.

 

BÖYLE VAHŞET YOK! UYGURLAR SOKAK ORTASINDA ÖLDÜRÜLÜYOR, POLİS SEYREDİYOR!

Urumçi'deki Uygur isyanı Hanlarla etnik çatışmaya dönünce Çin bölgeye binlerce asker yığdı. Uygur ve Han mahalleleri barikatlarla ayrıldı ama sokaklarda intikam saldırıları ile infazlar yapılıyor. '600-800 kaybımız var' diyen Uygurlara göre, asker ve polis Hanlara kalkan oluyor


Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de Uygur isyanıyla patlak verip Çinli Hanlarla etnik çatışmaya dönüşen olayları bastırmak için Pekin yönetimi çareyi asker yığmakta bulurken, bölgede sular durulmuyor. Resmi makamlara göre, çoğu Han 156 kişinin, Uygurlara göre çoğu Uygur 600-800 kişinin öldüğü kaosun merkezi Urumçi’ye binlerce asker ve polis konuşlandırılırken, iki halk sopa, pala, kasatura gibi silahlarla birbirine saldırıyor. Kriz Çin Devlet Başkanı Hu Jintao’yu İtalya’daki G8 zirvesini yarıda kesip ülkesine dönmek zorunda bırakırken, Komünist Partisi olaylara karışanlara idam tehdidi savurdu.
25 Haziran’da Çin’in doğusundaki Şaugoan kentinde bir fabrikada iki Uygur’un öldürülmesini protesto için pazar günü Urumçi’de düzenlenen gösterinin polisin silahlı müdahalesinin ardından Hanlara saldırıya dönüşmesi ve salı günü Hanların intikam için Uygur semtlerini basmasıyla gemi azıya alan şiddete karşı önceki gün gece sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Dünse ağır zırhlı araç ve kamyonlar eşliğinde otomatik silahlarına süngüler geçirmiş askerler sokakları tuttu. Askeri helikopterler uçuş yaparken halka ‘Lütfen işbirliği yapın ve evlerinize dönün’ çağrıları yapıldı. Güvenlik güçleri Uygur ve Han mahallelerini ayıracak şekilde konuşlandı. Ama önlemler kâfi gelmiyor. Dün 200 kadar Uygur barikatların önünde elde sopa, boru ve taşlarla gösteri yaptı. Tutuklanan 1434 kişinin bırakılmasını isteyen kalabalık önceki gece en az iki Uygur’un öldürüldüğünü aktardı. Helikopterden isyanı sürgündeki Dünya Uygur Kongresi Başkanı lider Rabia Kadir’in tahrik ettiği ithamının yer aldığı el ilanların atılmasıyla kalabalık 1000 kişiye ulaştı. Gösteriye katılan Uygurlar, güvenlik güçlerini sokağa çıkma yasağına rağmen kendilerine saldırması için Hanlara geçit verdiğini öne sürdü. Ekber adlı genç “Geçen gece 300 Han güvenlik şeridini geçip evlere saldırdı. 50 yaşlarında bir adamı bile dövdüler” dedi.

‘Vur, vur, vur’ sesleri
Gün boyu Uygur ve Han mahallelerinden karşılıklı saldırı haberleri geldi. BBC Hanların bir Uygur çocuğa saldırdığı söylentisinin gerilimi artırdığını aktardı. AFP Hanlı kalabalığın iki Uygur’u polis gelene dek sopalarla dövdüğünü, yine başka bir yerde üç Uygur’un çembere alındığını, ikisinin kaçmayı başardığını ama birinin ölesiye dövüldüğünü kaydetti. Ajans olay sırasında kalabalıktan ‘vur vur vur’ ve ‘Uygurları öldür’ sesleri yükselirken, polisin kimseyi gözaltına almadığını ekledi. Yabancı gazetecilerin bölgeden çıkarılmasıyla sağlıklı haber akışı kesildi.
Beri tarafta Hanlar da öfkeli. Ma isimli kadın manav “Uygurlar, çok ileri gitti ve çok sayıda Çinliyi öldürdüler” derken, Run isimli bir başkası, “Hükümet insanları korumalı. Gelmeleri neden üç gün aldı” eleştirisi getirdi. Renmin Caddesi’nde kurulan barikatların daha derininin zihinlere kazıldığı görülüyor. Ali adlı Uygur “Büyük bir nefret oluştu. Korkarım daha fazla şiddet olacak” derken, 32 yaşındaki Han asıllı Çen Hiping, “Urumçi Çin’in Bağdat’ı oldu” diye konuştu.

İki camii bir tiyatroya saldırıldı
Belediye Başkanı Jerla İsamudin, 156 kişinin öldüğünü, 1080 kişinin yaralandığını, 11’i polis aracı 60 taşıt, 209 dükkân ve iki binanın tahrip edildiğini, 56 bin metrekarelik alanın yakıldığını açıkladı. Yetkililer ölenlerin yüzde 90’ının Han olduğunu söylerken Uygurlar aksi iddiada. Rabia Kadir, sadece pazar günü 400 kişinin öldüğünü, bu rakamın 2-3 bine çıkabileceğini belirtirken, yardımcısı Dolkun İsa 600-800 kişinin öldüğünden bahsetti. Kadir’in Türkiye’deki yardımcısı Seyit Tümtürk ise bir tiyatroda 100-200 Uygur gencinin cesedinin bulunduğu, bir caminin yakıldığı, bir diğerinin bombalandığını aktardı. Tümtürk’e göre katliama dayanamayan Uygur polisler de birliklerinden ayrılıp Uygur bölgesinde barikat kurdu.

‘Her ülke aynı şekilde davranırdı’
Hu, İtalya’daki G8 zirvesine katılımını yarıda keserken, Pekin, Urumçi’deki liderlere ‘krizi derhal bitirin’ emrini verdi. Bir yetkili durumu “Yeni Çin’in kurulduğu 1949’dan beri en ölümcül isyan” diye özetlerken Komünist Partisi’nin Urumçi sekreteri Li Cı, 156 kişinin ölümünden sorumlu olanları idam edeceklerini duyurdu. İçişleri sözcüsü Çin Gang, önlemleri savunup “Sabotaj ve şiddete izin veremeyiz” derken Çin’in Ankara Büyükelçiliği ‘Ölenler arasında Uygurlar, Hanlar ve polisler var’ açıklamasını yaptı. (radikal)

 

UYGURLARIN ANNESİ::

UYGURLARIN ANNESİ KADİR’DEN ŞOK AÇIKLAMA: ÇİN BASKI YAPTI TÜRKİYE BENİ REDDETTİ!

Çin yönetiminin, Doğu Türkistan'daki olaylardan sorumlu tuttuğu Dünya Uygur Kurultayı Başkanı Rabiya Kadir, NTV Anahaber'de açıklamalarda bulundu. Türkiye'nin Çin'e karşı güçlü bir tepki vermemesi eleştirilirken Kadir'in açıklaması şok etti...

ÇİNLİLERLE BİRLİKTE YAŞANAMAZ"

Son olaylar, artık Uygurların Çinlilerle birlikte yaşamayacağını göstermiştir. Urumçi'de 5 Temmuz günü barışçıl şekilde protesto yürüyüşüne çıkan kadın, çocuk ve gençler Çin hükümeti tarafından vahşice bastırılmıştır.

Çin hükümeti, Doğu Türkitas'daki olaylarda, Uygurluları suçlu gösterme yoluyla güvenlik güçlerinin vahşi tavrını örtmeye çalışıyor. Çinlilerin nefteri körüklenmiştir; Uygurlara saldırılar başladı...

"ÖLÜ SAYISI 1000'İ AŞTI" Son olarak Urumçi'de, Çinlilerin saldırısı sonucu 4 Uygur kızının öldü haberini aldık. Henüz protesto yürüyüşü bitmeden de 400 kişinin öldüğü haberini aldık. Bence tüm bunları değerlendirdiğimizde, ölü sayısının 1000'i aştığını düşünüyorum.

"YARALILAR ÖLÜME TERK EDİLDİ" Çinliler bölgeye çok büyük silahlı güç yerleştirdi. Protescuları bastırıyorlar ve ölenlerin çoğunluğunu Uygurlar oluşturuyor. Çin hükümeti, tutuklanan Uygurlu sayısını 1500 olarak ilan etti ancak alınan haberlere göre olaylar başka yerlere de sıçradı. Oralarda da gösteriler yapıldı, çatışmalar çıktı. Bizim dün aldığımız haberlere göre, tutuklanan kişi sayısı 5000'i geçiyor.

"ÜÇ BİN ÖLÜ ABARTLI OLMAZ"

Bence ölü sayısı yükselebilir. Çünkü yaralılar var. Bu rakam Çin hükümetine göre 800 ve bunlar ölüme terk edilmiş durumda. Ben, 2000 - 3000 ölü sayısını abartılı bulmuyorum.

Banu GÜVEN: Olayları başlatmakla suçlanıyorsunuz, ne diyecek? Bunlar, bağımsızlık isteyen bir grup tarafından çıkarılan olaylar mıdır yoksa oradaki gerginlikten mi kaynaklanmıştır? RK: Çin, Doğu Türkistan'ı işgal ettğinden beri baskıcı politika izledi. Dini, örfü, adeti baskı altına aldı. Siyasi baskı 60 yıldır devam ediyor. Ekonomik baskı sürüyor.

Özellikle Çin'in iç bölgelerinden Doğu Türkistan'a milyonlarca Çinli yerleştirildi. Doğu Türkistan'daki genç kadın ve kızlar, Çin'in içlerine taşındı. Doğum kontrol uygulaması ile 7-8 aylık bebekler bile anne karnından alındı. Vahşi bir politika yürütülmüştür. İşte bu siyasat, Uygurların sabrını taşırmış ve tabii bir sonuç olarak bunlar yaşanmıştır.

