Bugun...
ON YIL ÖNCE İSTANBUL KANALI SOSYAL MEDYA TARTIŞMALARI


Misafir Yazar Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 21-12-2019 18:42

Akın KURTOĞLU

Su Sirkülasyonu Açısından 'Kanal İstanbul' - (Secunda Bosphorus) :)

Proje hayata geçirilirse; çok ilginç bir coğrafi detay da önem kazanacak. Bilindiği üzere Karadeniz, Marmara'ya göre "yarım metre" kadar daha yüksektir (Bileşik Kaplar Prensibi'nin dünya üzerinde iflas ettiği nâdir yerlerden birisidir  ). Karadeniz Marmara'dan neden daha yüksektir? Çünkü bu iç deniz çok sayıda ve hacmi oldukça güçlü ırmaklarla hiç durmaksızın beslenir. Bu beslenme sonucunda da denizin su yüksekliğinde değişimler gözlenir. Buharlaşma, Ege ve Akdeniz'e oranla daha azdır ve suyun tek kaçış noktası da Boğaziçi suyoludur. Dünya üzerindeki ana su kütleleriyle irtibatını sağlayan tek kanal burasıdır. Boğaziçi-Marmara-Çanakkale Boğazı-Ege-Akdeniz-Cebelitarık sayesinde okyanusa açılabilmek mümkündür. Ya da Akdeniz'den Süveyş kanalıyla güneye...

Buradaki basamaklanma, Boğaziçi'nde altlı-üstlü bir çift su akıntısına da sahne olur ve üstten güçlü soğuk sular, güneye, yani Marmara'ya doğru üstten, daha alttaki ve nisbeten sıcak olan diğer akıntı da kuzeye, yani Karadeniz'e doğru hareket eğilimindedir. Üst akıntı baskındır. Çünkü Karadeniz'in su yüzeyi daha yüksektir, taşma eğilimindedir. Bu baskı, kendini güçlü soğuk üst akıntı olarak gösterir.

Gelelim Silivri Boğazı'na... Benzer bir durum burada da sözkonusu olacak ve yine Karadeniz, yukarıdan aşağıya baskın çıkmak isteyecektir. Silivri (yada artık adı ne olacaksa) kanalının suları Marmara'ya doğru inme eğilimi gösterirken, bir diğer alt (ters) akıntı ise oluşmayacaktır. Çünkü Boğaziçi'ndeki akıntı çifti doğal yollarla ve milyonlarca sene zarfında oluşmuşlardır.

Şayet Süveyş Kanalı'ndaki gibi kontrollü münferit iç bölmeler halinde bir kanal inşa edilecekse, seyrüseferin teknik anlamdaki çözümü biraz daha zorlaşacaktır. Sadece bu akıntılar konusu bile başlıbaşına bir başlık konusu... 

İkinci bir kanal demek; havuz problemlerinde olduğu gibi 2. bir musluğun daha açılması demektir. Şu anda Marmara'yı besleyen daha az tuzlu ve soğuk su miktarının yaklaşık olarak ikiye katlanması demektir. Boğaz'ın debisini hesaplayarak, bunu "birbuçuk" ya da "iki ile çarpmamız" gerekir.
---------------
Akın Abi bu konuda bir hocamız güzel bir yazı yazmış onu paylaşmak istiyorum 

Beni bu köşede hep tozların etkileri veya meteoroloji ile ilgili haberler ile tanıdınız. Ama benim asıl uzmanlık alanım deniz bilimleridir. Uzmanlığım da Türk Denizleri özellikle de Marmara Boğazlar ve İstanbul Haliç’i dir. Yani bu konularda uzmanım, konuşabilirim hem de göğsümü gere gere.

Şimdi gelelim en son proje önerisine. Size çok basit dilde anlatayım. Karadeniz’i bir tatlı su havuzu olarak düşünün. Nedeni de basit çünkü bu havuza giren tüm sular (nehir veya yağmur suyu) tatlı su. Peki o zaman Karadeniz neden tatlı su havuzu değil? Çünkü Çanakkale ve İstanbul Boğazı altından gelen ve belirli eşikleri belirli rüzgar koşulları altına aşan tuzlu ve de dolayısı ile yoğun Akdeniz suları Karadeniz’i bugünkü tuzluluk seviyesine getirdi. Geçmişi o kadar da taze ki en son hali 3500 senelik ve bildik tarihi de 12.000 senecik.

Durduk yerde neden Karadeniz havuzu diyorum değil mi? Karadeniz’i az tuzlu bir havuz diye düşünün hem de Akdeniz’den ortalama 30 cm yüksek. İşte bu nedenle bu havuzun fazla suyu Boğazlardan akar durur ama havuza giren su belli ve doğanın açtığı bu kısıtlı musluktan çıkan su belli. Yani Karadeniz havuzunu boşaltan bir musluk vardı. Ama doğanın yarattığı bir musluk ve dengesini ancak son 3500 senedir sürdüren bir musluk.

Şimdi siz bir ikinci musluk takmayı planlıyorsunuz hem de 25 metre derinlikte, yani musluk sadece Karadeniz’in suyunu Marmara’ya akıtabilecek ama alttan girmesi gereken su bu yeni kanala giremeyecek. Doğanın dengeleri bozulacak ve ne olacak?

Ne olur biliyormusunuz, ah keşke bilebilsek.

Ama her ne olursa hiçbir zaman geri dönüşü olmaz, doğal dengeler bozuldu mu geri dönüş maalesef yok.

Akıl mantık basit. Havuza takılı bir musluk vardı şimdi ikinci musluğu takmayı planlıyorsunuz. Eh iyi de havuza gelen su miktarı artmayacak ki. Yani Tuna, Dinyeper Dinyester siz musluk taktınız diye debisini arttırmayacak ki? Diğer bazı kanalları örnek göstermek demek Karadeniz’in Marmara’nın oşinografik gerçeklerini bilmemek demektir. Böyle bir sisteme sahip bir deniz yerkürede yok, sadece bizde ama değerini bilirsek elbette. Ben talebelerime derslerde Marmara’yı anlatırken onu sağlıklı Akdeniz ve sağlıksız Karadeniz’in astımlı doğan çocuğu derim. Yani doğuştan solunum zorluğu çeken bir deniz ve de dikkat edilmesi şart olan bir deniz. Onu kurtaran Karadeniz’den gelen ve jet akım halinde Boğazdan Marmara’ya çıkan ve 25 metrelik üst tabakayı 3 ayda bir değiştiren Karadeniz suyu. O çıkışta öyle harika işler yapıp alt tabakadaki suyu yukarı çekiyor ki sormayın gitsin. Marmara’ya oksijen pompalayan ise Çanakkale’den gelen alt su. Takın bu sisteme tek taraflı bir musluk ve seyreyleyin olacakları. Ben karada olacaklardan bahsetmiyorum denizdekiler benim uzmanlık alanım.

Başka tarafları da var elbette bence bu proje hiçbir zaman yapılamaz çünkü sınır aşan sular gibi sınır aşan deniz bu, debisi ile rejimi ile oynayamazsınız. Şimdi Almanya Avusturya Tuna’üzerinde muazzam bir baraj kursa suyu akıtmasa ne olur. Karadeniz’in felaketi olur. Altta verilen su bütçesi alt üst olur.

Kiminiz bu hoca da her şeyi biliyor demişsinizdir. Ama ben aşağıda verilen ve Marmara Denizinin bütçesini çıkartan ekibin parçasıydım. İstanbul Boğazının altını 4 defa al bayrak rengi kırmızıya boyayan (Rhodamin boyası ile) ekibin başı idim. Yani İstanbul Kanlizasyon Deşarj projesinin gerçekleşmesinde, Haliç’in temizlenmesinde emeğim, alın terim çoktur. Ve de dediklerim doğrudur. Havuza ikinci musluk takarken havuzun daha hızlı boşalacağını da hesaplamalısınız öyle iki mimara ısmarlama ile olmaz bu işler. Keşke iş, en boy yükseklik ve debi ile hallolabilseydi. Ben size hemen şimdiden diyeyim. Karadenizin su rejimini değiştirirseniz size hesap sorarlar daha da dos doğrusu yaptırmazlar. Hani neden boğaza köprü yaparken 64 metre yapmak zorunda kalıyoruz, 50 yapsak neden olmuyorun cevabı gibi. İşte aşağıda Marmara’nın su ve tuz bütçesi, öyle şappadanak ortaya çıkan bir şey değil, kaç kişinin alın teri var ve bu sistemi sürdüren yegane güç Karadenize giren ama sadece Boğazdan çıktığı hesap edilen tatlı su. O da %95 Tuna suyu, yani Tuna’nın debisi bizim için hayati öneme sahip. Siz durduk yerde Karadeniz havuzuna giren tatlı suyun debisini arttırmadan havuzu tek muslukla boşaltmak yerine bir musluk daha takarsanız sistem alt üst olur.

Aslında bunu anlamak için ne bilim adamı olmak gerek ne de alim, basit havuz problemi hani şu ilk okul çocuklarına çözdürülen cinsten.

Saygılarımla,

Prof Dr A. Cemal Saydam
ODTÜ Erdemli Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi(Emekli)
Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi
http://cerideimulkiye.com/?p=2466
--------------
Akın KURTOĞLU
Buradaki su havzalarını basite indirgeyerek ve birbirleriyle bağlantılı 3 tepsi halinde çizerek göstermeye çalışalım:

En üst tepsi olan Karadeniz'i farklı noktalarda akarsular sürekli biçimde besliyorlar. Boğaz'daki musluğa haliyle bir baskı oluşuyor (Maç sonrasında stadı sadece "tek bir kapıdan" boşaltmaya çalışan ellibin futbolseverin durumuna benzetebiliriz bunu  ). "Talep yüksek" (Karadeniz'in yükselmeye meyilli su hacmi), "arz düşük" ise (musluk yani Boğaz), bu durum devamlı olarak kuzeyden güneye bir akış mecburiyetini de beraberinde getiriyor. Ortadaki küçük tepsiye (Marmara'ya) geçen sular, buradan devamla bir alttaki musluğa, yani Çanakkale Boğazı'na geliyorlar. Buradan da aynı istikamette geçtikten sonra üçüncü ve son tepsiye, yani Ege (ve devamında da Akdeniz) tepsisine dökülüyorlar. Meselenin basitçe çizmeye çalıştığım izahı bu şekilde işte... 
-----------
Akın KURTOĞLU
Karadeniz'in yüksekliğinin arttığı dönem asıl ilkbahar. Denizi çevreleyen hilâl şeklindeki havzaya her yönden boşalan güçlü akarsular, aynı zamanda Avrupa'nın ve güney Asya'nın eriyen kar sularını da bütünüyle buraya sürüklüyor. Bu da Boğaz'daki debide birkaç aylığına artışa neden oluyor. Bir diğer etken de Poyraz... Bu da yüzey sularını iterek güneye doğru hareketlerini hızlandırıyor.

Sadece yılda ortalama 5-7 gün arasında güçlü Lodos rüzgarının etkisiyle akıntının yönü tersine çevriliyor. Bu da "Orkoz"a sebep oluyor. Boğaz iskelelerinin su kesimlerinde farklılaşmalar oluyor. Balık sürüleri, aniden tersine dönen akıntının yönünden dolayı sersemliyorlar ("Lodos yemiş hamsi balığı gibi sersemlemek" deyimi de burdan gelir  ).
-------------
Uğur1
Akın abi yukarıdaki mesajda çizdiğiniz görsel yanlış anlaşılmalara sebebiyet verebilir, ona aslında bir de Marmara'dan yani Akdenizden Karadeniz'e olan bir alt akıntıyı da eklemek gerekiyor.

Anladığım kadarıyla boğazın derinliği sayesinde hem alt akıntı hem de üst akıntı oluşmuş ve bu şekilde 12.000 yıl önce açılan kanal M.Ö 1500 yılında ancak tuz dengesine ulaşabilmiş.

Eğer açılacak olan ikinci kanal bu alt akıntı - üst akıntı dengesini sağlayamazsa, bu durumda hem Akdeniz'in hem de Karadeniz'in tuz dengesi yeniden bozulmaya başlayacak.

Ben şahsen insan eliyle bu kadar devasa bir değişimin düzgün yapılabileceğini sanmıyorum. Zaten hesaplama kısmında milyonlarca parametre olduğundan kesinlikle hesaplanamaz, dengenin nasıl değişeceğini bilebilmek mümkün değil
-----------
Haklısın Uğur, ben orada aslında baskın olan üst akıntıyı göstermek istemiştim. Her iki boğazda da su alışverişi 2'ye 1 oranıdadır. Yani üst akıntılar alt ters akıntıların 2 katı hacminde su indirirler. O çizimde farklı bir renkle daha zayıf olan alt-ters akıntıyı da çizelim. 

Akın KURTOĞLU
------------
Bu bölgedeki üst ve alt akıntıların yönleri de şöyle ("Sarı" olan; baskın üst akıntı, daha soğuk, daha hızlı ve daha az tuzlu, "Kırmızı" olan; daha pasif alt akıntı, daha sıcak, daha yavaş ve daha tuzlu):


Kanal İstanbul ("Secunda Bosphorus"  ) açılacak olursa, bu oluktan da su aşağıya inme eğilimi gösterecek, ama altında (kırmızı renkli) bir ters akıntı olmayacak. Şu andaki Boğaz'ın yarısı kadar soğuk üst akıntı deşarj olması durumunda => [1 birim (Boğaziçi üst akıntısı) + 0.5 birim (Kanal İstanbul üst akıntısı)] - [0.5 birim (Boğaziçi alt ters akıntısı)] = +1.0 birim (Kuzeyden güneye akış lehine toplam üst akıntı)

Şu andaki durumda bu oran ise tamıtamına; [1 birim (Boğaziçi üst akıntısı)] - [0.5 birim (Boğaziçi alt ters akıntısı)] = +0.5 birim (Kuzeyden güneye akış lehine toplam üst akıntı)


Yani, Boğaziçi'nde alt akıntı yoluyla Karadeniz'e geri dönen su hacmi, Kanal İstanbul'un akıttığı suya denk gelmesi halinde nötr olacak ve şu andaki su alışverişinde hatırı sayılır bir miktar sekteye uğrama gözlenecektir.

Akın KURTOĞLU
---------
Emrullah
Evet aslında basit bir şekilde düşündüğümüzde 3 tepsiyi birbirine bağlayan bir kanal açsak ve belli bir su sirkülasyanu oluştursak en üst tepsiye yani karadenize yan kollardan su desteği versek sonrasında ortadaki yani marmaradan karadenize bir boğaz daha açsak su dengesi nasıl olur acaba.

Şimdi kafamı karıştıran şey normal bugün kü boğazda belli bir su alışverişi var,üst taraftan soğuk su yani karadenizin suyu alt taraftan da ege ve akdenizin suyu geçiyor diğer taraflara acaba açılan bu kanalda bu su alışverişini sağlıyabilirler mi ?

2.kafama takılan şey bu kanal sebebi ile acaba karadenizin su seviyesinde düşme olabilir mi ? Bu açıkcası çok önemli hem iklimsel hemde denizde yaşayan balık türleri açısından.Deniz zaten yazın aşırı sıcaktan fazlasıyla buharlaşıp nemleniyor ve daha önceki mesajımda da belirttiğim üzere bu son yıllardaki iklim değişiklikleri karadenizde kısmen deniz çekilmesi olayını doğurttu.Korkum o ki bu boğazla beraber karadenizde ki su miktarının azalması.
Son yıllarda karadenizi besleyen ırmakların akışlarıda düzensizleşti ,özeliklede osn yıllarda hiç görülmediği kadar derelerimizde kuraklıklar görüldü.

Umarım bu proje hem İstanbul'a hem de doğaya zarar vermeden gerçekleşir 
-------------
emrullah
Açıkcası benimde bu proje ile ilgili en çok merak ettiğim konu bu 

Karadeniz aslında birçok tatlu su kaynaklarıyla beslenir denizdeki tuz oranının sebebi ise marmaradan alt akıntıdan gelen ege ve akdeniz sularıdır.Karadeizde özelliklede son yıllarda şehir merkezlerinin sahil kesimlerind eufakta olsa bir deniz çekilmesi mevcut bunu şehirlerin 30-40 yıllık fotoğrafların abakarak görebiliriz 
Açıkcası çok merak ediyorum bu dengeyi bozmadan nasıl yapacaklar bu projeyi

--------
Erkan YILMAZ
Kanal ile ilgili diğer başlıkta da yazmıştım ama oradaki politik tartışmaların arasında kaynayıp gitti.

Bu kanal bir şekilde yapılırsa yüksek debiye sahip bir akıntı kaçınılmaz görünüyor. Bunu kullanmak gerek. Dönem dönem gündeme gelen boğaz akıntılarından elektrik üretme işi yeni inşa edilecek bir kanalda daha kolay olacaktır.

Kanal boyunca uygun yerlere yerleştirilecek tribünlerden yüksek miktarda elektrik sağlanabilir diye düşünüyorum. Kanal inşa edilirken bu tribünlerin yerleri tasarlanırnır ve ona göre yapılırsa, kapak sistemleri ile çok kullanışlı bir sürü elektrik santralimiz olabilir.

40-45 km uzunluğundaki kanalın her iki yanına atıyorum 1 km aralıkla yerleştirilseler 80 küsür tane tribün yapar ki bu oldukça yüksek bir sayı.

Ondan sonra isterse hiç gemi geçmesin. Üretilen elektrik bile kanalın maliyetini çok rahat çıkartır.
-----------

Akın KURTOĞLU
Burada muhakkak bir "kap"tan diğer bir "kab"a boşalma eğilimi görülecek çünkü...

Üstteki alıntının altında bulunan dikdörtgen profilde, Boğaz'ın kesiti görülüyor. Burada asıl üst akıntının yüzeyden itibaren -20 ile -40-45 arasını kapladığı, hızının daha az (0.5-1 mil arası) ve yüzeyinin daha geniş olduğu kesimde (yani Beykoz-Sarıyer girişinde) daha geniş bir banta sahip olduğu; hızının daha fazla (3.5-4 mil) ve yüzeyinin daha dar olduğu kesimdeyse daha az derinliğe sahip bir bant oluşturduğu, yani üst akıntının güneye doğru indikçe yüksekliğinin azaldığı, buna mukabil su aktarım hızının da 4 ilâ 7 kat arttığı görülüyor ki, bu da birim zamanda geçen suyun miktarının yolboyunca hemen hemen hiç değişmeden korunmakta olduğunu gösteriyor.

Alt akıntı ise -40 ile -60 arasında. Bant yüksekliği üst soğuk akıntıya göre biraz daha az ve debisi de üsttekinin yarısı kadar (360 metreküp/sn. / 183 metreküp/sn.). Boğaz'ın tabanındaki girinti-çıkıntı ve çukurluk kesimlerse suyun durağanlaştığı yatak kesimini gösteriyor. Buradaki su hacminin üst kesime herhangi bir müsbet ya da menfi etkisi yok. Yani derinlik, bir yerden sonra tamamıyla önemsiz.
---------------------
raufkibar
Karadeniz Marmara dan 60-70 cm. daha yüksek ve bazı havalarda kara deniz 1 mt .daha yükseliyor .Riva deresi bu gelgit sebebi ile Dünyaya adını duyurmuş .Yani kara deniz zaman, zaman Marmara dan 170cm yükseldiği oluyor. Marmara Çanakkale boğazından Ege ye aktığına göre. Kara deniz Egeden normalde 120cm zaman zamanda 2m.yüksek olacaktır (bu kısım tahmini)eğer böyle ise, Açılması düşünülen kanalda Karadeniz den Ege ye bayağı sert bir akıntı 10-15 mile varan bir hız ile akacağını tahmin ediyorum buda bir kanal için az bir akıntı değil. Yani gemilerin kontrolü zor olacaktır. geminin dümeni su tutması için akıntıdan daha hızlı seyretmesi gerekir,bu kanalda çok zor .Buda geçecek gemilerin pervane gücü ile değil karadan çekilmesini icap ettirecektir. Her 8 dakikada bir geminin kanaldan geçebilmesi büyük tecrübe, çok iyi organizasyon, iki kıyıda da raylı sistem lokomotif ile başlı kıçlı 4 palama ile bağlanarak çekilmesi gerektiğini düşünüyorum, yoksa o akıntıda en ufak bir aksaklık geminin kıyıya yanlaması ile her şey alt üst olacaktır.
Ayrıca denizdeki su sirkülasyonu n dan daha önemli karadaki yer altı sularının sirkülasyonu O kadar derin kazılan kanal çevresindeki tüm suyu toplayıp Ege ye gönderecektir. Kanala kıyılardan toprak altı suları da dahil olacak akıntı artacaktır ve çevrede ne kadar göl. nehir. dere. kaynak. kuyu, yer altı su damarları, hata yer altı nehir dahi çıkabilir ki bunlar Egeye akar ise Trakya nın o bölümü kuruyabilir .Tabi bunlar bizim fantezilerimiz olarak ta kalabilir bu projeyi düşünenler her halde bunları düşünmüş, önlemlerini almış ki bu projeyi halka sunmuşlardır .Bizim deniz tecrübemiz kaynak suları akıntılar Karadeniz e liman şart dememiz kişisel fikir ve basit düşüncelerimiz .
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=110438&start=0

http://gazete.tiyatroterapi.com/haber_detay.asp?haberID=135KONU HAKKINDA ÇOK DETAYLI BİR ARAŞTIRMA YAZISI İÇİN TIKLAYINIZ





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI