AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ

2004 ULUSLARARASI NARKOTİK KONTROLÜ STRATEJİSİ RAPORU
 

A.B.D. Dışişleri Bakanlığı Uluslararası Uyuşturucu ve Kanun Uygulayıcılar Bürosu tarafından, 4 Mart 2005 tarihinde, anılan ülke yerel saatinde 13:30’da gerçekleştirilen, basın açıklaması aracılığıyla duyurulan; “2004 Uluslararası Narkotik Kontrol Stratejisi Raporu”nda, “Uyuşturucu ve Kimyasalların Kontrolü (http://www.state.gov/g/inl/rls/nrcrpt/2005/vol1/html/42368.htm) ile Kara paranın Aklanması ve Mali Suçlar (http://www.state.gov/g/inl/rls/nrcrpt/2005/vol2/html/42395.htm) bölümlerindeki Türkiye ülke değerlendirmeleri aşağıda sunulmuştur.

UYUŞTURUCU VE KİMYASAL MADDELERİN KONTROLÜ

I. Özet

Türkiye; Avrupa’ya ulaşan Güneybatı Asya afyonu için temel transit güzergahındadır ve başlıca uyuşturucu kaçakçılıları ve tacirleri için de merkez vazifesi görmektedir. Türk kanun uygulayıcı birimler; uyuşturucu ve kimyasal ara maddelerin kaçakçılığını önlemeye yönelik çaba göstermektedirler. Türk kanun uygulayıcı birimler; Avrupa Birliği ve Birleşik Devletler’deki meslektaşları ile de yakın işbirliği içinde çalışmaktadırlar. Kaçakçılığa konu olan eroinin büyük bir kısmı, Türkiye üzerinden Batı Avrupa piyasasına kaçırılırken, gittikçe artan bir bölümü de afyonla birlikte Türkiye üzerinden Birleşik Devletler’e ulaşmaktadır.  

Kişisel tüketim amacıyla ekilen esrarın dışında, çok önemli yasadışı uyuşturucu ekimi sözkonusu değildir. Türkiye’deki yasal haşhaş üretimi ve eczai morfin üretim programı konusunda bir sapma (kaçağa kayma) mevcut değildir. Türkiye 1988 tarihli BM Uyuşturucu Sözleşmesi’ne taraftır.

 

II. Ülkenin Statüsü

Türkiye başlıca transit ve eroin işleme merkezidir. Aynı zamanda Türkiye; uluslararası uyuşturucu kaçakçıları ve tacirleri için afyon, baz morfin, eroin, kimyasal ara maddeler ve diğer uyuşturucu madde türlerinin kaçakçılığında bir faaliyet alanıdır. Batı Avrupa’ya kaçırılan  afyonun büyük bir bölümü Afganistan orijinlidir. Az miktarlarda olmakla birlikte, önemsemeye değer bir miktar eroin de Birleşik Devletlere Türkiye üzerinden ulaşmaktadır. Türk kanun uygulayıcılar uyuşturucu madde kaçakçılığını durdurmak için etkili çalışmaktadırlar. Türk Ulusal Polisi çok gelişmiş bir uyuşturucu ile mücadele kabiliyetine sahip iken, Jandarma ve Gümrük yetkilileri de etkinliklerini arttırmaktadır. Türk makamları, büyük miktarlarda eroin ve asetik anhidrit gibi kimyasal ara maddeleri yakalamaya devam etmektedirler. Her ay Türkiye üzerinden binlerce tonluk eroinin işlendiği yada kaçakçılığa konu olduğu tahmin edilmektedir.

Türkiye, Uluslararası Uyuşturucu Kontrolü Kurulu ve Birleşik Devletler Hükümeti tarafından tanınan yasal afyon üreten geleneksel iki ülkeden birisidir. Eczai amaçlı afyon yerel kontroller altında ve uluslararası sözleşmelerin yükümlülüklerine uygun bir şekilde ekilmekte ve işlenmektedir. Türkiye’de kişisel tüketim amaçlı yetiştirilen esrar dışında önemli bir uyuşturucu ekimi bulunmamaktadır.  

Türk kanun uygulayıcı makamlar, Kuzey ve Batı Avrupa ülkelerinde imal edilen büyük miktarlardaki sentetik uyuşturuculara el koymaya devam etmektedirler. Sentetik uyuşturucu yakalamalarının büyük çoğunluğunu, Türkiye üzerinden Orta Doğu’daki diğer ülkelere gönderilmek istenen uyuşturucular oluşturmaktadır.

