|
FATİH İLÇESİ İNSANLIK TARİHİ GİBİ
8400 yıllık mazisi önümüzde
olan üç imparatorluğa başkentlik yapmış Fatih ilçemizi son 60 yıldır
bilhassa belediyelerimiz eliyle talan ettik, Tarihi otantik
değerlerini yok ederek il merkezimizi merdiven altı imalathanelerle
doldurduk, 30 yıldır bu uygulama kanunen yasaklanmış olsa da,
galeriler gibi ilçedeki imalathaneleri söküp sanayi sitelerine
göndermeyi beceremedik, Bu beceriksiz idarecilerimiz şimdi
ilçenin simgesi olan tarihin en leziz marullarının yetiştiği
Yedikule bostanlarının son kalan örneklerini de yok etmek için,
kendi yaptıkları imar planlarında korunacak emrini görmezliğe
gelerek, Bütün karşı çıkmalara rağmen fiziki müdahale yaparak
bostanların yok edişini ancak seyrettik.
Fatih ilçemiz ve İBB belediyeleri ilçemize yaşattıkları
"tarihi talan" yönetiminde ısrarlı, hukuk seyrediyor, yada ipe un
seriyor. Ne olacak bu güzide şehrin hali diye sorduğumuzda
gördüğümüz gerçek 5366 sayılı yasa ile ilçeyi
"Turizm-Ticaret-Konaklama" alanı yapmak için ne gerekirse
yapıyorlar.
Hukuk ve temayüller kendilerine izin vermemiş olsa bile
bir adım geri attıramıyor, hukukun kendilerine mani olmasını
sağlayamıyoruz. Bu gerçekler ışığında gelecekte Fatih ne olacak diye
sorduğumda korkunç kabuslar görmeye başlıyorum |
| BU
DEVASA PARK MEVCUT HALK İÇİN Mİ? YEDİKULE KONAKLARI VE DEVAMI İÇİN
Mİ?
Hemen 200 metre ileride buna benzer çok büyük parklarımız var, halkımız
buralardan gereği gibi faydalanamıyor, kimisinin kapısı kilitli,
kimisinde alkolikler aileleri rahatsız ediyor. Koca Sahil bandındaki
parklarımızdaki durum bundan farklı değil, Aşağıda yeni planlanan
Yedikule Belgrat kapı arası park alanı ilçedeki örnekleri gibi
birilerine RANT kapısı olacak projeye benziyor. Halkın ihtiyacından
ziyade başka mahfillerin ihtiyacı için buraya milyonlar harcanıyor. |
|
İstanbul Büyükşehir
Belediyesi’nin Yedikule Kapı ile Belgrad Kapı Arasında Kara Surları
İç Koruma Rekreasyon Projesi projesi nedeniyle yıkılma tehdidi ile
karşı karşıya bulunan Yedikule Bostanları ile ilgili Yedikule
Bostanlarını Koruma Girişimi bir basın açıklaması yayınladı.
“İstanbul suriçinin son bostanları “Yedikule Kapı ile Belgrad Kapı
Arasında Kara Surları İç Koruma Rekreasyon Projesi” inşaatı ve dolgu
toprağı altında kalmak üzere; oysa yüzlerce yıllık geçmişi olan bu
tarihi bostanlar parkla birlikte iç içe yaşatılabilir
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, “Yedikule Kapı ile Belgrad Kapı
Arasında Kara Surları İç Koruma Rekreasyon Projesi” adıyla
uygulamaya başladığı park projesini sadece tadil ederek, İstanbul’un
Osmanlı mirasının önemli ve neredeyse tümüyle yok olmuş bir boyutunu
koruyabilir.
