Bugun...


Üç İmparatorluk Başkentine yeni bir neşter
Kültür Bakanlığı açıkladı, tarihi yarımada korunması gereken kültür varlıklarının yeniden tespit edilip kayıt altına alınacağını duyurdu. Bu duyurunun altında yatan gerçeği belediyelerin tarihi eser kayıtlarından kurtulmak şeklinde anlayabiliriz. Bu güne kadar talan edilen Müslüman vakıfları artın envanterden silinecek demektir.

facebook-paylas
Tarih: 04-12-2018 08:12
Üç İmparatorluk Başkentine yeni bir neşter
+ -

Tarihi sur içi Fatih ilçemizde son 15 yıldır sık sık değiştirilen imar mevzuatı, Denetim zafiyeti, Siyasi baskılarla engellenemeyen “kaçak yapılaşma” sonucu ilçe imar mevzuatı açısından tanınmaz hale geldi.

Mesela Laleli, Ordu caddesi 15.50, arka sokaklar 12.50 Mt. olmasına rağmen gördüğümüzde binaların %90’ında kaçak kat var ve Binalar 6 ila 9 kat arasında değişiyor.
Bu durum hukuk açısından bir tehdit oluşturuyor, Söz konusu kaçak yapılaşmayı yapanlar, bunlara göz yumanlar, İskân verilmesi mümkün olmayan bu binalara ticaret ve konaklama ruhsatı veren resmi makamlar hakkında ertelenen yargı kararları sıkıntı oluşturuyordu.
İmar barışı adı altında Hem bu mahkemeler sonlandırıldı, Hem bu iskânsız binalara iskân ve ruhsat verilmesinin yolu açılırken Bu hukuksuzluğa göz yuman resmi erkânda soruşturmadan kurtularak rahat nefes almışlardı.

 

Elbette olan burada tamamen bitmiş değildi, Madalyonun diğer bir yüzü 2008 tarihli 5737 sayılı Vakıf yasasının gereği gibi uygulanmamasından doğan usulsüzlükler sorun olmaya devam ediyordu, Mesela; Aslında Papazoğlu külliye+mescidi üzerine inşa edilen Laleli Hilton oteli, Kaptanı Derya Halil paşa camisi üzerine inşa edilen Fatih Saray Muhallebicisi, Fındıkzade de önce yurt yapılıp şimdi Anıtura otel yapılması için valilik tarafından satılan Nuri dede camisi gibi ilçemizde yüzlerce İslam vakıf eseri talan edilmiş, ilgisiz binalarla vakıf taşınmazları devşirilmiştir.

Şimdi sıra bu Müslüman vakıf eserlerinin oluşturduğu sıkıntıyı gidermeye geldi.
Kültür bakanlığı dün yayınladığı bir açıklamada tarihi sur içindeki korunması gereken kültür varlıkları envanterinin tutarsız olduğunu, Belediyeler ve Vakıf envanterinin uyumlu hale getirileme çalışmaları başlatılıyor .

Bu habere göre sevinelim mi? Üzülelim mi bilmiyorum, Şimdi birileri diyecektir ki Kültür varlıkları korunacak, yağmalanmış kültürel varlıklar tespit edilip aslına uygun ihya edilecek zannedebilir. Açıklamada bu konuda detay yok, Açıklamada deniyor ki Yeniden değerlendirilecek, kaybolan kültür varlıkları envanterden düşülecek, Gereksiz yere tescili yapılan vasıfsız yapıların tescili kaldırılırken Tescili yapılmayanlar tescillenecek.

Bizim gördüğümüz gerçeklerden yola çıkarsak olacak olanları kısaca özetleyelim; Yeni başlayan Süleymaniye ahşap evleri, Fener Balat başta olmak üzere bütün sahil mahallelerimizde bulunan 2-3 katlı kâgir SMÖ binaların tescili kaldırılacak, Buralardaki parseller ada bazlı projelendirilerek 10-15 katlı binaların yapılmasına imkân verilecek.

 

Olmaz demeyin bakın Haliç sahillerinde on katlı ruhsat verilen binalar var, Fettah Tamince tarafından dönüştürülmeye başlanılan Haliç tersaneleri alanına Yol cephesinden 24,5 mt. kot verildi.

Kimse tarihi sur içi İstanbul’un 8 bin yıllık geçmişini dikkate aldığı yok, UNESCO’nun mutlak uygulanması gereken 40 Mt. Kot yüksekliğinin geçilmemesi İstanbul’un 7 tepesinde çoktan ihlal edildi, Artık o eski muhteşem siluet yok, Anıt camilerimizin önemli kısmı apartmanların arasında kaybolmuş durumda.

Ecdadımızın vakıf senetlerinde en ağır beddualar la vakfettiği cami, medrese, sıbyan mektebi, külliye, çeşme, hamam gibi binlerce vakıf eseri artık vakıf listelerinden silinecek demektir.

VAKIFLAR KANUNU
Kanun Numarası               : 5737
Kabul Tarihi                      : 20/2/2008
Yayımlandığı R.Gazete     : Tarih: 27/2/2008 Sayı : 26800
Yayımlandığı Düstur         : Tertip : 5  Cilt : 47  Sayfa:

 Vakıf kültür varlıklarının devri
             MADDE 30 – Vakıf yoluyla meydana gelip de her ne suretle olursa olsun Hazine, belediye, özel idarelerin veya köy tüzel kişiliğinin mülkiyetine geçmiş vakıf kültür varlıkları mazbut vakfına devrolunur.

 Bu kanunla Azınlık vakıflarına tanınan haklar Müslümanlara maalesef tanınmıyor.

Ve Vatan Caddesi kavşağındaki simkeş mescidi üzerine, Saraçhanedeki Mimar Ayas camii, Akdeniz caddesindeki Aynalı çeşme camii, Fındıkzadedeki Nuri dede camii, Unkapanındaki Elvan Celebi Azebler camii, Kadınlar pazarındaki Sekbanbaşı Hüsrev Ağa Cami, Edirnekapı Ekmekçi Muhiddin camii, İstanbul SGK arkasındaki SEKBAN BAŞI İBRAHİM PAŞA CAMİİ gibi yüzlerce cami vakıfnamesi silinecek, Turizm+Ticaret+Konaklama alanı olarak değerlendirilmesinin önü açılacaktır.




Kaynak: Fatih haber

Editör: Abdullah Gözaydın



YORUMLAR

KONU HAKKINDA GÖRÜŞ BİLDİRENLER
04-12-2018 08:27:00

DR. SİNAN GENİM: Suriçi’ne mahsus kanun çıkarılmalı 

Tarihî Yarımada için durum tespitinden sonra radikal çalışmalar yapılması gerektiğine dikkat çeken tanınmış mimar Dr. Sinan Genim şunları söylüyor: “Tarihî Yarımada herhangi bir ilçe değil, İstanbul denildiğinde akla gelen yerdir. Burası mevcut statü ile idare edilemez. Tarihî Yarımada için bundan sonra özel bir kanun çıkarmak lazım. Bir belediyenin kapasitesinin üzerinde olan bu bölge için radikal adımlar atmak gerekiyor. Mesela, Birinci Çevre Yolu Suriçi’nin hemen yanından geçiyor. Bu ise tarihî bölgenin çok fazla çiğnenmesine sebep oluyor.”

PROF. DR. EYÜPGİLLER: Şehri bütün olarak düşünmek gerekiyor

İstanbul Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kemal Kutgün Eyüpgiller ise süratli bir koruma anlayışının gerekli olduğunu kaydederek “Bu denli değerli yerleşimlerde envanterin sürekli yenilenmesi, güncellenmesi gerekir. Yeni bulgular her zaman olacaktır.  Yapılması gereken bütüncül koruma anlayışıyla alanın koruma mastır planının hazırlanmasıdır. Alt ölçekli planlarla şehir- yerleşim boyutunda kararlar alınmalıdır. Anıt ölçeğinde alınan kararlar yeterli değildir. Türkiye’nin kültürel miras bağlamında temel eksikliği anıt koruma değildir, yerleşim ölçeğinde karar alma noktasına gelinmemesidir” ifadelerini kullanıyor.

TALHA UĞURLUEL: Bilmediğimiz şeye sahip çıkamayız

Sanat tarihçisi Talha Uğurluel de şöyle konuşuyor: “Envanter çalışması Tarihî Yarımada için şarttı. Bu çalışma çok daha önce yapılmalıydı. Çünkü bir şeye sahip çıkmak için neleri haiz olduğumuzu bilmemiz gerekiyor. Bizim bir kere geçen asırlardan kalma kaç tane çeşmemiz var ve bunlar tam olarak nerede bunu öğrenmemiz lazım. Daha sonra eserlerde ne kadar eksiğimiz var, onlar ortaya konulmalı. Biz düne kadar Tarihî Yarımada’ya yarım yamalak şekilde sahip çıkmaya çalıştık. Yapılan envanter çalışmaları bunun önüne geçecektir.”

YORUM YAZ



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI