Ali Karaca

Ali Karaca

Hayata Dair Ne varsa Düşünelim
alikaraca@gmail.com

TRABZON'U ANLAMAK VE ANLATMAK...

22 Eylül 2023 - 19:08

Çok kıymetli, misafirler, saygıdeğer İstanbullular ve değerli Trabzon'lu hemşehrilerim ..
Yine çok saygıdeğer hanımefendiler ve beyefendiler, Siyasi partilerimizin ve sivil toplum örgütlerimizin çok kıymetli başkan ve yöneticileri

Ulusal ve yerel, basınımızın çok değerli güzide temsilcileri. TRABZON'LU bir hemşehriniz olarak burada sizlerle birlikte olmaktan ve KÜÇÜKÇEKMECE de bulunmaktan memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum.

Üç büyük İmparatorluğa başkentlik yapmış, 29 Mayıs 1453 yılında fetih edilmiş, İSTANBUL şehrinden Fatih Sultan Mehmed Han'ın manevi huzurundan ve yine İngilizler tarafından 16 Mart 1920 de işgal edilen İstanbul 6 Ekim 1923 tarihinde esaret altında ki İSTANBUL'u düşman işgalinden temizleyerek bizlere yurt edinen, Gazi "Mustafa Kemal Atatürk'ün" bizlere emanet olarak bıraktığı; "Ve geldikleri gibi giderler dediği" kültür ve medeniyetlerin beşiği, dünya başkenti İSTANBUL / KÜÇÜKÇEKMECE İlçemizden Fevzi Çakmak Meydanından "TRABZON RÜZGARI Günlerimizin 3. yıl dönümü etkinliğinde yeniden sizlerle birlikte olmanın onurunu ve gururunu yaşıyoruz.

TRABZON şehri 5000 yıllık çok önemli bir tarihi geçmişe sahip büyük tarih, kültür sanat ve medeniyetler, başkentidir. TRABZON şehri aynı zamanda bir çok eski liman kenti ve ticaret merkezidir. TRABZON şehrinin kuruluşundan itibaren günümüze kadar bölgede yaşamış olan halklar incelendiğinde Tibarenler veya Tibarlar gibi TRABZON adının anlamını da içeren TURA BOZAN veya Tirebezan bu halklarla anılmaktadır. Yine Trabzon yuvarlak bir masayı andırdığı için TREPEZUS adıyla özdeşleşerek TRABZON'un bu adla anıldığı rivayet edilmektedir. Aynı yüzyılda Karadeniz bölgesi Kafkasya üzerinden gelen Kimmerler onların ardından İskilitliler (SAKA) Türklerinin akınına uğramıştır.

İyon kökenli Miletoslular Karadeniz kıyılarına gelerek buralarda göçmen topluluklarının yaşadığı yerlerde kentler kurmuşlardır. Oysa daha önce Kolkhlar, Diriller Makronlar gibi yerli kavimler TRABZON civarında yasamaktaydılar. Yine TRABZON şehrimizin yüksek kesimlerde Hıristiyan Türkler Kıpçaklar, daha sonra Müslüman Kumanlar, Çepni ve Avşar boyları gelerek buralara yerleşmişlerdir. Bölge tarihinin geçen olayları M.Ö 4. yüzyılda ANABASİS adlı antik kaynakta Onbinlerin göçünde KESNOPHON tarafından kaleme alınmıştır. Yani Trabzon'un Antik bir şehir olduğunu görüyoruz.

TRABZON Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde eğitimde öncü bir şehirdir. TRABZON Lisesi çok değerli bilim ve Devlet adamları yetiştirmiştir. Yarışmacı insanlarımızla birlikte spor'un kalbinin attığı şampiyon Trabzonspor gibi kadim şehrimiz Trabzonumuzun kahramanlık destanlarının yazıldığı, celalli ve yiğit evlatları, vatanımızın bölünmez bütünlüğünün teminatı olan kıymetli siz İSTANBUL, Küçükçekmece'li ve TRABZON'lu hemşehrilerimi canı gönülden saygı, sevgi ve en kalbi muhabbetle selamlıyorum..
TRABZON'U ANLAMAK ve ANLATMAK konulu programımıza hepiniz hoş geldiniz sefalar getirdiniz.

İSTANBUL/KÜÇÜKÇEKMECE meydanında bizlere burada konuşma fırsatı sağlayan başta KÜÇÜKÇEKMECE ilçemizin çok kıymetli belediye başkanı Trabzon'lu hemşerimiz sayın Kemal ÇEBİ beyefendi olmak üzere Küçükçekmece TRABZONLULAR Derneğimizin kıymetli başkanı sayın Hafız Şirazi KABA beyefendi ve Yönetim kurulu üyeleri ile birlikte bu organizasyon da emeği geçenlere ve yine Devlet büyüklerimize huzurlarınızda sonsuz teşekkürler ediyoruz.

Fatih Sultan Mehmed Han (1451) yılında tahta çıkar çıkmaz önce Bizans İmparatorluğunun başkenti İstanbul'u (29 Mayıs 1453) sonra Mora Despotluğu'nu (1460) ve daha sonra da Trabzon Rum İmparatorluğunun başkenti Trabzon'u fetih etti. (15 Mayıs 1461) Cihan Hükümdarı Fatih Sultan Mehmed Han tarafından Bizas'a ait bütün Devlet teşekkürlerini ortadan kaldırarak "İstanbul’un fethini Trabzon’un fethiyle tamamlamıştır." Böylece Bizans İmparatorluğunin Devleti Konstantiniyye'nin paslı mıhı çekilmiş Anadolu da toprak bütünlüğü kesintisiz olarak sağlanmıştır Artık eski Roma ve Bizans İmparatorluğu gibi kavramlar, tarihinin karanlık sayfalarına gömülmüş ve genç Sultan İkinci Mehmed Han Fatih (Açan) ünvanlı Fetih (Açmak) çağ açmış çağ kapatmış bir muzaffer komutan olarak adını tarihe altın harflerle yazdırmıştır.

Cihan Hükümdarı Fatih Sultan Mehmed Han "Ben benden önce ki Sultanlara benzemem" diyerek Karadeniz kıyılarında ki iklimi cennet gibi yumuşak Bizans'ın son kalesi TRABZON'u fetih etmiştir. Daha sonra burada torunu İkinci Beyazid oğlu" Yavuz Sultan Selim Han" Trabzon da "1487" yılından "1511" yılına kadar kesintisiz 24 yıl valilik yaparak bu şehri yönetmiş ve burada çok derin izler bırakmıştır. Yavuz'un Oğlu ufukların padişahı Kanuni lakaplı Birinci SÜLEYMAN kurmuş olduğu adalet sistemiyle kalpleri keşif etmiş ve 15 yaşında Trabzon'dan sancağa uğurlanmıştır. Bu üç Padişah'ın yollarının Trabzon şehri ile kesişmesinin mutlaka İlah-i bir hikmeti vardır.

Anadolu da Trabzon'dan başka üç cihan Padişah'ını bir arada gören hiç bir başka şehir yoktur. Ne Saltanat "Naiplerinin" yani taht adayı "Şehzadelerin" sancağa çıktığı Saruhan (MANİSA) ne Amasya ve nede Konya gibi şehirler bu Cihan Padişahlarını görmemiştir. İstanbul'dan sonra TRABZON şehri gerçekten Osmanlı İmparatorluğu döneminde bu özelliği gösteren Anadolu da ki tek şehirdir. Bu durumu "Osmanlı da TRABZON" şiiri ile anlatmıştım.

Bizlere TRABZONLULARA Rum ve Pontus yakıştırması yapanlara her yerde cevabımızı vererek bu kasıtlı yakıştırmayı yapanlarıda yererek onlara gerekli cevapları vermişizdir. Zaten TRABZON hiç bir zaman bir "LAZ" şehri olmamıştır.

TRABZON şehri M.Ö. 6. yüzyıl da ise Perslerin daha sonrada M.Ö 334 yılında Büyük Makedonya kralı İSKENDERİN egemenliğine girer. Büyük İskenderin ölümünden sonra bölgeye Pontuslular hakim olurlar. Trabzon merkezi önce Amasya (M.Ö 750) olan bu devlet daha sonra SİNOP'a taşınmıştır. Bu krallık, Kapadokya Satraplığı denilen büyük bölgeyi de içine alıyordu. MİTRİDATLAR köken olarak Yunan değil, Pers soyundandır ve MİTRİDATLAR (Adalet Güneşi) Farçada Mihir: Güneş / Dat: Adalet demektir.

Pontuslular yerli halkın desteğiyle Karadeniz’de bir Pontus Devletini kurmuştur. Trabzon, M.Ö. 280 yılında merkezi Amasya olan Pontus devletinin sınırları içinde kalmıştır. Rum köken itibariyle "ROMALI" demektir ve bugün ki Grek Yunanlılarla ve eski çağda Helenlerle hiç bir bağı yoktur. Mübadele sonrası Trabzon şehrinde RUM nüfus kalmamıştır.
Kurtuluş savaşı öncesi Ruslar 16 Şubat 1916 yılında önce ERZURUM'u işgal ederek Karadeniz üzerinden hücuma geçerler ve sırasıyla Hopa'dan başlayarak GİRESUN / Harsit çayına kadar olan ilerlemelerinde önce Arhavi ve Ardeşeni daha sonra 24 Şubat 1916 yılında da Rize'yi işgal ederek Of'a dayanır. "Anadolu da ilk kurşun Of'ta atılmıştır.

