Abdullah Gözaydın

Abdullah Gözaydın

Fatih'in Demokratik Geleceği
fatihten@gmail.com

5366 SAYILI YENİLEME YASASI VE BİR DÖNÜŞÜM HİKÂYESİ

06 Mart 2024 - 15:21

5366 SAYILI YENİLEME YASASI VE BİR DÖNÜŞÜM HİKÂYESİ: SÜLEYMANİYE
Ceren BALCAN1

Giriş

Seçim vaatlerinin çok ötesine geçerek, son on yılda en çok maruz kaldığımız kelimeler inşaat sektörü ve projelerle ilgili oldu. Türkiye kentlerinin başta İstanbul olmak üzere, ekonomik büyümenin tek ve geçer koşulu dayatması olarak, şantiye alanlarına dönüşümünü izledik. Bu süreçte sektöre ayak bağı olunmaması ve hızın hiç düşürülmemesi adına pek çok yasal düzenleme de yapıldı. Kent merkezlerindeki tarihi mahallelerin de sektörden kendine düşen payı alabilmesi için 2005 yılında tüm kamuoyu 5366 sayılı Yenileme Yasası ile tanışmış oldu.

Bu yasa kapsamında başta İstanbul’un Fatih ve Beyoğlu İlçelerinde yer alan tarihi mahalleler Yenileme Alanı ilan edilmiş ve hazırlanan yenileme projeleri ile meslek odaları, akademik çevreler ve pek çok sivil toplum kuruluşunun tepkisine neden olmuştur. Kamuoyunda en çok Sulukule, Tarlabaşı mahalleri için hazırlanan proje ve bu mahallelerin yıkım süreci gündeme gelmiş olup, bu mahalleler kadar dikkat çekmeyen ancak İstanbul’daki en büyük yenileme alanı olan Süleymaniye de mevcut sistemin önemli şantiye alanlarından birisi olacaktır.

 
  1. Sayılı Yasa ve İstanbul Deneyimi
2005 yılında Bakanlar Kurulu’nun 17.11.2005 tarih ve 2005/9668 sayılı kararı ile yasalaşan, uzun ismiyle Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkındaki Kanun, İstanbul’un tarihi kent merkezlerine yönelik hızlı ve büyük bir operasyonun başlangıcı oldu.

Yenileme Yasasının, sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore ederek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabii afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması ile ilgili esas ve usulleri içerdiğini görüyoruz.
Kamuoyu, alanların kullanıcıları, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve akademik çevrelerce yasa önemli eleştirilere konu olmuştur. 

                                                 
1 Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Şehircilik Anabilim Dalı Doktora Öğrencisi, iletişim:
cerenbalcann@gmail.com 
 
Bu bildiri ODTÜ II. Kentsel Politikalar Planlaması ve Yerel Yönetimler Öğrenci Konferansı’nda 3 Mayıs 2014 tarihinde sunulmuştur.
Yasa yenileme alanlarının hangi kriterlere göre belirlendiğine ya da yenileme projelerinin hangi kriterler dikkate alınarak hazırlanıp, onaylanıyor olduğuna dair bir açıklama veya kısıtlama içermemektedir
Bunun yanı sıra yasanın 4. maddesi, taşınmaz tasarrufların kısıtlanması ve kamulaştırma maddesi olup, en büyük eleştirilerin getirildiği maddedir.

 Bu maddeleri ile yasa, tarihi kent merkezlerinden mevcut kullanıcıların yerinden edilmesinin yolunu açarken başta meslek odaları olmak üzere pek çok kesimden ciddiler tepkiler almıştır. Tepkiler tarihi kent mekânlarının koruma ilkelerini yok sayıp alanların mekânsal açıdan tahribatına olanak sağlamasının yanı sıra mevcut kullanıcıların zorunlu olarak alandan çıkarılmasına karşı da oluşmuştur. Bu önemli tepkilerden biri TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nin 2007 tarihli Tarihi Yarımada Sempozyumu sonuç bildirgesinde “kültürel cinayet” olarak tanımlanmaktadır. Bildirgede ayrıca yasanın sit alanlarında sahte bir tarih ve fiziksel çevre yaratmanın önünü açacağına, bu alanlardaki mülkiyet değişiminin, fiziksel ve sosyal olarak yenilenmenin doğuracağı sonuçlara vurgu yapılmaktadır (URL 1).


Yasa sonrası yapılan uygulama örnekleri Sulukule ve Tarlabaşı’nda tüm endişeleri haklı çıkarır nitelikte gerçekleşmiştir. Bir yandan tarihi ve kültürel mirasa karşı acımasız bir uygulama pratiği geliştirilirken, kullanıcıların alandan sürgün edilmesi de önemli tepkilere neden olmuştur. “Sulukule, Tarlabaşı gibi uygulamalar, kentin merkezindeki en yoksul mahallelerin soylulaştırılması, sıhhileştirilmesi, suçtan arındırılması ve merkezi kentsel topraklardan maksimum değişim değeri elde edilmesi gibi motivasyonlarla sürdürülmektedir. Genelde bu projelerde mekânın yaşam kalitesinin düşüklüğü gibi bir meşruiyet zemini üzerinden hareket edilerek, burada yaşayanların tek tek ikna ve baskı yöntemleriyle başka yere gitmesi ya da TOKİ’nin kent dışında inşa ettiği ucuz toplu konutlardan konut satın alması sağlanmaktadır” (Yalçıntan, M.C., Çavuşoğlu, E., 2013).
 

Süleymaniye, Bir Dönüşüm Hikâyesi

2006 yılından bu yana İstanbul’da ilgili Belediyelerin önerisi ve Bakanlar Kurulu kabulü ile başta Fatih ve Beyoğlu İlçeleri olmak üzere, Tuzla, Zeytinburnu, Eyüp İlçelerinde yenileme alanları ilan edilmiştir. Bu yenileme alanları içerisinde hazırlanan proje ve uygulama yöntemleriyle Sulukule ve Tarlabaşı en çok dikkat çeken yenileme alanları olurken Süleymaniye Yenileme Alanı diğerleri kadar gündemimizi meşgul etmemiştir.
Süleymaniye, Tarihi Yarımada’da İstanbul’un üçüncü tepesi üzerinde konumlanmış olan, Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan Süleymaniye Külliyesi’nden (1557) ismini almaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun yükseliş döneminin bu gözde semti, İstanbul İli, Fatih İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Süleymaniye Külliyesi’nin varlığıyla 16. yüzyıldan itibaren İstanbul’un en önemli eğitim noktalarından biri olan Süleymaniye’nin, çevresinde şehrin dönem itibarı ile lüks konut yerleşimine ev sahipliği yaptığını ve bu durumun 19. yüzyıl sonlarına kadar devam ettiğini söylemek mümkündür.

20. yüzyılla birlikte bölge yavaş yavaş lüks konut alanı olmaktan çıkıp, 1950’li yıllardan itibaren Haliç ve çevresinin sanayi alanlarına dönüşümü bölgeyi de etkilemiş ve imalat sektörü alana yerleşmeye başlamıştır. 1964 tarihli Sur İçi Nazım İmar Planı’nda, Tarihi Yarımada’nın içinde bulunduğu ve daha önceden tasdikli bulunan mevzii imar planlarının birleştirilerek tek bir plan altında toplanması amaçlanmıştır. 1964 tarihli planda Süleymaniye’nin konut işlevli bir bölge olarak, anıt eserleri, Süleymaniye Külliyesi ve İstanbul Üniversitesi’nin yer aldığı alanla birlikte konumlandığı görülmektedir. Tarihi Yarımada’da 1985 yılı önemli bir tarihi sürecin başlangıcı olmuştur. Türkiye 1983 yılında, 1972 tarihli UNESCO sözleşmesini kabul etmiş ve 1985 yılında İstanbul Dünya Kültür Miras Listesi’ne alınmıştır. Ancak bu listeye

Tarihi Yarımada bir bütün olarak girememiştir. Listede yer alan 4 alan; Zeyrek, Sur Koruma Alanı, Arkeoloji Parkı ve Süleymaniye olmuştur.

Tarihi Yarımadaya ilişkin hazırlanan Koruma Amaçlı Nazım ve Uygulama İmar Planları 1990 ve 2005 yıllarında yürürlüğe girmiş ve her iki dönem planları TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Şubesi’nce açılan davalar sonucu iptal edilmiştir. 1995 yılında tamamı sit alanı ilan edilen Tarihi Yarımada’nın 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı 2011, 1/1000 ölçekli Koruma amaçlı Uygulama İmar Planı 2012 tarihinde yürürlüğe girmiş bu tarihe kadar alan bütünü plansız kalmıştır. İstanbul I Numaralı Yenileme Alanları Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 19.09.2012 gün ve 277 sayılı kararı ile Tarihi Yarımada 1/1000 Ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı’nın Yenileme Alanlarına ilişkin kısmı uygun bulunmuştur.

1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı plan notlarında “Yenileme Alanlarında ilgili İstanbul Yenileme Alanları Koruma Bölge Kurulunca onaylı avan projelerdeki fonksiyon, yapılaşma koşulları ve irtifa şartları geçerlidir. Süleymaniye Yenileme Alanında; konut dışı işlev verilen ve özgün mahalle ve sokak dokusunun yer aldığı yapı adalarında konut işlevi de yer alabilir.” ifadesi bulunmaktadır. Dolayısıyla aslında plan bölgedeki yapılaşmayı yenileme projelerinin öngördüğü şekilde olacağını belirtmektedir.

Süleymaniye’de mevcut sosyal alt yapının diğer pek çok Eminönü Bölgesi mahalleleri gibi, İstanbul’a Anadolu’dan gelen göçün ilk tercih ettiği yerleşim alanlarından birisi olduğunu görebiliriz. Süleymaniye Bölgesi’nde yaşayan aileler tarihi nitelikli konutlarını 20. yüzyıl başından itibaren terk etmişler ve yerlerini göçle gelen kırsal kökenli nüfusa bırakmışlardır. Tarihi Yarımada’da yaşayanların %80’i imalat, toptan ve perakende ticaret, hizmet sektöründe çalışmaktadırlar (İstanbul Tarihi Yarımada Yönetim Planı Raporu, 2011). Süleymaniye Yenileme Projesi’nin fiziksel kapsamı ana hedef olarak, yıllar içerisinde çöküntüye uğramış ve yaşam koşulları açısından sağlıksız bir hale gelmiş olan bölgenin, kendine özgü ahşap evlerden oluşan dokusunu restore ederek yeniden canlı bir bölge olarak İstanbul’a kazandırmak olarak belirlemiştir. Projelerin onaylanmaya başladığı dönemde Tarihi Yarımada Nazım ve Uygulama İmar Planları yürürlükte bulunmamaktadır. Ancak hazırlanan projeler 2005 yılındaki Tarihi Yarımada 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı’nı esas alarak hazırlanmıştır. 5 Etaba ayrılan Süleymaniye Yenileme Alanı toplam 938.718 m²’lik bir alanı kapsamakta, bu alan içerisinde 728 tescilli eski eser ve 1239 tescilsiz yapı bulunmaktadır.

Projede yer alan aktörlere baktığımızda ise; İstanbul Büyükşehir Belediyesi (Tarihi Çevre Koruma Müdürlüğü), Fatih (Eminönü) Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı (İstanbul I Nolu Yenileme Alanları Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu), İl Özel İdaresi, İstanbul Üniversitesi, Kiptaş, Bimtaş, Özel Mülkiyet, Özel Teşebbüs olarak sıralandığını görmekteyiz.
Hazırlanan projeler eski eser olarak tescilli taşınmazların kontur ve gabari olarak korurken, tescilsiz olan yapıların da siluette tarihi çevre görünümüne uyumlu hale getirerek ağırlıklı olarak konut fonksiyonuna dönüştürmektedir.

Hazırlanan avan proje raporlarında Süleymaniye’nin ne mevcut yapısına ilişkin sosyolojik verilerden ne de ön görülen sosyo-ekonomik hedeften hiçbir şekilde bahsedilmemekte ve bu durum projenin en önemli eksiklerinden birisini oluşturmaktadır. Fiziksel kapsam açısından projenin en önemli noktalarından birisi ise yenileme alanı ilan edilen bölgenin çok büyük olması ve yapılara müdahale biçimi başta akademik çevrelerce tartışamaya açılmasıdır. “Ayakta olan tescilli yapıların restorasyonu bu konudaki uzman ve malzeme sorununu gündeme getirirken; rekonstrüksiyon uygulamaları yapılamalı mı sorusu ve yapıldığında kullanılacak malzeme konusu tartışmaya açılıyor, üçüncü aşama olan tarihi çevrede yeni yapı sorunsalı başlı başına bir başka tartışma alanı yaratıyor” (Dinçer, İ., 2009).

KUDEB birimlerince yapılan cephe müdahaleleri ise yapıların dışarıdan “derli toplu” ancak içyapısının yine sağlıklı olmayan yaşam koşulları ile devam etmesine neden olmaktadır. Dikkat çeken en önemli noktalardan birisi ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi şirketi olan KİPTAŞ’ın elde ettiği pek çok mülkiyetle birlikte alanda hem mal sahibi hem proje üreten konumudur.
 

Değerlendirme ve Sonuç

Süleymaniye ve çevresinin ana karakterini oluşturan yapılanma Mimar Sinan eseri Süleymaniye Camisi ve Külliyesi olsa da, Haliç ve çevresinin tarihsel gelişimi Süleymaniye bölgesinin bugünkü mevcut ana karakter dokusunun oluşumunda oldukça etkili olmuştur. Gerek liman ardında kalan bir bölge oluşu, özellikle Haliç ve çevresinin yıllar boyunca taşıdığı sanayi işlevi, Süleymaniye’nin Haliç kıyısındaki mahalleleri başta olmak üzere, ticaret işlevinin yoğun olduğu bir bölge haline dönüşmesini sağlamıştır. Küçük Pazar Mektebi Caddesi boyunca devam eden perakende ticaretin yapıldığı dükkânlar, Külliye’ye doğru uzanan sokaklar boyunca imalathanelere ve bu birimlerde çalışanların yaşam alanlarını oluşturmuştur.

Açılan davalar sonucu iptal edilmiş olan Tarihi Yarımada’ya ilişkin planlarda Süleymaniye ve çevresinin Haliç kıyılarına bakan kısımlarının ticaret, iç kısımların ise konut fonksiyonuna dönüştürüldüğünü görmekteyiz. 2007 yılında yenileme alanı ilan edilen bölgenin o tarihte yürürlükte bulunan planı olmamasına karşın hazırlanan Yenileme Projeleri genel itibariyle, tescilli taşınmazları özgün kontur ve gabarisinde koruyup, konut fonksiyonuna dönüştürmekte, tescilsiz taşınmazları da tescilli taşınmazların karakteristik yapısına uyumlu cephe özellikleri ile gerektiğinde yüksekliklerini de düşürerek, konut fonksiyonuna dönüştürerek hazırlanmıştır. 2011 tarihinde yürürlüğe giren 1/5000 ölçekli Tarihi Yarımada KANİP’de de bu durum görülebilmektedir (Süleymaniye’nin iç kısımlarında kalan ve konut fonksiyonu verilmiş olan yapı adalarında 500, 600, 700 kişi/ha yapı yoğunluğu verildiğini görebilmekteyiz). Tescilsiz taşınmazların cephe özelliklerinin tescilli yapılara benzetilerek hazırlanması, başta mimarlık çevrelerince önemli eleştiri konusu olmuştur. Alanın 16. yüzyıl klasik Osmanlı Mahallesi yaratma çabasının aslında uygulamada, maketten, kimliksiz bir mahalle yaratmaya doğru gidebileceğine dair önemli eleştiriler bulunmaktadır.  

Hazırlanan yenileme projelerinin ve hatta ilgili planların, bölgeye 16. yüzyıldaki klasik Osmanlı mahallesi görünümünü kazandırmaya çalıştığı açıkça anlaşılmaktadır. Bunun yöntemi olarak gerek iş hanlarının gerekse tescilli sivil mimarlık örnekleri yapıların lüks konut üretimiyle alana yeni bir kimlik kazandırma yoluna gidildiği görülebilmektedir. Bölge Haliç’in karşı kıyısında yer alan Perşembe Pazarı gibi geleneksel ticaret birimlerinin yoğun olduğu bir bölge ve İstanbul’a gelen göçün ilk konut kullanım alanlarından birisidir. Bu yönüyle yürütülen projelerin en önemli eleştiri konularından birisi, alanın mevcut sosyoekonomik yapısının göz ardı edilmiş olması denilebilir.

Alanda yürütülen yenileme projesi çalışmaları 5 ana etaba ayrılmış ve projelerin ana yürütücüleri Fatih Belediyesi – KİPTAŞ ortaklığında yürütülen çalışmalar ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi Tarihi Çevre Koruma Müdürlüğü’nce hazırlatılan projeler doğrultusunda devam etmiştir. 2008 yılından bu yana bölgede avan projeler onaylanmasına karşın herhangi bir etap sırasıyla değil, projelerin ihalelere çıkma sırasıyla alanda işlemlerin yürütüldüğünü bilmekteyiz. Toplam 938.718 m²’lik kapladığı alanla İstanbul’daki en büyük Yenileme Alanı olan Süleymaniye’de hâlihazırda uygulamaya geçilen yenileme çalışması da bulunmamaktadır. Kendi mülkiyetinde bulunan yapısını, restore ettirmek isteyen ya da onarım yapmak isteyenler açısından oldubittiye getirilmemiş bir yenileme projesi olması Süleymaniye’nin diğer yenileme alanlarındaki duruma nazaran bir avantajı olmuştur. Ancak gerek alandaki belirsizlik gerekse 2007’den itibaren alanda hızla gerçekleşen mülkiyet değişiklikleri, KİPTAŞ’ın alanda parsel parsel yapı toplaması, alanın çehresinden önemli değişikliklere neden olduğu gibi pek çok binanın yıllardır boş kalması ve özellikle ahşap yapıların çökme ya da yangın riskiyle karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır.

Görünürde diğer yenileme projelerine nazaran (Tarlabaşı, Sulukule v.b.) daha korumacı bir yaklaşım geliştiren Süleymaniye Yenileme Projesi’nin bu korumacı üslubu yine diğer projelerde olduğu gibi mevcut sosyo-ekonomik yapıya yönelik olamamıştır. Alanda ön görülen plan ve projeler bölgeye yeni bir fiziksel karakter yaratma amacında olduğu gibi yeni bir sosyal çevre yaratma hedefinde de olduğu açıktır. Ancak Süleymaniye’de bu kadar yüksek yoğunluklu bir konut alanı yaratma düşüncesi pratikte ne kadar gerçekçi olabilir? Bunun yanı sıra geleneksel ticaret yapan birimlerin Haliç Kıyısı çevresinde kalmasına karşın iç kesimlerdeki imalat ve depolama birimlerinin, iş hanlarının lüks konut birimlerine dönüşmesi mekânın özünü yok edici bir etki de yaratabilecektir. Dolayısıyla “Klasik Osmanlı Mahallesi” yaratma söylemi altında diğer projelerde olduğu gibi yeni bir dışlayıcılık yaratabilme riski son derece yüksek görünmektedir.
 
 
Kaynakça:
  • Yalçıntan M.C., Çavuşoğlu E., Kentsel Dönüşüm ve Kentsel Muhalefeti Kent Hakkı Üzerinden Düşünmek, Kentsel Dönüşüm ve İnsan Hakları, İnsan Hakları Hukuku Çalışmaları, Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 2013.
  • Dinçer, İ. (2009) Kentsel koruma ve yenilemede 2008 yılının getirdikleri: 2009 için dersler çıkardık mı? Yenimimar, İstanbul, 2009.
  • 1/1000 ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı Raporu ve Plan Notları (2012)
  • 1/5000 ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı Raporu (2011)
  • İstanbul Tarihi Yarımada Yönetim Planı Raporu (2011)

        -    URL 1

http://www.mimarist.org/odadan/1869TMMOBMimarlarOdasiIstanbulBuyukkentSub esince1516Kasim2007tarihlerindeduzenlenenTarihiYarimadaSempozyumuSonucBild
irgesi.html
 
[1] Bu konuya ilişkin daha detaylı olarak 5366 sayılı yasa ve ilgili kanunun uygulama yönetmeliklerine bakılabilinir. http://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k5366.html

YORUMLAR

  • 0 Yorum