Yakın zamanda, Doğu Türkistan'ın tarihi şehri Kaşgar, yeniden imar bahanesiyle bozulmuş ve tahrip edilmiştir. Uygur medeniyetini yok etmeye çalışıyorlar.

"OLAYLARLA İLGİM YOK" Bana yöneltilen suçlamaları reddediyorum. Bütün sorumlukluk Doğu Türkitanda'ki Komünist Partisi Başkanı ve Yerel Hükümet Başkanı'ndadır. Herkesin yürüyüş yapma ve protesto hakkı vardır.

Tüm dünyadaki Uygurları protesto yürüyüşü yapmaya çağırıyorum. Etrafımdaki kişilerle birlikte Doğu Türkistan halkının durumunu dünya kamuoyuna anlatmaya çalışıyorum. Çin hükümeti de benim bu faaliyetimi ve gelecek desteği yok etmeye çalışıyor.

Banu GÜVEN: Türkiye'den vize alamadığınız bilgisi doğru mu? Siyasi yetkililier; Cumhurbaşkanı ya da Başbakan'la tamasa geçtiniz mi? Ya da böyle bir şey bekliyor musunuz? RK: Türk yetkililerin, özellikle sayın Abdullah Gül ve Başbakan Erdoğan'ın son olaylarla ilgili açıklamalarından ötürü sevinçliyim. Eskiden de destek gösterilmişti ancak son destek çok mutluluk verici. Bunu devam ettirmelerini ve Doğu Türkistan halkına sahip çıkmalarını umuyorum. Barışçıl bir çözüm bulmak, şimdiki duruma çare üretmek için Türk yetkiklerle görüşmek istiyorum. Beni kabul etmelerini ve müzakere yapmak istiyorum.

"TÜRKİYE İKİ KEZ BENİ REDDETTİ"

Çevirmen'den: Türkiye'ye giriş talebi iki kez reddedildi. Talep 2006 ve 2007 yıllarına aitti. Ancak Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği vize vermedi. Gerekçe ise 'Türkiye'ye girmesi istenmeyen şahıs'tı.

Banu Güven'in, Rabiya Kadir'in ağzından duymak için soruyu tekrarlaması ve ek olarak "Çin yönetimimn baskısı mı var Türkiye üzerinde?"ye, Kadir şu yanıtı verdi: RK: Elbette ki Çin hükümetinin baskısı olduğunu düşünüyorum. Ancak vize verilmemesi beni üzmedi. Türk halkının Doğu Türkistanlılara desteği devam ediyor önemli olan da budur. Seyit Tümtürk benim yardımcım ve Türkiye'de faaliyetlerde bulunuyor.

Türk Büyükelçiliği'ndeki yetkili hanım, neden olarak 'Siz Türkiye'ye girmesi sakıncalı kişi olarak gösteriliyorsunuz. Onun için vize veremeyiz' dedi. Ben de ona 'Türkiye benim vatanım saylır bir gün gireceğim' dedim.(milliyet)

BAŞBAKAN:
Uygurların Anasına Vize Yanıtı
BAŞVURURSA VERİRİZ!

"Türkiye'ye girmesi sakıncalı kişi olarak" iki kere geri çevrildiğini söyleyen Rabiya Kadir'e Erdoğan'dan yanıt geldi



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, G-8 Zirvesi için İtalya’ya hareket etmeden önce bir basın açıklaması yaptı. Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Erdoğan şunları söyledi:

ASKERE SİVİL YARGI YOLU

Konuyu değerlendireceğiz. Henüz arkadaşlarımla değerlendirmiş değilim. Değerlendirmeden sonra gerekli adımları atacağız.

RUHBAN OKULU

Bize gelmiş herhangi bir teklif talep söz konusu değil. Gelirse değerlendireceğiz.

KORSANLARIN KAÇIRDIĞI TÜRK GEMİSİ

Herhangi bir pazarlık söz konusu değil. Gemi demirlemiş durumda. Fırkateynlerimiz çevresinde. 23 personelin hayatı bizim için önem arz ediyor. Henüz irtibat kurulmadı. İrtibat kurulduğu andan itibaren ne yapılacağına karar vereceğiz. Silahlı Kuvvetlerimiz de hassasiyetle süreci takip ediyor. Temennim anlayışla aklı selim egemen olsun ve bu süreci tamamlayalım.

SİNCAN’DA ETNİK GERİLİM

Girişimleri başlattık. Dışişleri Bakanlığımız Çin Büyükelçisini de çağırarak gerekli görüşmeyi yaptı. Bunun bir vahşet olduğunu ve bir an önce durdurulması gerektiğini söyledi. Çin Devlet Başkanı da G-8’de olacaktı ancak döndü ve katılmadı. G-8’de başta ABD olmak üzere, bizim için sevindirici, kendileriyle bu konuyu ayrıca görüşeceğim.


UYGUR TÜRKLERİNİN ANNESİNE VİZE VERİLMEMESİ

Bu tip durumlarda davet olmaz müracaat olur. Bir müracaat olması halinde biz kendisine vize veririz.

.DÜNYADAN HABER ANA SAYFASINA DÖN