Of'lu kahraman milislerinin " 22 gün 22 gece süren çarpışmalardan sonra OF şehri Rusların denizden de bombardımanı ile birlikte 25 Mart'ta düşman eline geçer. Ruslar en büyük zayiatı Of'ta vermişlerdir. Bağımsız kaynaklara göre Of'ta 14.000 Rus askeri öldürülmüştür. Daha sonra Ruslar hiç bir direniş ile karşılaşmadan 18 Nisan l916 yılında TRABZON'a girerler. Artık Trabzonlular için muhacirlik ve göç başlamış ve bu yolculukta yollarda binlerce insan kaybedilmiştir. Rusların Trabzon’da kaldığı "Bir yıl, On ay, On günlük" süre içinde özellikle Rumlar ve Ermeniler, yerli halka büyük işkenceler yaparak; sayısız insan öldürürler.

Daha sonra 1917 yılında Rusya’da “Bolşevik Devrimi” olur, Çarlık yönetimi yıkılır. Bunun üzerine Rus ordusunda büyük bir panik başlar. Ve daha sonra Ruslarla 18 Aralık 1917 Erzincan Antlaşması yapılır. Bu antlaşmaya Ermeniler uymayıp, Türkler aleyhinde katliamlara girişince, Ordu Komutanı Vehip Paşa ileri harekat emri verir. 11 Şubat 1918'de genel hareket emrini alan ordumuz, bir koldan Kafkasya üzerine ilerlerken, diğer koldan Trabzon'lu Albay Hamdi Bey (Pirselimoğlu) komutasındaki 37. Tümen; Giresun'dan 123. alay ile takviye edilerek Hüseyin Avni bey komutasında Trabzon üzerine doğru yola çıktı. Bölgedeki çeteleri tek tek temizleyerek ilerleyen birliklerimiz 24 Şubat 1918 tarihinde Trabzon'a girdiler.

Trabzon'un kurtuluşu ile birlikte geri dönen bölge halkı bu kurtuluşa fazla sevinememiştir. Zira evleri barkları dağıtılmış ve ocakları yıkılmış virane bir halde buldukları her yer için gerçekten içleri buruk fakat vatanlarına kavuşmanın özlemi ile kaybettikleri ailelerine gözyaşları dökmüştür. Çile dolu yıllar özlem sevince kavuşsa bile bıraktıkları gibi bulamadıkları TRABZON şehri yüreklerinde hep bir acı olarak kalmıştır. Daha sonra ülkemiz İtilaf Devletlerinin saldırısına uğrar ve Milli Mücadele başlatılır. Kurtuluş Savaşı için start veren Mustafa Kemal Paşa İstanbul'dan Bandırma vapuru ile Samsun'a çıkacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin banisi kurucu bilge lideri "Gazi Mustafa Kemal Atatürk" Milli Mücadeleyi başlatmak için 19 Mayıs 1919 yılında Samsun'a ayak bastığında zaman, söylediği sözler, TRABZON şehrimizin ve şehir insanımızın bir gururudur.
Atatürk, Samsun’da biz TRABZONLULAR için bakın neler demişti..

İlk defa 19 Mayıs 1919 da Samsun’a ayak bastığım zaman, bana kalp kuvveti veren vatandaşlarımın ilk sırasında TRABZONLULARIN bulunduğunu asla unutmayacağım. Sakarya Büyük Meydan Savaşı’n da, Üçüncü Tümen ile yetişen TRABZON şehrimizin kahraman vatan evlatlarının savaş meydanında gösterdikleri özverilerin, değerli anısı daima beynimde canlı kalacaktır.

Üç kez Trabzon şehrini sırasıyla 1924, 1930 ve 1937 yıllarında ziyaret eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk özellikle 1924 tarihli TRABZON nutkunda dünya da TRABZONLULAR gibi harika ve azimli insanlar görmediğini bütün cihana haykırmıştır. İşte Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün de bahsettiği vatansever ve yürekli, gerçekten cesur TRABZON şehrimizin evlatları olarak atalarımızın bizlere bıraktığı bu kadim topraklar için seve seve hayatımızı feda etmeye hazırız. Bu eylemler TRABZON insanımızın bir yaşam tarzı ve hayat felsefesidir.

Biz TRABZONLULAR her şeyin en iyisini yapmak için kolları sıvarız, bu durumu başarılı iş adamlığından tutun da siyaset ve bürokrasi de Devlet kurumlarında hep öncülük yapmış, teknokratlar çıkarmış bir kültür ve medeniyet şehiriyiz?

Atalarımızın bizlere bırakmış olduğu bu cennet vatanımızı TRABZON'un evlatları olarak aziz şehidimiz genç kahramanımız "EREN BÜLBÜL" gibi bir yiğidi kucaklamanın, onu bağrında misafir etmenin TRABZONLULAR olarak onurunu ve gururunu yaşamaktayız..
"Çünkü biz Trabzon'nuz çünkü biz Türkiye'yiz."
Ali KARACA

YORUMLAR

  • 0 Yorum