Behlül Dane

Behlül Dane

Bu Hayatı Neyleyim, Bana Seni Gerek Seni...
balatfener@gmail.com

Allah Müslümanın ihlasla yaptığı duayı elbette kabul eder

13 Aralık 2020 - 15:52

Kurak geçen bir yaz gününde, cemaat Cuma namazı sonrası Camii imamı ile beraber kuruyan tarlalarını kurtarma ümidiyle bozkıra yağmur duasına giderler.

Hacet namazları kılınır, dualar edilir, kurbanlar kesilir ama, gökyüzünden tek damla yağmur düşmez yine!.

Cemaat boynu bükük tekrar kasabaya geri döner. Aradan bir kaç gün geçer ve bir Allah dostunun yolu kasabaya düşer..

Kasaba halkı Allah dostunun yanına gelerek kendileri için yağmur duasına çıkmasını söylerler. Ancak, Allah dostu yağmur duası yerine kasabayı beraber gezmeyi önerir hakla..

Halk şaşkınlık ve merakla birlikte Allah dostunun ardına düşer, evleri dolaşmaya başlarlar..

3-5 evi dolaştıktan sonra, damı çökmüş, kapısı kırık bir eve rastlarlar ve Allah dostu kapıdan içeri doğru seslenip ev hanesini dışarı çağırır..

İçerden orta yaşlarda, üzeri yamalı bir kadın ve iki yetim kız çıkar..

Allah dostu hâl hatır sorduktan sonra, evin beyinin kalp krizi geçirip erken yaşta öldüğünü ve kadının da iki yetim kızıyla kaldığını öğrenir..

Allah dostu, kadın ile hasbihal ettikten sonra, küçük kızlara; kendisinden istekleri olup olmadığını sorunca, kızlardan birisi çatıları için kiremit, diğeri de kendisi için yeni bir ayakkabı ister..

Allah dostu hemen yanındaki cemaate evin damı için kiremit ve diğer kız için ayakkabı alınmasını buyurur..

Kiremitler ve ayakkabılar geldikten sonra Allah dostu küçük kızlara "En çok ne için dua edersiniz, söyleyin bakalım dedenize" diye sorar!.

Kızlardan birisi, "Yağmur yağdığında damımız eski olduğu için, evimiz ıslanmasın diye Allah'tan yağmur yağdırmamasını isterim hep" der!.

Diğer kız ise, "Ben de Ayaklarım yağmurlu havalarda ıslanıyor diye Allah'tan yağmur yağdırmamasını istiyorum hep" demiş!.

Allah dostu bu sözlerden sonra yanındaki cemaate dönerek, "Sadece Allah'ın kudretinde olan bir duayı etmeden önce, kendi kudretinizle birinin duasını yerine getirmediğiniz sürece, duanız kabul olmaz ey cemaat" diyerek meseleyi özetlemiş!.

Yani dostlar; bugün yaşadığımız kuraklık için yağmur duası yerine, o Allah dostunun yaptığını yada fakir, kimsesiz ve yetimleri, öksüzleri düşünerek infakta bulunmamız daha makbuldür Vesselam!.

Şimdi şöyle bir düşünün bakayım bu ülkede milyonlarca insanın borcundan dolayı elektrikleri kesik yine milyonlarca insanın borç yüzünden doğalgazı kesik iş yok aş yok işsizlik almış başını yürümüş benim devledim başka ülkelere maddi yardımda bulunuyor milyonlarca ülkesini bırakıp kaçmış suriyeliye maaş bağlıyor kendi vatandaşına vermediği imkanları onlara sunuyor çaresiz kalan vatandaşlar devletlerinin kendilerine sunduğu acı  receteyle idare ediyor acı receteyi yiyen içen vatandaş sizce yemekten sonra dua etmiyormu sanıyorsunuz ediyor elbet 

Şimdi Allah onların duasını mı yoksa bütün  iktidarları bu milletin vergileri yle karşılanan en lüks araçlarla gezen en kaliteli ayakkabı giysisi giyen sarayları oturanların duasını mı kabul eder varın siz düşünün 

-----------------------------

BİR BENZER HİKAYE

Gündemimiz hazır dua iken..... Küçük kasabanın birinde, Merkez camiinin tam karşısında bir kişi genelev inşa etmeye başlamış,

İmam ve cemaat buna şiddetle itiraz etmişler, ancak mal sahibinin kendi arazisi üzerine nasıl bir iş yeri açacağına da yasal olarak bir engel yok, köylü genelevi inşaatını engellemek için ne yaptı ise boşa çıkmış.

Tüm cemaatin tek yapabildiği şey, imamın öncülüğünde bu genelev için her gün beddua etmekten öteye geçememiş.

İnşaat ilerlemiş ve açılışına birkaç gün kala her nasılsa şiddetli bir yıldırım düşmesi sonucu genelev Yıkılmış, yanmış, yerle bir olmuş.

Caminin cemaati bu olaydan duydukları büyük memnuniyeti saklamaya gerek görmemişler, Her fırsatta Allah dualarımızı kabul etti, keraneyi yerle bir etti diyorlarmış.

Ancak genelev sahibi adam, cami imamının ve cemaatin direk veya indirekt olarak bu hasardan sorumlu oldukları iddiası ile İmam ve cami cemaatine karşı tazminat davası açmış.

Cami imamı ve cemaat, savcılığa verdikleri savunmalarında bu konuda herhangi bir şekilde sorumlu tutulmalarına şiddetle itiraz etmişler,

Bu olayın kendi dualarından dolayı meydana gelmiş olabileceği iddiasını da kabul etmemişler.

Gerekli tüm belgeler tamamlanıp mahkeme günü geldiğinde hakim dosyayı dikkatle incelemiş ve taraflara dönüp:

“Bu konuda nasıl bir hüküm verebileceğimi bilmiyorum,” demiş.

“Ancak dosyadaki tutanaklara bakarsak ortada tuhaf bir durum var.

Taraflardan birisi duanın gücüne inanan bir genelev sahibi, diğeri ise duanın gücüne kesinlikle inanmayan ve inkar eden bir imam ve cemaati...!

Günümüzdeki halimizin tercümesidir.

Bu yazı 808 defa okunmuştur.