|
Yeni imar planı yapıldı sanıyorum.
İmar planı, 1/5000’likleri söylüyorum, altı ay önce bitti.
Anıtlar Kurulu’ndan üç ay önce geçti. Şimdi 1/1000’likleri
biz yapıyoruz, o da üç ay sonra bitecek. Yani üç dört ay
sonra bütün imar planımız bitecek.
İstanbul’un açıklanmış bir
planı yok daha. Genel plan çıkmadan böyle küçük planlar yapılması doğru
bir şey mi?

Genel planı bekleyemezsiniz. İnsanlar talep ediyor. Ama şu var,
1/5000’likleri zaten Büyükşehir yapıyor. Biz onlara karışamayız.
Büyükşehir oraya büyük mercekle, İstanbul ölçeğiyle bakıyor. Biz de bu
büyük resmin küçük parçasının altını 1/1000’likler olarak dolduruyoruz.
Yeni planda değişiklikler var mı?
Oteller yetmediği için turizm alanlarını genişlettik. Laleli’nin bir
kısmı, Sultanahmet’in bir kısmı ve çevresi, ana arterlerin yan
tarafları, Atatürk Bulvarı’na cephe olan binalar, turizm alanı oldu.
Fener-Balat projesi ne durumda?
Fener-Balat projesi için AB’den 7 milyon euro fon sağladık. 907 parsel
var. Müteahhit firma GAP İnşaat. 60 milyon dolar gibi bir tahmin
yapıyor. Kat karşılığı gibi çalışacak. Proje Anıtlar Kurulu’nda çıkar
çıkmaz başlayacak.
Bölgede en önemli değerlerden biri Kapalıçarşı. Ve büyük sorunları
var. Proje başladı mı?
Kapalıçarşı projesi Anıtlar Kurulu onay aşamasında, bu 2012’nin
ortalarında biter. Bizim açımızdan yaklaşık 15 milyon TL’lik bir proje.
Yarısını biz karşıladık, yarısını İl Özel İdaresi karşıladı. Projenin
çok ciddi danışmanları var. 50 mimar çalışıyor. Onaydan sonra
restorasyonlar başlayacak. Bunu da mülk sahipleri yaptıracak. 150-200
milyon lirayı bulur.
Sulukule en fazla eleştirilen projeniz oldu. Ne aşamadasınız?
İnşaatın yüzde 85’i tamamlandı. 2012 Mart ayında mülk sahiplerine
dağıtacağız. Bu ay içinde kuralar çekilecek. Fatih Neslişah Sultan ve
Hatice Sultan Mahallesi Fatih’te hayal ettiğimiz bir mahalle olacak. Bu
projeden herkes memnun. Mülk sahipleri yeniden mülk sahibi, kiracılar
hiç yoktan ev sahibi oldular. 90 milyon liraya mal oldu. TOKİ bu parayı
15 yılda geri alacak. Sulukule’de her bir evin değeri 10 bin lira
dolayındaydı. 50 bin lira kabul ettik.

Sulukule korunamaz mıydı?
Hayır. Bu mahalle elektriği, suyu, altyapısı, doğalgazı, çatısı, kapısı
olmayan teneke evlerden oluşan bir mahalleydi. Değil gece âlem için
girmek gündüz bile girilemiyordu. Şimdi burada yaşayanlar mülk sahibi
oldu.
Ev sahiplerinin yüzde kaçı burada kaldı?
İlk başlarken diyorsunuz değil mi? Herkes soruyor bunu. Bilimsel bir
verisi yok.
Tepkiler, eleştiriler haksız mıydı?
Bütün eleştiriler benim için haklıydı. Herkes kendi bakış açısından
doğru söylüyordu ama ben de doğruydum. Ne sosyal, ne teknik, ne insan,
ne şehir hakları açısından eksiği vardı. Mükemmel bir proje. Roman
vatandaşların olması projeyi uluslararası boyuta taşıdı. UNESCO devreye
girdi. Avrupa Parlamentosu’na çağırdılar.
İkna ettiniz mi herkesi?
İkna olmasalar bu proje yapılmazdı. Elimizde görüntüler var, o perişan
şehirden böyle bir hale getireceğimi gösterdim onlara. Barselona’da
Romanları sahillerden attılar. Biz burada evlerini 50 bin lira peşinat
kabul ettik.

Ama ne kadarı burada oturabilecek, onu bilmek gerekmez mi?
Gizli bir ajandamız yok. Hiçbir kimse bana ‘Başkan bunu bize söylemedin
bizi aldattın’ diyemez. Projende böyle değişiklik oldu diyemez. Çünkü
hakikaten biz çok samimi davrandık. Yüzde 98 karşılıklı mutabakatla
başladık.
2012’de yayalaştırmayı genişleteceğiz
Yayalaştırma projelerinden esnaf memnun mu?
Turist otobüsleri sadece yolcu bırakıp, almak üzere girebiliyor meydana.
Bir süre sonra onlar da kaldırılacak. Sultanhamam, Mahmutpaşa,
Tahtakale, Uzun Çarşı, Postane ve arka tarafı dahil olmak üzere 90 tane
sokak ve caddeyi yayalaştırdık. 2012’de bu yayalaştırmayı
genişleteceğiz. En son yaptığımız anketlerde memnuniyetin yüzde 80
oranında olduğunu gördük.
İstanbul’un silueti dünya mirası ,
Zeytinburnu’nda yapılan gökdelenler İstanbul’un siluetini bozdu. Ne
düşünüyorsunuz?
Bu olay benim dışımda gerçekleşen ama beni etkileyen bir proje. İstanbul
aslında silueti ile tanınır. Salacak’tan bakışı ile tanınır. Gözden
kaçtı diye düşünüyorum. Gökdelene karşı değilim, aksine siluet olarak
güzel bile buluyorum. Ama planlama önemli. İstanbul bir miras, iyi
kontrol etmeli.
JALE ÖZGENTÜRK
--------------
Romanlar TOKİ evlerini çoktan terk etmiş.

Amsterdam'da kanal boyunca dizilmiş küçücük evlere bakarken aklım Fatih
Belediye Başkanı Mustafa Demir ile geçen gün yaptığımız sohbette.
Sulukule, Fener-Balat-Ayvansaray ve İstanbul Tarihi Yarımadası"nda daha
nice "Yenileme Projesini" yürüten Demir, diğer ülkelerde örnekleri
incelediğini söylemişti.
Amsterdam'da, deniz aşırı tacirlerinin, 17. yüzyıldan itibaren inşa
etmeye başladıkları ünlü evlerin kılına zarar gelmemiş.
Yıkmak, evin dışına müdahale etmek kesinlikle yasak.
Evin üzerinde durduğu tahta kazıklar çürüdüklerinde kimi zaman
değiştiriliyor.
Amsterdam dile kolay 17. yüzyılda inşa edilmiş evlerini bugüne kadar
özenle korumuş.
Peki ya bizler ne yapıyoruz?
Mustafa Demir ile Süleymaniye Cami'nin hemen arkasında doyumsuz bir
manzaraya sahip Haliç Lokantası'nda yaptığımız konuşmaya dönüyorum.
Romanları yerlerinden söküp kopartan Sulukule Projesi nedeniyle üzerine
şimşekleri çekmiş olan Demir neler yaptıklarını anlatmak istiyor.
Bilgisayardan Sulukule'nin eski yıkık dökük mahallelerini, teneke
evlerini gösteriyor.
Evleri tek tek nasıl tespit ettiklerini, ev sahipleri ve kiracıları
nasıl ikna ettiklerini anlatıyor.
TOKİ'nin yeni projelerini gösteriyor. Fakat savunması Nafile ama.
TOKİ Evlerinde 67 Kişi
Mustafa Demir, Sulukuleli Romanların mağdur edilmedikleri konusunda
kendisinden emin olsa da
her şey ortada. Büyük tantanayla Taşoluk'taki TOKİ evlerine gidenlerden
kala kala 67 kişi kalmış.
Hepsi yeniden eski mahallelerine ve çevresine dönmüş.
Sulukule'de Romanların da yüzyıllardan beri oturdukları mahallelerde
kalmalarını sağlayacak, TOKİ'nin evlerinden ziyade daha mütevazi evlerle
çözümler üretilemez miydi?
Bu arada Mustafa Demir'e söylemeyi unutmuşum.
Sanat tarihçileri, arkeologlar Sulukule'ye artık bir arkeolojik SİT
alanı gözüyle bakıyorlar.
Fatih Belediye Başkanı'na, sanat tarihçisi Derya Nüket Özer'in 21 Mart
2010'da Radikal 2'de yayınlanan yazısına göz atmasını öneririm.
Eski Bizans sarayları, Bizans ve Osmanlı su yolları ve daha nice
tarihi eserin üzerinde olan Sulukule'de yenileme projesi şehircilik
disiplini açısından suç oluşturuyor Özer'e göre.
Sulukule'yle ilgili yazılacak çok şey var ama benim esas merak ettiğim
Fener-Balat-Ayvansaray Yenileme Projesi.
Mustafa Demir, projenin sorunlu olduğunu kabul ediyor.
AB Fonuyla Yapılan Evler
Bir kere Fener-Balat ahalisi açısından başından beri sorunlu.
Düşünün ki, yıllardan beri bu mahallelerde oturanlara haber bile
verilmeden tapulu binaları "projesiz" Çalık Grubu'na ihale edilmiş.
Proje ortada olmadan ihale yapılmış.
Haklı olarak Fener-Balatlılar, "Benim evimin ne olacağına bana
danışılmadan nasıl karar verilir"
diye tepkili.
Fener-Balat'ta birkaç yıl önce Avrupa Birliği'nden sağlanan 7 milyon
Euro hibe yardımla 126 ev restore edilmişti.
Şimdi söz konusu olan 900 ev ve bunlardan üçte biri "tescilli".
Tescilli olsun olmasın Fener-Balat ahalisi evlerinin yıkılmasını
istemiyor.
Kaldı ki, yıkılacak evler arasında AB fonuyla restore edilen evler de
var.
Demir, mal sahiplerine evlerine karşılık verilecek meblağ konusunda
müteahhit firmayla pazarlıkların devam ettiğini söylüyor.
Ne olursa olsun insanların mağduriyetini gideremez.
Aynen Sulukule'de olduğu tarihi bir mahalle yok olacak, insanlar başka
bir şeye dönüşmüş mahallelerini, masraflarını karşılayamadıkları
evlerini terk etmek zorunda kalacak.
Kim korkar ‘hain' UNESCO'dan
UNESCO'nun denetimindeki "Fener-Balat Rehabilitasyon Projesi"nde evler
teker teker restore edilmişti.
Oysa şimdi şu meşhur 5366 sayılı yasaya dayanılarak yapılacak "Yenileme
Projesi"nde evler ada bazında ele alınarak yıkılıyor ve birkaç ev
birleştiriliyor.
Yani önde bir tiyatro dekoru gibi eski evlerin yüzleri kalacak.
Demir'e hatırlatmak isterim.
Amsterdam'da 17. yüzyıldan kalma evler "tiyatro dekoru" değil.
Sulukule gibi, Fener-Balat için de yazılacak çok şey var.
İlgilenenler varsa, haklarını aslanlar gibi savunan Fener-Balat-Ayvansaraylıların
kurdukları dernek Febayder'in sitesi www.febayder.com sitesine göz
atsınlar.
Orada müteahhit firmanın çizmiş olduğu modern projeler de görülebilir.
Ki bunlardan bazılarına "tarihi dokuya" uymadığı için karşı çıktığını
bizzat Mustafa Demir söyledi.
Demir, Sulukule, Fener-Balat gibi aralarında Samatya, Süleymaniye,
Kapalıçarşı ve çevresi, Yedikule-Yenikapı gibi daha onlarca "Yenileme
Projesi"ne girişiyor.
Projeleri Kim Denetleyecek?
Ben İstanbul adına müthiş endişeliyim.
Bunca tarihi alan, kültürel mirası kapsayan projeleri kim denetleyecek?
Tahribatları kim önleyecek?
İstanbul'un Kültürel Miras listesinde kalıp kalmayacağına karar verecek
olan UNESCO ekibi önümüzdeki nisan ayında geliyor.
Karnesinde İstanbul'un kırıkları hayli fazla.
Başta "Tarihi Yarımadanın Yönetim Planı" geliyor.
Mustafa Demir'e sordum plan henüz hazır değilmiş.
Gülerek "UNESCO gelsin konuşuruz" diyor.
Bir konuşmamızda İBB Başkanı Topbaş'ın da Unesco ve Kültürel Miras
Listesi'ni artık pek önemsemediği hissine kapılmıştım.
Kim korkar bu "hain" UNESCO'dan?
------------------------
Sulukule
Hakkında evvelki bazı haberlerden alıntılar;
Fatih’te kentsel yenileme alanı ilan edilen ve yıkımı tamamlanan
”Sulukule” diye bilinen Neslişah ve Hatice Sultan mahallelerinde TOKİ
tarafından yapılan ihale ile 620 konut ve 45 iş yerinin yapımına
başlandı.
Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, 2005 yılında başlatılan ve toplam
90 bin metrekare alanı kapsayan projenin son aşaması olan inşaat işinin,
TOKİ tarafından ihalesinin yapıldığını ve Ekim 2009 itibariyle de ihale
sözleşmesinin imzalandığını bildirdi.Ekim ayından beri geçen 5 aylık
süre içinde uygulama projelerinin Anıtlar Kurulu tarafından onaylanması
gibi prosedürlerin tamamlanarak, inşaat altyapısının oluşturulduğunu
anlatan Demir, ”Proje kapsamında 620 konut, 45 tane de iş yeri
yapılacak. Burada iş yapmak yüklenici firma açısından da bizim açımızdan
da çok zor. Molozların kaldırılması 6 ayımızı aldı. Kazılar arkeolog
gözetiminde elle yapıldı” dedi.
Demir, proje kapsamında mülk sahiplerinin hemen hepsiyle anlaştıklarını,
yüzde 2-3 oranındaki mülk sahibi ile anlaşamamalarının da veraset
intikalinden ve kendi durumlarından kaynaklandığını, konuya ilişkin
hukuki sürecin devam ettiğini söyledi.
Evler villa değil
Yapılacak evlerin burada daha önce oturan mülk sahiplerine verileceğini
vurgulayan Demir, şöyle devam etti:
”Evler dışardan söylendiği gibi villalar değil. 60 metrekare ile 110
metrekare arasında değişik büyüklükte evler olacak. Sur diplerinde 2
katlı, uzaklaştıkça ileriye doğru 3 ve yer yer 4 kata çıkabilecek.
Ayrıca küçük bir butik otel ile bir kültür merkezi olacak. Kültür
Merkezi’nde buradaki vatandaşlarımızın belki de konservatuavardan da
destek alarak müzik eğitimlerini yapabilecekleri bir altyapı olacak. İş
yerlerini de Kültür Merkezi’nin altına koyacağız. Bu alanda proje
başlarken Anıtlar Kurulu tarafından daha önce onaylanmış 24 tescilli
binamız vardı. Çalışmalar sonucunda öneri binalarla birlikte bunun
sayısını 48′e çıkardık. Bunlar bizim için geçmişten günümüze kadar
gelmiş önemli tescilli eserler. Yapılacak diğer evler, projelendirilip
mimari cepheleri yapılırken, korunacak olan evler göz önünde
bulunduruldu. Tescilli evlerin sağındaki ve solundaki evlerin
yükseklikleri ve cephe görüntüleri de onları rahatsız etmeyecek şekle
dönüştürüldü.”
