Bu yazı, 74 yıllık bir ömrün tecrübe ve birikimlerinden derlenip, çile ve ıstırap dolu bir gönülde mayalanarak kıvam bulmuş ÜLKÜ ÖZETİDİR.
Bu dava biterse;
Vatan gider!
Devlet gider!
Bayrak iner!
Ezan susar!
Namus gider!
Türk milletinin kurtuluş reçetesi, mazlum milletlerin insan onuruna yakışan bir hayat sürebilme umudu olan ülkücü davanın yükünü omuzlarına, fikriyatını beynine, muhabbetini gönlüne yüklenmiş olan yaşlı- genç, kadın- erkek herkese selâmlar olsun.
Bu kısacık yazımı mutlaka kopyalayarak çocuklarınıza saklayınız!
Bu yazı, 74 yıllık bir ömrün tecrübe ve birikimlerinden derlenip, çile ve ıstırap dolu bir gönülde mayalanarak kıvam bulmuş ÜLKÜ ÖZETİDİR.
Türkiye'miz de mevcut olan tüm siyâsi görüşlerin, cemaat ve tarikatların, çeşitli fikri akımların mensuplarıyla zaman zaman birlikte olup, onlarla milli- mânevi- siyâsi konular üzerinde uzun uzun sohbetlerim oldu.
Ülkücü hareketin mensuplarında olan vatan sevgisini, milletine karşı olan muhabbeti, fedakârlığı, kültürel birikimi, aşkı, sadakati ve sevdayı hiçbirinde göremedim. Çünkü ülkücü farklı insandır, fâzilet ve erdem sahibidirler. Bunu demekle, diğer adreslerde ki vatansever kardeşlerimi yok saymadığımın bilinmesini isterim.
ÜLKÜCÜ DAVA BİTİRİLMEK ÜZEREDİR!
Ülkücü olduklarını iddia edenlerin daha fazla tuzağa düşmemeleri için ülkücü fikri ve temellerini yeniden gözden geçirmelidirler!
Ülkücülük;
İlâhi aşkın gönüllerde tecellisiyle sırat-ı müstâkim üzere olup, yılanın gömleğinden sıyrılışı misâli dünya sevgisinden sıyrılarak, Türklük şuurundan hareketle, vatan, millet, din ve devlet uğrunda mücâdele için çıkılan yolda şehadete tâlip olanların sevdasıdır.
Ülkücülüğün sırrı, şehitlerimizin şehadetlerinde saklı olup, mezar taşlarında kitâbeleşen bir hayatın hikâyesidir / cümle şehitlerimizin ruhları için el Fâtiha.
Mevlâna, “Elest sakisi (yani Allah), bu süfli çorak toprağa bir yudumcuk aşk şarabı saçtı. O çorak toprak bu yüzden coştu, verimli hale geldi. Biz de o coşkunluktan meydana geldik. Ey ruhların sakisi olan Yüce Allah, biz pek tembelleştik, bize o aşk şarabından bir yudumcuk daha ihsan et. Elest Bezmi’nde verdiğimiz söze sadık kalmayı nasib et Ya Rab! Aşk şarabından bir yudum da bize ihsan et Ya Rab! '' diye yakarır.
Rahmetli Alparslan Türkeş'te, Milli ruhun öldürüldüğü Anadolu topraklarına bir avuç ÜLKÜ TOHUMU saçtı.
Türkeş'in saçtığı bu tohumların her bir tanesi binlerce filiz verip koca bir ÜLKÜ ORMANI oldu, bu orman sayesinde gelişen Türk milliyetçiliği ruhu yeniden hayat buldu.
Ülkücülük, yüce bir ideale adanmışlıktır!
Bu yüce ideal, tarihi, kültürel ve mânevi olmak üzere üç ana kaynaktan beslenip hayat bulur!
Ülkücülük, fıtri bir hadise, ulvi bir tercih ve imâni bir harekettir!
Ülkücülük, milli, insani ve islâmi üç hasletlerle şekillenir!
Ülkücülük, duygu, kültür ve bilgiden mürekkep üç temel ayak üzerine inşa olunmuştur.
Rahmetli Başbuğumuzun rahle-i tedrisinden geçmeyenlerin yüzeysel ve yetersiz kalarak kaos ve muvazaa yaratmalarının temelinde, Başbuğun fikirlerinden, ahlâkı ve mânevi yapısından nasiplenememek yatar.
Bugünkü MHP nin içine sürüklendiği zilletin, illetin, kokuşmuşluğun ve çürümüşlüğün ana sebebi, rahmetli Türkeş'in fikri terbiyesinden nasipsizliktir.
ÜLKÜCÜ;
Vatanın, milletin, dinin ve devletin bekası noktasında kendi şahsi geleceğini yok sayarak; maddi ve mânevi tüm imkânlarını bu yüce değerlerin yüksek menfaatlerine amade kılan, ahlâk ve fazilet âbidesi asil ve soylu insan demektir.
ŞU AN!
Şu an mevcut siyâsi partilerin hiçbirinin ülkücü dava ile en küçük bir bağı yoktur ve de ülkücüleri temsilden çok çok uzaktırlar.
Son yıllarda, ülkücü davayı ve bu davanın mensupları olan ülkücü gençliği, Başbuğumuz ALPARSLAN TÜRKEŞ'İN ortaya koyduğu çizmiş ''TÜRK- İSLÂMIN FİKRİNİN'' dışında başka başka yollara saptırmak isteyenlere asla taviz vermeyelim ve davamıza sahip çıkarak, bu gibilerin ülkücü dava üzerindeki oyunlarını mutlaka bozalım.
Ülkücü davayı saldırılardan koruyabilmenin tek yolu; davayı önce kendi şahsımızda yaşayarak canlı tutmamızla mümkündür.
Davamızı, yaşayarak yaşatmalıyız.
Davalarda tıpkı canlı organizmalar gibidir, yaşatmak için uğrunda gayret gerek.
Tasavvufta dört makam vardır,
Bir de kırk küsur yıldır sadece ülkücülere has olan beşinci bir makam daha vardır ki bu makamın adı ''FENA- FİL VATAN'' dır. Bu makama vasıl olmak her baba yiğidin harcı değildir.
YAŞANILAN DAVALAR ASLA YOK EDİLEMEZLER!
ORHAN KILIÇOĞLU


YORUMLAR