Sur dibinin rekreasyonunu hedefleyen proje, Yedikule ve Belgrad Kapı
bölgesinin yeşil alan ihtiyaçları gözetilerek tasarlanmıştır. Tarihi
Yedikule bostanları ise şehir ile tabiatın iç içe yaşayabildiği çok
nadide ve başarılı modellerden biridir. Maalesef bu modelin
İstanbul’da son örneklerindendir. Fatih Belediyesi’nin rekreasyon
projesini tadil ederek bu değerli kültürel mirasa sahip
çıkabileceğini düşünüyor ve park tasarımının sur dibinde var olan
tarihi dokuyu da koruyacak şekilde yeniden ele alınmasını
öneriyoruz.
Yedikule bostanları olarak anılan kent içi tarım alanının tarihi,
sur dibindeki diğer bostanlar gibi Bizans dönemine uzanır. İstanbul
yüzlerce sene şehircilikle tarımı birleştirmiş ve hâlâ, gerçi çoğu
efsane haline gelmiş olsa da isimleriyle yaşayan bir çok ürünle
kendine has bir biyo çeşitlilik barındıran bir şehirdir.
Sur etrafındaki bostanlar İstanbul’un organik bütünlüğünün önemli
bir parçasıdır. Şu günlerde moloz dökülerek niteliksizleştirilen,
Yedikule’nin hemen kuzeyindeki bostanın tarihi ise zirai faaliyetler
açısından özellikle önemli bir dönem olan 18. yüzyıla uzanmaktadır.
Ahşap bostan evi, ahırı, kuyusu, su havuzu ve buradan bostana uzanan
su kanalları ile burası, Osmanlı İstanbul’unun kentsel tarihinin,
özellikle de kent içi tarım alanı mirasının günümüze ulaşabilmiş tek
örneğidir. Dünya şehircilik tarihinde de kent içi tarım alanlarının
örnekleri yok denebilecek kadar azdır. Bu bahçeyi İsmail Paşa ismi
ve sınırları ile gösteren en eski harita 1786 tarihlidir. Bütünlüğü
ile korunmuş, surla ve suriçi ile bağlantısı açısından tekil bir
kent mirası olan bu tarihi alanı muhafaza etmek muazzam bir
fırsattır.
Bu mirası hatırlamak, korumak, bostanı tarihi ve bugünkü kullanımı
ile mahallenin ve şehrin gündelik hayatı içerisinde yaşatmak
istiyoruz. İsmail Paşa bostanının ve yakınında, tasarlanan park
alanı içinde kalan diğer küçük bostanların, işlevlerini sürdürerek
benzersiz bir eğitim alanı ve kültürel değer olabileceğine
inanıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı’nın başlatmayı planladığı çevre
derslerinin öğretilebileceği ve uygulanabileceği en güzel
laboratuvarlar bu tür yerlerdir; çünkü çevre dediğimiz şey her zaman
kültürel mirasla iç içedir. Yedikule’de o birlikteliğin, hem şehir
ile tabiatın hem de çevre ile kültürel mirasın iç içeliğinin en
güzel örneklerinden biriyle karşı karşıyayız. Ecdad yadigarından
konuşacaksak, Yedikule’de çok kıymetli bir ecdad yadigarının,
birikiminin bakiyesinin hemen yanı başındayız.
Park projesi planlandığı şekliyle uygulanırsa İstanbul’un tarihsel
mirasının önemli bir unsurunun son izi de bizzat şehrin yönetimi
tarafından yok edilmiş olacaktır. Bunun sorumluluğu da tarihsel
olarak şimdiki yöneticilerin üzerinde kalacaktır.
10 Temmuz itibariyle bahsi geçen bostan alanının iş makineleri
tarafından kalın bir moloz tabakasıyla tamamen kaplanmış olduğu
anlaşılmaktadır. Buna rağmen önümüzdeki günlerde projede tadilata
gidilip bostan alanının temizlenmesi, münbit zeminin yeniden
kazanılarak parka dahil edilmesi, ve bu benzersiz kentsel değerin
tarihi dokusunu koruyarak yeniden değerlendirilmesi mümkündür.
Elimizde gerçekten büyük bir fırsat var, bu fırsatı kaçırmayalım.
Yedikule Bostanlarını Koruma Girişimi“ |