Misafir Yazar

Misafir Yazar

Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com

EN BÜYÜK İMTİHANIMIZ; ÇOCUKLARIMIZ

25 Şubat 2021 - 00:48 - Güncelleme: 25 Şubat 2021 - 00:51

Yüce Allah, insan hayatının genişlik boyutunun teferruatına kadar kaideler koymuştur. İnsanın yürüyüşüne dahi şu ayette olduğu gibi kurallar getirmiştir: 
“وَاقْصِدْ فِي مَشْيِكَ وَاغْضُضْ مِن صَوْتِكَ إِنَّ أَنكَرَ الْأَصْوَاتِ لَصَوْتُ الْحَمِيرِ” 
“Yürüyüşünde mütevazi/alçakgönüllü ol ve sesini yükseltme. Muhakkak ki seslerin en çirkini, merkeplerin sesidir.”[1] Hayatın içerisinde dengeyi öğreten Kur’an, aşırılıklara karşı gerekli uyarıları yapmıştır. Kur’an’ın uygulayıcısı ve beyanını yapan Hz. Peygamber de sesini de yürüyüşünü de ölçülü kullanmış ve aile fertleri başta olmak üzere hiç kimseye bağırıp çağırmamıştır. Bütün bu erdeme O, rabbani terbiye sayesinde ulaşmıştır. Eğer bizlerde aynı terbiyeden geçmek ve ahlaki zafiyetlerden kurtularak iyi bir Müslüman olmak istiyorsak en azından; En’am Suresi’nin tamamını, İsra Suresi’nin 1-40. Ayetlerini, Mü’minun Suresi’nin 1-10. Ayetlerini, Nur Suresi’ni, Ahzab Suresi’ni ve Hucurat Suresi’ni hayatımızla içselleştirmek zorundayız. İstikbalimiz tevhidi düşüncedeki kemalimize ve ahlaki olgunluğumuza bağlıdır. Her iki alanda da liyakatli olmanın sırları vardır. Tevhidi olgunluğa ermemiş, ahlaken zirveyi yakalayamamış kimseler emaneti devir almaya layık olmadıkları gibi, alsalar da devam ettiremezler. Kısacası geleceğimizi iman ve ahlak üzerine bina etmeliyiz. İbadetlerimiz ahlakımıza katkı yapmıyor ve imanımızı yakine taşımıyorsa geride kalan sadece yorgunluktur.
Allah Teâlâ, çocuklar başta olmak üzere birçok nimetini bize emanet etmiştir. Konuyla alakalı ayet gayet açıktır: 
“وَاعْلَمُواْ أَنَّمَا أَمْوَالُكُمْ وَأَوْلاَدُكُمْ فِتْنَةٌ وَأَنَّ اللّهَ عِندَهُ أَجْرٌ عَظِيمٌ” 
“Biliniz ki çocuklarınız ve mallarınız, size imtihan olarak verilmiştir. Ödülün en büyüğü ise Allah katındadır.”[2] İmtihan vesilesi olan bu varlıkların hukukunu da yüce Allah belirlemiştir. Onların hukuku zayi edilecek olursa zulüm ortaya çıkar. Onlara zulmetmemek için çocukların din öğretimi başta olmak üzere her türlü terbiyesiyle ilgilenmek ebeveynlerin üzerine borçtur. Bu borç ebeveyn şefkatiyle ve farziyet bilinciyle eda edilmeyecek olursa istenmediği hâlde çocuklarda itikadi savrulmalar olabilir ve neticesinde de iman konusundaki ayrılığa bağlı olarak bu yavrular cehennemlik olabilirler. Bilinmesi bağlamında hatırlatıyoruz; hiç kimse Nuh Peygamber’den daha üstün değildir. Fakat onun oğlu da babasıyla itikadi bir ayrılık yaşamıştır. Netice malum. Bizim gibi insanların çocukları ise böyle bir tehlikeyle her an karşı karşıyadır. Yaşadığımız siyasa, sosyal ortam ve ilişkiler, alınan pozitivist eğitim, uygulanan hukuk, dünya sisteminin dayatmaları ve modern hayat yavrularımızın imanını çalmaya yöneliktir. İnsan, okuduğu bir yazı, katıldığı bir espri, yorumladığı bir siyasi tercih veya iman ettiği bir ideoloji vasıtasıyla farkında bile olmadan dinden, imandan çıkabilir. Bu açıdan ihsan hâlinde bir hayat yaşanmalı; Allah bizi daima görüyor ve biliyor bilinciyle hayata anlam verilmelidir.
Çocukların itikadi savrulmalarına karşı Allah Teâlâ, ebeveynleri şu ayetle uyarmıştır: 
“يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قُوا أَنفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلَائِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللَّهَ مَا أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ” 
“Ey iman edenler! Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennemden kendinizi ve aile fertlerinizi koruyun. Onun üzerinde çok güçlü ve çok sert/acımasız melekler vardır. Allah’ın onlara emrettiği şeyde, Allah’a asi olmazlar ve emir olundukları şeyi hemen yaparlar.”[3] Aile fertlerini cehennemden korumanın yolu, onlarla yakından ilgilenmek ve maddi ihtiyaçlarıyla beraber din öğretimlerini ve eğitimlerini ana kaynaklardan usullü bir şekilde almaktır. İman alanındaki tercihleri başta olmak üzere çocuklarımızın namazlarından, cihadlarından, infaklarından, oruçlarından, çevrelerinden, arkadaşlık ilişkilerinden, eğlence hayatına bakışlarından, okullarındaki eğitimlerinden, siyasi oluşumlara bakışlarından istikamet üzere sorumluyuz. Kendimizi de emanet edilen çocuklarımızı da tevhidi bilinçle daimi bir eğitime tabi tutmalıyız. Dünyada da ahirette de kurtulabilmek için, Kur’an ve sünnet vasıtasıyla Allah ve Resulü ile her an iletişim hâlinde olmalıyız. Modern hayat bu iletişimi koparmak için türlü yollar denemektedir. Bu engellere takılmadan nebevi yolda ilerlemek her Müslümanın ideali olmalı ve gerekli pratiği yapmalıdır.
[1]     Lokman 31 / 19.
[2]     Enfal 8 / 28.
[3]     Tahrim 66 / 6.
MEHMET SÜRMELİ

Bu yazı 274 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum