Ali Karaca

Ali Karaca

Hayata Dair Ne varsa Düşünelim
alikaraca@gmail.com

DERSİM İSYANI VE SONUÇLARI..

04 Mayıs 2020 - 17:57

DERSİM İSYANI VE SONUÇLARI..

(GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK)

'' İhanetin adı Vatan olunca namus paçavra olur.''

Dersim İsyanı denildiği zaman ayrılıkçı güçlerin ve Taşnak artıkları, ihanetçi hainlerin ve asi toplulukların taraftarlarının Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının kurmuş olduğu genç Cumhuriyet'e karşı giriştikleri bir darbe girişimidir.

En kanıksanmış Cumhuriyet tarihi yalanlarından biri de Atatürk'ün ve İsmet İnönü'nün liderliğindeki genç Cumhuriyet'in, 1937-1938 yıllarında Dersim'de Kürtleri veya alevi vatandaşlarımızı katlettiği, biçimindedir. Ülkemizde bugün, tarihçisinden gazetecisine, eğitimcisinden siyasetçisine kadar neredeyse herkes, Türkiye Cumhuriyeti'nin Dersim'de büyük bir kıyım ve katliam yaptığını peşinen kabul etmiş gibidir.

Bu dedikodular ışığında Türkiye Cumhuriyeti Devletinin alevi vatandaşlarımızı katletmesi iftiraları kabul edilebilir bir idda değildir. "Rüzgar ekerseniz mutlaka fırtına biçersiniz." Türk ordusuna karşı girişilen katliam ve karakol baskının gerçekleştirilmesi bir meşru müdafa unsuru sayılmış ve gereği de yapılmıştır. Bir bardak suda fırtına kopartmak isteyenler bu emellerine ulaşamadan Türk ordusu tarafından gerekli müdahale ile perişan edilerek dağıtılmışlardır.

Dersim denilen bölge ile Devletin arasındaki kırgınlık çok eskilere dayanır? Bu durum dönemsel itibarıyla bazı ihmaller ve hataların olması hiç kimseyi ihanetçi kimliğine büründürmemelidir. "Tarihten öç almak kimsenin haddi değildir hakkı da değildir." Bölgenin demografik yapısı ve inanç sistemi incelendiği zaman isyan hareketine çok meyilli ve hazır olduklarını görülmektedir. Devletimizi zaafa düşürmek isteyenler eğer başarı elde etmiş olsalardı, burada ki olaylar daha da büyüyerek bir iç savaşa sebebiyet vermiş olabilirdi? Bunun vebali Seyyid Rıza ve arkadaşlarına o günkü isyan hareketine destek veren aşiretlere fatura edilmesinden daha doğal şey ne olabilir ki? Bir insanın evinde ki yangını söndürmek için verdiği mücadele sonucunda yaşanılanlar mutlaka normal karşılanmalıdır. Zira bu esnada oluşabilecek istenmeyen olayların faturası bu durumun mağduriyeti

karşı tarafı asla bağlamaz?

Osmanlı Devleti Kızılbaş hareketi ile zayıflatırılak, içeriden vurmak isteyen Safevilerin hükümdarı Şah ismail'e en büyük destek yine Dersim'li bu güruhtan gelmişti. Anadolu'yu bölerek tefrikaya düşüren Türkmen aşiretlerinin İran'a doğru göç etmsine vesile olan ayrılıkçı, bu isyanın baş mimarı yine Şah İsmail'in kendisidir. Ona Çaldıran da en büyük darbeyi vuran Yavuz Sultan Selim sayıları 40.000 bulan Türkmen alevilerini katletttiğine dair hayal mahsülü rivayetlerin bazı kaynaklarda ifade edilmesi belkide bu isyanın en önemli çıkış noktası sayılabilir. 1511 yılında İkinci Bayezid döneminde ki Şah Kulu isyanını Osmanlı kaynakları "Şeytan Kulu" isyanı olarak tarif ederler. Daha sonra 1512 yılında bizzat Şah İsmail'in talimatıyla gerçekleştirilen "Nur Halife" isyanı arkasında ki Rafizi ve Batini nifakçıların olmasından kaynaklanan eylemlerdi? Kanuni Sultan Süleyman döneminde ki "Celali" isyanı bu durumların tezahüründen kaynaklanmıştır. Milli mücadele esnasında kimlik değiştiren pek çok Ermeni ve ayrılıkçı unsurlar da Tunceli dediğimiz Dersim bölgesine yerleştirilmiştir.

1915 yılında ki olaylarda yaklaşık 50.000 Ermeni kimliklerini gizleyerek Dersim bölgesine giderek yerleştiler. Osmanlı Devleti o dönemde, bir çok cephede yedi düvele karşı mücadele ederken, ihanetçi ayrılıkçı isyancılar 1916 yılında Ovacık'ta Mini bir kırmanç hükümeti kurdular. Tarihçi Prof Dr Yusuf Halaçoğlu'nun bölge halkı üzerinde yapmış olduğu çalışmalarda ki gördükleri, bizlerin, hepimizin malumudur. Bu durumu "Tehcir" (Sürgün) eseri, başta olmak üzere yazan bir çok tarihçimiz de görmüş yaşanılan ihanetler karşısında böyle bir yolun tercih edilmesinden dolayı başka bir seçenek devletimize bırakılmamıştır. Bugün Fetö ve Pkk terör örgütlerine karşı nasıl ki devletimiz ve milletimiz tek vücud oluyorsa Dersim de ki isyan hareketine karşı dönemin devlet yöneticileri aynı metodla karşılık vermişlerdir. Siyasi argüman sahipleri olayları başka yerlere çekebilirler fakat bizi ilgilendiren şey Türkiye Cumhuriyeti devletinin bekasıdır ve aziz milletimizin yarınlarıdır.

Seyyid Rıza gibi ihanetçi hain birisinin bugün ki gibi Pkk terör örgütünün büyük Kürdistan hayaliyle yanıp tutuşan ve Türk Devletine meydan okuyarak giriştikleri isyan hareketi olmasaydı, Dersim'deki o olayların hiç birisi olmayacaktı. Bu gün Seyyid Rıza'nın heykellerini dikenler kendi günah ve suçlarının kefaretini ödemeliler mutlaka? Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, askeri ve siyasi otoritelerin defalarca uyarmasına rağmen halkı ayaklandırıp isyan ettirenler Dersim olaylarının da esas suçlu olan zanlılardır. Şayet o gün karakol basarak 34 askerimizi şehit edenlerin Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı isyan başlatması karşısında böylesine sert tedbirlere başvurması kadar doğal ne olabilir ki? Bu bir devletin iç güvenlik tehdidi olarak algıladığı büyük bir isyan olarak gösterilebilir. Tedbirler sert olunca işi başka mecralara çekmek aslında yapılan ihanetin boyutunu küçümsememektir.

Geçmişte bu isyanlara karşı, Fatih Sultan Mehmed Han, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman ne yaptıysa Atatürk'te aynı sorumluluk ve duygu içerisinde üzerine düşen görevi yerine getirmiştir. Bugün Dersim olaylarında ''Devletin suçu varsa arşivleri açalım" diyenlere karşı söylenebilecek tek söz bu durum meşru bir müdafadır ve her kim bu duruma karşı farklı bir yaklaşım gösterirse o milli mücadele veren kurucu unsura ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere şehadete yürümüş vatan evlatlarımıza karşı haksızlık yapmış olurlar. O zaman bu zihniyet Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü mezarından çıkarıp yargılamayı düşünüyor fikrini de oluşturabilirler.

Dersim isyanı başını Kürtçü gurupların ve Ermenilerin çektiği olayının iç yüzü aynen şöyledir. Askere gitmek ve vergi vermek istemeyen aşiretler Seyyid Rıza'nın önderliğinde 20 - 21 Mart 1937 gecesi Harçik köprüsünü yıkarak köprüyle Kahnut Bucağı arasındaki telefon hattını keserler ve Türk askerine saldırı düzenlerler. Karakoldaki bütün askerler ölür? Karakol yakılır, bu arada isyan büyür ve bu isyanı bastırmak için kara harekatı yetersiz kalınca Atatürk'ün manevi kızı olan Sabiha Gökçen Hava kuvvetlerinden üç uçak filosu ile birlikte havadan taarruz ederek ve isyancıların bulundukları bölgeleri bombalayarak yerle bir ederler. Yapılan harekat başarı ile sonuçlanınca Türk askerleri işgal edilmiş olan bölgeye girmeyi başarır? Bölgede kontrolü yeniden sağlayan Türk Silahlı Kuvvetleri duruma hakim olunca ve asiler üzerinede ki hakimiyet sağlanınca yapacak bir şeyi kalmayan; Seyit Rıza, bölge halkına zarar gelmesin diye Haydaran, Kureyşan, Demenan, Yusufan, Kırgan Kürt aşiretleri reisi ile birlikte teslim olur.

Askeri harekattan sonra yapılan yargılama neticesinde, bu ayaklanmanın lideri ve mimarı Seyit Rıza ile arkadaşları Vatan'a ihanetten idam cezasına çarptırıldılar? 18 Kasım 1937'de, aralarında oğlunun ve kardeşinin de bulunduğu toplam 11 kişi Elazığ'ın Buğday meydanında idam edilir? İdamdan sonra cenazeleri dar ağaçlarından indirilerek Elazığ sokaklarında halka teşhir edildi. Herkes bu durumdan mutlaka ders çıkartmalıdır. İşte bugün bazı Hdp'lilerin ve Pkk'lıların can simidi gibi sarıldığı sözde Dersim katliamı gerçekte ise, İsyancılarının başının ezilmesi meselesi budur. Yarın başka yerde daha büyük bir isyan çıktığında Devlet kendi hükmü şahsiyetini korumayıp da bu duruma seyirci mi kalacaktır? Devlete isyan eden Osmanlı Şehzadelerini af etmeyen dönemin Hanedan ailesi millet için evlatlarını feda ederken, böyle bir isyana karşı en doğru cevabı vererek, baş kaldıranın, isyan edenlerin başını kesmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulurken milli mücadele esnasında bizi sırtımızdan vuranlar çok olmuştur. ''Türkün dostu yine bu milletin aziz evlatlarıdır.'' Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları Ulus devlet modeli ile herkesi kurmuş olduğu Cumhuriyete vatandaşlık bağı ile bağlı olarak ve hür bir şekilde yaşama hakkını tanımıştır. Hiç bir azınlık ve çoğunluk Türkiye Cumhuriyeti devletin de ayrıcalıklı konumda değildir. Demokrasi çok doğru bir rejim sistemidir. Bizleri karanlık dehlizlerden ve işgallerden aydınlıklara çıkartan milli mücadele kahramanlarına saygı ve şükranlarımızı arz ediyoruz.

" Hiç bir ihanet cezasız kalmaz "

Ali KARACA

Bu yazı 1164 defa okunmuştur.