Mustafa Demir, hedeflerinin, sadece evleri yıkıp yeni yaşanabilir evler
yapmak olmadığını ifade ederek, ”Bunun ötesinde, buranın tarihini
korumak, ada yapısını, sokak silüetlerini muhafaza etmek. Bittiğinde,
burası, hakikaten Tarihi Yarımada’nın arzu ettiğimiz, burada yaşamış bir
medeniyetin bahçesi olduğunu hepimiz göreceğiz” dedi.
Evler yüzde 20-30 oranında el değiştirdi duyumu
Projeye başlarken, buradaki mülk sahiplerini tek tek toplayıp bilgi
verdiklerini ve mülklerine sahip çıkmaları konusunda uyardıklarını
belirten Demir, kanun gereği avam proje Anıtlar Kurulu tarafından
onaylandıktan sonra da tapularına ”satılamaz” şerhi koyduklarını
söyledi.
Buradaki amaçlarının, proje bittikten sonra oluşacak değer artışından
buradaki mülk sahiplerinin faydalanmasını sağlamak olduğunu bildiren
Demir, ”Ancak bu şerhe rağmen alan insan bu durumu kabul ederek
alıyorsa, mülklerini satabilirler” dedi.
Mustafa Demir, projenin, sosyal boyutu önde olan, burada yaşayanların
refahına katkıda bulunmak amacı taşıyan bir proje olduğunu belirterek,
”Ama her şeye rağmen satıldı mı? Satılmıştır. Ama bunun oranını
bilemiyorum. Yüzde 20-30 oranında el değiştirdiğini biz de duyduk” diye
konuştu.
Sulukule 70 milyon 621 bin TL’ye yenilenecek
Kısa süre içinde örnek bir binanın yapılacağını bildiren Demir, ”İhale
sözleşmesi Ekim 2009′da yapılan projenin teslim tarihi Temmuz 2011.
Proje bittiğinde, burası, yaşayan mekan haline gelecek ve Tarihi
Yarımada’nın kültürüne, mimarisine uygun bir proje hayata geçmiş olacak”
dedi.
TOKİ tarafından inşaat işi ihalesinin 10 Eylül 2009 tarihinde yapıldı.
İhaleyi 62 milyon 675 bin TL bedelle kazanan Öz-Kar İnşaat Ticaret
Sanayi AŞ ile 2 Ekim 2009 tarihinde sözleşme imzalandı. Sözleşme
kapsamında şirketin 577 konut, ticari birimler, sığınak ve otopark
yapılacak.
Konaklama tesisi ve ticaret merkezinin yapımına ilişkin 24 Şubatta
yapılan ikinci ihaleyi de 7 milyon 960 bin TL’ye alan Öz-Kar İnşaat, 18
Mart 2010 tarihinde sözleşme imzalayarak işe başladı.
----------------------------------
SULUKULE‘ de RANTSAL
DÖNÜŞÜM
Engels, İngiltere‘de İşçi Sınıfının Durumu isimli kitabında, 1854‘de
Manchester‘ da yaşayan işçi sınıfının yaşam koşullarını anlatırken şöyle
söylüyor: "...para aristokrasisinin mensupları, kendi işyerlerine, bütün
o emekçi mahallelerinin ortasındaki kısa yoldan, sağda-solda gizlenmiş
iç karartıcı sefaletin ortasında olduklarını görmeksizin geçerek
gidebilirler." Yüzyıldan fazla süre geçmesine rağmen, Engels‘in dile
getirdiği kent mekanının tasarlanmasının arkasında yatan zihniyet
değişmemiştir. Bu zihniyetin en çarpıcı örneklerinden birini, genel
olarak "ötekileri" görünmez kılmayı amaçlayan "kentsel dönüşüm"
projeleri oluşturmaktadır.
Fatih Belediyesine bağlı "Sulukule" olarak bilinen Neslişah ve Hatice
Sultan Mahalleleri de Kasım 2005‘te 5366 sayılı kanunla Kentsel Dönüşüm
alanı olarak ilan edildi. Amaç, 1950‘lerde göçle beraber Antik Roma‘nın
simgesi olan zarar gören surların ve tarihsel dokunun korunması olarak
ifade edilirken, 02.11.2007‘de kabul edilen 5607 no‘lu kanun ile Kentsel
Dönüşüm Kurulu‘nun aldığı kararla proje halka duyuruldu ve belediye
projeyi dünyadaki en sosyal proje olarak adlandırdı. Belediye‘nin
açıklamasındaki bilgilere göre, projenin en temel özellikleri şu şekilde
sıralanabilir: Yerel halk "küçük bir katkı payı" karşılığında
Sulukule‘de yaşamaya devam edebilecek, eğer isterlerse, mülklerinin
"belediye tarafından belirlenen" karşılıklarının alabilecekler,
mülklerini TOKİ‘ye devrederek, "yeni ve modern yerleşim birimlerinde"
oturma hakkını elde edecekler.
Her ne kadar verilen bu bilgiler eşliğinde proje yararlı, halktan yana
ve gerçekten de sosyal bir proje olarak görülse de içine girince durumun
değiştiği açıktır. Zira, projenin nasıl sunulduğu değil, nasıl
işleyeceği daha önemli bir soruna işaret etmektedir.
Oysa durum göründüğünden çok farklıdır. Fatih Belediyenin Sulukule‘ye
ilgisi, 2004 yerel seçimlerinin ardından başladı. Belediye görevlileri,
Sulukule olarak bilinen Neslişah ve Hatice Sultan mahallelerinde kentsel
dönüşüm çerçevesinde kamulaştırma ve yıkım yapılacağı bilgisini yayarak
tespitler yapmaya başladı. AKP‘den istifa eden Fatih Belediye meclis
üyesinin, meclis tutanaklarına da geçen konuşmasında Sulukule projesiyle
ilgili şunları söyledi: "Fatih‘te pek çok proje baştan sona gizli
yapıldı. Sulukule bunlardan biri. Hiçbirimizin haberi olmadı. Belediye
başkanı Sulukule ile ilgili bir sunum yaptı; işte yüzde 1‘i çalgıcı,
zurnacı, yüzde 47‘si ilkokul mezunu bile değil dediler. Cahil insanlar
demek istiyor. Doğrudur o insanlar sizin nezrinizde cahil ama siz de çok
kurnazsınız. Kentsel dönüşümün seyrine baktığımızda, bölgedeki hak
sahiplerinin yüzde 50‘si el değiştirmiş, Sulukule rant kapısı olmuştur."
Son yıllarda, bir çok araç ile gayrimenkullerin rant aracı haline
getirilmesi meşrulaştırılmıştır. Konutlar, barınma hakkına Anayasal hak
ile sahip olan insanların yaşamları için bir mekan olmaktan çıkmıştır.
Gayrimenkuller menkul hale getirilerek piyasada dolaşımı
hızlandırılmıştır. Sulukule projesinde de, gayrımenkuller sermayenin
gözleri kör eden rant ve kar hırsına kurban edilmiştir.
Sulukule‘de uygulanan Kentsel Dönüşüm projesinin, maddi yönü kadar
sosyal boyutu da kritik bir önem taşımaktadır. Sulukule yarımadası,
İstanbul‘daki en eski Roman yerleşim birimi olması açısından tarihi bir
miras taşımaktadır. Çingeneler, bölgenin sembolü olmakla beraber,
bölgede 600 yıllık bir geçmişe sahipler. Çeşitli devletler tarafından
yıllar boyu göçe zorlanan çingeneler için Sulukule bir nevi barınak
görevi görmektedir. Roman olmalarından ötürü sık sık dışlandıklarını
belirten, neredeyse tüm zamanlarını mahallenin sokaklarında geçiren
mahalle halkını; apartmanlara hiç tanımadıkları ve kendi yaşam
tarzlarına ve kültürlerine tamamen ters insanlarla yaşamaya zorlamak
kabul edilemez. Zira, Sulukule‘ de yapılması planlanan evlerin %90‘ı
mahalle dışından insanlara satılmış, ev sahiplerinin bir çoğu
hisselerini devretmeye zorlanmışlardır. Açıktır ki, burada kentsel
dönüşüm değil rantsal dönüşüm hedeflenmiş ve mekân fiziksel olarak karlı
olmasının yanında yapısal olarak da karlı hale getirilerek
pazarlanmaktadır.
Basında yer aldığı üzere Sulukule‘de kentsel dönüşüm gerekçesiyle daha
modern bir kent kimliği yaratacağız diye Roman vatandaşları evlerinden
yaşam alanlarından koparılmış ve boşaltılan bu yer ve arsalara siyasiler
ve yandaşlarının talip oldukları ortaya çıkmıştır. Kamulaştırma
sürecinde arsa bedellerinin ucuz bir şekilde elkonulması sürecin
başlangıcı olmuştur.
Kentsel dönüşümün ranta dönüşmesinde öne çıkan isimler siyaset, ticaret
ve yandaş ilişkisinin bir yumak şeklinde içiçe geçtiğini göstermektedir.
Başta hakkında dava açılan Deniz Feneri noteri olmak üzere kimi
milletvekili çocukları, bazı AKP‘li belediye meclis üyeleri ve tarikat
liderinin konut aldıkları şimdiden basına yansıyan bilgiler arasındadır.
Sulukule‘de İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Fatih Belediyesi ve TOKİ‘nin
ortak yürüttüğü Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri Kentsel Yenileme
Projesi‘ne göre 45‘i dükkan 665 konut inşa edilecek. Sulukule olarak
bilinen iki mahalledeki bu konutların yüzde 50‘sinin, yine Fatih
Belediyesi kentsel yenileme alanlarındaki istimlak çalışmalarını yürüten
başkan danışmanlarından birinin ve bazı aracıların devreye girmesiyle el
değiştirdiği basına yansımaktadır.
Görüldüğü üzere kentsel dönüşümün neden yerel ve merkezi yöneticilerin
iştahını kabarttığı ve nasıl bir bölüşüme dönüştüğü dünya kenti
İstanbul‘da bir kez daha ortaya çıkmıştır.
Kentsel dönüşüm ve yeniden yapılanma olarak adlandırılan süreçler
belirlenen kent parçalarının, "kentsel dönüşüm" adı altında, içinde
yaşayanlardan bağımsız, yeni imar hakları verilerek sermaye çevrelerine
pazarlanması, özelleştirilmesi, satılması ya da tahsis edilmesi belli
kesimler için ‘köşe dönme‘ aracı olarak kullanılmaktadır.
Harita ve Kadarstro Mühendisleri Odası olarak, kentlerin uygar ve çağdaş
bir yapıya kavuşmasında, kent kültürü ve kentli haklarının oluşmasında,
kente karşı işlenen suçların engellenmesinde, tarihsel mirasın
korunmasında, sağlıklı, güvenilir ve yaşanabilir kentlerin
yaratılmasında; odağında insan olan bütüncül planların yapılması ve
halkın sürece katılmasının gerekliliğini ifade ediyoruz.
TMMOB HARİTA ve KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI MART 2009
http://www.hkmo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=5759&tipi=3&sube=0
SULUKULE HABERLERİ ARŞİV SAYFASI |