Abdullah Gözaydın

Abdullah Gözaydın

Fatih'in Demokratik Geleceği
fatihten@gmail.com

Hapishanede Domuz eti Yedirilmek

20 Ekim 2020 - 06:47

Söz Hapishanelerden açılmışken, Benim için enteresan bir hikâyemi paylaşayım

Dünyanın en güzel yeri İmralı adası, İnanın kalan ömrümü mahkûm olarak ta olsa İmralı’da yatmaya razıyım.

Bu sözü hep söylerdim ama geçelerde İmralı dostlarının hatıra paylaşımlarına baktığımda onlarında benim gibi düşündüğünü gördüğümde artık düşüncemin şahsıma ait olmadığını, İmralı’da ceza yatan herkesin aynı düşüncede olduğunu öğrendim.

 

Kapalı cezaevinden Açık cezaevine gitmenin verdiği heyecan kesinlikle değil,

İki yıl yaşadığım İmralı adası coğrafyası, ada üzerindeki bitki örtüsü, Muhteşem sahilleri, Pırıl pırıl denizi ve balıkları ( Ada ceza evi olduğu için balıkçıların 3 mil adaya yaklaşması yasak, Trolcülerin vahşi saldırılarına maruz kalmadığı için balıklar ada etrafını mekân edinmiş, Neredeyse elle balık yakalanır gibi bir durum.

Adanın Güneyi kumsal, Kuzeyi Çok yüksek uçurumlar ve kenarda dahi dipsiz bir deniz

İmralı ABD tarafından Radar üssü olarak kullanılıyordu, Bu arada adaya modern işyerleri içeren bir cezaevi inşa etmişler, Benim geldiğimde 1988-1990 arası NATO radar üssü terk edilmişti.

 

Amerikalıların oluşturduğu zeytinlikler, üzüm bağları, Envaitürlü Meyve ağaçları Reçelde kullanılmak için dikilen kokulu gül bahçeleri (Bu ürünlerden konserve reçel yapılırdı) gene ben geldiğimde Konserve fabrikası kapatılmış o devasa meyveler mahkûmlara terk edilmişti.

 

İmralı böyle bir yer, Konuya dönersek Trabzonlu hemşerim Mustafa ile muhabbet ediyoruz (Kendisi Avusturya’da Esrar satarken yakalanmış, Orada üç yıllık cezasını bitirdikten sonra Türkiye’ye iade edilince burada tekrar yargılanıp 18 yıl ceza almıştı.

 

Avusturya hapishanelerini konuşuyoruz. Müslüman mahkûmlar ayrı bir koğuşta yatıyor, Ortadoğu’dan, Afrika’dan mahkûmlar var.

Bir gün yemek bol etli gelmiş Ama et çok yağlı, Birisi fitneyi patlatmış "Arkadaşlar bu et domuz eti ben yemem" dediğinde millet ayaklanmış, Yemekhanenin altını üstüne getirmişler, Camları, masaları kırmışlar.

 

Jandarma koğuşa girerek duruma el koymuş, İçeri gelen cezaevi müdürü sormuş "neden yaptınız bu tahribatı?

Mahkûmlar hep bir ağızdan, Biz Müslümanız bize domuz eti yediremezsiniz.

Müdür; Biz size neden domuz eti yedirelim ki? , Bunların parası bizim cebimizden çıkmıyor devlet veriyor.

 

Ayrıca sizler Hıristiyan bir ülkede suç işlediğiniz için burada hapistesiniz, yani özgür değilsiniz.

Biz size inadına domuz eti yedirsek, Bira, şarap içirsek sizin için haram olmaz.

 

Müslüman mahkûmlar "haram olmaz" sözüne itiraz etmişler, Kesinlikle haram diyenler olmuş.

 

Müdür yanında getirdiği Almanca Kuranı kerimi göstererek, Bakın Bu Kitabınız Cinayeti en büyük suçlardan sayıyor, Ama çoğunuz cinayet işlemişsiniz. Hırsızlığı yasaklıyor, Birçoğunuz hırsızlık nedeniyle buradasınız, Uyuşturucu Alkol kullanımını yasaklıyor Ama çoğunuz bunları kullanıyorsunuz.

 

Müdür elindeki Kuranı kerimin bir sayfasını açarak Bir ayet okur,  "Allah size yalnızca murdar eti, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkasının adına kesilmiş olanı haram kıldı. Ama biri zorda kalırsa, haksızlığa sapmadıkça, sınırı aşmadıkça "Yaşayabilecek kadar az yemesinde" kendisine günah yoktur. Biliniz ki Allah bağışlayıcıdır, merhametlidir. Bakara 173" ayetini okur.

 

Sözde Müslüman mahkûmlar koğuşunda 85 kişi bu ayetleri hiç duymamış, İtiraz edecek oldular, Arapçasını okuyan Arap mahkûmlar müdürün doğru söylediğine şahitlik ettiler.

Mustafa’nın itirafı "Bir Müslüman olarak çok utandım" demişti.

Bende ona siz Almancılar Müslümanlığı doğru yaşayanlar olsaydınız şimdi Avrupa’nın yarısı Müslüman olmuştu dediğimde.

Almanya’ya gitmeden de bizim Kuranı kerimden haberimiz yoktu ki! Dedi.

 

Evet, bize Allah, İslam, peygamber ahlakı değil İbadetler öğretildi, Kime Neden Niçin ibadet ettiğimizi bilemedik.

Kuranı kerimi hakkı ile hacılar, Hocalar bile bilmiyorlardı ki demişti.

Evet, bende bu son satır gerçeklerin altına imza atabilirim.

 

Günümüzde İnternet vesile oldu da İslam’a saldıranlar çoğaldı lakin.

İslam’ı, Kuranı kerimi İlim ve Bilim ışığında açıklayan pek çok araştırmacı veya sıradan vatandaşlar fırsat buldu. Yeter ki biz kafamızdaki sorulara cevap arayalım İnşaallah. Bu konuda 200.000 kişilik diyanet personelinin %99'unda bir gayret göremiyoruz maalesef.

Bu yazı 1485 defa okunmuştur.