ettikten sonra buharlaştırmışlar ve kristal şeker halinde
kullanmışlar.”
Şeker Kamışı
Son yıllarda zehir ilan edilen üç beyazdan biri şeker biri
tuz. Ancak zehir ilan edilen tuz konusunda gerçekler ortaya
çıkıyor. Rafine tuz, insan vücudunda zehir etki yaparken,
kristal deniz tuzu vücudun dengeli çalışmasını sağlıyor.
Tabiat, deniz tuzunu en sağlıklı şekilde tuz mağaralarında
saklıyor. Ve bu tuzun insan doğası ile birebir uyumlu
olduğunu biliyoruz.
Peki, tabiat “doğal şekeri” nerede saklıyor ve bize nasıl
sunuyor?
“Şeker kamışı veya şeker pancarından elde edilen kristal
şekerin içinde “sükroz” diğer adıyla “sakkaroz” denilen bir
madde vardır. Meyveler “früktoz” içerirken, bal hem früktoz,
hem glikoz hem sükroz hem de maltozu bir arada içermektedir.
Yani balda tüm şekerler “doğal” olarak mevcut.
Bütün şekerli bitkiler fotosentez ile topraktan aldıkları su
ve mineralleri kendi içinde sentezleyerek şekere
dönüştürüyor. Örneğin elma, topraktan su ve mineral alıyor,
güneşten aldığı ışınlarla kendi fabrikasında doğal kimyası
ile şeker imal ediyor. İmal ettiği bu şeker insana birebir
uyumlu.
İnsan da tabiatın bir parçası meyveler de kısacası topraktan
elde edilen her şey tabiatın bir parçası, arılar da tabiatın
bir parçası onların çiçeklerden imal ettiği bal da, kısaca
tabiatta var olan doğal gıdaların tümü insan doğasına
birebir uyumludur ve bu gıdalarda bulunan maddelerin insan
vücudu için önemli etkileri vardır. Ancak, tabiattan gelen
doğal gıdalar dıştan müdahale ile başka bir şekle dönerse
işte o zaman insana zehir etkisi yapıyor.
İşte insan hayatı için hayati önem taşıyan şeker de dıştan
müdahalelerle zehire dönüşmüştür. Bu noktada şeker kamışının
tarihine baktığımızda her şey net olarak ortaya
çıkmaktadır.”
Şeker kamışı ne zaman ve nerede ortaya çıkmış?
Şeker kamışı, M.Ö. 3000’li yıllarda Hindistan’da fark
edilmiş. Çok önemli bir medeniyet merkezi olan ve birçok
alanda tarihe damgasını vuran Hindistan’da, kutsal sayılan
“veda”larda “şeker kamışı” yer almaktadır. Veda, Hintlilerin
kutsal saydıkları tarihi metinlere verdikleri ad. Bu tarihi
metinlerde şeker ve şeker kamışı önemli bir yere sahiptir.
Hintliler şeker kamışı tohumlarını ekip yetiştirdikten
sonra, elde ettikleri şeker kamışını sıkmışlar, sıvısını
alıp ya hemen kullanmışlar ya da konsantre ederek daha uzun
dayanmasını sağlamışlar. Konsantre edilen yani bizim
bildiğimiz pekmez kıvamındaki şeker kamışının bir müddet
sonra kristalleştiğini keşfettikten sonra da dibe çöken bu
kristalleri alıp suyunu buharlaştırıp kristal şeker elde
etmişler.
İşte bugün bildiğimiz “kristal toz şekerin” geleneksel doğal
yolla elde edilme şekli budur. Ve bunun insan üzerinde zehir
etkisi yoktur, insana birebir uyumludur. Çünkü herhangi bir
kimyasal katkı görmeden doğal yolla elde edilmiştir.”
Doğal kristal şeker dünyaya nasıl yayılmış?
Şekerin dünyaya tanıtılması, İslam Medeniyeti aracılığı ile
gerçekleşmiştir. 8. yüzyıldan 14. yüzyıla kadar dünyanın en
büyük medeniyeti, Ortadoğu’daki İslam Medeniyeti olmuştur.
Bütün Ortadoğu, Afrika ve Anadolu topraklarını içine alan
İslam Medeniyetinde şekerin çok önemli bir yeri vardır.
Hindistan’da keşif edilen ve üretilen şeker, İslam âlimleri
tarafından Anadolu topraklarına getirildi, imalathaneler
kuruldu ve seri olarak şeker üretimi başladı. İslam
âlimlerinin şekere bu kadar önem vermesinin çok önemli bir
sebebi vardı!
