Ulusal basında SAHTE Karakol hikayesi

Eski Eminönü, Şimdiki Fatih ilçemizin kadim semtlerinden Küçükpazar semti polis karakolu Osmanlı döneminden beri asırlardır faaliyet gösterdiği halde Bir gazete ilavesinde yazılan bir makale nedeniyle uydurulan "Sahte karakol" masalı o kadar tutmuş ki Ulusal haber gazeteleri sanki doğruymuş gibi peş peşe HİKAYEYİ GERÇEKMİŞ GİBİ paylaşmışlar bu iddiayı, Halbuki Küçükpazar karakolu Osmanlı zamanından beri hizmet veriyor

Ulusal basında SAHTE Karakol hikayesi
25 Aralık 2023 - 21:07

Küçükpazar karakolunun 1950 sonrası sahte polislerce hizmete açıldığı, Uzun süre resmi karakol olarak hizmet ettiği (Çevre haraca bağlanmış) sonraları böyle bir karakolun olmadığı ortaya çıktığı bir gazetede köşe yazısı olarak yazılmış. 

Cumhuriyet gazetesinin "Pazar Dergi’sinde Lütfü Dağtaş’ın kaleminden çıkan Bu hikâye a-dan z-ye yalan ve hayal mahsulüdür. 

1958 yılında 7 yaşımda geldiğim Küçükpazarda ilk öğrendiğim yerlerin başında semtin karakoluda vardı. 1964 yılından itibaren de sık sık karakollara işim düşmüştür. 

Sahte Karakol hikâyesinin kendiside sahte bir hikâyedir. İspatı aşağıda 1922 yılı sonrası çizilen semt haritalarında karakol açıkça görülmektedir. 

Ayrıca karakolun yan sokağının adı da karakol sokağı şeklindedir.
Küçükpazar karakolu Osmanlı zamanından beri faal önemli bir zabit-Polis karakoludur.

Fransız plancı Jacques Pervititch tarafından Türkiye Sigortacılar Daire-i Merkeziyesi adına 1922-1945 yıllarında İstanbul parsel bazlı planlarında Küçükpazar karakolu açık seçik görülüyor

Aşağıdaki Küçükpazar karakolu binası 1990 larda yeniden yapılan binadır, Eski bina iki katlı idi Karakol girişi binanın ortasından merdivenliydi

Mahallemin bu karakolunda yaşadığım bir hatıram:

1977 yılında aranıyordum bir tesadüf sonucu Fatih çarşamba meydanında Em. Müd. 2. Şübe ekipleri tarafından yakalandım. Kısım polisleri beni Küçükpazar karakoluna teslim etti, Gece gelip işkence faslının başlayacağını biliyordum

Akşam olmuştu Ve kalem odasında otururken birden koridora fırladım kalabalık küçükpazar caddesinde önüme çıkanı devirerek kaçtım, polisler benim gibi koşamadıklarından, silahta kullanamadıklarından Bilinen tarihinde bu karakoldan ilk kaçan suçlu ben oldum. Daha sonra arka bahçede olan nezarethanesinden bir küçükpazarlı arkadaşımızda kaçırılmıştı.

AYRICA: Arşiv taraması Küçükpazar Karakolu’nun 1950’li yıllar öncesinde hizmette olduğunu ortaya koyuyor.

Gazete arşivlerini taradığımızda

2 Ağustos 1929 tarihli Akşam Gazetesi’nde (Sf: 8),

1 Aralık 1930 tarihli Vakit Gazetesi’nde (Sf: 6),

27 Mart 1930 tarihli Milliyet Gazetesi’nde (Sf: 8),

1 Aralık 1930 tarihli Vakit Gazetesi’nde (Sf: 12),

17 Temmuz 1931 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde (Sf: 8),

7 Haziran 1935 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde (Sf: 12),

29 Ocak 1938 tarihli Tan Gazetesi’nde (Sf: 4)

17 Şubat 1940 tarihli Son Posta Gazetesi’nde (Sf: 8) Küçükpazarı Karakolu’nun bahsinin geçtiği görülüyor.

Selim Efe Erdem de “İstanbulun Yaşayan Efsanesi” adlı kitabında 1934-35 yıllarında Küçük Pazar Karakolu’na gittiğini belirtmiş.


YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • SÖZ KONUSU SAHTE HİKAYE
    1 ay önce
    KÜÇÜKPAZAR KARAKOLU HİKAYESİ Yıllar önce Şu anda müteveffa olan Cumhuriyet Pazar Dergi'de Lütfü Dagtas'in kaleminden bu öyküyü okuduğumuzda gülme krizine tutulmuştuk. Biz gelelim Küçükpazar Karakolu'nun kuruluş öyküsüne... İzmirli meslektaşımız Lütfü Dagtas, sahte karakol kurma öyküsünü "Kanun Mustafa" lakaplı bir komiserden dinlemiş. Kanun Mustafa da 1980 yılında komiserlik kursu için geldiği İstanbul'da artık sahtelikten çıkıp yasal karakol haline gelen Küçükpazar Karakolu'nda görev yapan komiser anlatmış. Daha doğrusu Kanun Mustafa'nın "Daracık bir üçgende neden üç karakolun kurulmasına izin verilmiş. Mevzuata aykırı değil mi?" sorusuna yanıt verirken ortaya çıkmış. Yeni nesil bilmez belki, eskiden Unkapanı'nda sebze hali vardı. Simdi yerinde park olan Unkapanı Sebze Hali genişçe bir alana yayılıyordu. Kabzımalı, hamalı, nakliyecisi derken binlerce insanın girip çıktığı bir yer de ne hırgür ne de hırsızlık, yankesicilik eksik olmaz malum. O nedenle bir Hal Karakolu kurulmuş. Bir de köprüler karakolu diye bilenen Unkapani Karakolu var hemen ileride. Biraz ötede IMÇ'nin arkasında Küçükpazar denilen mahallede de bir karakol var, etti üç. Oysa mevzuata göre 100 metre içinde iki karakol olmaz. İşte Kanun Mustafa ziyaret ettiği Küçükpazar Karakolu'nda komisere bunu soruyor. O da keyfini çıkara çıkara başlıyor anlatmaya. "Bizim su anda içinde bulunduğumuz bu Küçükpazar Karakolu'nun öyküsü 1950'lere dayanıyor. Bilebildiğim kadarıyla 1954 ya da 55 yıllarına. Az ilerimizdeki Hal Karakolu o zaman varmış. Unkapanı Karakolu, köprünün güvenliğini sağlamak için Unkapanı Köprüsü yapılırken kurulmuş. Hani sabotaj falan olursa diye... Küçükpazar Karakolu'nun kurulusu ikisinin tam arasında bir zamana denk geliyor. 1950'li yıllarda Sirkeci Emniyet Amirliği'nde görevli üç polis memuru emekli olurlar. Emekli olurlar ama geçim kaygısına da düşerler. Yaşları da henüz genç olduğundan bir is yapma konusunda kafa yorarlar. Su isi yapayım, yok bu isi yapalım derler ama bir baltaya sap olamazlar. Derken içlerinden biri bir düşünce artar ortaya. Der ki "Karakol kuralım!" Amire çikolatayla ziyaret Ölçerler biçerler, su içinde bulunduğumuz karakol binasını kiralarlar. Daha önceden Sirkeci Emniyet Amirliği'nde görev yaptıklarından ve çevrede tanındıklarından bu bölgeyi seçerler. Tabelacıya gidip "Küçükpazar Karakolu" yazan tabelayı yaptırır, binaya asarlar. Üç kafadar emekli; masaydı, sandalyeydi, daktiloydu, dosyaydı, kâğıttı, stampaydi, mühürdü bir karakolda bulunması gereken bütün iaşeyi alıp karakolu tefriş eder, Türkiye'nin, ne Türkiye'si herhalde dünyanın ilk özel karakolunu hizmete açarlar. Karakol hizmete açılınca da bölge esnafından haraçlarını toplamayı eksisi gibi sürdürürler. O sırada da Sirkeci Emniyet Amiri değiştiğinden bölgede Küçükpazar Karakolu diye bir karakol var mi yok mu bilmemektedir. Bu arada normal bir karakol hangi görevleri yapıyorsa sahte karakolda da ayni isler normal seyrinde yapılmaktadır. Vukuat islerini de tabii... Uygun bir fırsat kollayıp yeni göreve gelen Sirkeci Emniyet Amiri'ne de bir kutu çikolatayla "Hosgeldin"e bile giden üç kafadar, memur azlığından yakınıp takviye memur talep ederler. Sirkeci Emniyet Amiri de, "Bende memur çok, birkaçini sizde görevlendirelim" diyerek Küçükpazar Karakolu'nun emrine üç polis memurunu verir. Böylece bir karakolda olması gereken tüm düzenek kurulmuş olur. Suçlular adliyeye götürülmekte, evraklar gelmekte, evraklar gitmekte, yazışmalar dosyalanmakta, suçüstüler