Ali Karaca

Ali Karaca

Hayata Dair Ne varsa Düşünelim
alikaraca@gmail.com

SEVR ANTLAŞMASI VE MİLLİ MÜCADELE GERÇEKLERİ..

05 Eylül 2023 - 21:52

İhanetin adı "Vatan" olunca namus paçavra olur.
Ali KARACA

Büyük bir İmparatorluğun ihtişamlı Osmanlı Devleti'nin çöküşünün başlangıcı olan "SEVR" antlaşması aynı zamanda bir teslimiyet olan kadim Türk tarihinin de utanç tablosudur.
Sevr antlaşması Osmanlı Türk Devletinin resmen konkarto ilan ederek düşmanlar tarafından paylaşılmasının tescilidir. Burada ki antlaşma ile, bir zamanların görkemli ve büyük bir İmparatorluğu olan Osmanlı Devletinin çöküşünün hikayesinin de başlangıcıdır.
Sevr Antlaşması, Birinci Dünya Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu Hükümeti arasında 10 Ağustos 1920’de Fransa’nın başkenti Paris’in 3 km batısındaki Sevr (Sevres) banliyösünde bulunan Seramik Müzesi’nde (Musee National de Ceramique) Damat Ferit hükümetinin temsilcileri tarafından imzalanarak teslim alınmıştır.
Bu antlaşmanın yürülüğe girebilmesi için Osmanlı Meclisi mebusanında görüşülmesi gerekiyordu, Padişah Damat Feritin giriştiği bu oldu bittiye fırsat vermemek için Meclisi mebusanı fesh ederek kapattı, antlaşma havada kaldı. Hiçbir zaman Onaylanmadı.

Antlaşma imzalandığı dönemde devam eden Türk Kurtuluş Savaşı’nın sonucunda Türklerin galibiyetiyle, bu antlaşma yerine 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması imzalanıp, uygulamaya konulduğundan Sevr Antlaşması geçerliliğini kaybetmiştir. Sevr Antlaşması 433 maddeden oluşmaktaydı.Sevr Antlaşması, Mondros Mütakeresi (30 Ekim 1918) sonrası en ağır şartların ortaya konulduğu bir antlaşmadır.

Sevr Antlaşması 10 Ağustos 1920’de İtilaf Devletleri Britanya İmparatorluğu, Fransa, İtalya, Japonya, Ermenistan, Belçika, Yunanistan, Hicaz Krallığı, Polonya, Portekiz, Romanya, Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı, Çekoslovakya ile mağlup Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalandı. ABD Osmanlı İmparatorluğu ile savaşmadığı, o dönemde ki SSCB ise henüz Milletler Cemiyeti üyesi olmadığı için bu antlaşmaya imza atmadılar.

Türk milletinin Haçlı zihniyetli Hıristiyanlarca tasfiye edildiği bu önemli antlaşmanın yürürlüğe girmesi için önce Meclis-i Mebusan’ın antlaşmayı görüşüp kabul etmesi, sonra da imzalamak üzere Vahdettin’e göndermesi gerekiyordu. Fakat antlaşma imzalandığı tarihte Meclis-i Mebusan kapalı (Mart 1920’de faaliyeti sonlandı ve Nisan 1920’de kapatıldı) olduğundan antlaşma mecliste görüşülemedi ve padişahın önüne gelmedi.
---
Sevr Delagasyonunda bulunan Damat Ferit Paşa tarafından görevlendirilen zayıf karekterli Eski Maarif Nazırı (Milli Eğitim Bakanı) Bağdatlı Mehmed Hadi Paşa, eski Şura-yı Devlet (Danıştay) reisi Rıza Tevfik Bey ve Bern Sefiri Reşat Halis Beyler orada bu antlaşmanın Türk milletinin topyekün ortadan kaldırılacağının itirazını dahi ortaya koymadılar.
Ankara’da yeni kurulmuş bulunan Türkiye Büyük Millet Meclisi antlaşmayı sert bir bildiri ile kınadı ve Antlaşmaya imza atanlar ile Saltanat Şurasında olumlu oy kullananları 19 Ağustos 1920 tarihinde vatan haini ilan etti.

Antlaşmada imzası bulunan Heyet üyeleri ile birlikte 23 Nisan 1924 tarihinde TBMM tarafından 150 kişilik ihanet listesine eklendi ve 28 Mayıs 1927 tarihli yasayla da hepsi yurttaşlıktan çıkarıldılar. ''İhanetin adı Vatan olunca namus paçavra olur.'' Ali KARACA imzalı sözlerimizin önemi burada bir kez daha ortaya doğruluğunu teyit etmektedir. Bu bir meşru müdafa hakkıdır, ''Rüzgar eken mutlaka fırtına, biçeçektir.''
Sevr öyle bir antlaşmadır ki kadim Anadolu toprakları işgal kuvvetleri arasında bölüşülerek paylaşılacaktı? Ankara Hükümeti bu antlaşmayı kabul etmeyerek büyük bir seferberlik başlatarak kendi topraklarında meşru, savunma yapmak için adeta küllerinden yeniden doğmak için hazırlıklarını tamamlamaya çalıştı? Başta Karadeniz olmak üzere, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Akdeniz, Marmara ve Trakya'nın tamamı işgal kuvvetleri tarafından aralarında bölünecekti? 30 Ekim 1918 imzalanan Mondros mütakeresine göre İtilaf Devletleri gerekli gördükleri takdir de 7. maddeye göre diledikleri yerleri işgal edebileceklerdi. Bu antlaşmalar Osmanlı Devletinin varlığının fiilen sonlandırılması demekti?

Osmanlı İmparatorluğunun 1914 yılında tek taraflı olarak feshettiği Kapitülasyonlar müttefik devletler vatandaşları lehine yeniden kurulacak; Ticaret ve Özel Hukuk, Türk hukuku ve idari düzeni hemen her alanda Müttefikler tarafından belirlenen kurallara uygun hale getirilecek; sivil deniz ve demiryolu trafiği Müttefik devletler arasında yapılan iş bölümü çerçevesinde yönetilecek; iş ve işçi hakları düzenlenecek hükümlerini içeren bir antlaşmanın içerikte olması resmen iflas bayrağının çekilmesi anlamına geliyordu. İtilaf devletleri Türkleri Adadolu'dan atmak için yurdumuzun dört bir yanını işgal ettiler.
Osmanlı İmparatorluğunun toprakları, yükselme devrinde; 22 milyon kilometre kareden kala kala sığındığımız İç Anadolu toprakları kadar kalmıştı? Bu ne demektir biliyormusunuz küçücük bir beyliğe dönüşmüş Osmanlı Devletinin fillen ve hukuken bittiğini görememek körlük olmalıdır. Bu gün Türkiye Cumhuriyetinin Hatay İlinin 29 Haziran 1939 tarihinde oy birliği ile Türkiye Cumhuriyeti'ne katılması ile birlikte topraklarımız 783.562 kilometre kareye çıkmıştır. Unutulmaması gereken şey Sevr Antlaşması ile birlikte elimizde kalan toprakların 350.000 metre kareye kadar düşmesinin izahı zaten olmaz? 19 Mayıs 1919 günü Samsun'a çıkan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, yüce Türk milleti ile birlikte bütünleşerek milli mücadele başlattı ve topraklarımızı düşmandan kurtararak bağımsız bir Türkiye Cumhuriyet'i Devletini bizlere armağan ettiler.

Lozan'da tüm dünyaya kabul ettirilen 783 bin kilometrekarelik (Daha sonra Hatay'ın dahil edilmesi) şimdiki sınırlarımız, Atatürk ve arkadaşlarının mucizevi başarısıdır. Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre'nin Lozan kentindeki Rumine Sarayı'nda; TBMM temsilcileri, Birleşik Krallık, İtalya, Fransa, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika ve Yugoslavya tarafından imzalandı. Ve böylece Sevr antlaşmasının bütün hükümleri 433 maddelik antlaşma metinleri de iptal edilmiş oldu? Herkesin ağzına pelesenk olan Kerkük, Musul, Süleymaniye gibi Misak-ı Milli sınırlarımız içerisinde olan topraklarımız İngilizlerin başlattığı taarruzla; Musul'u Mondros Mütarekesi şartlarına aykırı olarak 15 Kasım 1918'de fiilen işgal etmişti! Yani bu topraklarımız ağır Mondros Mütakeresi sonrası Osmanlı İmparatorluğunun iyice kıskaca alındığı bir dönemde kaybedilmiştir.

Özellikle Hasta Adam diye adlandırılan Osmanlı Devletinin mirasından yeniden faydalanmak için İngiltere'nin desteklediği Yunan ordusunu İzmir'den "9 Eylül 1922" günü denize dökerek Lozan'da da Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluş senedini eline alarak tescillenmesi ve bağımsızlığını (29 Ekim 1923) ilan etmesiyle birlikte yeni bir yönetim sisteminin hayata geçirilmesi sağlanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bizim geçmiş dönemlerde ki Göktürk, Selçuklu ve Osmanlı Devleti'nin bir bakiyesi ve yine bir milletin kendi ÖZ kimliği ile Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Silah arkadaşlarının kurmuş olduğu Devletidir.

''Mustafa Kemal Atatürk Türk milletine kendi ÖZ kimliği olan Türkiye Cumhuriyeti Devletini armağan etmiştir.''
Ali KARACA
Araştırmacı Tarihçi
Yazar ve Şair
İSTANBUL

YORUMLAR

  • 0 Yorum