Müslüman Olarak azınlık hakları İstiyorum

TC. Anayasamızın 24'üncü maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 9'uncu maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 18'inci maddesine göre herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne: dinini veya inancını, tek başına veya topluca ve kamuya açık veya özel olarak öğretme, uygulama, ibadet etme hürriyetine sahip olduğu malumlarıdır.

Müslüman Olarak azınlık hakları İstiyorum
28 Haziran 2021 - 16:33 - Güncelleme: 27 Ağustos 2021 - 12:43
Türkiye'de Sünni Müslümanların bu hakları gerektiği gibi korunuyor mu?

Öncelikle İslam Cemaat olmayı emreder ve En takva (Liyakatlı olan) İmam yapın der.
Ülkemizde Sünni Müslümanların cemaat olması "Hukuksuz bir şekilde" Devlet memuru Diyanet tarafından engellenmektedir. 

İslamda Ruhbanlık yoktur
"Hıristiyanlıkla Müslümanlığı birbirinden ayıran önemli hususlardan birisi de ruhbanlık müessesesinin birisinde var, diğerinde yok olmasıdır. Hıristiyan topluluklarında, o dinin ruhanilerine bağlı olarak yürütülen teokratik (ruhani sulta) yönetim, İslam toplumunda yer bulmamıştır. İslam dininin insanı Allah’a yakın tutan, aradaki mesafeyi ve aracılık zincirlerini ortadan kaldıran özgürlükçü yapısı buna izin vermemiştir.

İslam, insanı Yüce Yaratıcı ile yüz yüze getirir ve bunu hiç kimsenin müdahalesi ve tasarrufu olmadan gerçekleştirir. İslam, rahiplere, papazlara ve kiliseye sahip değildir. İtaat yalnız Allah’adır. Dua ve ibadet yalnız O’nun önünde yapılır. İnsan aracılığı ile günah çıkarma yoktur. İnsanla Allah arasında vasıta görevi yapacak ikonlara lüzum yoktur. İslam bir taraftan Allah ile insan arasında aracısız ilişki kurarken, diğer taraftan insanla kainat arasında sağlam bir bağ oluşturur. "Em. Diyanet Başkanı     Prof. Dr. Mehmet Nuri Yılmaz"

Camileri inşa eden ettiren vatandaşlardır, Camiyi yapan dernek cami diyanete devredildikten sonra caminin bir kenarında cemaat ile irtibat oluşturacak faaliyetlerden men edilmiştir. Halbuki camiyi inşa eden irade orada İslamın bütün emirlerini eda edebilmeyi, Bu konuda STK olarak görev almayı düşüyorlardı.
Camiler "Cem olma" cemaat olma, İyilikleri, Sıkıntıları paylaşmak, İlmi-Kültürel eğitimlerin cemaate ve çocuklarımıza verilmesin sağlandığı mekanlardı. 
Osmanlı döneminde camiler ilkokul hükmündeydi. 
Cumhuriyet öncesi 30-40 yıl süren büyük savaşlar bu eğitimi aksatmış, bir-İki nesil yeterli eğitim alamamıştı.
Osmanlı dönemini eleştirenler bu gerçekleri kasıtlı görmezden gelmektedirler.

Milli eğitimin Din-Ahlak dersleri Hem laikliğe aykırı hemde yetersizdir. 
ülkemizdeki azınlıkların ibadethanelerine, İbadethane görevlilerine devlet olarak hiçbir dini baskı yapılmadığı halde Sünni Müslümanların Bütün ibadetleri laik Türkiye Cumhuriyeti kanun çıkararak müdahale ediyor, Kurana göre değil kendi inisiyatifine göre namaz memurları üzerinden yönetiyor. Bu İslami değildir, Laik TC. Anayasasına uygun değildir.

Ord. Prof. Ali Fuat Başgil'in "Din ve Laiklik" adlı eserinde bu konuyu etraflıca detaylandırmış, Devletin dini yönetmesinin doğru olmadığını, Diyanetin bir STK hüviyetinde faaliyet göstermesini tavsiye etmiştir.

Bu doğrultuda acilen Diyanet fesh edilmeli, Her cami cemaati İmamını her vakitteki cemaat içinden seçmeli (İslamda namaz Kıldırma memurlu yoktur), Cami dernek başkanı İmam olabilir, Bu imamlar ilçe Müftüsünü, İlçe müftüleri İl Müftüsünü, İl müftüleri Diyanet işleri Başkanını seçmelidir.
Bu STK Diyanet din hususunda istişari meclis kararları ile yönetilmeli, Devletin sadece hukuki anlamda denetleme görevini yaparken İslami hiçbir konuda tavsiye kararı dahi vermemesi gerekmektedir. 
Neticede TC. laik bir devlettir. Bütün dinlere eşit mesafede olması gerekli değil mi? Türkiye vatandaşlarının bir kısmına laikliğe uygun, çoğunluğuna devlet eliyle ruhban sınıfı tahsis etmenin hukuku nerede yazıyor?

Biz Merhum Ord. Prof. Ali Fuat Başgil'in önerdiği projenin hayata geçirilmesini diliyoruz.
Hazine gelirlerinin Din hizmetlerinde kullanılmasının doğru olmadığına inanıyoruz.
1908 öncesi mevcut İslami vakıf mal varlıklarının Müslüman cemaate devredilmesini, Vakıflar bankasının gerçek Faizsiz bankacılık yapacak şekilde cemaate devredilmesini bekliyoruz.

VAKIFLAR KANUNU
Kanun Numarası               : 5737
Kabul Tarihi                      : 20/2/2008
Yayımlandığı R.Gazete     : Tarih: 27/2/2008 Sayı : 26800
Yayımlandığı Düstur         : Tertip : 5  Cilt : 47  Sayfa:

 Vakıf kültür varlıklarının devri
             MADDE 30 – Vakıf yoluyla meydana gelip de her ne suretle olursa olsun Hazine, belediye, özel idarelerin veya köy tüzel kişiliğinin mülkiyetine geçmiş vakıf kültür varlıkları mazbut vakfına devrolunur.

Söz konusu bu kanun doğrultusunda Azınlık vakıf mülkleri geri verildiği gibi Sünni Müslüman vakıf mülkleri STK olarak oluşturulacak Yeni Diyanet teşkilatına devredilmesini bekliyoruz.
Faiz, Fuhuş, Alkol gibi İslam adına haram gelirlerin bulunduğu, Gayri islami vatandaşların haklarının olduğu genel bütçeden diyanete para aktarılmasına son verilmesini istiyoruz.

Diyanetin namaz memuru kadrolarının dağıtılması, camilerde kadrolu kayyım atanması, gerekli yerlerde din eğitimi için Hoca istihdam edilmesini, Dileyen ailelerin camilerde tesis edilecek kuran İslam kurslarına gönderilme hakkının tanınması gerekiyor.

Mevcut düzeni savunanların İslami gerçekleri bilmediği için mesnetsiz karşı olunmanın İslama uygun bir davranış olmadığını belgeleri ile cemaate öğretilmesi gerekiyor.
Ülkemizde özgürce Kilislerde, Havralarda, Sinegoglarda, Cem evlerinde uygulanan inanç eğitiminin STK Diyanete verilmesini talep ediyoruz.

Prof. Dr. Mehmet Nuri Yılmaz'ın konu ile ilgili makalesi 
 
Bu haber 528 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum