Abdullah Gözaydın

Abdullah Gözaydın

Fatih'in Demokratik Geleceği
fatihten@gmail.com

BİZ TÜRKLER, TÜRKİYELİLER !

06 Şubat 2014 - 07:44


 

 

             Medeni Dünya, İslam dini, Tarihimizin kaynaizin kaynaklarına göre toplumları yönetenler Hizmet sektörü emekçileridir. Bu nedenle yönetenler hizmetli, yönetilenler Efendi tabiri ata sözü olmuştur.  Çağdaş, ileri dünyada halen böyle algılanmakta, hizmette kusuru olan hizmetliler halkın tepkisi ile hesaba çekilmekte, cezalandırılmakta, işine son verilmekteyken ! Ülkemizde durum tam tersine çalışmaktadır.

 

     657'ye tabi olsun olmasın halk için hizmete talip olan bir vatandaş kendini görevli, görevlendirilmiş kabul edeceğine, Yetkili, amir kişi konumuna girmekte, Düğmesinin koparılması idama götürür anlayışı ile dilediği gibi topluma hükmetmektedir.

      Türkiye coğrafyasında maalesef son yüzyıldır hayat böyle devam ediyor, bu nedenle mevcut egemenlik varlığımızın 40/39'unu kaybettik. 

40 milyon Km2'den, 814.578 km2 düşmüş olduk.  halende mevcut vatanımız içeriden ve dışarıdan gelen baskılarla parçalanma, hatta yok edilme senaryolarına sahne oluyor.

       Devlet adına görev alanlar halka tahammül edemiyor, aynen esnafın müşterisine hizmet mantığı neyse  memurunda halka hizmet mantığı aynı olmalıydı. Geçimini temin ettiği maaşını müşterisi olan halktan temin etmesine rağmen hizmeti ulufe mantığıyla yapan devlet görevlileri yüzünden halkın devlete saygısı kalmadı, kötü esnaftan kaçan müşteriler gibi halk devletin yanından kaçar oldu. 

Bu kaçış toplumun devlete karşı sorumluluklarının da   gerçekleşmesinde aksamalara sebep olmaktadır. Vergi, Askerlik, Adi-siyasi suçları ihbar ve şahitlik konusunda toplumsal duyarsızlığımız bundandır.

      Devleti yöneten politik kadrolar seçim kampanyalarında söylediği Siz asil, biz vekiliz- Köylü milletin efendisidir gibi laflar seçim sandığına kadar gitmekte, iktidara gelen kadrolar adeta toplumun ensesinde boza pişirmeye devam etmektedir.  Devlete hesap sormak ne mümkün!  Devleti devlete şikayet etmek!!!, Genelde neticesiz kalmaktadır.



      657 sayılı yasa Devlet memuruna Milletvekilini aratmayacak dokunulmazlıklar vermektedir. Milletvekilleri de kendilerini suçlarından korumak için olsa gerek adi suçlarda bile kısmen dokunulmazlık zırhı içinde işlediği suçlar kolaylıkla karartılmakta olduğunu görüyoruz.  Halka karşı boynu en ince olması gereken vekillerimiz, en kalın enseli olarak toplumda değer görmektedir.

       Devletin hizmet kadrosundaki her kişi mevcut teemmüllere göre vazifeye başlıyor, emekli olup kenara çekiliyor diyeceğim ama genelde kenara çekilmiyor, emekli olmasına rağmen popüler mesleklerden emekli olanlar Subay, Hakim, Savcı, Vali, Vekil, Başkan vs. emekli kimliği ile hala görevli gibi kurumunda etkili olabilmektedir.

         Burada bir yanlış anlama veya suç varsa bunun müsebbibi halkın ta kendisidir. Halk hakkını savunmak yerine hizmete talip olanların kapısına giderek acizliğini ifade ederek ulufe rica etmekte, nakdi veya şahsi rüşvetlerle hak arama, haksızlık arama yoluna gitmektedir. Bir batılı ata sözünde dendiği gibi  "Kimse kimseyi sömüremez, kişiler kendilerini sömürtürler" Türkiye toplumu da hakkını aramak yerine ortaya acizliğini koyduğu için Devletin hizmetlileri tarafından sömürülmektedir.

      Devlet memurunun hakimiyeti mutlaka olacaktır, bu hakimiyet sadece görevini kanunlar nezdinde yapmakla sınırlıdır. Topluma kabaca hükmetme, toplumu maddi- manevi menfaatine araç kılma suçları işlemeleri durumunda halk olarak tepki koymak gerekir. Bu tepki kişisel olursa cılız kalacaktır, sesi yeterince duyulmayabilir, halkın burada en büyük yardımcısı Tarafsız basın ve Sivil toplum kuruluş dayanışmasıdır.

      Günümüzde Halkımız Basının da Sivil toplum örgütlerinin de gücünü bilmemekte, onlara gerektiği gibi sahip çıkmamaktadır. Halkın sahip çıkmadığı Basın ve Dernekler, Vakıflar faaliyetlerini genelde halk gibi devlet erkanına sığınarak sağladıkları ulufelerle varlıklarını devam ettirmektedirler.

       Hizmet alırken esnafa hesap sorduğumuz gibi, devlet erkanına da hesap sormayı öğrenemediğimiz sürece vergilerimizle yaşayan devlet memurlarımızın insafına kalarak, ulufe ile yaşamaya devam edeceğiz

    Başta belediyelerimiz ve diğer kamu kuruluşlarını denetleyecek memur olmayan bir kurum bilen var mı? 

    Avrupa birliğinin dayatması ile masa başı kurduğumuz kent konseylerinin faaliyetlerini, yetkileri, üyelerini bilen var mı? , Bu konuda yaptığımız haberlerin, şikayet ve isyanlarımızı duyan var mı ?

    Kısaca son olarak;  "Kimse kimseyi sömüremez, kişiler kendilerini sömürtürler"

Abdullah Gözaydın Fatihten@gmail.com

Bu yazı 1528 defa okunmuştur.