İBB Kandilli Fatih'in olası deprem senaryosu

İBB ve Kandilli Rasathanesi ve deprem araştırma enstitüsü işbirliği ile hazırlanan Fatih ilçemiz deprem risk analizi öngörüleri afaki bilgiler raporu olmuş. Depremselden çok Rantsal dönüşümler için altyapı malzemesi gibi. ÇINARCIK DEPREMİNİN MUADİLİ 1894 YILINDA GERÇEKLEŞMİŞTİ YANİ 106 YIL SONRA TEKRARLANMIŞTI, FATİH İLÇESİ ZEMİNİ SAĞLAM KAYALIK OLMASI YANINDA MARMARA FAYINA EN UZAK SAHİL İLÇESİDİR. 60 yıldır sürdürülen çarpık KAÇAK kentleşme deprem tehdidi ile telafi edilmek isteniyor

1999 sonrası haberci olarak ilgi odağımızda olan İstanbul depremleri tarihini+raporları okuya okuya deprem uzmanı olduk desek pek yalancı çıkmayız.

Sanıyorum masabaşı ve Uluslararası raporlardan yapılan alıntılar ile Bilimsel varsayım (En Korkunç şekli) bir senaryo olarak raporlaştırılmış olduğunu görüyoruz.

Sayın araştırmacılar İstanbulda beklenen en yüksek değer 7.2 şidetinde bir deprem olduğunu görmezden gelerek Üç misli yani 7.5 bir depremin senaryosunu yazmışlar.

Tarihte istanbul depremi yoktur, Marmaranın ortasından geçen söz konusu fay ortalama yüz yılda bir büyük deprem oluşturmuş, İstanbul depremlerden minimum etkilenmiştir (17 Ağustos 1999) gibi.



Uzay fotoğraflarına baktığımızda Marmaranın doğal derinliği 100-150 metre arasında olduğunu görüyoruz, Adalar Yalova arasından geçen fay kırığı çınarcık önlerinde 1300 metre derinliğe ulaşıyor Batı Marmarada şarköy civarı 800 metreye inmekte Buradan Saroza açılan fay Ege denizinde devam etmektedir.

Bilhassa Fatih ilçemizin zemini (Dolgu alanları hariç) kaya zeminden oluştuğunu metro çalışmalarında gördük. Siyasiler ve Belediyeler (Büyük Rant odağı olan) Marmara cepheli sahil ilçeleri üzerinde kokunç kehanetler üreterek halk üzerinde endişe yaymaktadırlar.

Bazı yetkili-etkili kişilerin olası bir İstanbul depreminde 8-10 şiddetinde olacağını, Tusunami beklendiğini ulusal medyada hararetle savunduklarını 20 yıldır gülümseyerek izliyoruz.



İki bin yıllık Marmara deprem raporlarında 8-9 şiddetinde bir deprem görülmüş değil olmasına rağmen, Bu tür yayınlar devam ediyor.

İSTANBULDA 9-10 ŞİDDETİNDE DEPREM OLSUN NE AYASOFYA NE FATİH SÜLEYMANİYE CAMİLERİ KALMAZ HEPSİ YERLE BİR OLUR 

Söz konusu bu rapor bir senaryodur, Gerçeğe yakınlığı çok zayıftır, Marmara depremlerinin alışkanlığına baktığımızda en az 50 yıl daha Marmarada 7 ve üstü bir deprem olasılığı yok denecek kadar azdır (Elbette Allahın işine karışmıyoruz) Allah cc. dilerse neler olmaz ki?



Unutmayalım ki Dünya gezegenimiz kendi etrafında ve Güneşin etrafında hızla dönmektedir, Her dönen cins unsurun doğası gereği balans ayarı vardır. Dünyamızdaki yer hareketleri, Erozyon bu balansın bozulmasına neden olur, Söz konusu dönme hızı nedeniyle doğal balas ayarlama kaymaları ile yeryüzü ortalamayı sağlar, Biz buna deprem diyoruz. Kırılma sert olursa  şiddetli Deprem, zayıf olursa yer hareketi diyoruz.

Biz halk olarak devletimizden talebimiz hukukun gereğini yerine getirmesidir.

Yani kaçak yapılan binalar da dahil Devletimizin belediyelerimizin sorumluluğundadır.

Bütün bu binalar belediyelerimizin gözü önünde İzin alarak Harçlar yatılarak tescillenir ve daire bina olarak bizlere satılıyor.

Devlet güvenceli tapu karşılığı bu evleri satın aldık.

Mimari bilimde betonun yarı ömrü 50 yıldır, Yani betonarme bir bina yüz yıl hizmet vermesi öngörülmüştür. Bilim Teknik bunu söylerken Günümüzde belediyelerimiz ve TOKİ 30-50 yıllık binalarımız için "olası depreme dayanıksız " raporu vermekte, Binalarımızı 6306 sayılı yasa ile yenilemeye-yıkmaya çalışmaktalar.

Burada böyle ayıplı bir imalat varsa buıradaki sorumlulukönce denetimle sorumlu belediyemizde ve devletimizdedir, Bu binaları gecekondu olarak satın almadık resmi tapulu resmi satış yoluyla aldık.

Bizlere bu binaları satan müteahhitler, satışını ve tapusunu düzenleyen belediye Yani devletimiz sorumludur.

Şimdi devletimizin himayesinde ayıplı bir mülk almış isek devlet belediye buradaki sorumluluğunun gereğini yapmalıdır.

Günümüze kadar ki uygulamalarda belediyemiz hiçbir sorumluluk almayarak Doğrudan binanın son sahibini muhatap alarak cezayı onlara kesmiş, Ayvansaray Türk mahallesinde, Sulukulede Süleymaniyede yok pahasına evler maliklerin ellerinden alınmış üzerine milyonluk binalar Oteller siteler yapılmıştır.

Devlet öncelikle mağdurdan yana olmalıdır, Uygulamaya baktığımızda belediyemiz maalesef rantçılardan yana tavır koyduğunu görüyoruz, Bu zulüm uygulamadan vaz geçilmesini rica ediyoruz.



İBB NİN KANDİLLİ İLE BİRLİKTE YAPTIĞI SENARYODA FATİH İLÇESİ BİLGİLERİ

Fatih ilçesi, İstanbul Avrupa yakasında yer almakta olup, güneybatıdan Zeytinburnu,

kuzeybatıdan Eyüpsultan ilçeleri ile kuzeyden Haliç, doğudan İstanbul Boğazı ve güneyden

Marmara Denizi ile çevrilidir. İlçede 58 mahalle bulunmaktadır. TÜİK 2019 verilerine göre

ilçenin nüfusu, 443.090’dur.

4. DEPREM YER HAREKETİ

4.1. Yerel Zemin Koşulları

Bu çalışmada yerel zemin koşulları Vs30 olarak adlandırılan en üst 30m’deki zemin tabakalarının

ortalama kesme dalgası hızı parametresi cinsinden ifade edilecektir. Bu parametre deprem

tehlikesi belirleme kısmında kullanılan yer hareketi tahmin modellerinin bir girdisini teşkil

eder ve bu parametre kullanılarak yer hareketi tahminleri doğrudan yüzeyde, yani zemin

etkileri yansıtılmış olarak tahmin edilir. DEZİM tarafından 2009 yılında yapılan Avrupa ve

Asya Yakaları Mikrobölgeleme Projeleri kapsamında (İBB, 2009 a, b) tüm İstanbul alanını

kapsayan 0,005 derece hücrelerde Vs30 değerleri elde edilmiştir. Fatih ilçesine ait Vs30 dağılımı

Şekil 4-1’de gösterilmiştir.,

4.2. Deprem Yer Hareketinin Elde Edilmesi

Çalışma bölgesini etkileyecek olası deprem yer hareketi dağılımlarının tahmini, deprem risk

analizleri için gerekli olan ilk girdiyi oluşturmaktadır. Deprem yer hareketleri deterministik

(belirli senaryolar için) ve olasılıksal yöntemler ile belirlenebilir. Kentsel deprem risklerinin

değerlendirilmesinde yaygın olarak kullanılan yer hareketi tahmin yaklaşımı deterministik

yaklaşımdır. Bunun nedeni olasılıksal yaklaşımlarda kentin herhangi iki noktasını en fazla

etkileyecek depremlerin birbirlerinden farklı depremler olabilmesidir. Bir başka ifadeyle,

olasılıksal yaklaşımla elde edilen yer hareketleri, depremin aynı anda olma ihtimalini yansıtan

değil, analiz yapılan her nokta için farklı zamanlarda meydana gelebilecek farklı depremlere

ait, ama toplamda aynı ihtimali taşıyan değerlerdir. Dolayısıyla deterministik yöntem olarak

adlandırılan, herhangi bir anda kentin tamamını etkileyebilecek bir depremin meydana

getireceği yer hareketleri ve bunun sonucunda oluşacak hasar dağılımları ve sosyal etkilerin

tahmini afet risk yönetim süreçlerini değerlendirme ve planlamada daha uygun bir yaklaşımdır.

Öte yandan, uzun vadede kentsel deprem risklerinin azaltılmasına yönelik çalışmalarda

olasılıksal yaklaşımların kullanılması uygundur.

İstanbul İli Olası Deprem Kayıp Tahminlerinin Güncellenmesi Projesi (2019) çalışmalarında

deprem kayıp tahminlerinde kullanılacak yer hareketleri üç farklı yaklaşım ile edilmiştir. Birinci

yaklaşım, Marmara Denizi içinde yer alan faylardan kırılması muhtemel olan segmentler

üzerinde meydana gelecek senaryo depreminin neden olacağı yer hareketlerini yer hareketi

tahmin denklemleri yardımıyla deterministik olarak hesaplanmasıdır. İkinci yöntem, olasılıksal

deprem tehlike analizi ile farklı geri dönüş sürelerine karşılık gelen (sık, nadir, çok nadir

gibi) yer hareketi dağılımlarının elde edilmesidir. Kullanılan üçüncü yöntem ise olasılıksal

deprem yer hareketini ayrıştırılması sonucunda deprem tehlikesine en fazla katkıda bulunan

segmentlerde yer hareketi benzetim yöntemleri kullanılarak fay kırılma yönü, fay üzerinde

yer değiştirme dağılımın etkisi gibi parametrelerin yer hareketi dağılımı üzerindeki mekânsal

etkilerinin de göz önüne alındığı benzetim yaklaşımıdır. Risk analizlerine yönelik olarak

deprem yer hareketi tahminlerinde yerel zemin koşullarının göz önüne alınması gereklidir.

İstanbul İli Fatih İlçesi Olası Deprem Kayıp Tahminleri Kitapçığı’nın oluşturulmasında yukarıda

ifade edilen yöntemlerden deterministik yöntem ile elde edilen sonuçlar kullanılmıştır.

Deterministik yöntem ile deprem yer hareketlerinin tahmininde kullanılan adımlar deprem

kaynaklarının ve ilgili parametrelerin belirlenmesi, kullanılacak yer hareketi tahmin

modellerinin belirlenmesi ve yerel zemin koşulları ile ilgili değerlendirmelerdir. İstanbul ilinin

deprem tehlikesini kontrol eden tektonik yapıların, Kuzey Anadolu Fayı’nın Ana Marmara

Fayı olarak da adlandırılan ve Marmara Denizi içinde yer alan kuzey kolu segmentlerinin

olması beklenmektedir. Emre ve diğ. (2018) tarafından güncellenen Türkiye Diri Fay Veri

Tabanı’ndaki olası deprem kaynakları ile ilgili derlenmiş en güncel verileri kapsamaktadır.

Bu veri tabanının Marmara Bölgesi’ni kapsayan kısmı Şekil 4-2’de sunulmaktadır. Burada da

görüleceği gibi Kuzey Anadolu Fayı’nın Marmara Denizi içindeki Kuzey kolunun batı kısmı 

Haziran 2020 35

1912 Şarköy -Mürefte depreminde, doğu kısmı ise 1999 Kocaeli depreminde kırılmıştır. Bu

nedenle İstanbul’u etkileyecek Marmara Denizi depreminin kolun henüz kırılmamış orta

segmentlerinin bir veya birkaç tanesi üzerinde meydana geleceği öngörülmektedir. BÜ-İBB

(2009) deprem kayıp tahminleri çalışmasındaki deterministik yer hareketi modellemesinde

kullanılan senaryo depremi, Ana Marmara Fayı’nın yakın geçmişte kırılmamış olan

segmentlerinde meydana gelebilecek Mw 7.5 büyüklüğünde bir depremdir. Bu senaryo

esasen İstanbul’a yakın ve yakın geçmişte üzerinde deprem meydana gelmemiş tüm fay

segmentlerini bir kerede kıracak olan en kötü durum senaryosu olarak da değerlendirilebilir.

Bu çalışmada da deterministik deprem tehlike analizinde aynı senaryo depremi kullanılmıştır



DEPREM RİSK HARİTALARI

İstanbul ilini etkileyecek büyük bir depremde meydana gelebilecek can kaybı ve

yaralanmaların tahmininde metropol alanlarında hasar ve kayıplara yol açan depremlere

ait verilerden yararlanmak gerekmektedir. Türkiye’de buna en yakın örnek 1999 Kocaeli

depremidir. İstanbul İli için bir senaryo depremi neticesinde meydana gelebilecek can kaybı

ve farklı yaralanma seviyelerinin tahmininde 1999 Kocaeli depremine benzeşecek bir model

geliştirilmesi uygundur. 1999 Kocaeli depreminin yerel saatle gece saat 03.02’de meydana

gelmesi nedeniyle model öncelikle gece depremi senaryosu için uygun olacaktır.

İnsanların bina içinde veya bina dışında olma oranları gündüz meydana gelen depremlerdeki

can kaybı ve yaralanmaları etkileyen önemli bir faktördür. Deprem anında bina dışında

olmanın bina içinde olmaya göre daha güvenli olduğu kırsal veya metropol harici kentsel

gündüz depremlerinde can kaybı ve yaralanma oranları daha düşük olabilmektedir. Ancak

Petal (2011)’e göre, metropol alanlar için de bu görüşü desteleyecek veri yoktur. Bu tür

ortamlarda sokakta bulunan kişiler de bina içinde bulunanlar kadar risk altındadır. Öte yandan

deprem oluş saatine göre, gece depremlerinde can kayıpları daha çok konut türü binaların

hasarlarından, gündüz saatlerinde konutların yanı sıra işyeri, okul, hastane, alışveriş merkezi

gibi binaların hasarlarından, işe gidiş geliş saatlerinde ise ağırlıklı olarak ulaşım sistemleri

hasarlarından kaynaklanabilir.

Bu çalışmada can kaybı ve yaralanma hesaplarında, HAZUS-MH MR4 (2003, ve daha önceki

HAZUS versiyonları) yaklaşımı kullanılmıştır. Bu yöntem bina hasarı ile ölüm ve yaralanmalar

arasında doğrudan ilişki kurmaktadır.

HAZUS-MH MR4 (2003) yöntemi kapsamında, her bir yaralanma derecesine tekabül eden

bina sakinlerinin yaralanma oranları, binaların hasar derecelerine göre değişik bina sınıfları

için sunulmaktadır. Bu oranlar gözlemsel verilere ve verinin olmadığı durumlarda uzman

yorumuna dayanmaktadır. Her bir bina sınıfı için, her bir hasar seviyesindeki bina sayısı bu

tür binalarda bulunan ortalama nüfus ve ilgili bina sakinlerinin yaralanma oranı ile çarpılarak

ilgili yaralanma seviyesindeki kişi sayısı tahmin edilir.

Kullanılan tüm modellerin mevcut bilgi birikimi ve gözlemleri yansıttığı ancak deprem can

kaybı ve yaralanmalarındaki büyük belirsizlikler nedeniyle hata payları içerebileceği ifade

edilmelidir.

Deterministik (Mw=7.5) gece senaryosu depremi için, Fatih ilçesine ait gece nüfusu can kaybı

ve yaralı sayıları dağılımları Tablo 5-1’de verilmekte ve bu değerlerden üretilmiş haritalar,

Şekil 5-6 ile Şekil 5-9 arasında verilmektedir.

SÖZ KONUSU RAPORUN TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

 

BBC MARMARA DEPREM HABERİ

İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI DEPREM KEHANETİ

KUZEY MARMARA DEPREMLERİ TARİHİ

 

Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan YORUMLARI