|
UNESCO heyeti Haliç
metro geçidini denetledi
Bir
süre önce İstanbul'a gelen UNESCO heyeti son Brezilya
toplantısında alınan kararlar doğrultusunda İstanbul'da
devam eden Başta metro olmak üzere birçok projeyi yerinde
denetlemeye geldi.
Bu gün Eminönü'nden geçerken Metro haliç geçidinin Fatih
tarafındaki ayakların geldiği yerde açılan ana temel
çukurlarında ortaya çıkan tarihi eserlerin ne olacağı bizi
de merak ettirdi.
Biz olay yerine geldiğimizde inşaat alanında bir heyetin
inceleme yaptığına şahit olduk, Öğrendiğimize göre bu heyet
Avrupa'dan denetim için gelen UNESCO heyeti olduğunu
öğrendik, heyetin mihmandarlığını ise İstanbul koruma kurulu
ve İBB'den yetkililer yapıyordu.
Gözlemlediğimiz kadar UNESCO
heyeti tarihi mirasın üzerinde açılan temel çukurlarında
çıkan ortaçağ dönemi yapılarının birçoğunun tahrip edilmiş
olması karşısında çok ciddi tavır aldıklarına şahit olduk.
Heyetin içindeki Türk uzmanların tedirginlik ve heyecanı
yüzlerinden okunuyordu. Bizimde gördüğümüz kadarıyla Fatihte
nereye kazma vursan üç imparatorluğa başkentlik yapmış
tarihi yarımada da tarih fışkırıyor. Hükümet-İBB ve Fatih
belediyesinin ilçemizde hayata geçirmeye çalıştığı bütün
kentsel dönüşüm yenileme projelerini bekleyen akıbet işte
bu.
İlmi
olarak ne zaman olabileceğinin bilinmediği Deprem gerekçe
gösterilerek, Bütün Fatihin Yapı stokunun %80'ini yıkmayı
planlayanlar toprak altı kültürel değerleri nasıl yok
ettiklerini, edebileceklerini görüyoruz. Bu rantı
öncelik olarak alan zihniyet devam ederse Kültür başkenti
unvanımız elimizden alındığı gibi, tarihi, kültürü yok
edenler olarak sicilimize işlenecek.
İnşaat alanının metal levhalarla
sıkı sıkıya koruma altına alınmış olması, güvenlik
görevlilerinin müsaade vermemesi nedeniyle yakından fotoğraf
çekmek mümkün olmadı, yazı içindeki fotoğraflarla olayın
kültürel boyutunu bilgilerinize sunuyoruz. İnşaat
alanında nereyi kazsanız tarih fışkırıyor, Metro inşaatı
doğal olarak birçok tarihi objeyi yok etmiş oluyor.
Burada olduğu gibi Vezneciler meydanında yapılan kazılarda
birçok yerleşim kalıntısı çıkmıştı, sonradan kazı alanı
dolduruldu, şimdi fora kazık makineleri zemine 15-20
metrelik beton kazık çaktıklarına şahit olduk, kazılarda
tarihi yerleşim objeleri gördüğümüz kadarıyla büyük yara
almış oldu.
Bu gerçekler doğrultusunda İBB
ve Hükümet projelerini uyulama konusunda inat ederse Uluslar
arası kurullardan çok önemli kararlarla maddi manevi cezai
işleme maruz kalınmasından korkuyoruz. Proje uygulayıcıları
Türkiye devletini ve halkını küçük düşürecek hukuksuz
uygulamalardan vazgeçmesini diliyoruz.

25 Temmuz ile 3 Ağustos 2010 arasında Brezilya’da
gerçekleştirilen 34. Toplantıda Komite geçenlerde
basınımızda çıkan haberlerin aksine, 1985'ten bu yana Dünya
Miras Listesi'ne dahil olan İstanbul'un tarihi yarımadasının
kabul görmüş evrensel koruma standartlarına göre
korunmadığına ancak, “Tehlike Altındaki Miras Listesi”ne
düşürülmeden önce son dakikada verilen taahhüt ve
teminatların inceleneceğine karar verdi.