 

III. 2004 Yılı Uyuşturucu ile Mücadelede Ülke Eylemleri

Politika Girişimleri: Türk Hükümeti uyuşturucu ile savaşıma önemli finans ve insan gücü kaynakları ayırmaktadır. Türkiye; diğer bölgesel çabaların yanı sıra Containment Operasyonunda (Afgan eroinin Batı Avrupa’ya akışını azaltma amaçlı bölgesel program) kilit bir rol oynamaya devam etmektedir. Türk Ulusal Polisi altında kurulu olan TADOC; Türkiye’deki uyuşturucu suiistimaliyle mücadelede kilit kurum olmaya devam etmektedir. 2004 yılında,  Türk Ulusal Polisi; uyuşturucu eğitim programlarını ve önleme birimlerini ülke bölgelerini kapsayacak şekilde, çeşitli ilçe birimlerini kurarak arttırmıştır. Bu birimler; Hükümetin uyuşturucu önleme çabalarına katılım çerçevesinde, çeşitli illerde ailelere, öğretmenlere ve öğrencilere yoğunlaştırılmış eğitim programları uygulamaktadırlar.

Başarılar: TADOC; ulusal ve bölge ülkelerinin kanun uygulayıcılarına, başta uyuşturucu ve karapara ile mücadele alanında olmak üzere toplam 79 eğitim programı düzenlemiştir. Bu eğitim programlarından üç tanesi, Birleşik Devletler Hükümeti tarafından sağlanmıştır. TADOC’ta; Afganistan, Merkez Asya ve Balkanlar’dan toplam 257 yabancı görevli eğitim görmüştür. İlk defa bu yıl Suriyeli görevliler TADOC’ta uyuşturucu ile mücadele eğitimi almışlardır. Birleşmiş Milletler,  2004 yılında, Türkiye’de 6 büyük ilde bir uyuşturucu suiistimali anketi düzenlemiştir. Sonuçlar; Türkiye’de son yıllarda uyuşturucu suiistimalinde önemli bir artışın olmadığı yönünde idi. TADOC Akademisinin yöneticisi; bu durumu, Türk Ulusal Polisinin Türkiye’deki etkin eğitim ve önleme çabalarına bağladı.

Kanun Uygulayıcıların Çabaları: 22 Aralık 2004 tarihi itibariyle; Türk kanun uygulayıcı birimler 8.9 ton eroin, 4.7 ton baz morfin, 10.8 milyon sentetik uyuşturucu, 8.9 ton haşhaş ve 206 kg kokaine el koymuşlardır. Ayrıca; uyuşturucu bağlantılı 15.187 tutuklama gerçekleştirilmiştir.

Yolsuzluk: TBMM Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu, Haziran 2003’te, yolsuzluk sorunu ile ilgili yolsuzluğun nedenleri ve çözümleri konusunda bir rapor yayınlamıştır. Rapor; kamu yönetiminde şeffaflığın arttırılması, denetimin güçlendirilmesi, daha kaliteli personel alımı, uluslararası yargı standartlarına uyulması, kamu ve iş alanında eğitimin arttırılması önerilerini getirmektedir. TBMM Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu, eski Başbakan ve beş bakan hakkında detaylı bir soruşturma yürütmektedir. Soruşturmanın sonuçları Yüce Divana gönderilmiştir. Bu görevliler için dava henüz kesinleşmemiştir. 2004 yılında yolsuzlukla mücadele alanında Hükümetin en önemli girişimlerinden biri de; Yolsuzlukla Mücadele Taslak Kanununun hazırlanmasıdır. Kanun şu an TBMM’nin gündemindedir. Kanun kamu sektöründe çalışan görevlilere çalışma etiği ve yolsuzluk konularında periyodik eğitimler düzenlenmesini getirmektedir. Bu yıl içinde, Hükümetin Meclis’e sunduğu başka bir kanun ise, 9 Aralık tarihinin Yolsuzlukla Mücadele Günü olarak ilan edilmesi ile ilgiliydi.

Anlaşmalar ve Sözleşmeler: Türkiye; 1961 BM TEK Sözleşmesi, 1972 Protokolü, 1971 BM Psikotrop Maddeler Sözleşmesi ve 1988 BM Uyuşturucu Sözleşmesi’ne taraftır. Türkiye, aynı zamanda BM Sınır Aşan Suçlarla Mücadele Sözleşmesi ve Ek Üç Protokolüne de taraftır. Birleşik Devletler ve Türkiye, 1981 tarihli Karşılıklı Adli Yardım ve Suçluların İadesi Anlaşmasına göre işbirliğinde bulunmaktadırlar.  

Ekim/Üretim:  Yasadışı uyuşturucu ekimi, özellikle esrar ekimi çok ufak miktarlarla sınırlı olmakla birlikte, Birleşik Devletler üzerine bir etkisi bulunmamaktadır. Türk Mahsulleri Ofisi yasal afyon üretimini, yasadışı piyasaya kaymasına müsaade etmeyecek şekilde kontrol etmektedir.

Uyuşturucu Akışı/Geçişi: Türkiye eroinin Avrupa’ya taşınmasında, ana geçiş, depolama, üretim ve planlama bölgesi olarak işlev görmektedir. Türkiye’de üslenen kaçakçılar ve tacirler; laboratuar operatörleri ve Türkiye dışındaki karapara aklayanlarla koordineli çalışmaktadırlar. Bu kişiler; Türkiye üzerinden gerçekleştirilen afyon kaçakçılığını kontrol ve finanse etmektedirler. Türkiye’ye ulaşan afyonun büyük bir kısmı Afganistan kökenlidir. Morfin ve baz eroin İran yoluyla Pakistan’dan gelmektedir. Binlerce ton afyon ve haşhaş deniz yoluyla Pakistan’dan Akdeniz, Ege ve Marmara Denizine taşınmaktadır. Afyon ve haşhaş aynı zamanda Afganistan’dan Türkmenistan, Azerbaycan ve Gürcistan yoluyla Türkiye’ye kaçırılmaktadır. Türkiye’deki kaçakçılar; eroin yapımında kullanılan kimyasallar ile asetik anhidriti Batı Avrupa, Balkanlar ve Rusya’daki kaynaklardan elde etmektedirler. 2004 mali yılı içinde, Türkiye’de 1.5 ton asetik anhidrit yakalanmıştır. Türkiye’deki kaçakçılar çeşitli bölgelerdeki eroin laboratuarlarını kontrol etmektedirler. Bazı duyumlara göre; bunlardan bir kısmı İran’da, Türk-İran sınırına yakın yerlerdeki eroin laboratuarlarına yönelmektedirler. Türk kaçakçılar, Batı Avrupa piyasasına ulaşan eroinin büyük kısmını kontrol altında tutmaktadırlar. 

2004 yılında, Türk makamları ülkedeki sentetik uyuşturucu yakalamalarında bir artışın yaşandığını bildirdiler. Türk kanun uygulayıcılar ülkede, şimdiye kadar sentetik uyuşturucu üretiminde büyük bir artışın yaşanmadığını söyleseler de, Türk Ulusal Polisi Aralık ayında, Uşak’ta bir sentetik uyuşturucu laboratuarı ele geçirdiğini açıkladı. 2004 yılında, Türkiye’de, toplam 7.7 milyon adet sentetik uyuşturucu, amfetamin ve Ecstasy yakalandı.

Talep Azatlımı: Türkiye’de uyuşturucu kullanımının diğer ülkelere oranla daha düşük olmasına rağmen, uyuşturucu müptela sayısı gittikçe artmaktadır. Uyuşturucu ile mücadele birimleri eğitim programları için ihtiyacın altında fonlarla görev yapmak durumunda kalmaktadırlar. 2004 yılı itibariyle, 6 tane Alkol ve Madde Tedavi ve Eğitim Merkezi bölgesel uyuşturucu tedavi merkezi olarak kurulmuştur. Ayrılan fonların yetersiz olması sebebiyle, merkezlerden sadece bir tanesi uyuşturucu önlemede tedavi yöntemini kullanabilmektedir. En son klinik Ankara’da 2004 yılında açılmıştır ve ülke genelinde uyuşturucu ve alkol tedavi ve eğitimini koordine etmektedir. Sağlık Bakanlığı 1995 yılından beri, kaynak sıkıntısı sebebiyle, uyuşturucu suistimali anketi gerçekleştirememiştir. 2004 yılında, Birleşmiş Milletler Türkiye’deki 6 büyük ilde uyuşturucu suistimali ile ilgili bir anket gerçekleştirmiştir. Anketler; daha önce yerel sivil toplum örgütlerince temin edilen bilgilerin aksine, uyuşturucu kullanıcısı sayısında bir artışın yaşanmadığını göstermektedir.  

IV. Birleşik Devletler Politika Girişimleri ve Programları

1999 yılı boyunca; Birleşik Devletler Hükümeti yıllık yardımları 500.000 $’a çıkarmıştır. Bu program sonuçlandırılmasına rağmen, 2004-2005 yıllarında, uyuşturucu ile mücadele programları için daha önceden üzerinde anlaşılan yaklaşık 100.000 $’lık  bir fon harcanacaktır.

Birleşik Devletler uyuşturucu ile mücadele kurumları Türk yetkililer ile mükemmel bir işbirliğinde bulunduklarını bildirdiler. Türk uyuşturucu ile mücadele birimleri Birleşik Devletler ve diğer uluslararası kanun uygulayıcı birimlerden aldıkları eğitim ve teçhizata dayalı olarak teknik olarak gelişmiş ve profesyonelleşmiştir.

Birleşik Devletler politikaları, Türkiye’nin uyuşturucu kaçakçılığı, karaparanın aklanması ve mali suçlarla mücadele alanlarındaki kabiliyetlerini güçlendirecektir.

 

KARA PARANIN AKLANMASI VE MALİ SUÇLAR

Raporda, uyuşturucu kaçakçılığıyla kara para aklama suçlarının el ele gittiği ve ikisini ayırtmanın güç olduğu yer alırken, Türkiye'nin Orta Asya, Kafkaslar, Ortadoğu ve doğu Avrupa için önemli bir bölgesel finansal merkez olduğu anlatıldı. Ancak yerel uyuşturucu kaçakçılarının, Türkiye'de aklanan kara paranın sadece küçük bir kısmından sorumlu olduğu belirtildi.

Türkiye'de kara para aklamada temel kaynağın vergi kaçakçılığı ve kayıt dışı ekonomiden geldiği ifade edildi. Raporda, gözlemcilere göre ekonominin yüzde 50'sinin kayıt dışı olduğu da savunuldu. Vergi kaçırmanın büyük bir sorun olması nedeniyle Türk hükümetinin vergi yönetimini reformdan geçirdiği ve vergi toplamayı daha düzenli bir hale getirmeyi planladığı kaydedildi. Raporda, Türkiye'de, kaçak mallar için önemli büyüklükte bir karaborsa faaliyeti bulunmadığı anlatıldı. Raporda, Türkiye'de 21 serbest ticaret bölgesi olduğu, ancak bunların kara para aklama veya terörist faaliyetlerin finansmanı operasyonlarında kullanıldığına dair hiçbir işaret bulunmadığı vurgulandı.

Kara para aklama faaliyetlerinin hem bankalar hem de banka dışı finansal kurumlar aracılığıyla yürütüldüğü, sınır ötesi döviz kaçakçılığı, ülke içine ve dışına para transferi, ev, altın ve lüks otomobil gibi yüksek değerli alımların kara para aklama yöntemleri olarak kullanıldığı belirtildi.

Raporda, Türkiye'de üslenen uyuşturucu kaçakçılarının Pakistan ve Afganistan'daki uyuşturucu merkezlerine ödemeleri, İstanbul'daki döviz büroları aracılığıyla yaptığına inanıldığı yer aldı. Bu döviz bürolarının ellerindeki fonları, Türk bankaları aracılığıyla Dubai başta olmak üzere Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki bölgelere transfer edildiği, daha sonra bu paranın alternatif yöntemlerle Pakistan ve Afganistan'daki uyuşturucu kaçakçılarına ulaştırıldığı kaydedildi.

Kara para aklamaya karşı hükümetin etkili mücadele yürüttüğü ve yeni kanunlarla mücadelesini güçlendirdiği belirtildi. Ancak raporda, geçen yıl 500 kara para aklama vakasının tespit edilmesine rağmen sadece bir davada ceza verildiği ve bu kararın da daha sonra bozulduğu anlatıldı.

Türkiye'de teröristlerin finansmanına yönelik bir girişimin tespit edilemediği belirtilirken, kar amacı gütmeyen organizasyonların tek bir yerde topluca kayıtlı olmaması ve bu kuruluşların üzerinde denetimin az olması, terörizmin finansmanında kullanıma meydan verebilecek zayıf bir nokta olarak değerlendirildi.

Raporda, Türkiye'de terörist faaliyetlerin finansmanının yasak olmasına karşılık, teröristlerin mal varlıklarını donduracak yasal bir mekanizma bulunmadığı, bu tip mekanizmaların oluşturulması gerektiği kaydedildi.