|
FATİH HABER OLARAK ÜLKEMİZİN GELECEĞİNE
BİR DAHA İPOTEK KOYMAYA KALKANLARA HALK OLARAK BASIN OLARAK
CEVABIMIZDIR.!
Askerin şikayetçi olduğu bazı
somut olayların şikayet olarak aşağıdaki basın bildirine girmesi
yurttaşlar arasında tedirginliğe yol açtı,
Açıkça inançların yaşanmasından dolayı insanların vatan haini,
Cumhuriyet düşmanı gösterilmesi kaygı verici boyutlara ulaştığı
izlenmektedir.
Bu kaygıların hukuki gerekçelerden değil siyasi kaygılardan
kaynaklandığına inanıyoruz ve ülkemizin göz bebeği ordumuzun
siyasi,politik müdahalelerden uzak durmasını temenni ediyoruz.
Ordumuz zaman zaman siyasete müdahale etmiştir. Günümüzde bu
müdahalelerin tamamının güvenlik nedenlerinden değil siyasi
nedenlerden yapıldığı bilinmektedir.
Artık bu darbe ve müdahale devirlerinin bittiğine inanıyor bu
talihsiz basın bildirisinin ne anlama geldiğinin açıkça halka
anlatılması ve bu olayla ordumuzun yıpratılmasının önünün
kesilmesini temenni ediyoruz.
Muhalefet demokrasi sınavında sınıfta kalacakmı.
Muhalefet
Bu basın bildirisini muhtıra olarak algılamış. Acilen seçim diyerek
bu iktidarın hukuki hakkı olan Cumhurbaşkanlığı seçimini
engellediklerini sanmaktadırlar.
Gece yarısı basın açıklamasından sonra ülkenin zinde! kuvvetleri
arkasına sığınan eski kaos düzenlerinden nemalaşan güçlerin timsah
göz yaşarı döktüğünü görmekteyiz.
Bu kurgu çok önceden hazırlandığı belli oluyor, Askerin açıklaması
ise iktidara değil Anayasa mahkemesine göz dağı vermek içindir.
Şikayetlerin tamamına yakınının toplumun din ve vicdan hürriyeti
kapsamına girmesi çok üzücüdür. Biz ordumuzdan peygamber ocağı
olarak bahsederiz, ve öyle kabul ederiz, Askerimiz kutsaldır.
Fakat böyle inançlara müdahaleler, toplumun inanç duygularına
ihanet olarak algılanırsa batı ülkelerinde olduğu gibi askeriyeyi
kamu kurumu olarak görerek ,çalışmıyorum askerlik yapmak
istemiyorum şikayetleri çoğalacaktır.
Hayır askeriye kamu kurumu
olmamalı, bu kurum toplumun bütününü kucaklayan, sadece dış
düşmanlara karşı iç huzuru sağlayan bir üst kurum olmalıdır. lakin
aşağıdaki şikayetler bunun böyle olmadığını çağrıştırıyor neden mi
?
- 23 Nisanda Kuran okuma organizasyonu cumhuriyet düşmanlığı
olarak gösteriliyor
- 23 Nisan 1920 Türkiye Büyük Millet Meclisi de Kuran okunarak
açılmış , dualar edilmiş, Allah'tan bu meclisin kıyamete kadar
baki kalmasına dua edilmişti. O günü yad etmeye kalkanlara
cumhuriyet düşmanı demek ! Ne demektir , halka bunu açıkça
söylediniz ,Halkta bunu duydu, Bu istekler 23 Nisan 1920 ve 29
Ekim 1923 Türkiye'sinin ruhuna hitap etmiyor.
-Ülkenin vazgeçilmez unsuru olan parlamentonun temsilcilerinin
parlamenter olmayan aile bireylerinin İslam'ın emri olan baş
örtülerini şikayet konusu yapmak ,Bunlara cumhuriyet düşmanı demek
! Bu yüce kuruma hakarettir , Bu millete hakarettir kabul
etmiyoruz.
Ülkede Bu toplumun kahhar çoğunluğunun inancının simgesi olan
sevgili peygamberimizin doğum gününün gereği gibi kutlanmasına
"cumhuriyet düşmanı demek ! " kabul etmiyoruz.
İslam dinini vicdanlarında yaşamaya çalışan bir toplumdan kimseye
zarar gelmez, çünkü İslam barış dinidir. on yıllardır bu dini
toplumun anlaması için kurulan kurumlar sivil toplum örgütü olması
gerekirken, çünkü Türkiye laik bir ülkedir, devlet ve din kurumları
ayrı olması gerekmektedir. dünyadaki laiklik uygulaması böyledir.
fakat görüyoruz ki dini hayatı devletin bütün kurumlarından
çıkaran yönetimler, onu yönetmekten ve birçok bakanlıktan fazla
bütçeyle din görevlileri kurumu olan diyaneti devlet eliyle
desteklemekten vazgeçmemektedirler.
Bu durum anayasamız ve rejimimiz adına kabul edilemez bir
çelişkidir.
Devletimiz bu toplumun diğer inanç kurumları hakkında benzer
kurumlar tahsis etmediğini görüyoruz. Vatandaşımız olan
Hıristiyanlara Papaz ve kilise, Musevilere Haham ve
sinagog,Havra, Alevilere Dede ve cem evi yönetimi uygulaması
yapmıyor sadece Sünni Müslümanlara böyle bir hizmeti veriyor,
rejimimiz adına bu ne kadar hukuksaldır, inandırıcıdır ?
Burada bizim anladığımız devletimizin Sünni Müslümanlığı kendi
denetiminde tutmak istemesidir. bunu kabul etmiyoruz. Devletin din
işlerinden tamamen elini çekerek birçok kurumda olduğu gibi bu
kurumu sivil toplum örgütlerine devrederek devletin sadece denetim
yetkisini kullanması gerekmektedir.
ARTIK İNANÇLARIMIZA
"cumhuriyet düşmanı " DAMGASI VURULMASINI KABUL ETMİYORUZ BU
ÜLKEMİZİN SAMİMİ VATANDAŞI OLAN BİZ MÜSLÜMANLARIN DEVLET ELİYLE
DİN YÖNETİMİ UYGULAMASININ SONA ERDİRİLMESİNİ İSTİYORUZ.
Ve bildirideki şikayetlerinden
dolayı bu basın açıklamasını veren şahısların kutsal ordumuza
zarar verdiklerine inanıyoruz,
Durumu telafi etmek adına acilen gerekli açıklamaların yapılarak
toplumun büyük çoğunluğunun hayal kırıklığına uğratan bu
açıklamanın sivil parlamentoya müdahale olmadığı, Anayasa
mahkemesine müdahale olmadığının genelkurmay tarafından
açıklama yapılmasını bekliyoruz.
Yüce ordumuzun Muhalefetin isteklerine paravan olarak
kullanılmasını asla kabul etmiyoruz.
Çağdaş Türkiye'nin dünyanın demokratik platformundan
uzaklaştırılıp 3.dünya ülkeleri arasına itilip yalnız
bırakılmasına sebep olacak bu talihsiz olayın acilen telafi
edilmesini toplum olarak bekliyoruz.
Saygılarımızla. Abdullah Gözaydın 28.04.2007 00.15
Yazarın diğer yazıları
27 Nisan Gece yarısı açıklamasına bizden anında cevap
28.04.2007
27
Nisan E-Muhtırası
DTP ne yapmak istiyor
Hasım hasımı ateşe atar, dost başta tutar .
Hortlayan nağmeler .
Merkez Bankasının Uyarısı.
Ülkemizde on yıllardır uygulanan senaryolar yine sahnede !
AKILLARIN DURDUĞU, SÖZLERİN BİTTİĞİ ZAMAN
YÜZ BİN KİŞİYİ MEYDANLARA TOPLAYARAK REJİME MEYDAN OKUYANLAR !
KİMLER AĞLIYOR...? KİMLER GÜLÜYOR...?
"demokrasiyi çaresizliğe götüren Erkan Mumcu" |