Hz. Muhammed’in sav. İslam dinini ilan etmesinden sonra 30
yıl içerisinde İslamiyet çok büyük bir coğrafyaya yayılıyor
ve burada ilim ve bilimde büyük ilerlemeler oluyor. Aynı
dönemde batı medeniyeti ise karanlık çağını yaşıyor.
Avrupa’nın bu karanlık çağı yaşamanın sebebi ise
Hıristiyanlığın yanlış yorumlanması! Bu yanlış yorumlamalar,
“Bu dünyayı bırakın, öbür dünyaya bakın!”, “Yemeyin,
içmeyin, vücudunuza ne kadar ıstırap verirseniz öbür dünyada
cennete girersiniz” şeklinde oluyor. Yeme, içme, giyinme,
temizlenmeyi terk ediyor, hekimlik ve ebelik gibi ilimleri
de geri bırakıyorlar. İşin arkasında ise bu gidişattan
faydalanan bir kilise var. İnsanlara sözde cennet anahtarı
veriyor, onları cennete gönderiyor ve günahlarını çıkarıyor.
Bu çalışmadan inanılmaz paralar kazanan kilise, para
kazandıkça güç kazanıyor ve güç kazandıkça da bilim
çalışmalarını donduruyor.
İslamiyet ise bu çağda büyük bir gelişme içinde oluyor. Ve
bilim müthiş bir ilerleme gösteriyor. Bu ilerleme içinde
şeker de yer alıyor.
İslam âlimleri, şekere neden çok önem veriyorlardı?
İslam dünyasında hekimler için bir numaralı madde şekerdir.
İslam âlimleri şekeri keşfettikten sonra önemini de ortaya
çıkarmıştır. O dönemde bütün ilaçlar bal veya şekerle
yapılmıştır. Osmanlı hekimleri de ilaç yapımında şekere çok
önem vermiştir. Bunun sebebi, doğal şekerin bitkilerdeki
etken maddenin hızla kana karışmasını sağlamasıdır.
Diascorides’ten itibaren ilaç yapımında şarap, sirke veya
kurutma yöntemi kullanılmıştır. İslam âlimleri ise ilacı
macun veya şerbet ile ilaç yapmışlar ve tüm dünyaya bu
kültürü yaymışlardır. “Nabza göre şerbet vermek” atasözü de
buradan gelmektedir. Hekim, hastanın nabzına bakar,
hastalığı teşhis eder ve ona göre şerbet vererek hastayı
tedavi ederdi. Bu uygulama Hint tıbbında da vardı. Günümüzde
Tibet tıbbında halen uygulanmaktadır. Tibet tıbbının kaynağı
ise İbn-i Sina’dır. İnsanın nabzı ile hastalığın ne olduğu
ve nerede olduğunu tespit etmek mümkündür. Kadının gebe olup
olmadığı, bebeğin cinsiyeti, hastanın ölüp ölmeyeceğini bile
nabız üzerinden tespit ederlerdi. Ancak hekimler, ölüp
ölmeyeceğini asla söylemezler, Allah’tandır, Allah bilir
derlerdi.
Şeker o dönemde nerede üretiliyordu?
Şeker ihtiyacının artması ile imalathaneler geliştirildi ve
zaman içinde beyaz şeker imal edilmeye başlandı.
“Doğal şeker” nasıl beyazlatılıyordu?
Atalarımız, ilk önce günümüzde sülfürleme yolunu denediler,
yani bugün kayısı beyazlatmada da kullanılan kükürt dioksit
ile şekeri beyazlattılar. Daha sonra da kireç sütü
kullanarak şekeri beyazlatmışlar. Kireç sütü ile
beyazlatırken, şeker kamışının suyunu sıktıktan sonra
kaynatıp konsantre ediyorlar daha sonra kireç sütü ile
karıştırıp tortular aşağı inince yukarıdaki sulu kısmı
alıyor, tortuları tekrar kaynatıp suyunu buharlaştırarak
beyaz kristaller elde ediyorlardı. Ayrıca, şekerli
meyvelerden de aynı yöntemle çeşitli türlerde şeker üretimi
yapıyorlardı.
Avrupa yani batı medeniyeti şekeri nasıl tanıdı?
Banyo yapmayan, çul gibi elbiseler giyen, tahta tabaklarda
yemek yiyen karanlık çağ insanları, 12. yüzyılda yapılan
haçlı seferleriyle, mis gibi güzel kokan, renkli ipek
elbiseler giyen, banyo yapan, cam kadehlerde şerbetler içen
insanlarla karşılaştılar.
Doğal şeker, nasıl rafine şeker oldu?
İslam dünyasındaki şeker üretimi ile bilgiler, 14. yüzyıl
başlarında Venedikliler yolu ile Avrupa’ya geçti. Haçlı
seferleri zamanında gördükleri şekeri, bugünkü bavul
ticareti anlayışı ile Venedik üzerinden Avrupa’ya sattılar.
O dönemde şeker altın kadar kıymetliydi. Avrupa, şeker
kamışını keşfetti ama büyük bir sorun vardı. Avrupa ikilimi
çok soğuktu ve şeker kamışı üretimi için uygun bir ortam
yoktu. Uzun yıllar sıcak ülkelerden şeker aldılar. Ancak,
17. yüzyıl başlarında Alman kimyager Marggraf tarafından
şeker pancarından şeker üretilebileceği keşfedildi.
O dönemde şeker pancarı, soğuk ülkelerde kolay elde edilen
bir bitkiydi ve sadece hayvanlara yediriliyormuş. Avrupa,
şeker pancarından şeker elde etme yolu keşif ettikten sonra
daha çok ve daha çabuk para kazanmak amacı ile 19. yüzyıl
başlarında fabrikasyon şeker üretimine başlıyor. İşte bu
noktada şeker rafine olarak “zehire” dönüşmeye başlıyor.
Eğer, İslam dünyasının şeker kamışından şeker elde etme
usulünü, şeker pancarına uygulamış olsalardı hiçbir zararı
olmayacaktı. Ama tam bir fabrikasyon üretim, fabrikanın “ne
kadar çok şeker üretirsem, o kadar çok kazanırım” anlayışı
ile işlediği için, önce şeker kamışını birçok işlemden
geçirerek rafine ettiler, istedikleri verimi alamayınca,
şeker pancarına ağırlık verdiler.
Beyazlatma işlemini, kömür veya hayvan kemiği külü
kullanarak yaptılar. Üretimi daha da hızlandırmak ve daha
çok ürün almak için yıllar ilerledikçe sentetik
beyazlatıcılar kullanmaya başladırlar.
Örneğin, Türkiye’nin en büyük şeker fabrikalarından biri,
bundan birkaç yıl öncesine kadar odun kömürü kullanırken,
bugün sentetik reçine ile beyazlatıyor!
Kısaca, daha çabuk ve daha çok ürün almak için, “en ucuz
şekilde ve en çok nasıl üretirim” anlayışı ile şeker pancarı
fabrikaya girdiği andan itibaren, çok fazla işlem gördü ve
kimyasal katkı maddeleri arttıkça, rafine edilmiş şeker
zehir etki ile sofraların “tatlı zehiri” oldu. Bugünkü şeker
üretim teknolojileri, o masum şeker pancarını zararlı hale
getirdi ve her geçen gün kötüye gidiyor.
O zaman asıl suçlu doğal şeker değil, şeker pancarı ve
şeker kamışının kimyasal katkılarla rafine işlemine uğrayıp
yapaylaşması veya rafine şekerin genetiği değiştirilmiş
organizmalardan elde edilmesi diyebilir miyiz?
Evet, eski tıptaki bilgilere göre kısaca böyle
özetleyebiliriz. İşin içine yapay kimyasallar girdikten
sonra, her ne kadar buharlaştırıp kimyasalları
ayrıştırıyoruz deseler de kimyasal madde üretim sırasında
şekerin içine işliyor ve tüketen insanın da içine işlemiş
oluyor! Aynen filtre edilmiş kahve gibi.
Ayrıca, daha çok şeker pancarı elde etmek için, bitkinin
toprakta gelişimi sırasında suni gübre kullanılıyor, eskiden
küçük boyda olan pancarlar şimdilerde eskinin 5-10 katı
büyüklükte. Şeker pancarı, fabrikaya girdikten sonra
yıkanıp, parçalanıyor ve şeker imalatına giriyor. Topraktaki
tüm zararlı kimyasallar pancar aracılığı ile şekere işliyor,
şeker rafine edilip beyazlatılırken ayrıca kimyasallar
alıyor ve tüm bu zararlı kimyasallar şeker aracılığı ile
inan vücuduna işliyor. İşte rafine şekerdeki zarar böyle
oluşuyor! Bugün sofralarımıza giren rafine toz şeker böyle
iken, kesme şekerin içine ayrıca yapıştırıcılar ilave
ediliyor be durum daha da vahim hale geliyor.
Şeker pancarı, koyun gübresi ile organik olarak üretilse,
şeker üretimi de eski geleneksel yöntemlerle yapılsa zararı
olmaz.
Rafine kristal şeker ambalajları üzerinde %100 “pancar
şekeri” yazması herhangi ne ifade ediyor?
