.
Sulukule'de evler bitti kuralar bu ay çekilecek Deniyor!

UNESCO tarafından tepki gösterilen Sulukule projesinde konutlar bitmek üzere. Belediye Başkanı Mustafa Demir, konutların Haziranda teslim edileceğini açıkladı.

Tarihi 8 bin 500 yıl öncesine dayanan Fatih ve Eminönü’nde hızlı bir değişim yaşanıyor. Tarihi Yarımada olarak anılan bölgede turizm patladı, yayalaştırma projeleri hızlandı. İki yıl önce Eminönü ile birleştirilen Fatih’in Belediye Başkanı Mustafa Demir, bölgedeki binalar için “estetik kurul” oluşturduklarını belirtiyor ve “Bölgede cam giydirme, cam mozaik, PVC kaplama yasak.

Binalarda cumba olması şart. Yıldız Teknik Üniversitesi ile Tarihi Yarımada Enstitüsü kurduk” diyor.
Demir, UNESCO’nun tepkisine neden olan Sulukule projesinde ise son aşamaya gelindiğini bölgede yaptığımız kısa turda anlatıyor. Demir, “640 konut için kuralar çekilecek” diyor.

Dünyanın gözünün üzerinde olduğu tarihi semtleri yönetiyorsunuz. Zor oluyor mu?
Bizim sınırlar, surların sınırları. Sarayburnu’ndan Ayvansaray’a kadar. Eskiden İstanbul denince akla gelecek semtlerin hepsi burada. Kocamustafapaşa, Fındıkzade, Aksaray, Laleli, Eminönü, Sirkeci, Çarşamba, Fener, Balat, Ayvansaray, Yavuzselim, Karagümrük, Yedikule, Samatya, Sultanhamam. Bölgenin gece nüfusu 435 bin, gündüz 2 milyonu buluyor. Müthiş zorlukları var. Projeler yapılırken terazinin bir kefesinde şehrin mazisi, diğerinde de insan olmalı.

SULUKULE HABERLERİ ARŞİV SAYFASI
 


Yeni imar planı yapıldı sanıyorum.

İmar planı, 1/5000’likleri söylüyorum, altı ay önce bitti. Anıtlar Kurulu’ndan üç ay önce geçti. Şimdi 1/1000’likleri biz yapıyoruz, o da üç ay sonra bitecek. Yani üç dört ay sonra bütün imar planımız bitecek.

İstanbul’un açıklanmış bir planı yok daha. Genel plan çıkmadan böyle küçük planlar yapılması doğru bir şey mi?

Genel planı bekleyemezsiniz. İnsanlar talep ediyor. Ama şu var, 1/5000’likleri zaten Büyükşehir yapıyor. Biz onlara karışamayız. Büyükşehir oraya büyük mercekle, İstanbul ölçeğiyle bakıyor. Biz de bu büyük resmin küçük parçasının altını 1/1000’likler olarak dolduruyoruz.

Yeni planda değişiklikler var mı?
Oteller yetmediği için turizm alanlarını genişlettik. Laleli’nin bir kısmı, Sultanahmet’in bir kısmı ve çevresi, ana arterlerin yan tarafları, Atatürk Bulvarı’na cephe olan binalar, turizm alanı oldu.

Fener-Balat projesi ne durumda?
Fener-Balat projesi için AB’den 7 milyon euro fon sağladık. 907 parsel var. Müteahhit firma GAP İnşaat. 60 milyon dolar gibi bir tahmin yapıyor. Kat karşılığı gibi çalışacak. Proje Anıtlar Kurulu’nda çıkar çıkmaz başlayacak.

Bölgede en önemli değerlerden biri Kapalıçarşı. Ve büyük sorunları var. Proje başladı mı?
Kapalıçarşı projesi Anıtlar Kurulu onay aşamasında, bu 2012’nin ortalarında biter. Bizim açımızdan yaklaşık 15 milyon TL’lik bir proje. Yarısını biz karşıladık, yarısını İl Özel İdaresi karşıladı. Projenin çok ciddi danışmanları var. 50 mimar çalışıyor. Onaydan sonra restorasyonlar başlayacak. Bunu da mülk sahipleri yaptıracak. 150-200 milyon lirayı bulur.

Sulukule en fazla eleştirilen projeniz oldu. Ne aşamadasınız?
İnşaatın yüzde 85’i tamamlandı. 2012 Mart ayında mülk sahiplerine dağıtacağız. Bu ay içinde kuralar çekilecek. Fatih Neslişah Sultan ve Hatice Sultan Mahallesi Fatih’te hayal ettiğimiz bir mahalle olacak. Bu projeden herkes memnun. Mülk sahipleri yeniden mülk sahibi, kiracılar hiç yoktan ev sahibi oldular. 90 milyon liraya mal oldu. TOKİ bu parayı 15 yılda geri alacak. Sulukule’de her bir evin değeri 10 bin lira dolayındaydı. 50 bin lira kabul ettik.

Sulukule korunamaz mıydı?
Hayır. Bu mahalle elektriği, suyu, altyapısı, doğalgazı, çatısı, kapısı olmayan teneke evlerden oluşan bir mahalleydi. Değil gece âlem için girmek gündüz bile girilemiyordu. Şimdi burada yaşayanlar mülk sahibi oldu.

Ev sahiplerinin yüzde kaçı burada kaldı?
İlk başlarken diyorsunuz değil mi? Herkes soruyor bunu. Bilimsel bir verisi yok.

Tepkiler, eleştiriler haksız mıydı?
Bütün eleştiriler benim için haklıydı. Herkes kendi bakış açısından doğru söylüyordu ama ben de doğruydum. Ne sosyal, ne teknik, ne insan, ne şehir hakları açısından eksiği vardı. Mükemmel bir proje. Roman vatandaşların olması projeyi uluslararası boyuta taşıdı. UNESCO devreye girdi. Avrupa Parlamentosu’na çağırdılar.

İkna ettiniz mi herkesi?
İkna olmasalar bu proje yapılmazdı. Elimizde görüntüler var, o perişan şehirden böyle bir hale getireceğimi gösterdim onlara. Barselona’da Romanları sahillerden attılar. Biz burada evlerini 50 bin lira peşinat kabul ettik.

Ama ne kadarı burada oturabilecek, onu bilmek gerekmez mi?
Gizli bir ajandamız yok. Hiçbir kimse bana ‘Başkan bunu bize söylemedin bizi aldattın’ diyemez. Projende böyle değişiklik oldu diyemez. Çünkü hakikaten biz çok samimi davrandık. Yüzde 98 karşılıklı mutabakatla başladık.

2012’de yayalaştırmayı genişleteceğiz
Yayalaştırma projelerinden esnaf memnun mu?
Turist otobüsleri sadece yolcu bırakıp, almak üzere girebiliyor meydana. Bir süre sonra onlar da kaldırılacak. Sultanhamam, Mahmutpaşa, Tahtakale, Uzun Çarşı, Postane ve arka tarafı dahil olmak üzere 90 tane sokak ve caddeyi yayalaştırdık. 2012’de bu yayalaştırmayı genişleteceğiz. En son yaptığımız anketlerde memnuniyetin yüzde 80 oranında olduğunu gördük.

İstanbul’un silueti dünya mirası ,
Zeytinburnu’nda yapılan gökdelenler İstanbul’un siluetini bozdu. Ne düşünüyorsunuz?

Bu olay benim dışımda gerçekleşen ama beni etkileyen bir proje. İstanbul aslında silueti ile tanınır. Salacak’tan bakışı ile tanınır. Gözden kaçtı diye düşünüyorum. Gökdelene karşı değilim, aksine siluet olarak güzel bile buluyorum. Ama planlama önemli. İstanbul bir miras, iyi kontrol etmeli.

JALE ÖZGENTÜRK
--------------
Romanlar TOKİ evlerini çoktan terk etmiş.

Amsterdam'da kanal boyunca dizilmiş küçücük evlere bakarken aklım Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ile geçen gün yaptığımız sohbette.
Sulukule, Fener-Balat-Ayvansaray ve İstanbul Tarihi Yarımadası"nda daha nice "Yenileme Projesini" yürüten Demir, diğer ülkelerde örnekleri incelediğini söylemişti.

Amsterdam'da, deniz aşırı tacirlerinin, 17. yüzyıldan itibaren inşa etmeye başladıkları ünlü evlerin kılına zarar gelmemiş.
Yıkmak, evin dışına müdahale etmek kesinlikle yasak.
Evin üzerinde durduğu tahta kazıklar çürüdüklerinde kimi zaman değiştiriliyor.
Amsterdam dile kolay 17. yüzyılda inşa edilmiş evlerini bugüne kadar özenle korumuş.

Peki ya bizler ne yapıyoruz?
Mustafa Demir ile Süleymaniye Cami'nin hemen arkasında doyumsuz bir manzaraya sahip Haliç Lokantası'nda yaptığımız konuşmaya dönüyorum.
Romanları yerlerinden söküp kopartan Sulukule Projesi nedeniyle üzerine şimşekleri çekmiş olan Demir neler yaptıklarını anlatmak istiyor.
Bilgisayardan Sulukule'nin eski yıkık dökük mahallelerini, teneke evlerini gösteriyor.
Evleri tek tek nasıl tespit ettiklerini, ev sahipleri ve kiracıları nasıl ikna ettiklerini anlatıyor.
TOKİ'nin yeni projelerini gösteriyor. Fakat savunması Nafile ama.

TOKİ Evlerinde 67 Kişi
Mustafa Demir, Sulukuleli Romanların mağdur edilmedikleri konusunda kendisinden emin olsa da
her şey ortada. Büyük tantanayla Taşoluk'taki TOKİ evlerine gidenlerden kala kala 67 kişi kalmış.


Hepsi yeniden eski mahallelerine ve çevresine dönmüş.
Sulukule'de Romanların da yüzyıllardan beri oturdukları mahallelerde kalmalarını sağlayacak, TOKİ'nin evlerinden ziyade daha mütevazi evlerle çözümler üretilemez miydi?
Bu arada Mustafa Demir'e söylemeyi unutmuşum.

Sanat tarihçileri, arkeologlar Sulukule'ye artık bir arkeolojik SİT alanı gözüyle bakıyorlar.

Fatih Belediye Başkanı'na, sanat tarihçisi Derya Nüket Özer'in 21 Mart 2010'da Radikal 2'de yayınlanan yazısına göz atmasını öneririm.

Eski Bizans sarayları, Bizans ve Osmanlı su yolları ve daha nice tarihi eserin üzerinde olan Sulukule'de yenileme projesi şehircilik disiplini açısından suç oluşturuyor Özer'e göre.

Sulukule'yle ilgili yazılacak çok şey var ama benim esas merak ettiğim Fener-Balat-Ayvansaray Yenileme Projesi.

Mustafa Demir, projenin sorunlu olduğunu kabul ediyor.

AB Fonuyla Yapılan Evler
Bir kere Fener-Balat ahalisi açısından başından beri sorunlu.

Düşünün ki, yıllardan beri bu mahallelerde oturanlara haber bile verilmeden tapulu binaları "projesiz" Çalık Grubu'na ihale edilmiş.

Proje ortada olmadan ihale yapılmış.

Haklı olarak Fener-Balatlılar, "Benim evimin ne olacağına bana danışılmadan nasıl karar verilir"
diye tepkili.

Fener-Balat'ta birkaç yıl önce Avrupa Birliği'nden sağlanan 7 milyon Euro hibe yardımla 126 ev restore edilmişti.

Şimdi söz konusu olan 900 ev ve bunlardan üçte biri "tescilli".

Tescilli olsun olmasın Fener-Balat ahalisi evlerinin yıkılmasını istemiyor.

Kaldı ki, yıkılacak evler arasında AB fonuyla restore edilen evler de var.

Demir, mal sahiplerine evlerine karşılık verilecek meblağ konusunda müteahhit firmayla pazarlıkların devam ettiğini söylüyor.

Ne olursa olsun insanların mağduriyetini gideremez.

Aynen Sulukule'de olduğu tarihi bir mahalle yok olacak, insanlar başka bir şeye dönüşmüş mahallelerini, masraflarını karşılayamadıkları evlerini terk etmek zorunda kalacak.

Kim korkar ‘hain' UNESCO'dan

UNESCO'nun denetimindeki "Fener-Balat Rehabilitasyon Projesi"nde evler teker teker restore edilmişti.

Oysa şimdi şu meşhur 5366 sayılı yasaya dayanılarak yapılacak "Yenileme Projesi"nde evler ada bazında ele alınarak yıkılıyor ve birkaç ev birleştiriliyor.

Yani önde bir tiyatro dekoru gibi eski evlerin yüzleri kalacak.

Demir'e hatırlatmak isterim.

Amsterdam'da 17. yüzyıldan kalma evler "tiyatro dekoru" değil.

Sulukule gibi, Fener-Balat için de yazılacak çok şey var.

İlgilenenler varsa, haklarını aslanlar gibi savunan Fener-Balat-Ayvansaraylıların kurdukları dernek Febayder'in sitesi www.febayder.com sitesine göz atsınlar.

Orada müteahhit firmanın çizmiş olduğu modern projeler de görülebilir.

Ki bunlardan bazılarına "tarihi dokuya" uymadığı için karşı çıktığını bizzat Mustafa Demir söyledi.

Demir, Sulukule, Fener-Balat gibi aralarında Samatya, Süleymaniye, Kapalıçarşı ve çevresi, Yedikule-Yenikapı gibi daha onlarca "Yenileme Projesi"ne girişiyor.

Projeleri Kim Denetleyecek?

Ben İstanbul adına müthiş endişeliyim.

Bunca tarihi alan, kültürel mirası kapsayan projeleri kim denetleyecek?

Tahribatları kim önleyecek?

İstanbul'un Kültürel Miras listesinde kalıp kalmayacağına karar verecek olan UNESCO ekibi önümüzdeki nisan ayında geliyor.

Karnesinde İstanbul'un kırıkları hayli fazla.

Başta "Tarihi Yarımadanın Yönetim Planı" geliyor.

Mustafa Demir'e sordum plan henüz hazır değilmiş.

Gülerek "UNESCO gelsin konuşuruz" diyor.

Bir konuşmamızda İBB Başkanı Topbaş'ın da Unesco ve Kültürel Miras Listesi'ni artık pek önemsemediği hissine kapılmıştım.

Kim korkar bu "hain" UNESCO'dan?

------------------------

Sulukule Hakkında evvelki bazı haberlerden alıntılar;

Fatih’te kentsel yenileme alanı ilan edilen ve yıkımı tamamlanan ”Sulukule” diye bilinen Neslişah ve Hatice Sultan mahallelerinde TOKİ tarafından yapılan ihale ile 620 konut ve 45 iş yerinin yapımına başlandı.


Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, 2005 yılında başlatılan ve toplam 90 bin metrekare alanı kapsayan projenin son aşaması olan inşaat işinin, TOKİ tarafından ihalesinin yapıldığını ve Ekim 2009 itibariyle de ihale sözleşmesinin imzalandığını bildirdi.Ekim ayından beri geçen 5 aylık süre içinde uygulama projelerinin Anıtlar Kurulu tarafından onaylanması gibi prosedürlerin tamamlanarak, inşaat altyapısının oluşturulduğunu anlatan Demir, ”Proje kapsamında 620 konut, 45 tane de iş yeri yapılacak. Burada iş yapmak yüklenici firma açısından da bizim açımızdan da çok zor. Molozların kaldırılması 6 ayımızı aldı. Kazılar arkeolog gözetiminde elle yapıldı” dedi.

Demir, proje kapsamında mülk sahiplerinin hemen hepsiyle anlaştıklarını, yüzde 2-3 oranındaki mülk sahibi ile anlaşamamalarının da veraset intikalinden ve kendi durumlarından kaynaklandığını, konuya ilişkin hukuki sürecin devam ettiğini söyledi.

Evler villa değil
Yapılacak evlerin burada daha önce oturan mülk sahiplerine verileceğini vurgulayan Demir, şöyle devam etti:

”Evler dışardan söylendiği gibi villalar değil. 60 metrekare ile 110 metrekare arasında değişik büyüklükte evler olacak. Sur diplerinde 2 katlı, uzaklaştıkça ileriye doğru 3 ve yer yer 4 kata çıkabilecek. Ayrıca küçük bir butik otel ile bir kültür merkezi olacak. Kültür Merkezi’nde buradaki vatandaşlarımızın belki de konservatuavardan da destek alarak müzik eğitimlerini yapabilecekleri bir altyapı olacak. İş yerlerini de Kültür Merkezi’nin altına koyacağız. Bu alanda proje başlarken Anıtlar Kurulu tarafından daha önce onaylanmış 24 tescilli binamız vardı. Çalışmalar sonucunda öneri binalarla birlikte bunun sayısını 48′e çıkardık. Bunlar bizim için geçmişten günümüze kadar gelmiş önemli tescilli eserler. Yapılacak diğer evler, projelendirilip mimari cepheleri yapılırken, korunacak olan evler göz önünde bulunduruldu. Tescilli evlerin sağındaki ve solundaki evlerin yükseklikleri ve cephe görüntüleri de onları rahatsız etmeyecek şekle dönüştürüldü.”

Mustafa Demir, hedeflerinin, sadece evleri yıkıp yeni yaşanabilir evler yapmak olmadığını ifade ederek, ”Bunun ötesinde, buranın tarihini korumak, ada yapısını, sokak silüetlerini muhafaza etmek. Bittiğinde, burası, hakikaten Tarihi Yarımada’nın arzu ettiğimiz, burada yaşamış bir medeniyetin bahçesi olduğunu hepimiz göreceğiz” dedi.

Evler yüzde 20-30 oranında el değiştirdi duyumu
Projeye başlarken, buradaki mülk sahiplerini tek tek toplayıp bilgi verdiklerini ve mülklerine sahip çıkmaları konusunda uyardıklarını belirten Demir, kanun gereği avam proje Anıtlar Kurulu tarafından onaylandıktan sonra da tapularına ”satılamaz” şerhi koyduklarını söyledi.

Buradaki amaçlarının, proje bittikten sonra oluşacak değer artışından buradaki mülk sahiplerinin faydalanmasını sağlamak olduğunu bildiren Demir, ”Ancak bu şerhe rağmen alan insan bu durumu kabul ederek alıyorsa, mülklerini satabilirler” dedi.

Mustafa Demir, projenin, sosyal boyutu önde olan, burada yaşayanların refahına katkıda bulunmak amacı taşıyan bir proje olduğunu belirterek, ”Ama her şeye rağmen satıldı mı? Satılmıştır. Ama bunun oranını bilemiyorum. Yüzde 20-30 oranında el değiştirdiğini biz de duyduk” diye konuştu.

Sulukule 70 milyon 621 bin TL’ye yenilenecek
Kısa süre içinde örnek bir binanın yapılacağını bildiren Demir, ”İhale sözleşmesi Ekim 2009′da yapılan projenin teslim tarihi Temmuz 2011. Proje bittiğinde, burası, yaşayan mekan haline gelecek ve Tarihi Yarımada’nın kültürüne, mimarisine uygun bir proje hayata geçmiş olacak” dedi.

TOKİ tarafından inşaat işi ihalesinin 10 Eylül 2009 tarihinde yapıldı.

İhaleyi 62 milyon 675 bin TL bedelle kazanan Öz-Kar İnşaat Ticaret Sanayi AŞ ile 2 Ekim 2009 tarihinde sözleşme imzalandı. Sözleşme kapsamında şirketin 577 konut, ticari birimler, sığınak ve otopark yapılacak.

Konaklama tesisi ve ticaret merkezinin yapımına ilişkin 24 Şubatta yapılan ikinci ihaleyi de 7 milyon 960 bin TL’ye alan Öz-Kar İnşaat, 18 Mart 2010 tarihinde sözleşme imzalayarak işe başladı.
----------------------------------

SULUKULE‘ de RANTSAL DÖNÜŞÜM

Engels, İngiltere‘de İşçi Sınıfının Durumu isimli kitabında, 1854‘de Manchester‘ da yaşayan işçi sınıfının yaşam koşullarını anlatırken şöyle söylüyor: "...para aristokrasisinin mensupları, kendi işyerlerine, bütün o emekçi mahallelerinin ortasındaki kısa yoldan, sağda-solda gizlenmiş iç karartıcı sefaletin ortasında olduklarını görmeksizin geçerek gidebilirler." Yüzyıldan fazla süre geçmesine rağmen, Engels‘in dile getirdiği kent mekanının tasarlanmasının arkasında yatan zihniyet değişmemiştir. Bu zihniyetin en çarpıcı örneklerinden birini, genel olarak "ötekileri" görünmez kılmayı amaçlayan "kentsel dönüşüm" projeleri oluşturmaktadır.

Fatih Belediyesine bağlı "Sulukule" olarak bilinen Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri de Kasım 2005‘te 5366 sayılı kanunla Kentsel Dönüşüm alanı olarak ilan edildi. Amaç, 1950‘lerde göçle beraber Antik Roma‘nın simgesi olan zarar gören surların ve tarihsel dokunun korunması olarak ifade edilirken, 02.11.2007‘de kabul edilen 5607 no‘lu kanun ile Kentsel Dönüşüm Kurulu‘nun aldığı kararla proje halka duyuruldu ve belediye projeyi dünyadaki en sosyal proje olarak adlandırdı. Belediye‘nin açıklamasındaki bilgilere göre, projenin en temel özellikleri şu şekilde sıralanabilir: Yerel halk "küçük bir katkı payı" karşılığında Sulukule‘de yaşamaya devam edebilecek, eğer isterlerse, mülklerinin "belediye tarafından belirlenen" karşılıklarının alabilecekler, mülklerini TOKİ‘ye devrederek, "yeni ve modern yerleşim birimlerinde" oturma hakkını elde edecekler.

Her ne kadar verilen bu bilgiler eşliğinde proje yararlı, halktan yana ve gerçekten de sosyal bir proje olarak görülse de içine girince durumun değiştiği açıktır. Zira, projenin nasıl sunulduğu değil, nasıl işleyeceği daha önemli bir soruna işaret etmektedir.

Oysa durum göründüğünden çok farklıdır. Fatih Belediyenin Sulukule‘ye ilgisi, 2004 yerel seçimlerinin ardından başladı. Belediye görevlileri, Sulukule olarak bilinen Neslişah ve Hatice Sultan mahallelerinde kentsel dönüşüm çerçevesinde kamulaştırma ve yıkım yapılacağı bilgisini yayarak tespitler yapmaya başladı. AKP‘den istifa eden Fatih Belediye meclis üyesinin, meclis tutanaklarına da geçen konuşmasında Sulukule projesiyle ilgili şunları söyledi: "Fatih‘te pek çok proje baştan sona gizli yapıldı. Sulukule bunlardan biri. Hiçbirimizin haberi olmadı. Belediye başkanı Sulukule ile ilgili bir sunum yaptı; işte yüzde 1‘i çalgıcı, zurnacı, yüzde 47‘si ilkokul mezunu bile değil dediler. Cahil insanlar demek istiyor. Doğrudur o insanlar sizin nezrinizde cahil ama siz de çok kurnazsınız. Kentsel dönüşümün seyrine baktığımızda, bölgedeki hak sahiplerinin yüzde 50‘si el değiştirmiş, Sulukule rant kapısı olmuştur."

Son yıllarda, bir çok araç ile gayrimenkullerin rant aracı haline getirilmesi meşrulaştırılmıştır. Konutlar, barınma hakkına Anayasal hak ile sahip olan insanların yaşamları için bir mekan olmaktan çıkmıştır. Gayrimenkuller menkul hale getirilerek piyasada dolaşımı hızlandırılmıştır. Sulukule projesinde de, gayrımenkuller sermayenin gözleri kör eden rant ve kar hırsına kurban edilmiştir.

Sulukule‘de uygulanan Kentsel Dönüşüm projesinin, maddi yönü kadar sosyal boyutu da kritik bir önem taşımaktadır. Sulukule yarımadası, İstanbul‘daki en eski Roman yerleşim birimi olması açısından tarihi bir miras taşımaktadır. Çingeneler, bölgenin sembolü olmakla beraber, bölgede 600 yıllık bir geçmişe sahipler. Çeşitli devletler tarafından yıllar boyu göçe zorlanan çingeneler için Sulukule bir nevi barınak görevi görmektedir. Roman olmalarından ötürü sık sık dışlandıklarını belirten, neredeyse tüm zamanlarını mahallenin sokaklarında geçiren mahalle halkını; apartmanlara hiç tanımadıkları ve kendi yaşam tarzlarına ve kültürlerine tamamen ters insanlarla yaşamaya zorlamak kabul edilemez. Zira, Sulukule‘ de yapılması planlanan evlerin %90‘ı mahalle dışından insanlara satılmış, ev sahiplerinin bir çoğu hisselerini devretmeye zorlanmışlardır. Açıktır ki, burada kentsel dönüşüm değil rantsal dönüşüm hedeflenmiş ve mekân fiziksel olarak karlı olmasının yanında yapısal olarak da karlı hale getirilerek pazarlanmaktadır.

Basında yer aldığı üzere Sulukule‘de kentsel dönüşüm gerekçesiyle daha modern bir kent kimliği yaratacağız diye Roman vatandaşları evlerinden yaşam alanlarından koparılmış ve boşaltılan bu yer ve arsalara siyasiler ve yandaşlarının talip oldukları ortaya çıkmıştır. Kamulaştırma sürecinde arsa bedellerinin ucuz bir şekilde elkonulması sürecin başlangıcı olmuştur.

Kentsel dönüşümün ranta dönüşmesinde öne çıkan isimler siyaset, ticaret ve yandaş ilişkisinin bir yumak şeklinde içiçe geçtiğini göstermektedir. Başta hakkında dava açılan Deniz Feneri noteri olmak üzere kimi milletvekili çocukları, bazı AKP‘li belediye meclis üyeleri ve tarikat liderinin konut aldıkları şimdiden basına yansıyan bilgiler arasındadır.

Sulukule‘de İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Fatih Belediyesi ve TOKİ‘nin ortak yürüttüğü Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri Kentsel Yenileme Projesi‘ne göre 45‘i dükkan 665 konut inşa edilecek. Sulukule olarak bilinen iki mahalledeki bu konutların yüzde 50‘sinin, yine Fatih Belediyesi kentsel yenileme alanlarındaki istimlak çalışmalarını yürüten başkan danışmanlarından birinin ve bazı aracıların devreye girmesiyle el değiştirdiği basına yansımaktadır.

Görüldüğü üzere kentsel dönüşümün neden yerel ve merkezi yöneticilerin iştahını kabarttığı ve nasıl bir bölüşüme dönüştüğü dünya kenti İstanbul‘da bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Kentsel dönüşüm ve yeniden yapılanma olarak adlandırılan süreçler belirlenen kent parçalarının, "kentsel dönüşüm" adı altında, içinde yaşayanlardan bağımsız, yeni imar hakları verilerek sermaye çevrelerine pazarlanması, özelleştirilmesi, satılması ya da tahsis edilmesi belli kesimler için ‘köşe dönme‘ aracı olarak kullanılmaktadır.

Harita ve Kadarstro Mühendisleri Odası olarak, kentlerin uygar ve çağdaş bir yapıya kavuşmasında, kent kültürü ve kentli haklarının oluşmasında, kente karşı işlenen suçların engellenmesinde, tarihsel mirasın korunmasında, sağlıklı, güvenilir ve yaşanabilir kentlerin yaratılmasında; odağında insan olan bütüncül planların yapılması ve halkın sürece katılmasının gerekliliğini ifade ediyoruz.

TMMOB HARİTA ve KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI MART 2009
http://www.hkmo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=5759&tipi=3&sube=0
SULUKULE HABERLERİ ARŞİV SAYFASI

 

 

YORUMLAR:--------------------------------------------------------------------------------

Haber, Yorum, Resim göndermek için İrtibat: fatihten@gmail.com