|
5366 sayılı Yasaya göre kentsel
dönüşüm (yenileme) alanı koşulları ?
5366 sayılı Yasa
uyarınca hazırlanan, 17.11.2005 günlü, 2005/9668 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan ve 14.12.2005 günlü,
26023 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan
5366 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin tanımlar
başlıklı 4. maddesinin (f) bendinde "Yenileme alanı, sit ve
koruma alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu
bölgelere ait koruma alanlarının içinde, sınırları yetkili
idarenin teklifi üzerine Bakanlar Kurulu'nca kabul edilerek
belirlenen alanları" ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
5366 sayılı Yasa uyarınca bir bölgenin yenileme alanı olarak
saptanabilmesi için bölgenin sadece sit alanı ve koruma
alanlarını içermesi yeterli olmayıp, aynı zamanda bu
özellikteki alanın yıpranmış ve özelliğini kaybetmeye yüz
tutmuş olduğunun da ortaya konulması gerekmektedir.
Dava, Ankara Tarihi Kent Merkezi kapsamında yer alan Ulus,
Hacıbayram Camii ve Civarı, Bentderesi İle Ankara Kalesi ve
Civarını kapsayan alanın 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve
Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve
Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun'un 2.maddesi
uyarınca "Yenileme Alanı" olarak tespit edilmesine ilişkin
07.09.2005 günlü, 25929 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan
08.08.2005 günlü, 2005/9289 sayılı Bakanlar Kurulu kararı,
yenileme alanı olarak tespit edilen bölge içerisinde bulunan
Ankara İli, Altındağ İlçesi, Ahiyakup Mahallesi, 8782 ada,
1, 13 sayılı parseller ile 8 pafta, 31 ada, 4 sayılı parsel
ile üzerindeki yapıların da Ankara Büyükşehir Belediye
Başkanlığı tarafından kamulaştırılmasına, 2942 sayılı
Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesine göre "Acele
Kamulaştırmanın" uygulanmasına ilişkin 21.03.2007 günlü,
26469 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu'nun
15.03.2007 günlü, 2007/11836 sayılı kararı ile bu karar
uyarınca Ankara Büyükşehir Belediye Encümeni'nin 02.08.2007
günlü, 745.3253 sayılı acele kamulaştırma yapılmasına
ilişkin kararı ve bu kararın tashihine ilişkin anılan
encümenin 18.10.2007 günlü, 935 sayılı kararının iptali ve
yürütmenin durdurulması istemiyle açılmıştır.
Danıştay Altıncı Dairesi, 26.5.2008 günlü, E:2008.2283
sayılı kararıyla; uyuşmazlık konusu taşınmazın içerisinde
yer aldığı, sit alanı olarak tescil ve ilan edilen Ankara
Tarihi Kent Merkezinin, gelişimine uygun olarak yeniden inşa
ve restore edilerek, bu bölgede konut, ticaret, kültür,
turizm ve sosyal donatı alanlarının oluşturulması, doğal
afet risklerine karşı önlemler alınması yolundaki 5366
sayılı Yasanın öngördüğü amaçların gerçekleştirilmesine
dönük olarak yenileme alanı olarak ilan edilmesine ilişkin
dava konusu Bakanlar Kurulu Kararında, dava dilekçesindeki
iddialar da göz önünde tutulduğunda, kamu yararına ve hukuka
aykırı bir yön bulunmadığı, davacının mülkiyet hakkının
ihlal edildiği yolundaki iddiasına gelince, Anayasanın
mülkiyet hakkının sınırlandırılmasına olanak tanıyan
düzenlemeleri uyarınca dava konusu edilen Bakanlar Kurulu
Kararı ile yenileme alanının tespit edildiği, bu yönüyle
hukuka aykırılık taşımadığı, yenileme alanı kararının
kapsadığı alanın büyüklüğü, bu alan kapsamında yer alan
taşınmazların çokluğu nedeniyle, yenileme alanının sınır
koordinatları yoluyla kroki şeklinde belirlenerek
gösterilmesinin teknik bir gereklilik olup, mülkiyet
hakkının bu şekilde ihlal edildiği iddiasının yerinde
görülmediği, acele kamulaştırmaya ilişkin işlemler yönünden
uyuşmazlık incelendiğinde; 5366 sayılı Yasanın 2. ve 4.
maddelerinde yer alan kamulaştırma yapılır hükümlerine göre,
bu yasa uyarınca yapılacak kamulaştırmalarda 2942 sayılı
Yasanın acele kamulaştırmayı içeren 27. maddesi de dahil tüm
hükümlerinin uygulanmasının öngörüldüğü; dosyanın
incelenmesinden, Bakanlar Kurulu'nun 15.03.2007 günlü,
2007/11836 sayılı Kararında, Ankara Tarihi Kent Merkezi
kapsamında yer alan ve 08.08.2005 günlü, 2005.9289 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararı ile yenileme alanı olarak tespit
edilen bölgenin Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından
kamulaştırılmasında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun
27.maddesinin uygulanmasının öngörüldüğü, bu karar uyarınca,
Ankara Büyükşehir Belediye Encümeni tarafından, yenileme
alanı içerisinde oluşturulan etap içerisinde anılan Yasa
uyarınca acele kamulaştırma işlemlerine başlanıldığı,
yenileme alanı içerisindeki etap sınırında meydana gelen
değişiklik üzerine de önceki belediye encümeni kararının
tashihi yolunda karar alındığı, bu kararların alınmasından
önce 1.5000 ve 1.1000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve
uygulama imar planı ve notlarının Ankara Yenileme Alanı
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 17.05.2007
günlü, 25 sayılı kararı ve düzeltme içeren 03.10.2007 günlü,
68 sayılı kararı ile uygun bulunduğu, uyuşmazlık konusu
taşınmazların bu planlar kapsamında yer aldığının
anlaşıldığı, uyuşmazlığa konu edilen, yenileme alanı olarak
tespit edilen bölgenin kamulaştırılmasında 2942 sayılı
Kamulaştırma Kanunu'nun 27.maddesinin uygulanmasının
kararlaştırıldığı ve "aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar
alınacak haller" kapsamında dava konusu kararın alındığı
görülmekte olup, bu durumda aceleliği gerektiren durumun
varlığı yönünden yargısal incelemenin yapılmasının
gerektiği, tarihi ve kültürel yapı ile bu özellikleri
taşıyan alanlarla ilgili çalışmaların güç ve zahmetli bir iş
olduğu kadar, bu bölgelerin ruh ve yapısının geniş bir zaman
dilimi içerisinde yok olmakla karşı karşıya kalması
nedeniyle, tarihi ve kültürel varlıkların ve değerlerin
korunması amacıyla yenileme alanları içerisinde yıpranan ve
özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş alanların yeniden inşa ve
restore edilerek, bu bölgede konut, ticaret, kültür, turizm
ve sosyal donatı alanlarının oluşturulması, doğal afet
risklerine karşı önlemler alınmasına yönelik olarak
kamulaştırılmasında acele kamulaştırmaya ilişkin hükümlerin
uygulanmasında kamu yararı bulunduğundan, dava konusu
Bakanlar Kurulu Kararında hukuka aykırılık görülmediği,
Ankara Tarihi Kent Merkezi kapsamında kalan ve 5366 sayılı
Yasa uyarınca yenileme alanı olarak tespit edilen bölgede
yapılacak kamulaştırmalarda acele kamulaştırma hükümlerinin
uygulanması kararı doğrultusunda ve bu alandaki plan
hükümlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla Ankara Büyükşehir
Belediye Encümeni tarafından alınan dava konusu kararlarda
da hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle yürütmenin
durdurulması isteminin reddine karar vermiştir.
Davacılar bu karara itiraz etmekte ve yürütmenin
durdurulmasını istemektedirler.
5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların
Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında
Kanun’un Amaç ve Kapsam başlıklı birinci maddesinde: "Bu
Kanunun amacı, büyükşehir belediyeleri, büyükşehir
belediyeleri sınırları içindeki ilçe ve ilk kademe
belediyeleri, il, ilçe belediyeleri ve nüfusu 50.000'in
üzerindeki belediyelerce ve bu belediyelerin yetki alanı
dışında il özel idarelerince, yıpranan ve özelliğini
kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma
kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler
ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine
uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde
konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları
oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler
alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların
yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasıdır.
Bu Kanun, yukarıda belirtilen amaçlar doğrultusunda
oluşturulacak olan yenileme alanlarının tespitine, teknik
altyapı ve yapısal standartlarının belirlenmesine,
projelerinin oluşturulmasına, uygulama, örgütlenme, yönetim,
denetim, katılım ve kullanımına ilişkin usûl ve esasları
kapsar" kuralı yer almıştır.
Anılan Yasanın Alanların Belirlenmesi başlıklı 2.maddesinde
ise: "Yenileme alanları, il özel idarelerinde il genel
meclisi, belediyelerde belediye meclisi üye tam sayısının
salt çoğunluğunun kararı ile belirlenir. İl özel idaresinde
il genel meclisince, büyükşehirler dışındaki belediyelerde
belediye meclisince alınan kararlar Bakanlar Kuruluna
sunulur. Büyükşehirlerde ise ilçe ve ilk kademe belediye
meclislerince alınan bu kararlar, büyükşehir belediye
meclisince onaylanması halinde Bakanlar Kuruluna sunulur.
Bakanlar Kurulu projenin uygulanıp uygulanmamasına üç ay
içinde karar verir.
Bakanlar Kurulunca kabul edilen alanlardaki uygulama bir
program dahilinde etap etap projelendirilebilir.
Etap proje ve programları, meclis üye tam sayısının salt
çoğunluğunun kararı ve belediyelerde belediye başkanının, il
özel idarelerinde valinin onayı ile uygulamaya konulur.
Belirlenen alan sınırları içindeki tüm taşınmazlar,
belediyece ve il özel idaresince hazırlanacak yenileme
projelerinin kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca
karara bağlanmasını müteakip bu Kanuna göre yapılacak
yenileme projesi hükümlerine tâbi olurlar. Büyükşehir
belediye sınırları içinde büyükşehir belediyelerinin
yapacaklarının dışında kalan yenileme projeleri, ilçe ve ilk
kademe belediyelerince hazırlanması ve meclislerinde
kabulünden sonra büyükşehir belediye başkanınca onaylanarak
yürürlüğe girer. Buna göre kamulaştırma ve uygulama yapılır.
Yenileme alanlarının teknik altyapı ve yapısal standartların
oluşturulması, bu alanların yönetimi ile örgütlenme ve
uygulama alanlarında bulunan hak sahiplerinin veya bölge
halkının katılımına dair usûl ve esaslar yönetmelikte
belirlenir" kuralları bulunmaktadır.
5366 sayılı Yasa uyarınca hazırlanan, 17.11.2005 günlü,
2005.9668 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan ve
14.12.2005 günlü, 26023 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak
yürürlüğe konulan 5366 sayılı Kanunun Uygulama
Yönetmeliği'nin tanımlar başlıklı 4. maddesinin (f) bendinde
"Yenileme alanı, sit ve koruma alanı olarak tescil ve ilan
edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının
içinde, sınırları yetkili idarenin teklifi üzerine Bakanlar
Kurulu'nca kabul edilerek belirlenen alanları" ifade eder
şeklinde tanımlanmıştır.
Yukarıda yer verilen düzenlemeler uyarınca bir alanın 5366
sayılı Yasa uyarınca yenileme alanı olarak belirlenebilmesi
için öncelikle bu bölgenin kültür ve tabiat varlıklarını
koruma kurulunca sit alanı olarak tescil ve ilan edilmiş
olan bölge ve bu bölgelere ait koruma alanları içinde yer
alması ve yine aynı bölgenin yıpranmış ve özelliğini
kaybetmeye yüz tutmuş olması gerekmektedir.
Davalı idarelerce, uyuşmazlığa konu taşınmazın da yer aldığı
bölgenin 12.4.1980 günlü, A-2167 sayılı Gayrimenkul Eski
Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu kararı ile belirlenen
Ankara Tarihi Kent Merkezi kapsamında yer aldığı, bu
kapsamda anılan karar ile bölgede arkeolojik ve kentsel sit
alanları ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının
tespit ve tescilinin yapıldığı, 1.1000 ölçekli Ulus Tarihi
Kent Merkezi Koruma Amaçlı İmar Planının Ankara Kültür ve
Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 10.11.1989 günlü, 954
sayılı kararı ile uygun görüldüğü, daha sonra Kültür ve
Turizm Bakanlığı tarafından ihale edilerek yeniden
yaptırılan Ankara Eski Kent Dokusu Koruma Amaçlı İmar
Planlarının Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Kurulu'nun 02.07.2004 günlü, 9280 sayılı kararı ile uygun
görülüp, 1.5000 ve .1000 ölçekli nazım ve uygulama imar
planlarının Altındağ Belediye Meclisi'nin 08.02.2005 günlü,
26 sayılı kararı ve Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi'nin
14.09.2005 günlü, 2405 sayılı kararı ile onaylandığı, bu
kapsamda yenileme alanı sınırlarına ilişkin Ankara
Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 15.07.2005 günlü, 1952
sayılı kararı sonrasında dava konusu Bakanlar Kurulu
Kararının alındığı, yenileme alanının 266,81 hektarı
kapsadığı, Ankara Tarihi Kent Merkezi Yenileme Alanı
içerisinde Ulus, Kale, Eski Kent Dokusu ile Roma Hamamı'nın
yer aldığı belirtilmektedir.
Ancak, dosyanın incelenmesinden, yenileme alanı sınırlarının
tespitine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararında, alanın
büyüklüğü nedeniyle sınırın X ve Y koordinatları şeklinde
belirtilmekle yetinildiği ve Ankara Tarihi Kent Merkezi
kapsamında sit alanı ve koruma alanı olarak belirlenen
bölgenin sınırlarının bu kararda işaretli olmadığı,
dolayısıyla sit alanı ve koruma alanı sınırları ile yenileme
alanı sınırlarının çakışıp çakışmadığının anlaşılamadığı,
buna ilişkin olarak dosyada başkaca bir belge de olmadığı
anlaşıldığından, yenileme alanı sınırı tespitine ilişkin
Bakanlar Kurulu kararının bu yönüyle 5366 sayılı Yasaya
uygun olup olmadığının tespiti yapılamamıştır. Bu aşamada,
belirtilen hususun teknik bir bilgiyi gerektirmesi nedeniyle
konusunda uzman bilirkişi kurulunca yerinde yaptırılacak
keşif ve bilirkişi incelemesinden sonra konunun açıklığa
kavuşturulması gerekmektedir.
Davacı tarafından, yenileme alanı sınırının iptali
istenilirken her ne kadar açıkça sınırın 5366 sayılı Yasa'ya
aykırı olarak belirlendiği, bölgenin Yasa kapsamındaki
şartları taşımadığı öne sürülmemişse de; iptal davalarında
re'sen araştırma ilkesi çerçevesinde iptali istenilen idari
işlemin hukuka ve kamu yararına uygunluğunun tespiti
amacıyla işlemin tüm unsurları yönünden idari yargı yerince
incelenebileceği açık olduğundan, olayda da öncelikle
yenileme alanı sınırına yönelik olarak sınırın 5366 sayılı
Yasa'ya uygun olarak belirlenip belirlenmediğinin yargı
yerince tespiti gerekeceği açıktır. Diğer taraftan, 5366
sayılı Yasa uyarınca bir bölgenin yenileme alanı olarak
saptanabilmesi için bölgenin sadece sit alanı ve koruma
alanlarını içermesi yeterli olmayıp, aynı zamanda bu
özellikteki alanın yıpranmış ve özelliğini kaybetmeye yüz
tutmuş olduğunun da ortaya konulması gerekmektedir. Bu
durumda, yerinde yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesi
ile, yenileme alanı sınırının 5366 sayılı Yasa'ya uygun
belirlenip belirlenmediğinin yanısıra, bölgenin anılan Yasa
ile öngörülen şartları taşıyıp taşımadığı hususunun da
bölgenin bütünü incelenmek suretiyle ortaya konulması, bu
kapsamda uyuşmazlığa konu taşınmazların yenileme alanı
içerisinde yer almasının uygun olup olmadığının saptanması
suretiyle sonucuna göre işlem hakkında karar verilmesi
gerekirken, Danıştay Altıncı Dairesince bu yola
başvurulmaksızın yürütmenin durdurulması isteminin
reddedilmesinde isabet görülmemiştir.
Davanın acele kamulaştırılmaya ilişkin 15.3.2007 günlü,
2007.11836 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile bu karar
uyarınca davacıların taşınmazlarının acele kamulaştırılması
yolundaki 2.8.2007 günlü, 745.3253 sayılı Ankara Büyükşehir
Belediye Encümeni kararı ve bu kararın tashihine ilişkin
18.10.2007 günlü, 935 sayılı encümen kararına yönelik
kısmına gelince;
5366 sayılı Yasa'nın 2. ve 4. madde hükümleri ile yenileme
alanlarında kamulaştırma yapılabileceği belirtilmiş
olduğundan, anılan Yasa uyarınca yapılacak olan
kamulaştırmalarda 2942 sayılı Yasanın acele kamulaştırmayı
düzenleyen 27. maddesi hükmünün de uygulanabileceği açıktır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Acele kamulaştırma
başlıklı 27. maddesinde ise: "3634 sayılı Milli Müdafaa
Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması
ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar
alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü
durumlarda gerekli olan taşınmaz malların
kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler
sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile
mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın (Değişik ibare:
24/4/2001 – 4650.15 md.) 10 uncu madde esasları dairesinde
ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit
edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına (Değişik
ibare: 24/4/2001 – 4650.15 md.) 10 uncu maddeye göre
yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak
o taşınmaz mala el konulabilir." kuralına yer verilmiştir.
Anayasa'nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet
hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak
yasayla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin
düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır. Buna
göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma
yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu
yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının
korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu
çerçevede, 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi incelendiğinde,
kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının
uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu
istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak
düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada
olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış
ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el
konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli
Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt
savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen
olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça
sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin
korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma
yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda üçüncü
koşul olan aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar
verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin
olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel
nitelik taşıması gerektiği açıktır. Nitekim anılan maddenin
gerekçesinde de,
acele ve istisnai hallerde, Kanunun önceki hükümlerine
uyulmasının çeşitli sakıncalar yaratabileceği gibi, kamunun
büyük zararlara uğramasının da muhtemel olabileceği
belirtilerek maddede belirtilen şartların varlığına bağlı
olarak kıymet takdiri dışındaki bazı kanuni işlemlerin
sonraya bırakılarak, maddede öngörülen süre ve şekilde
taşınmaza el konulması düzenlenmiştir.
Tarihi ve kültürel değerlerin yok olmalarının önlenmesi, bu
değerlerin korunması ve yaşatılarak gelecek kuşaklara
aktarılması amacıyla, 5366 sayılı Yasa uyarınca yıprandığı
ve özelliğini kaybetmeye yüz tuttuğu tespit edilen tarihi ve
kültürel değerlerin bulunduğu taşınmazların 2942 sayılı
Yasanın 27. maddesinde yer alan koşullarla acele
kamulaştırılmalarında kamu yararının bulunduğunda tereddüt
olmamakla birlikte, 5366 sayılı Yasa uyarınca yenileme
projeleri kapsamında yapılacak olan kamulaştırmalarda,
Yasanın 4. maddesinde, yenileme alanlarında bulunan
yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında
anlaşma yolunun esas olduğu, anlaşma sağlanamayan hallerde
gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan
taşınmazların ilgili idarelerce kamulaştırılabileceğinin
belirtilmiş olduğu da gözönünde bulundurulduğunda, yenileme
projelerinin uygulanmasında öncelikle anlaşma yoluna
gidilmesi gerektiği, anlaşma sağlanamayan durumlarda
kamulaştırma yapılması ve bu halde de kamulaştırmanın 2942
sayılı Yasanın 27. maddesi uyarınca gerçekleştirilebilmesi
için ise yukarıda da açıklandığı üzere acele kamulaştırmanın
koşullarının gerçekleşmiş olduğunun açıkça ortaya konulması
gerektiği tabiidir.
Bu açıklamalar çerçevesinde, bakılmakta olan dava
değerlendirildiğinde, olayda yenileme alanı olarak
belirlenen sınırlarda uygulamanın etaplar şeklinde
projelendirildiği de gözönünde bulundurularak, projelendirme
aşamalarında projenin uygulanmasına yönelik olarak davalı
belediyece, öncelikle taşınmaz malikleri ile anlaşma yoluna
gidilmesi, anlaşmanın gerçekleşememesi halinde de yine ilk
önce olağan kamulaştırma yolunun tercih edilmesi, ancak 2942
sayılı Yasanın 27. maddesinde yer alan acelelik halinin
bulunduğunun saptanması halinde anılan madde uyarınca acele
kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik olarak
gerekli tespitler yapılıp sebepleri de belirtilmek suretiyle
başvuruda bulunulması ve bunun sonucunda da başvuruda
bulunulan taşınmazlara yönelik inceleme yapılarak koşulların
gerçekleşmesi halinde Bakanlar Kurulunca 2942 sayılı Yasanın
27. maddesi uyarınca aceleliğine karar verilmiş olan
taşınmazlara yönelik olarak acele kamulaştırma işlemlerinin
yürütülmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, Ankara Büyükşehir Belediye
Başkanlığı'nca 2.3.2007 günlü, 221 sayılı yazı ile İçişleri
Bakanlığı'na yapılan başvuruda; yenileme alanındaki
planların bittiği belirtilerek, bu alandaki
kamulaştırmaların 2942 sayılı Yasanın 27 nci maddesine göre
yapılabilmesi amacıyla Bakanlar Kurulunca izin verilmesi
için gereğinin yapılması istenilmek suretiyle genel bir
yetkinin talep edildiği ve hangi taşınmazların, hangi
zorunlu nedenlerle acele kamulaştırılmasının istenildiğinin
açıklanmadığı, belediyenin başvurusu üzerine, İçişleri
Bakanlığının başvuruyu iletmesi sonucunda da dava konusu
15.3.2007 günlü, 2007.11836 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının
alındığı anlaşılmaktadır.
15.3.2007 günlü, 2007.11836 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında
ise; Ankara Tarihi Kent Merkezi kapsamında yer alan ve
8.8.2005 günlü, 2005/9285 sayılı kararname ile yenileme
alanı olarak tespit edilen bölgenin Ankara Büyükşehir
Belediyesi tarafından kamulaştırılmasında, 2942 sayılı
Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesinin uygulanması,
İçişleri Bakanlığının 5.3.2007 tarihli ve 45303 sayılı
yazısı üzerine, anılan Kanunun 27 nci maddesine göre
Bakanlar Kurulunca kararlaştırılmıştır, denilmek suretiyle
anılan bölgeye ilişkin genel bir acele kamulaştırma yetkisi
verilmesi ve böylece acele kamulaştırılacak taşınmazları
tespit konusunda tamamen belediyeye takdir hakkı tanınmış
olması nedeniyle dava konusu Bakanlar Kurulu kararında 2942
sayılı Yasanın 27. maddesinin amacına ve uygulanma
koşullarına uyarlık görülmemiştir.
15.3.2007 günlü, 2007.11836 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı
yukarıda yer verilen gerekçelerle hukuka aykırı
bulunduğundan, bu karara dayanılarak tesis edilen, Ankara
Büyükşehir Belediye Encümeni kararları da dayanaklarının
kalmamış olması nedeniyle hukuka uygun bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacıların itirazının kabulü ile,
8.8.2005 günlü, 2005.9289 sayılı Bakanlar Kurulu kararı
hakkında yerinde yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesi
sonucuna göre yeniden bir karar verilmek üzere itiraza konu
Danıştay Altıncı Dairesi kararının bu bölümünün
kaldırılmasına, oyçokluğu ile, 15.3.2007 günlü, 2007.11836
sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Ankara Büyükşehir Belediye
Encümeninin 2.8.2007 günlü, 745.3253 sayılı ve 18.10.2007
günlü, 935 sayılı kararlarının ise olayda 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunun 4001 sayılı Kanunla değişik 27 nci
maddesinde öngörülen ve yürütmenin durdurulmasına karar
verilebilmesi için gerekli olan koşulların gerçekleştiği
anlaşıldığından yürütülmelerinin durdurulmasına oybirliği
ile 8.7.2008 gününde karar verildi.
K A R Ş I O Y
X- 8.8.2005 günlü, 2005/9289 sayılı Bakanlar Kurulu kararına
yönelik olarak yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi
için 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27 nci
maddesinde öngörülen koşulların bakılan uyuşmazlıkta
gerçekleşmediği anlaşıldığından, yürütmenin durdurulması
isteminin reddine ilişkin Daire kararına yapılan itirazın
reddi oyuyla, kararın bu bölümüne karşıyız.
Tarih: 09.09.2009 Saat: 10:09 Gönderen: imarhukukcusu
.http://www.imarhukukcusu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=1799 |