Yüzde100 pancar şekeri, nişasta bazlı şeker riskini ortadan
kaldırıyor. Mısırdan, özelliklede genetiği değiştirilmiş
mısırdan, şurup elde edilirken, mısır kimyasallarla
parçalanıyor, içindeki nişastayı ayırıp ondan şeker
üretiyorlar ki bu rafine şekerden çok daha zararlı! Pancar
şekeri 100 kuruşa imal ediliyorsa mısır şekeri 5 kuruşa imal
ediliyor. İşte bu yüzden yüzde100 pancar şekeri olması,
kısmen daha az zararlı olduğunu ifade ediyor.
Esmer şeker, halk arasında en sağlıklı şeker olarak
biliniyor. Peki, esmer şeker doğal mı?
Şeker pancarı veya şeker kamışından elde edilen şeker, eğer
atalarımızın usulü ile elde ediliyorsa sorun yok. Şeker
kamışı çok çabuk böceklenen bir bitki, böceklenmeyi önleyici
kimyasal ilaç kullanıyorlar mı sorusunu sormamız gerekiyor.
Şeker kamışı veya şeker pancarı yetiştirilirken, daha fazla
ürün elde etmek amacı ile kimyasal ilaçlar ve suni gübre
kullanılıyorsa o zaman sağlıklı diyemeyiz.
Glikoz üretimi nasıl yapılıyor? Glikoz neden insan
sağlığı açısından çok tehlikeli?
Glikoz korkunç bir madde, nişastanın kimyasallarla
parçalanmasından elde edilen bu ürün özellikle kan için çok
zararlı. Çünkü olduğu gibi kana karışıyor. Doğal şeker,
insülin ile parçalanarak kana geçerken, glikoz direk kana
karıştığı çok zararlı. Mısır şurubu da aynı şekilde… Glikoz,
kahverengi ve bal kıvamında bir madde, bu sebeple piyasada
ucuz balların çoğuna maalesef glikoz katılıyor. Bal alırken
çok dikkatli olmak gerekiyor.
Früktoz, gerçekten meyveden mi elde ediliyor?
Früktoz, meyvelerdeki şekere verilen isim. Doğal yolla, yani
meyveden ve dozunda alındığında zararı yok. Ancak, piyasada
satılan ve hazır gıdalarda kullanılan früktoz, kimyasal
yolla elde ediliyor. Maalesef kaynağı meyve değil, mısır!
Meyvelerde hem früktoz hem glikoz hem de sakaroz var.
Bunların içinden früktozu ayırmak hem çok zor hem de çok
pahalı.
İnsan doğasına aykırı olduğu için şeker zehir oldu.
İnsan vücudu niçin doğal şekere ihtiyaç duyuyor? Düzenli ve
dengeli bir şekilde doğal şeker tüketmeyen bir kişinin
vücudunda ne gibi tahribatlar ortaya çıkabilir?
Eski tıbba göre, doğal şeker karaciğer için çok önemli,
şeker olmazsa karaciğer sentez yapamaz ve ölür! Ayrıca,
beynin çalışması için de yine doğal şekere ihtiyaç var. Tabi
burada eski tıbba göre uygulanmış, tamamı ile insan doğasına
uyumlu olan doğal şekerden bahsediyoruz. Rafine şekerin,
insan doğasına uyumlu olmadığı ve organlarımız bu şekeri
tanımadığı için vücudumuzda zehir etkisi ile büyük
tahribatlar yaptığını tekrar hatırlatalım.
İnsanlar sağlıklı şeker tüketimini nasıl yapabilir?
Güvendikleri bal ve pekmezi rahatlıkla kullanabilirler. Kuru
ve yaş meyveleri tüketebilirler. Reçel yapımında konsantre
edilmiş meyve suyundan yararlanabilirler. Rafine şekeri
önermiyoruz ama mutlaka kullanacaklarsa çok az miktarda
pancar şekeri kullanabilirler.
Suni tatlandırıcılar, mısır şurubu ve glikoz içeren tüm
ürünlerden uzak dursunlar. Fabrikasyon reçeller, bisküvi ve
şekerlemeler, hazır tatlı ve baklavalar çok riskli.
Geleneksel tatlarımızdan biri olan “reçelin” ana
malzemelerinden biri “şeker”. Peki, evde reçel yapmak
isteyenlere ne tavsiye edersiniz?
Görünüşe önem vermiyorlarsa, eskiden atalarımızın da yaptığı
gibi “pekmez” kullanmaları en sağlıklı uygulama olur.
Ayrıca, reçel yapılacak meyvenin türüne göre elma, üzüm gibi
meyve sularının konsantresi de olabilir. Rafine şekeri
kullanmalarını tavsiye etmiyoruz, ama çok az miktarda ve
pancar şekeri olmak kaydı ile tercihi yine kendilerine
bırakıyoruz.
Tarih, bugünü birçok konuda aydınlatıyor, siz de
okuyucularımızı şeker konusunda aydınlattınız. Verdiğiniz
tüm bilgiler için çok teşekkür ediyoruz. Son olarak,
alışverişlerimizde rehber olması açısından kısa bir şeker
sözlüğü elimize almak istesek. Bugün piyasada satılan şeker
nedir, ne değildir?
Rafine şeker: Şeker kamışı, şeker pancarı veya
nişasta bazlı (mısır gibi) bitkilerden, fabrikasyon ortamda
ileri teknoloji ve kimyasal katkılarla üretilen kristal
şeker.
Sofralarda kullanılan beyaz toz şeker: Yukarıda
tanımladığımız rafine şekerin, kimyasallarla beyazlatılmış
toz hali.
Sofralarda kullanılan beyaz kesme şeker: Rafine beyaz
toz şekerin, kimyasal yapıştırıcı ve sıkıştırma sistemleri
ile şekillendirilmiş küp hali.
Sofralarda kullanılan kahverengi toz şeker: Şeker
kamışı veya şeker pancarından elde edilen rafine toz şekerin
beyazlatılmamış hali. Ancak bazı hilelerle rafine beyaz toz
şeker karamel ile renklendirilerek kahverengi şeker haline
getirilebiliyor, ambalajında hangi bitkiden üretildiğine
dikkat etmek gerekiyor!
Sofralarda kullanılan kahverengi kesme şeker: Şeker
kamışı veya şeker pancarından elde edilen rafine toz şekerin
beyazlatılmamış, ancak kimyasal yapıştırıcılarla
şekillendirilmiş hali. Kahverengi toz şekerdeki hileler
kesme şeker için de geçerli.
%100 pancar şekeri: Sadece şeker pancarından elde
edilen rafine beyaz toz şeker.
Hazır gıdalarda kullanılan glikoz şurubu: Nişastanın
kimyasallarla parçalanması yolu ile elde edilen, nişasta
bazlı, yapay ve insan sağlığı açısından rafine şekerden daha
riskli kahverengi bal kıvamında olan bir şeker.
Hazır gıdalarda kullanılan mısır şurubu: Mısırın
kimyasallarla parçalanması yolu ile ediliyor. Hem genetiği
değiştirilmiş organizmalardan elde ediliyor olması hem de
direk kana karıştığı ve üretim esnasındaki tüm kimyasalları
da kana karıştırdığı için rafine şekerden çok daha riskli,
glikoz kıvamında bir şeker.
Hazır gıdalarda kullanılan früktoz: Früktoz,
meyvelerdeki şekere verilen isim. Doğal yolla, yani meyveden
ve dozunda alındığında zararı yok. Ancak, piyasada satılan
ve hazır gıdalarda kullanılan früktoz, kimyasal yolla elde
ediliyor. Maalesef kaynağı meyve değil, mısır!
Aspartam: Tamamen yapay, kanserojen etkiye sahip bir
madde. Tatlandırıcı özelliği var ama tamamen yapay olduğu
için vücutta tahribat yapıyor. Petrol
türevi maddelerden üretiliyor.
Doğal meyve şekeri: Meyvelerde hem früktoz hem glikoz
hem de sakaroz bulunuyor. İnsan doğasına birebir uyumlu.
Früktoz, yaş veya kuru meyveler aracılığı ile doğal yolla
kolaylıkla alınabilir. Ayrıca, şeker oranı yüksek meyvelerin
kaynatılıp, pekmez yapılması ile de doğal meyve şekeri elde
edilebilir.
Baldaki doğal şeker: Arıların doğal olarak ürettiği
balın içerisinde, sakkaroz, glikoz, früktoz ve maltoz
türünde tüm doğal şekerler bir arada bulunmakta. Ancak
baldaki bu özellikler saf “doğal” balda bulunuyor.
Fabrikasyon ortamda, yapay katkılara maruz kalmış bal için
aynı şeyler geçerli değil!
Stevia bitkisi: Yendiği zaman tat veren, tatlı ihtiyacını
gideren yani tatlandırıcı özelliği olan ama şeker içermeyen
bir bitki.
Read more: http://www.anadolutayfasi.net/alternatif-saglik/69824-yapay-seker-dogal-seker.html#ixzz19d9KDzxQ |