“Taraf Devlet'ten 1 Şubat 2011 tarihine kadar, Dünya Miras
Komitesi'nin 2011'deki 35. toplantısında incelenmek üzere,
çevre etki değerlendirme raporunun
(“uluslararası nitelikte bağımsız uzmanlarca 15 Ekim 2010'a
dek sonuçlandırılacak ÇED raporu") sonuçları
ışığında ve diğer konularda esaslı ilerleme olmaz ise söz
konusu mirasın Dünya Tehlike Altındaki Miras Listesi'ne
alınma olasılığını da göz önünde tutarak, yukarıda sayılan
konulara dair ayrıntılı bir rapor sunmasını talep
etmektedir.”
İşte UNESCO Dünya Miras Komitesi'nin İstanbul ile ilgili
kararı bu maddeyle son buluyor.
BASINDAN ALINTILAR:
TBMM’de İstanbul’la ilgili olarak Kültür ve Turizm Bakanı
Ertuğrul Günay ile CHP İstanbul milletvekilleri arasında
önceki gün hayli ilginç tartışmalar yaşandı.
CHP
Milletvekili Çetin Soysal, gündem dışı konuşuyor:
"Harbiye’deki Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu yıkılarak ranta
kurban ediliyor; orada bir yoğunluk içerisinde yeni bir
Kongre Vadisi yapımıyla... İktidarla belediyenin kol kola
İstanbul’a yaptıkları ihanetler zincirine yeni bir halka
daha ekleniyor. Kenti yağmalıyorlar; tiyatro sahnelerini
yıkıyorlar, kenti yoğunlaştırıyorlar. İstanbul 2 Numaralı
Koruma Kurulu, burayı sit alanı ilan ediyor ama ne oluyorsa
oluyor, üç beş ay sonra aynı kurul kararını değiştiriyor,
projeye onay veriyor. İhale yangından mal kaçırırcasına jet
hızıyla yapılıyor. Mimarlar Odası, Şehir Tiyatrosu dava
açıyor ama belediye hukuka saygılı değil. Hukuk, belediyenin
yıkımını durduramıyor. Muhsin Ertuğrul’u yıkan anlayış kenti
yoğunlaştıran anlayıştır; kenti yoğunlaştıran anlayış da
rant anlayışıdır. Soruyorum, bu ihale hangi usulle
yapılmıştır? İhaleyi hangi şirket almıştır, ihale bedeli ne
kadardır.
İstanbul
kültür kenti olmaktan çıkartılıyor. UNESCO’nun bu konuda
uyarıları var. Tarihi miras listesinden çıkarılma
tehlikesiyle karşı karşıyayız. Verdiğim soru önergeleri ile
ilgili örnek vermek isterim: Dubai kuleleri, Haydarpaşa
yüksek katlı binaları, Galataport, Haliç köprüsü
projelerinin, Four Seasons Oteli’nin genişletilme
çalışmaları; bunların her biri bizi tarihi kültürel miras
listesinden çıkarma tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor.
Şimdi de buna Muhsin Ertuğrul ekleniyor. Bu bizi 2010 Kültür
Başkenti olarak sıkıntıya düşürecektir. İstanbul’un kültürel
dokusuna, kenti yoğunlaştırarak deprem, trafik gibi
sorunlarına çözüm bulmayarak da ihanet ediyorsunuz.
İstanbul’da yaşayan bir insan olarak İstanbul’daki plan
tadillerini biliyorum. Su sarnıçlarının üzerine nasıl
kültürel ihanetin yapıldığını biliyorum, bunları görüyorum.
Ne yazık ki İstanbul’a yazık ediyorsunuz."
Çetin Soysal konuşmasının sonunda "Şiiri çok seven bir
grupla karşı karşıya olduğumuz için, Başbakan da sevdiği
için..." diyerek Vedat Türkali’nin ’Bekle Bizi İstanbul’
şiirinin bazı dizeleri ile sözlerini tamamlıyor:
"Boşuna çekilmedi bunca acılar
Büyük ve sakin Süleymaniye’nle bekle
Parklarınla, köprülerinle, meydanlarınla
Bekle bizi İstanbul
Haramilerin saltanatını yıkacağız
Bekle o günler gelsin İstanbul."
ZAMAN |