FERDA AKGÜL

FERDA AKGÜL

Sabrın Hududu
akgulgida@hotmail.com

MUSTAFA ÖZTÜRK ve ULEMASINA...

04 Aralık 2020 - 20:23

(“Kur-an Allah kelamı olamaz” diyenlere açık izahat)

 

 

Prof M. Öztürk Diyor ki:

“Allah’ın Kur-anda ki rahmet bahsini inceliyoruz ve görüyoruz ki; rahmetin manası, içinde acıma duygusu olmayan merhamettir.

Bu ne demektir!

Bu kadar amorf bir laf olur mu?

Ben Tanrı’yı öfkeden ve kızmadan da acımadan da münezzeh kılıyorum!

 

Diyor ve devam ediyor:

Bakın bizim tefsir geleneğimizde “Elhamdülillahi Rabbülalemin” der demez, ulamanın zihnine şu düşmüş.

Ya Allah niye sürekli kendini övüp duruyor...

Bırakta biz övelim..”

 

Neresinden tutarsak elde kalacak bu fikirlere, iki bahiste cevap verelim ki, hakikat ortaya çıksında, bu adam da, diğerleri gibi birilerinin kahramanı olmasın!

 

Önce Amorf nedir beynimize not edelim:

Amorf: Kendine özgü, biçimi olmayan

 

Mustafa Öztürk:

Sizin gibi aklını işletmeyen, ezberci eğitimin parçası, Arap dilbilgisi kurallarının alimi, mahreç esiri, harfi meddi yular edip boğazına asan adamlar yüzünden tarihimiz, Kur-an’ı ya “ezberleyip” anlamayanlarla, ya da anlayıp şeytani zeka ile ayetlerle oynayanlarla dolu.

 

Zavallı adam:

Evet Allah rahmet sahibidir ama Allah acımaz.

Zira Allah acırsa adalet olmaz.

Eğer suçluysak bize kimse şefaat edemez.

 

Çünkü ısrarla söylediğim Kur-an kaynaklı bir hakikat var ki: Adalet acımaya da, baskıya da, merhamete de teslim edilemez!

 

Teşbihte hata olmaz.

Bir şahsı belli bir suçtan idama mahkum eden hakim, aynı suçla sonraki zamanda (mümkün olsa da) kendi oğlunu yargılasa “bu oğlum acırım” diye davayı düşürürse o hakimden hakim olur mu?

 

Peki!

Hükmedenlerin hakimi olan Allah, kendini bu duruma düşürür mü?

Seversin çok seversin ama ceza neyse verirsin.

 

Anlayamadığınız şefaat ile merhamete birde buradan bakın.

Suçluyu kimse affedemez ancak suç fiilinin işlendiği kişi affedicidir.

Yani bana karşı işlenen suçun affını Allah yapamaz, yaparsa O mutlak güç Allah olmaz.

Hükmedenlerin hakimi ancak telkin ile “affet” der ki o istisna....

Burada ki kararda bireyin vicdanıdır.

 

Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında kısas size  kılındı. 

Hüre hür, köleye köle, kadına kadın. 

Ancak her kime, kardeşi tarafından bir şey bağışlanırsa artık ona hakkaniyetle uymalı ve diyeti ona güzellikle ödemelidir. 

Bu, rabbinizden bir hafifletme, bir rahmettir. Bundan sonra kim haddi aşarsa ona elem verici bir azap vardır.

(Kur-an)

 

Dememiş ki, hakim benim kararı bana bırakın değil mi ?

 

Anne rahminde ki Bebe’yi süngüleyen zalime, bebek katiline, tecavüzcüye nasıl merhamet edersiniz.

 

 

Prof. Öztürk:

Eğer adaleti anlasaydın bu soruyu sormazdın.

Vicdan azabı çeken birinin acısını zorla elinden alırsanız, o insana iyilik değil, kötülük yaparsınız.

Adalet bazen gazabın içindeki rahmettir.

 

Siz kitabı anlamıyorsunuz diye kitabın suçu ne?

 

"Düşündü taşındı, Ölçtü biçti. Kahrolası nasıl da ölçtü biçti! Gerçekten kahrolası, nasıl ölçtü biçti! Sonra (Kur'an hakkında) derin derin düşündü. Sonra yüzünü ekşitti, kaşlarını çattı. Sonra arkasını döndü ve büyüklük taslayıp şöyle dedi: "Bu, ancak nakledilegelen bir sihirdir. Bu, ancak bir insan sözüdür.”

(Kur-an)

 

Bay Öztürk:

Sonraki saçmalığında da diyorsun ki: “Bakın bizim tefsir geleneğimizde “Elhamdülillahi Rabbülalemin” der demez, ulamanın zihnine şu düşmüş.

Ya Allah niye sürekli kendini övüp duruyor...

Bırakta biz övelim..”

 

Zaten bu güzel din, sizin gibi zavallılar yüzünden bu halde değil mi...

Biz islamda din adamı sınıfı yok, diye bu yüzden demiyor muyuz..

Birde kendinize ulama ifadesi kullanmaz mısınız.?

Sizin gibi ulemanın 70'den 7070'ini toplasan, 6 yaşındaki masum çocuğun aklı etmez.

Çünkü sizde akıldan çok şeytani zeka önde.

İşte o nedenle onlarca yıldır, okullarda Kuran anlaşılan dil ile okunup ''ALLAH BU AYETTE NE MESAJ VERMİŞTİR'' diye konuşulsun istiyorum.

Mücadelemiz sizi ekmek kapınızdan etmek değil, size iyilik edip helal kazanmanızı sağlamak!

 

Kur'an da, bu kitaptan ancak ulema veya şuara, ya da şu kurul anlar, ya da mana çıkarır diye bir ayet mi var da sen söze ulema diye başlıyorsun.

 

ÖZTÜRK:

Evet övgü yalnız Alemlerin rabbi olan Allaha mahsustur. Yani birini övecekseniz müdürünüzü değil, cumhurbaşkanınızı değil, partinizi değil, şeyhinizi değil yalnızca sizi terbiye eden Allahı öveceksini ki, Allah'ın sevmediğini de sevmeyin.

Kırmızı çizginiz lafta olmasın!

O kırmızı çizgi ise, karakterdir.

 

 

Ortalık malı olmayın.

 

Adamın adamı olmayın ve davanın adamı olun.

 

Övgüsü ALLAH'a olmayan sövgüsü zulme olmayan, övgüsü sisteme ve koltuklara olanların anlayamayacağı ayet bu.!

Uğraşma.

Bu ayeti bir ''ulama'' anlasa evrende kıyam olurdu!

Allah’tan başka evrende terbiyeci mi olurdu?

  

Değerli dostlarım:

Eğer yazdıklarım Kur-an aklına ters ise, biliniz ki bende yalancılardanım.

Kur-an şüphesiz hak kelamıdır!

 

Doğru yolda olana selam olsun!

Bu yazı 1643 defa okunmuştur.