RECAİ NURCAN

RECAİ NURCAN

Taksici Hikayeleri
recainurcan@gmail.com

"DÖRT DAKİKA, OTUZ SANİYE!"

29 Kasım 2022 - 19:01

“DÖRT DAKİKA, OTUZ SANİYE!” (Taksi’m den geçenler-11)

İstanbul’un normal taksi durakları dışında, taksicilerin bildiği ve belirlediği bazı bekleme noktaları vardır. Bu yerler genelde işlek caddelerin köşebaşlarıdır. (Taksiciliğe yeni başlayan biri, bu noktaları üç-beş ay sonrasında keşfediyor ancak. Ben böyle olduğunu keşfettim. Aslında benim yapım pek 'bekleme yapmaya' müsait değil! Tanıyanlar az buçuk bilir 'tez kanlı' sayılırım. Başkası gibi kontağı kapatıp, dakikalar dakikalar boyunca müşteri bekleyemem. Çünkü müşteri beklediğim o dakikalar bana ‘yıl’ olur.)
...
Durum ne olursa olsun, mevcut şartlar bazen bekleme yapmama neden olur. Bunun nedeni -genel olarak- ya gezip dolaşıp müşteri bulamamam, ya da yorulmuşluğumdur... Yani -kaba tabirle- asıl maksat “motoru soğutmak”tır.

Yine de nerede beklersem bekleyeyim, müşteriye ayıracağım vakit 4,5 dakikayı -kolay kolay- aşmaz! Bu zaman zarfında bir müşteri geldi, geldi! Gelmedi, kontak çevrilir bende.
...
Peki neden "Dört Buçuk Dakika?”
İşte, bugünkü yazımın asıl konusu bu!
"Dört Buçuk Dakika" Yasin ve Tebareke süresinin -benim tarafımdan- okunma süresinin 'zaman zarfı'dır, hepsi bu!
...
Bir yere yanaşıp, kontak kapatarak müşteri bekleme başladığım da -aynı anda- euzu besmele çekip, Yasin Süresi’ne de başlıyorum. Ve "Yasin" bitiyor peşisıra “Tebareke” başlıyor…
...
Tebareke bittiğinde ise kronometrem tam olarak “dört dakika otuz saniye”yi gösteriyor. (Bu arada şunu da yazmış olayım; diyelim ki okumam esnasında müşteri geliyor ve okumam yarıda kalıyor. bu durumda ben "Besmele" çekip yola koyuluyorum ve o müşteri indiğinde, kalan yerden devam ederek okumamızı tamamlıyoruz)

Peki ben Yasin ve Tebâreke’yi okudum, müşteri gelmedi.
Sonrasında -kontağı açmadan önce- ne yaptığımı biliyor musunuz?

Taksinin içinde ellerimi açıyorum ve “Ya Rabbi, ben bu bekleme yerinde bekledim ve müşteri gelmedi. Bu gelmeyen müşterimin -aslında bana bahşetmiş olduğu- bu dört dakika otuz saniyelik zaman zarfında okumuş olduğum sure-i celileleri, daha önce benim gibi bu noktada müşteri beklemiş ve şimdilerde ahirete irtihal etmiş olan taksici kardeşlerimin ruhlarına hediye ediyorum, sen vasıl eyle!” diye dua ediyorum.

Ve sonrasında içime doğan inşirahla birlikte; kalbimin açılmış ve genişlemiş olduğunu düşünerek, kontağı çevirip -artık rızkım nerdeyse- o yöne doğru direksiyonu çeviriyorum.

-Allahın izniyle- Bir çok noktada, bir çok bekleme yerinde bu rutinimi gerçekleştirdim.
...
Bazen, bazı şeyleri yazmak zordur.
Enaniyet içerir, ego barındırır bazı şeyler.
Ama yine de bazen bazı şeylerin bilinmesi ve “örnek olur” "akla gelir" düşüncesiyle yazılmasında, ifşa edilmesinde fayda var.
...
Günümüzde pek "Evliya" yok! Beni tanıyanlar da zaten bilir evliya olmadığımı ????
...
İşte bu rahatlıkla yazıyorum bazı şeyleri, haberiniz ola????
...
Kim bilir belki bu yazıdan sonra, durakta boş boş otobüs bekleyip canı sıkılanların ya da boş taksi bekleyenlerin aklına geliriz!
...
Kim bilir belki onlar da haybeye sinirlenip sinirlenip duracakları yerde "Üç Kulhüvallahü Ehad bi Elham" okurlar, kendilerinden önce burada bekleyip, ahirete göç etmişler için. 'Dünya' küçük, 'Ahiret' büyük!
...
Rabbim, kabirlerimizdeki 'Büyük Yalnızlık'tan bizleri muhafaza buyursun ve arkamızdan okunanları ‘eksik’ komayıp, bizlere 'Yoldaş' eylesin inşaallah.
...
Recai Nurcan 29.11.2022

YORUMLAR

  • 0 Yorum