| |
|
İBB
Başkanı Sur içi Kentsel dönüşüm programlarını dilediği gibi
uygulamak için özel kanun istedi ve İstanbul için Deprem
Senaryoları sıraladı.
İstanbul Tarihi yarımada için yapılan kentsel dönüşüm
projeleri Danıştay 6. dairesi tarafından iptal edilen İBB
başkanlığı, son depreme dört elle sarılarak olayı bilimsel
bir gerçekmiş gibi ajite etmeye, korku senaryoları çizmeye
başladı.
İBB başkanlığının uygulamaya koyduğu yeni imar planlarının
Sadece Danıştay kararı ile değil ulusal ve uluslar arası
birçok kuruluş tarafından üç büyük imparatorluğa başkentlik
yapmış, kuruluşu sekiz bin yıla dayanan 2010 Avrupa kültür
başkenti ilan edilmiş bir kente yapılabilecek bütün
zulümleri içerdiği için karşı olunan projedir.
Sitemizde bilhassa Fatih, Eminönü bölgeleri hakkında
tasarlanan projeler tarihi binaların yıkılarak yerlerine
betonarme ,imitasyon sahte cepheli, imar ve parsel düzeni
değiştirilmiş, kentin yaşayan kültürünü, sosyal yapısını
değiştiren projeler olduğunu gördük.
5366 sayılı yasa ile mülk sahiplerine sorma ihtiyacı bile
hissetmeden özel mülkler hakkında projeler, ihaleler yapıp
bunları anıtlar kurulundan, belediye meclislerinden geçirip
uygulama aşamasına gelene kadar mülk sahibine bilgi verme
ihtiyacı hissetmeden, bu gün hala sözlü bilgilendirme
yapıldığı, Evrak ve planlarla resmi bilgilendirme tebliğinin
yapılmadığı bir uygulamadan bahsediyoruz.
Tamamen afet, olağanüstü hal kurallarının uygulandığı
projeler Başta Sulukule projesi semtin yaşayan profilinin
tamamen değişmesine ve birçoğu tescilli anıt eserin tahrip
edilerek yok olmasına sebep olmuştur.
Bizler artık biliyoruz ki İBB ve Fatih belediyesinin
uygulamaya koyduğu kentsel dönüşüm yenileme projesi sadece
deprem gerekçesi ile hazırlanmış bir proje değildir. Bu
projenin Rantsal ve Siyasal nedenleri günümüzde açık seçik
beyan edilmeye başlamıştır. Bu konuda binlerce makale,
konferans, bildiri ile halk çeşitli araçlarla
bilgilendirilmektedir.
Bu konuda 2010 Avrupa kültür başkenti ajansında düzenlenen
programlarda dahi karşı çıkıldığını katıldığımız
toplantılarda izliyoruz, İBB başkanlığının organize ettiği
bir kurum olmasına rağmen uygulanan projelere ne kadar karşı
olunduğunu katıldığımız toplantılardaki ses ve görüntü
kayıtlarımızdan zaman zaman yayınlamaktayız.
İBB Başkanı Kadir Topbaş mahiyetindeki kurumların kentsel
dönüşüm proje uygulamaları nedeniyle Tarihi yarımada
savaştan çıkmış çöküntü haline gelmiştir. Süleymaniye
civarında çoğunluğu TOKİ ve KİPTAŞa tarafından
kamulaştırılmış tarihi binalar tescilli olmasına rağmen
gerektiği gibi korunmamış, orijinal restorasyonu
yapılmayarak ilgisiz kişilerce işgal edilmesine, yakılıp
yıkılmasına göz yumulmaktadır.
Bu tarihi kentte her gün binlerce yerli yabancı turistin
gördüğü görünüm, adeta saldırıya uğramış, işgal altındaki
Filistin gibidir. İBB başkanlığının İstanbul için yaptığı
planların iptal edilmesini yeni kanunlarla geçmeye çalışan
Topbaş'ın niyetini artık biliyoruz.
Deprem gerekçesi ile
olağanüstü afet yasası hükümlerine göre yeni yetkiler
istiyor.
BU YETKİLERLE İSTANBUL'U, TARİHİ YARIMADAYI YERLE BİR EDİP,
BEYAN ETTİĞİ YENİ PLAN, YENİ BİNALAR, YENİ SOSYAL NÜFUS İLE
KENTİN TARİHİ MİSYONUNU YOK ETMEK OLDUĞUNU AÇIK SEÇİK
GÖRÜYORUZ.

Not:Projenin büyüğü için resme tıklayınız
Depremin vereceği zararları telafi etme telaşında olduğunu
söyleyen Topbaş'ın samimi olmadığını görüyoruz, Şöyleki
İstanbul için gerçek tehlike, Çoğunluğu 40-50 yıllık,
yapsatçıların plansız, projesiz kaçak inşa ettiği betonarme
binalardır. İBB samimi ise kentsel dönüşüme buralardan
başlamalıydı, Fakat belediyemiz öncelikle sur içindeki
yüzyıllık ahşap ve yarı kagir binalardan başlamıştır, Bu
binaların yapısal özellikleri nedeniyle tahmin edilen gerçek
deprem tehlikesine dayanabilecek güçte olduğunu uzmanlar her
gün TV'lerden basından söylemektedir.
Bu tarihi binalara yapılacak tek müdahale temel yapılarının
güçlendirilmesi için binaya müdahale etmeden temellerine
beton enjekte edilmesidir.
Zaten tarihi yarımadanın zemin yapısının bozulması B.
Dalan zamanında Ayvansaray'dan, Fener'den, Unkapanı'ndan
Yenikapı'ya açılan kanal kolektör inşaatı ve Günümüzde
uygulanan Taksim Yenikapı Metro tünel çalışmaları, Marmaray
çalışmalarının sebep olduğunu görüyoruz.
Dünya kültür mirasını koruma kurulları bu katliama seyirci
kalacak mı, Ülkemiz binlerce yıllık Buda heykelini yıkan
Taliban'a benzetilmeye başlanmıştır. Türkiye bu hakareti hak
etmemektedir. idarecilerimizin bu eleştirileri dikkate
alarak çağdaş dünyanın medeni uygulamalarını örnek almasını
temenni ediyoruz.
Son günlerde Başkan Topbaş'ın basına
yansıyan açıklamaları:
Başkan Topbaş, İstanbul'da Olası Bir Depremde Olabilecekleri
Tek Tek Sıraladı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş, İstanbul'da 7.5
şiddetinde bir depreme hazırlanmak gerektiğini söyleyerek,
'Kentte bir deprem Türkiye'yi çökertir. İstanbul'a özgü
deprem dönüşüm yasası çıkartılması için Başbakan'la
görüşeceğim' dedi
"İstanbul'A ÖZEL DEPREM YASASI"
Akşam Gazetesi'nden Nebahat Koç'un haberine göre, Marmara
depreminden bu yana tartışılan İstanbul depremine karşı
hazırlıkları sürdürdüklerini açıklayan İstanbul Büyükşehir
Belediye Başkanı Kadir Topbaş isyan etti. Sorunun İstanbul'a
özel bir deprem yasasıyla çözüleceğini savunan Topbaş acil
atılması gereken adımları anlattı.
KORKUTAN VERİLER
Başkan Topbaş, olası depremin sonuçlarını tek tek sıraladı.
İşte 7,5 şiddetindeki depreme göre hazırlanan 'Mikrobölgelendirme
Kayıp Tahmin Raporu'ndaki veriler:
550 bin binada hasar: 10 bin çok ağır, 34 bina ağır, 150 bin
bina orta hasar görecek. 350 bin bina depremi hafif hasarla
atlatacak. 528 bin aile, acil barınma ihtiyacıyla sokakta
kalacak.
En riskli ilçeler: 10 ilçe yoğun risk altında. 156 bin
binanın tarandığı Avcılar, Küçükçekmece, Fatih, Eminönü,
Bakırköy, Bayrampaşa, Adalar, Beyoğlu, Zeytinburnu,
Bahçelievler S.O.S veriyor
Hastanede yer bulabilmek bile şans olacak: Can kaybı
ihtimali 10 bin-30 bin arasında. Ağır yaralı sayısının 30
bini bulacağı tahmin ediliyor. Ayrıca 60 bin kişinin
hastanede tedavi edilmesi gerekecek. Hafif yaralı sayısı 140
bin" derken kaç kişinin hayatını kaybedeceğine dair rakam
vermedi.
Benzin istasyonu, doğalgaz hattı tehlikesi: Yanıcı ve
patlayıcı madde ihtiva eden 400 bina hasar görecek. 644
doğalgaz şebekesi, 17 bin doğalgaz kutusu, 456 içme suyu
hattı kullanılamaz hale gelecek.
TSUNAMİ VURACAK
Dalgalar 8 dakika sonra karaya ulaşacak: Tsunami doğuya
paralel 10 kilometrelik kıyı şeridini vuracak. 5.5 metrelik
dalgalar, kıyıya 8 dakikada ulaşacak. 150 metre içeri
girecek. Kadir Topbaş, içeriği çok geniş olan kentsel
dönüşüm yasasının çıkmasının uzadığını, bu yüzden İstanbul'a
has yeni bir yasaya acil ihtiyaç olduğunu savunarak şunları
söyledi: 'İstanbul'da olası bir deprem, Türkiye'yi yıllarca
geriye götürür. Türkiye'nin ayağa kalkması kolay olmaz. O
yüzden, İstanbul'a özgü bir yasa çıkartılması gerekiyor.
Bunu da ilk kez size söylüyorum. Aksi halde deprem sorununu
başka türlü çözemeyiz.'
Topbaş, bu özel yasayı Başbakan Tayyip Erdoğan'a arz
edeceğini belirterek, 'İstanbul'a özel deprem dönüşüm
yasasını konuşacağım' dedi.
VATANDAŞLA BİRLİKTE YAPILACAK
Topbaş sözlerini şöyle sürdürdü: 'Kamu binalarını,
viyadükleri, köprüleri, okulları deprem olasılığına karşı
hazırladık. Bilimsel, doğru somut adımlar atarak kent
yenilemesi, yerinden dönüştürüp yaşanacak düzenlemeye
ihtiyaç var. Özel mülkiyetlere müdahale etme hakkımız yok,
hukuk devletinde. Burada vatandaşın katılımı gerekli. Onun
için yapılacak yasal düzenlemeyle, bunu beraberce
çözmeliyiz.'
Topbaş, İstanbul'a özel yasayla nelerin başarılabileceğini
de şöyle anlattı: 'Çözüm, tek bina olarak ele alınamaz ki.
Yapı adaları, yapı bölgeleri şeklinde ele almanız lazım.
Karar mekanizmasını beraberce işletebilmek bu yasayla mümkün
olabilir. Araziyi yeniden düzenleyeceksiniz. Parselleri
yapılandıracaksınız.'
Başkan Topbaş, İstanbul'da 156 bin binanın taramasının
yapıldığını söyledi.
ÖNLEMLER İÇİN 1 MİLYAR LİRA HARCANDI
Topbaş alınan deprem tedbirlerini şöyle açıkladı: 'Deprem
sonrası olabilecek yangınlara karşı, 11 noktaya ve
yeraltındaki çelik hatlar üzerinde 93 yere doğalgaz kesme
cihazı konuldu. Bununla birlikte 675 adet bölge regülatörüne
de otomatik gaz kesme vanası konuldu. 101 helikopter pisti
yapıldı. Feribotlar, yüzer hastane olacak. 75 bin kişiye
yangın, kurtarma ve ilkyardım eğitimleri verildi. İtfaiye
personeli son 5 yılda 292'den 581'e çıkarıldı. Sayısı 9 olan
deprem izleme ve kayıt istasyonu 18'e çıkarıldı.'
Çalışmalara 1 milyar 19 milyon lira harcandı.
|
|
|
|
 |
YORUMLAR:DEPREMDEN SONRA RANT İÇİN ELİNİ
SIVAZLAYANLAR AŞAGIDA Kİ YAZILARI BASINA
(MILLIYET-VATAN) VEREREK YAPMAK İSTEDİKLERİNİN ZEMİNİNİ
HAZIRLAMAYA BAŞLADIĞI GÖRÜLÜYOR
Abdullah ÖZÇİLİNGİR(Güneşli)
Depremde İstanbul'u neler bekliyor?
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve ODTÜ Deprem Mühendisliği
Araştırma Merkezi, İstanbul Avrupa yakasında deprem riski yüksek
Zeytinburnu, Fatih, Küçükçekmece, Bahçelievler, Bayrampaşa ve
Güngören ilçelerinde "bina inceleme" çalışması gerçekleştirdi. 5
yılda tamamlanan çalışma kapsamında 6 ilçede toplam sayısı 125
bini bulan tüm konut ve işyeri binaları tek tek incelendi.
16 Mart 2010
Çalışmanın koordinatörlüğünü üstlenen Orta Doğu Teknik
Üniversitesi (ODTÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Sucuoğlu’nun
çalışmayla, İstanbul depreminde yıkılması veya önemli derecede
hasar görmesi beklenen binaların tespiti amaçlandı.
Söz konusu 125 bin binanın depremin doğrudan etkisi (yer
sarsıntısı) altındaki durumu incelendi. Sıvılaşma, heyelan,
tsunami gibi depremin dolaylı etkileri göz önüne alınmadı. İki
ayrı senaryo belirlendi. "En kötü senaryo"da, Kuzey Anadolu
Fayı’nın Marmara Denizi içinde kalan ve 1766’dan beri kırılmayan
kısmının tamamen kırılması ve 7,5 büyüklüğünde deprem yaratması
hesaplandı. İkinci senaryoda ise kısmi kırılma olması ve deprem
büyüklüğünün 7,2’de kalması esas alındı.
İncelenen yapıların 101 bin adedi betonarme, 24 bin adedi de
yığma taşıyıcı sisteme sahip binalardan oluştu.
Prof. Dr. Haluk Sucuoğlu, inceleme sonuçlarına ilişkin bilgi
verirken, yığma binalarda önemli bir
tehlike bulunmadığını ifade ederek, 7,5 büyüklüğündeki deprem
senaryosuna göre önemli derecede hasar beklenen yığma bina
sayısının sadece 1.500 olduğunu belirtti. Sucuoğlu, "Kaldı ki
çoğunluğu 2-3 katlı bu binaların yıkılması durumunda bile can
kaybına neden olma olasılığı düşük" dedi.
Kentteki esas tehlikenin beklendiği gibi "5-8 katlı betonarme
binalar" olduğunu belirten Sucuoğlu, İstanbul’da 7,2
büyüklüğünde deprem olması durumunda incelenen 100.665 betonarme
binanın 24.190’ının çökmesi veya ağır hasar görmesinin
beklendiğini.
7,5 büyüklüğündeki deprem senaryosuna göre ise sayısının 43 bin
270’i bulduğunu bildirdi.
Sucuoğlu, çalışma sonuçlarına ilişkin şu önemli tespitlerde
bulundu.
- Bu sayılar evvelce yaklaşık tahmin yöntemleri kullanarak ve
binaları yerinde incelemeden, kayıtlı belgeler üzerinde yapılan
çalışmaların sonuçlarına göre, oran olarak çok daha yüksek.
- Normal bir yapı kalitesi dağılımı olsa, birinci derecedeki bir
deprem bölgesinde diyelim 100 bina taradınız, bunun 50’sinin az
hasar, 40’ının orta hasar, 10’unun ağır hasar görmesini
beklersiniz. Bizde tersine gidiyor işler. Ağır hasar çok büyük,
orta ve az hasar bunun altında kalıyor.
- Tehlikeli binaların arazi üzerindeki dağılımları da
beklentilerden oldukça farklı. Öncelikle, zemin özellikleri
tehlikeli binaların belirleyici unsuru değil. Tehlikeli
binaların neredeyse tamamı yapılaşma açısından uygun özellikte
zeminler üzerinde.
"ZEMİN TARTIŞMASI, SADECE ŞEHİR EFSANESİ"
- Çürük zemin-sağlam zemin tartışması İstanbul için sadece bir
şehir efsanesi. Avrupa yakasında zeminin çok zayıf veya çürük
olduğu bölgeler, dere yatakları ve kıyılardaki kısmen dar
alanlarda yer alıyor ve zaten bu alanlarda yapılaşma yoğunluğu
çok düşük.
- Bir başka yanlış beklenti ise depremin en fazla kıyı
bölgelerini vuracağı. Yer sarsıntısı açısından depremin şiddeti
en fazla kıyıda hissedilecek belki ama kıyının faya en yakın
noktası Zeytinburnu’nda 11 kilometre iken içerideki
Bayrampaşa’da 15 kilometre mesafede. Bu fark deprem etkisinin
faydan uzaklaştıkça azalımı açısından önemsiz. Depremin iç
kısımlardaki etkisi kıyıdan farklı değil.
"ORTAK ÖZELLİK; BİNALARIN YAPISAL ZAYIFLIĞI"
- İstanbul depreminin gerek 7,2 gerekse 7,5 olması durumlarında
ağır hasar görecek veya yıkılacak binaların sadece bir tane
belirgin ortak özelliği var; ’binaların kendi yapısal
zayıflıkları’.
- Yıkılma riski çok yüksek olan betonarme binaların neredeyse
tamamı 5-8 katlı, hiç perde duvarı olmayan ve zemin katlarını
’yumuşak kat’ olarak tanımladığımız yapım kalitesi düşük
betonarme binalar.
"TEHLİKELİ BİNALAR SAÇILMIŞ DURUMDA, KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇÖZÜM
DEĞİL"
- Yumuşak zemin katı oluşmasının temel nedeni; bu katların
ticari kullanım amacıyla daha yüksek, çoğunlukla ara katlı
yapılması ve vitrin gibi faktörler nedeniyle dış cephelerinde
hiç yatay deprem yükü taşıyan eleman bulunmaması. Deprem
sırasında yatay kuvvetlerin en fazla bu katlarda oluşması
nedeniyle yıkılma ve çökme kaçınılmaz oluyor.
- Sekiz kattan yüksek binalar genellikle daha iyi mühendislik
görmüş, göreceli daha kaliteli binalar. Bu nedenle çoğunlukla
yüksek riskli bina grubuna girmiyor.
- Tehlikeli olduğu belirlenen binalar incelenen ilçelerin her
tarafına saçılmış durumda. Bu durum, sadece belirli bölgelerde
yapılacak kentsel dönüşüm çalışmalarıyla İstanbul genelinde
deprem riskini azaltma hedeflerini neredeyse imkansız kılıyor.
Tehlikeli binaların yıkılması veya güçlendirilmesi gerekiyor.
Güçlendirme için binanın sadece yıkılmamasını hedefleyen basit
ve ekonomik yöntemlere ihtiyaç var.
"HER BİNANIN DOSYASI VAR, İSTEYEN ULAŞABİLİR"
Sucuoğlu, çalışma sonucunda depremde ağır hasar görmesi veya
yıkılması beklenen binaların adres olarak teker teker
belirlendiğine vurgu yaparak, "Her bina için ayrı bir dosya
hazırlandı ve ilgili ilçe belediyelerine teslim edildi. İsteyen
bina sahibi veya kat maliki bu dosyaya ulaşabilir" dedi.
"Peki vatandaş bu bilgiye sahip olduktan sonra ne yapabilecek?"
sorusuna karşılık Sucuoğlu, vatandaşın tek başına bir şey
yapabilmesinin pek mümkün olmadığını, "organize edilmesi"
gerektiğini vurguladı.
"HALKIN ORGANİZASYONA İHTİYACI VAR"
Sucuoğlu, organizasyon için bir risk azaltma stratejisi ve bunun
altyapısını oluşturacak mevzuat değişikliklerine ihtiyaç
olduğunu kaydederek, vatandaşın önüne şöyle bir tablo koymak
gerektiğini ifade etti.
"Senin binan tehlikeli, ben belirli yasal mevzuat ürettim, sen
bu mevzuata göre diğer kat malikleriyle anlaşacaksın, sana
krediyi vereceğim, projelendirmeyi de şu şekilde yapacaksın, şu
kuruluşlara gidip bunları projelendireceksin ve binanı
güçlendireceksin, denetleteceksin. Eğer güçlendirmezsen
’yıkarım’. Ancak böyle bir mevzuatı geçirdiği takdirde bu işler
yapılabilir.".
"TEDAVİ YAPILMAZSA HASTA ÖLECEK"
"Böyle bir süreç oluşmadan insanlar harekete geçmiyor değil mi?"
sorusuna da Sucuoğlu, "Geçmedi kimse şimdiye kadar, çok az, çok
daha tuzu kuru insanlar yapabildi" karşılığını verdi. Tüm
sürecin kaynak ihtiyacına dayandığına dikkati çeken Sucuoğlu,
Doğal Afet Sigortasında (DASK) biriken paranın ve 1999 depremi
sonrasında toplanan vergilerin bu amaçla kullanılabileceğine
vurgu yaptı.
Sucuoğlu, "İş biraz daha yatırım planlamasına gelmeye başlıyor,
yani biz noktasal teşhisi yapıyoruz, tedaviyi yapmak başka bir
doktorun işi. Tedavi için öncelikle yeterli ortamın sağlanması
lazım ama bu tedavi yapılmazsa da hasta ölecek, o da belli"
dedi.
TEHLİKELİ BİNALARIN DAĞILIMI
Çalışma kapsamında incelenen birinci derece deprem bölgesindeki
125 bin binanın 16 binini Zeytinburnu, 27 binini Fatih, 35
binini Küçükçekmece ve 47 binini
Bahçelievler-Bayrampaşa-Güngören ilçelerindeki konut ve
işyerleri oluşturdu.
Depremin 7,5 büyüklüğünde olması durumunda ağır hasar görecek ve
yıkılacak binaların oranı kıyıdaki Zeytinburnu’nda yüzde 57 (8
bin), iç kesimdeki Bayrampaşa-Bahçelievler-Güngören ilçelerinde
de yüzde 51 (22 bin 540). Fatih ve Küçükçekmece ilçelerinde bu
oran yüzde 30. Fatih’teki 17 bin betonarme binanın 4 bin
700’ünün, Küçükçekmece’de 1. derece deprem bölgesindeki 25 bin
betonarme binanın da 8 bin 50’sinin 7,5 büyüklüğünde deprem
olması durumunda ağır hasar görmesi veya yıkılması bekleniyor.
Depremin 7,2 olması durumunda bu sayılar Zeytinburnu’nda 5 bin
130, Bayrampaşa-Bahçelievler-Güngören ilçelerinde 13 bin 560,
Fatih’te 1.710 ve Küçükçekmece’de 3 bin 780 bina’ya geriliyor.
Çalışma hedefleri çerçevesinde, İstanbul’da yapılacak
güçlendirme çalışmalarının bu binalardan başlaması gerekiyor.
2004-2009 dönemini kapsayan çalışma için İstanbul Büyükşehir
Belediyesi özkaynaklarından 29 milyon lira harcama yapıldı. 300
teknik personelin görev aldığı çalışmada ODTÜ ekibinde, Prof.
Dr. Haluk Sucuoğlu (koordinatör), Doç. Dr. Ahmet Yakut, Prof.
Dr. Güney Özcebe, Doç. Dr. Altuğ Erberik, Doç. Dr. Sinan Akkar,
Prof. Dr. Sadık Bakır ve Y. Doç. Dr. Tolga Yılmaz yer aldı. |