Sosyal medya

Sosyal medya

SOSYAL MEDYADAN
sicakyuva@gmail.com

İNTİKAM İÇİN TÜRK GENÇLİĞİNE BÖYLE KIYDILAR!

05 Kasım 2023 - 01:41

SAKIN HA OKUMAYIN, LİDERLERİNİZE SÖZ ETTİM DOKUNUR SİZLERE!
Önce şunu belirtmek isterim ki;
Toplumun en Müslümanından, en Milliyetçi, en Türkçü, en ülkücü, en sosyal demokrat ve en Atatürkçü'süne kadar çok büyük bir ekseriyeti ahlâk ve namus konularında hassasiyetlerini yitirmişler ve ahlâk, namus, haysiyet ve şeref gibi değerleri kendileri için külfet sayan bir çürümüşlüğün içine yuvarlanmışlardır.

Bana ahlâk ve namustan söz eden bir tek ülkücü- Türkçü- Milliyetçi- Ulusalcı- Atatürkçü- Müslüman(!) haysiyet ve şeref sahibi yazar, edip, şâir gösterebilir misiniz?
Yine bana, siyâsiler başta olmak üzere, Türk Ocağı, Aydınlar Ocağı, Milli Düşünce Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği, İslâmi vakıf ve cemaatler, Diyanete bağlı kuruluşlar, şeyhler, ulemalar içinden bir tekinin milletimiz adına ahlâk ve namus endişelerinin, bu konuda söz, yazı ve icraatlarının olduğunu söyleyebilir misiniz?

REZÂLETİN VE ÇÖKERTİLİŞİMİZİN ACI TABLOSU!
2020 de yazarak, gençliğimizin yok edilişini ve toplumun ahlâken çürüyüşünü dile getirip körlere ve sağırlara acı bir ağıt olarak duyurmaya çalıştığım bu yazımla ben şimdi, YENİ SANSÜR YASASININ 29. MADDESİNE GÖRE ‘’Yalan haber yaymakla alenen toplumu aldatmış’’ mı oluyorum?

Geçte olsa durumun vahametini görerek uyuşturucu kullanımına dikkat çeken Kemâl Kılıçdaroğlu’na karşı, son yıllarda tüm kötülüklerin ANASI DURUMUNDA olan AKP’nin çıkardığı Sansür Yasasının 29. Maddesine göre ‘’Yalan haberle halkı yanıltarak alenen suç işledi’’ iddiasıyla dava açılmasının, inanan, imân ehli, namuslu, dürüst ve samimi insanlarımızın nazarlarında hiçbir değeri yoktur.
Kılıçdaroğlu hakkında bu davayı açtıranlar, namuslu, haysiyet sahibi dürüst ve şerefli insanlardan derhal özür dilemelidirler.

HAYDİ KILIÇDAROĞLU!
Görelim seni!
Bu sefer de, 20 yıldan beriye sokaklara taşan fuhşu, yasalarla zinanın önünün açılmasını, kötü yollara düşen genç kız ve kadınlarımızın içler acısı durumlarını, tecavüze uğrayan çocuklara tecâvüz edenlerin nasıl karşılıksız denecek cezalarla geçiştirildiğini, c-insi sapıklığın, Türk Ceza Kanununda ‘’Yüz Kızartıcı Suçlar’’ listesinden nasıl ve ne maksatla çıkarıldığını gür sesle öyle bir haykır ki, o Müslüman geçinen gayrı milli tosuncuklar da duysunlar!

HAYDİ MERAL AKŞENER!
Bir kadın lider olarak sen de haykır son 20 yılda yaşanılan ahlâki çürümüşlüğü, esrarı, bonzai ve sentetik haplarla bilerek ve kasten, Türk’ten intikam alınırcasına gençliğimizin yok edilişini dök ortaya ve öyle bir haykır ki AKP’nin tüm karargahları saraya varıncaya kadar öyle bir deprem yaşasın ki sokağa, insan içine çıkamaz olsunlar!
Kadınsın ve bir kadın olarak, fuhşa itilip kadınlık ve analık şerefine leke sürülen zavallı, sahipsiz ve çaresiz kadın ve genç kızlarımızın yaşadığı felâketi haykır ki, gür sesinle Meclisin sıvaları dökülsün ve orada bulunan 600 seçilmişin kuruyan ar damarları irkilip vicdâni sorumluluklarını hatırlayıp yüzleri kızarsın!

HAYDİ ÜMİT ÖZDAĞ!
İstilâcı 13 Milyon yapancılar hakkında gösterdiğin haklı ve milli tepkini, Türk gençliğinin fuhuş ve uyuşturucu batağına düşürülmesi konusunda da haykır, hem de öyle bir haykır ki KİSRA’NIN SARAYLARI gibi tüm saraylar sarsıntı geçirsin!
Haykıracaksınız da ağzınızı kapatan mı var?
Biliyorum hiçbirinizin böyle bir derdiniz yok. Şayet olmuş olsaydı, ben, ahlâki çürümüşlük ve gençliğin içine düşürüldüğü acıklı konularda 40 küsur yıldan beriye en az 100 küsur civarında yazı kaleme alıp haykırırken sizlerin bir tek sözünüzü, iki kelâmınızı duymadım. Cümlenize binlerce kez YAZIKLAR OLSUN!

YİNE HAYKIRIYORUM!
DİNLEYİN EY SORUMSUZ ZATLAR!
Türk gençliğini, düşünme melekelerini ve bütün enerjisini kaybetmiş, eğitimsiz, ilimsiz, iddiasız, dününden bihaber, yarınlarından ümitsiz, yalnız ''çiftleştikçe ve tükettikçe'' mutlu olabilen iskeletsiz yığınlar haline getirebilmenin en zahmetsiz, en kolay ve en kestirme yolu fuhuş, içki ve ucuz yoldan tedarik edilebilen sentetik uyuşturuculardır.
Bir de, AKP yandaşı televizyon kanallarında her gün fasılasız devam eden evlilik, şiddet ve âile içi mahrem yaşantıları aleniyete döken iğrenç proğramlardır ki bu proğramların gösterildiği yandaş televizyonların her biri, lağım kanalı olup genç dimağlara içindeki necaseti boca etmektedir.
Bu iğrenç kanalların tamamı yeter ki AKP yandaşı olsunlar ve RTÜK'ün himayesinde istedikleri gibi âileyi çökertsinler, ahlâkı, namusu çürütsünler, gençleri anaya, babaya, çevreye karşı saygısız ve âsi etsinler. Dedim ya, yeter ki AKP yandaşı olsunlar ve RTÜK'ün göz yumması ve aşırı müsamahası sayesinde her türlü iğrençliği yapsınlar.
Gençliği bu kirli oyunların cenderesinden kurtararak, onları milli, ahlâki, insani ve İslâmi değerlerle donatıp yarınlara hazırlayarak, Türk milletinin ve Türk devletinin beka garantisi durumuna getirecek olan ülkü ocakları rahmetli Türkeş'in vefatından sonra bu gayenin ve hizmetin dışına çekilip atıl bırakılması sonucu Türk gençliği çeşitli bataklıklara çekilerek yok edilmektedir.
Bu yazımı son kelimesine kadar mutlaka okuyunuz!
Ankara’da bulunanların bir tekinin bile Türk milleti ve Türk gençliği adına en küçük bir iddia, endişe ve çare plânları yoktur, tamamı sinede yük ve sırtımızda habis bir ur gibidirler!

TEK ÇARE, ÜLKÜ OCAKLARININ ASLINA DÖNMESİDİR!
Kurtuluşumuz için, bilgi, kültür ve duygu temelleri üzerinde yükselen bir fikir ve inanç sisteminden mürekkep olup, yaradılış gayesinin gönüllerde ve beyinlerde hayat bulmasıyla yeşeren ve de, tarihi, kültürel, milli, insâni ve ahlâki değerlerle beslenen ülkücü davadan başkası boştur.

NE HAZİNDİR Kİ;
Türk milletine madden, mânen ve ahlâken kıyılırken isyan etmesi gereken Bahçeli, ülkücülerin enerjilerinin toplandığı Balgat trafosunun elektriğini gizlice döşediği yer altı ara kablosuyla Aksaray'a kaçırarak sarayın ışıklarının sönmemesini sağladı.
Halen daha Bahçeli'den keramet bekleyen ülkücü kardeşlerime söylenecek o kadar çok sözüm var ki, sadece kendilerine, bu davanın asıl sahipleri olan binlerce ülkücü şehitlerimizin ruhlarını incittiklerini hatırlatmak isterim.
Diğer muhalefet partileri ise;
Meselesiz, çilesiz ve endişesiz zavallılar misâli utanmadan, Türk'ün madden, mânen ve ahlâken çökertilişine sessiz kaldılar, çünkü çok sığ ve birikimsizler!

GERİYE DÖNÜP SON 20 YILIMIZA BAKTIĞIMIZDA;
Milli- Mânevi- İnsani ve İslâmi değerlerimizin bilerek, kasten ve intikam alınırcasına ayaklar altında çiğnendiğini görüp kahroluruz.
Toplum bu zaman zarfında;
Akıllar ve vicdanlar devre dışı bırakılarak makarna ile çalışan robotlar haline getirildi.
Bu son 20 yılda kokmanın da ötesinde kokuştuk!
İntikam alınırcasına, adeta yok edilmek kastıyla çürütüldük!

BU SON 20 YILDA BAKIN NELER OLDU!
Cumhuriyetin tüm birikimleri elin gavurlarına yok pahasına satıldı...
80 milyar dolara yakın özelleştirmenin sadece 10 milyar dolarıyla yol yapıldı. Kalan 70 milyar ise kayıp, vatandaş ise yol yaptık hikâyesi ile uyutuldu...
Bu arada zina illeti mekteplere, mahallelerin ara sokaklarına, umuma açık park ve bahçeler, mezarlık ve câmi kenarlarına, türbe çevrelerine kadar taştı...
29. 11. 2011 de 6251 sayılı LGBT yasası çıkarılarak, kavimlerin helâkına sebep olan homoseksüellik hukuken koruma altına alındı...
8.4. 2007 de AKP'nin onayı ile LGBT Öğrenci Derneği kuruldu...
31.5. 2007 İstanbul’da 170 yataklı LGBT oteli açıldı...
5. 4. 2013 kurumsal olarak sosyal medya platformlarında yerlerini aldılar...
2013 de ilk defa Ünivresite öğrencisi iki erkek birbirleriyle evlendiler...
2. 5. 2013 de AKP iktidarının onayı ile Müslüman E-şcinseller Derneği ''Meşcid'' kuruldu...
28. 6. 2015 AKP iktidarının izni ile LGBT onur yürüyüşleri başladı...
23.10. 2015 tarihi itibarıyla AKP iktidarının onayı ile Türkiye’de LGBT dernek sayısı 22 oldu ki şu anda sayıları belki de 30- 40 civarındadır.
Devletlerin yıkılış sebepleri hemen hemen tek ve ortaktır, bu sebep ise ahlâksızlıklarıdır.
Devlet tüccar değildir
Parasızlık sebebiyle batmaz.
Devletleri bir tek şey yıkar o da;
İçine yuvarlanmış oldukları ahlâksızlıklar.
Şurası da bir gerçektir ki devletin mâli iflasının temeli de ahlâksızlığa dayanır. Tıpkı bugünkü gibi!

AHLAKİ ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜN ACI TABLOSU;
Son 20 yılda doğum oranı çeşitli sebeplerle 2.4 ten 1.7 ye düştü ki bu düşüş neredeyse dünya rekoru.
Yine son 20 yılda evlilikler % 25 oranında azalırken, boşanmalar % 40 arttı.
Sigaraya başlama yaşı- 11,
Alkole- 12,
Uyuşturucuya- 10,
Fuhşa ise- 14 e indi,
Dürüstler enâyi, vurguncular itibarlı oldular…
Helâle bakan yok, haram revaçta.
Evlilikler azaldı,
Boşanmalar % 38 arttı,
Evli kalmak sureleri bir- iki yıla indi…

SON 20 YILIN REZİL KARNESİ DAHA BİTMEDİ:
Fuhuş % 1680,
Çocuk istismarı % 697,
Uyuşturucu kullanımı % 1700,
Yolsuzluk % 400 gibi çok yüksek oranlarda artış gösterdi.
Vesika için Emniyet kapılarında bekleyen kadın sayısı- 80 bin.
Yukarıda okumuş olduğunuz bu oranlara artış değil de patlama demek daha doğru olur.

BOŞANMALAR.
ATOM VE ÂİLE YAPISI
Son 20 yılda doğum oranı çeşitli sebeplerle 2.4 ten 1.7 ye düştü ki bu düşüş neredeyse dünya rekoru.
Yine son 20 yılda evlilikler %25 oranında azalırken, boşanmalar %40 arttı.
Kâinatta yapılarıyla sureti katiye de oynanılmaması gereken iki küçük şey vardır ki bunların bir tanesi maddenin en küçük parçası olan ATOM ile toplumun en küçük parçası olan ÂİLEDİR. Bu ikisinin yapısıyla oynamak, telâfisi imkânsız felâketlere sebep olur.

ŞÖYLE Kİ;
Maddenin en küçük yapısı olan ATOMUN parçalanmasıyla meydana çıkan enerji tüm insanlığı yok edebilecek bir silâha dönüşerek atom bombası olup NAGAZAKİ VE HİROŞİMA’DA ki gibi anında milyonların kitlesel imhasına yol açan bir tehdit oluşturur ve bu tehdit hâlen bütün korkunçluğuyla DEMOKLES’İN KILICI misâli başımızda sallandırılmaktadır…..

Toplumun en küçük birimi olan Âilenin de, eğitimsizlik, geçim darlığı, açlık, işsizlik, çeşitli sosyal bunalımların etkisiyle meydana gelen boşanmalar sonucu parçalanmalarıyla sahipsiz kalan eş ve çocukların huzursuzluğu, korumasızlığı ve içine düşecek oldukları sahipsizlik duygusu, çaresizlik, ahlâki zafiyetler ve uyuşturucu çeşitli sosyal patlamaların zeminini oluşturur.
Birbirlerine karşı saygılı, nikâhının ne anlama geldiğini bilen ve ona göre davranan, karşılıklı sevgide kusur etmeyen, kanaat, sadakat ve şükür sahibi eşlerin meydana getirdiği âilelerden oluşan toplumlar daima güçlü devletler kurup, huzurlu bir hayat sürmüşlerdir.

ÂİLELERİN PARÇALANMALARININ ÖNLENEBİLMESİ NELERLE MÜMKÜNDÜRE GELİNCE:
İlk görev, siyasilerin, Diyanetin ve bilhassa Milli Eğitimin başındakilerindir.
Milli Eğitimin, Diyanetin ve Siyâsilerin öncelikli temel hedefleri:
Allah'a iman eden, Türk kültürü ve Türk töresini bilen ve yaşayan, âilenin kutsallığına inanan, onurlu, dirayetli, şerefine düşkün, ar, hayâ, edep, kanaat, sadakat, şükür sahibi, namus kavramına önem veren terbiyeli insanların yetiştirilmesi ve onların; milli gelirden payına düşeni alabilen, kendilerine iş verilen ve böylece mutlu insanlar sınıfına yükseltilmesini sağlamak olmalıdır…
Son senelerde boşanma sayısında korkunç bir patlama olmuştur. Bu durdurulamazsa toplum olarak büyük felâketler yaşamamız kaçınılmazdır.
Tüm bu olumsuzluklar yaşanırken, zinânın serbest bırakılması ve ahlâksızlıkları caydırıcı kanunların kaldırılarak yerlerine ahlâksızlıkların önünü açıcı kanunların çıkartılışı şunu göstermektedir ki, ahlâki çürümeye karşı tedbir almakla mükellef olan makamlarda oturan kişilerin böyle bir sıkıntı ve endişelerinin olmamasıdır.
Toplum olarak;
Hapsedildiği hapishanenin kapısına vurulu kilidin anahtarını cebinde taşıyan enâyi mahkumlar gibiyiz!
Burada;
Kilit AKP,
Anahtar ise oylarımızdır.

EY MİLLET UYUMA!
20 yıldır uyuyorsun!
Tarihine,
Hâzinene,
Dinin İslâm’a,
Senden çalınıp çürütülen gençliğine,
Ahlâkı, milli, kültürel ve mânevi değerlerine bir an evvel sahip çık!
Çıkmadığını görmekteyim!
Aklını başına, imanını gönlüne kuşan!
Belân ve başına gelecekler çok büyük olacaktır!
Bu durumunun devamında sürüm sürüm sürünmen yakındır!
Önce yönünü ve gönlünü Allah’a dön!
Sonra AKP denen partiyi bir an evvel sandıklarda yok ederken, sorumsuz, ahlâki endişesi olmayan, cıvık ve laubâli muhalefetin kulağını çekerek öyle bir bastır ki yere sürtünen burnu kırılsın.
ORHAN KILIÇOĞLU

YORUMLAR

  • 0 Yorum