yapılmaktadır. Bildiğiniz karakol gibi yani. Kömür dağıtımı İsler o kadar aksamadan ve mevzuata uygun yürümektedir ki, izin programları bile oluşturulmakta ama karakolun kurucu üç memurdan ikisi izin ayrılırsa biri isler karışmasın diye muhakkak karakolda kalmaktadır. İki memurun yine yıllık izin kullandıkları bir gün, nöbetçi kalanın bir yakını vefat edince o da iki üç günlüğüne memleketine gitmek zorunda kalır. Ayni günlerde de Sirkeci Emniyet Amirliği'nden bir memur geçici görevle Küçükpazar Karakolu'na gönderilir. Bu memur daha önce Il Emniyet Müdürlüğü'nde karakolların kömür dağıtım isini yaptığından hemen tüm karakolları ezbere bildiği için Küçükpazar Karakolu diye bir karakolda görevlendirilince şaşırır. Karakoldaki diğer memurların da pek bir şey bildikleri yoktur. Bu arada kış da yaklaştığından kömür dağıtım isinin bittiğini de bilmektedir. Oysa Küçükpazar Karakolu'na henüz kömür kömür gelmemiştir. Bir gün kendine is edinir, "herkesin karakoluna kömür geldi de bizimkine niye gelmiyor" diye meraklanıp Emniyet Müdürlüğü'nün kömür dağıtım bölümünde eski arkadaşlarının yanına gider. -Yahu arkadaş, herkesin karakoluna kömür verdiniz de bizim karakola niye vermiyorsunuz? -Sizin karakol neresi? -Küçükpazar Karakolu... -Ne yanda bu karakol? -Unkapanı'nda - Biz öyle bir karakol bilmiyoruz. -Hemşerim nasıl olur, binası var, memurları var, ben orada görev yapıyorum. Karakol listeleri çıkarılır ama böyle bir karakolun izine rastlanmaz. Yine de eski arkadaşlarının elini bos göndermez kömür verirler. Kömürün geldiği gün karakolun kurucusu üç memur da izinden dönmüş, ekmek tekneleri karakolda göreve başlamışlardır. - Ne var ne yok arkadaşlar? -İyi ne olsun. -Biz yokken ne yaptınız? -Kömür aldık. -Ne kömürü?Üç kafadar, karakolun elektrik, su ve kömür giderlerini kendi cebinden karşıladığım için kafalarında bir simsek çakar. Üçü de şaşkın, sararmış bir yüzle, birbirlerine bakakalırlar. Ama yapacakları bir şey de yoktur. Kömürü geri de gönderemezler. Olanı biteni gözleyen ve kömür temin eden işgüzar memur, ertesi gün yanına bir arkadaşını da alıp Sirkeci Emniyet Amir'ine gider. Olup biteni amire anlatırlar. Emniyet Amiri, yanına iki polis memurunu da alıp İstanbul Emniyet Müdürü'nün huzuruna çıkar. Olay anlatır. Zamanın Emniyet Müdürü gün görmüş uyanık bir adamdır. Su bastı, sol oldu gibisinden bir yazı yazdırıp Ankara Emniyet Genel Müdürlüğü'nden Küçükpazar Karakolu'nun demirbaş dökümünü ister. Kısa bir süre sonra Genel Müdürlükten "böyle bir karakolumuz yoktur" yanıtı gelir. Emniyet Müdürü ildeki bütün şube müdürlerini çağırtır, olayı özetler ve hep birlikte Küçükpazar Karakolu'nun yolunu tutarlar. Karakoldaki tüm memurlar da haberdar edilmiştir. Emniyet Müdürü memurları şube müdürlerinin önünde sorguya çeker. -Sen kaç yıldır bu karakoldasın? -Sen kaç yıldır görev yapıyorsun? Ayırıla ayırıla geriye karakolu kuran üç eski memur kalır. -Siz geldiğinizde bu karakol var miydi? Biraz kem kümden sonra karakol kurucusu üç memur da konuşmaya baslar. -Valla müdürüm emekli olduktan sonra bir is kuramadık aklımıza karakol kurmak geldi, biz de kurduk. Müdür, öyküyü dinledikten sonra tamam, der ve ekler: -Bu olayı hiç bir zaman hiç bir yerde anlatmayacak siniz. Derhal İstanbul'u terk edip, ailenizle birlikte izinizi kaybettireceksiniz. Şube müdürlerine de dönerek su talimatı verir: -Bu karakol bugünden itibaren yasal hale gelecek. Ankara'ya bir yazı yazın, su baskını, sel falan diye bir şeyler uydurun. Sahte olarak kurulan Küçükpazar Karakolu yasal hale büründükten sonra yıllarca hizmet verdi. Kaynak Cumhuriyet