Sosyal medya

Sosyal medya

SOSYAL MEDYADAN
sicakyuva@gmail.com

Hayırlı bayramlardan bir bayramın daha sabahından günaydın.

03 Mayıs 2022 - 00:11

Uyandım ve gözlerimi açmadan beynimin kıvrımlarında şöyle bir gezinip "Nerde o eski bayramlar?" diye bi arama yapıyım dedim.
Sarmayı benim sarmadığım, baklavayı kendim açmadığım, temizliği yapmadığım gamsız kasavetsiz eski bir bayram sabahı buldum doksanlardan. Hatırlanmaya hatırlanmaya üstü tozlanmış, kenarı köşesi dağılmış, bazı ayrıntıları unutulmuş bir çocukluk hatırası.
Bayramlığımı arefe günü giymek istiyorum, annem izin vermiyor. Girilmesi yasaklı bölge olan vernik kokulu salonda koltuğun üstünde beni bekliyor; siyah pilili etek ve yakası çiçekli beyaz gömlek.
Senede bir gün güzel giyinme duygusunu benim çocuklarım anlayabilir mi? Onlar hep yeni giysiler giyiyorlar. Hava durumuna göre seçip, kıyafete uygun bir ayakkabı bakıyorlar dolaptan. Bu daha güzel bir duygu bence. Bu garip his eski bayramlarda kalsın en iyisi.
Sabah uyanıp giyinip oturuyorum bir kenara. "Ee nerde bu bayram?" diyorum. Geldi işte bugün bayram. Soyut bir şey olduğunu anlamak tam bir hayal kırıklığı. Kapı çalıyor sürekli, akrabalar geliyor. Mutfakta bir telaş var. Bulaşığın arkası kesilmiyor. Herkes birbirine sevinçle sarılıyor. Neyi kutluyorlar anlamıyorum. Sene boyu evde oturan insanların rutini bozuluyor diye heyecanlanıyorlar. Benim rutinim bozulmuyor. Ataride Süper Mario oynamaya devam ediyorum.
Sonunda bir değişiklik oluyor. Dedem beni alıp bayram gezmesine götürüyor. İşlemeli yaygılarla süslü pirinç karyolaların yanında bir sedir, üstünde dantelli yastıklar, ortada bir soba morul morul yanıyor.
Aman küçük kız gelmiş diye elime susamlı şekerler sıkıştırıyor yaşlı kadın. Sıcak pürüzsüz elleri ellerimi kavrıyor, saçımı okşuyor, yanağımı öpüyor. Yüzü yüzüme yaklaşınca, yaşlılık çizgileri derinleşiyor. Çocuklarından mahalleliden dertlendikçe acıyla kıvrılıyor bir nehir gibi, yaşlar yatağını bulmuş bir dere gibi sürükleniyor yanaklarından.
Önce sarılıp seviniyor sonra ağlaşıyor yaşlılar. Bir dahaki bayramı da göremem diyorlar birbirlerine.
Sobanın ısıttığı vücudum taş avluda irkiliyor. Bu evlerde herkes birbirini bahçe kapısına kadar sevgiyle uğurluyor.
Modern bayramlarda suplalarla ranırlarla pahalı yemek takımlarıyla kurulan sofralardaki yapay tatlardan farklı bir sıcaklık var elleri titreyerek sütlaç getiren kadının tepsisinde. Yaşmağın altından yemem için bana cesaret veriyor gülerek.
Gümüş gülabdan yanında şekerlik, kolonya kokusu, gecekondular, dolapsız mutfaklar, evin dışında çeşmeler, ahşap balkonlar, takvimler...
Yokluklar imkansızlıklar hasretler arasında zar zor bulunmuş küçük mutluluklar, haberleşmenin en zor zamanında senede bir buluşan sarılan akrabalar, yaşlıların sözünün geçtiği hatıralarının dinlendiği değerli olduğu sohbetler, yeme içmenin bol olmadığı zamanlarda ziyafetler, insanların daha az meşgul olduğu günlerde saatlerce oturup laflamalar...
Bu yazı fazla uzadı. Bu güne şimdi nasıl döneceğim ben; dedem öldü akrabaları öldü, ahşap evler yıkıldı, sobalar atıldı, ben de büyüdüm.
Evet gerçekten bir samimiyet sahicilik problemi bu yeni bayramlar.
Eski bayramlarınız, hatıralarınız, hafızanızda son kalan çocukça anılarınız kutlu olsun o zaman 

Kevser Cakir


 

Bu yazı 387 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum