Misafir Yazar

Misafir Yazar

Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com

TALİHSİZ MEYDAN

17 Eylül 2021 - 12:20

Var bir talihsizliği ya, henüz ortaya çıkaramadım. Theodosius Forumundan bahsediyorum. Ya da günümüzdeki adıyla Bayezit Meydanı.

 
Milattan sonra 4. yüzyılın sonlarında meydan haline getirilen bu yer, öncesinde şehrin eski mezarlıklarından biriymiş. Theodosius tarafından yaptırılan meydan 407 ve 447 yılındaki depremlerde hasar gördükten sonra 465 yılında büyük yangından da kurtulamamış. 480 yılında ise tekrar deprem olur ve Theodosius'un heykeli yıkılır. 1204 yılındaki Latin işgalinde ise heykel yağmacılar tarafından eritilir. Anlayacağınız talihsizliği yeni değil.
 

Türkler tarafından alındıktan sonra Fatih tarafından bir ucuna saray yaptırılan bu arazinin diğer bir tarafına oğlu 2. Bayezit tarafından Cami, imaret ve medrese yaptırılır. Hamam ise ölümünden sonra eklenir. Cami ve eski saray arasındaki bölge artık Bayezit Meydanı olarak adlandırılır ve halk eğlenceleri için kullanılmaya başlanır.

 
Arada geçen sürede 1453 öncesi gibi çokça badireler atlattıktan sonra Cumhuriyet döneminde de yol çalışmaları şehrin imarı gibi nedenlerle parça parça tarihsel anıtlarının yok edildiği talihsiz meydan benim hatırladığım yıllardan beri yapısal özelliklerini sürdürüyor. 1970 yılında Karagümrük'ten Mahmutpaşa Ortaokulu’na yürüyerek gidip gelirken meydanda beş yüz sene öncesi gibi ayı oynatanlar da olurdu, yılan oynatanlar da. "Bul karoyu al parayı" madrabazlarıyla ortakları yankesiciler de eksik olmazdı. Seyyar satıcılarsa zaten meydanın ayrılmaz parçasıydı.

 
Günümüzde de durum aynı. Hayvan oynatanlar artık yok ama seyyar satıcılar her tarafta. Elli yıl öncesine göre en önemli fark ise, o yıllarda seyyar satıcılar vatandaşlarımız iken günümüzde neredeyse tamamı yabancı uyruklu. Saat satıcısı Somalili, çorap satan Suriyeli. İkinci el telefon satanlarsa Afgan.
 

Daha gün gezerken gördüklerimle artık buraya meydan demeye inanın dilim varmıyor, her tarafında toz toprak saçan inşaat artıkları. Bir kaç saatimi geçirdiğim süre içerisinde çalışan bir işçi göremedim. Üstelik aylardır değil yıllardır bu vaziyette. Unkapanı Köprüsü’nü devam eden yoğun trafiğin içinde alkışlanacak bir süre olan üç aydan kısa sürede tamamlayan Belediye Başkanı, burada küme düşmüş vaziyette. 16.08.2019 günü Beyazıt Meydanı düzenlemelerini incelerken altı ayda bitirilmesi talimatını Ekrem İmamoğlu'nun verdiği sürenin dört katı geçmesine rağmen ortada gözle görülür bir düzenleme yok.
 

Hem zaten Ekrem Başkan ne yapsın, dedim ya mesele meydanın talihsizliği.
 

Bakın, bu meydan için böyle düşünen yalnız ben değilim. Mimarlık alanında duayen olan Doğan Hasol'da 1992 yılında Yapı Dergisi’ne yazdığı bir makalede "Bir türlü bitirilemeyen talihsiz Beyazıt Meydanı rekorlar kitabına girmeye aday." demektedir. 1950'lerin sonunda meydan için düzenlenen yarışmayı kazanan Mimar Turgut Cansever'de projesinin ve meydanın başına gelenlerden 22 Mart 1964 tarihli Milliyet Gazetesi’ne yazdığı makalede yakınıp duruyor.

 
Turist gelsin diye kırk takla atanlar, teşvik üzerine teşvik dağıtanlar önce bir Bayezit Meydanı’na baksınlar. Ama laf olsun diye değil, mesela Roma'ya gitmişler de Colosseum’u ve çevresini geziyormuş gibi baksınlar. Orada ne görmek istiyorlarsa buraya gelen turistler de aynı beklenti içinde. Siz Roma'ya kentin göbeğine gitseniz meydana bakan lokantada Falafel yer misiniz? Somalili bir saat satıcısı toz toprak süprüntüsü içinde size saat satmaya kalkar mı?

 
Sayın İmamoğlu, ülkeyi yönetenlerin turizmimiz ve kültür mirasımız İstanbul için bir beceri gösteremeyecekleri yirmi yıldır yaptıklarıyla ortada. İş sana düşüyor. Bayezit Meydanı için verdiğin talimatın peşine düş. Tamamlattır 29 Ekim 2021 tarihine kadar kalan bütün işleri, gerekirse üç vardiya gece gündüz çalışsınlar. Üniversiteliler 1960 yılındaki gibi özgürce düşüncelerini ifade edecekleri bir alana kavuşsun, turistler rahatça dolaşabilsin. Bizler de 29 Ekim’i bu meydanda coşkuyla kutlayalım.

Ekrem Başkan haydi kır Bayezit Meydanı’nın talihsizliğini, her şey çok güzel olsun...

 15.09.2021 - M. Şevket Atalay

Bu yazı 211 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum