MUHTEŞEM MABET, DİVRİĞİ ULU CAMİ
Eserin yapımının ve taş süslemesinin bitirilmesinin hayli uzun sürdüğü, tarihler arasındaki farktan anlaşılır. Bu muhteşem eserin üç yerinde de usta adlarına rastlanması ayrıca ilgi çekicidir. Doğu’da sonraları pencere haline sokulan Hünkâr mahfili kapısı üstünde «Amel-i Ahmed» (Ahmed’i eseri) yazısı okunur. İçeride minberin sağındaki ikinci kemerde ise «Amel-i Ahmed bin İbrahim et – Tiflis» (Tiflis’li Ahmed bin İbrahim’in eseri) yazısı vardır. Ulucaminin vakfiye kaydı zamanımıza kadar gelmemiştir. Ancak bu eser ile ilgili H.800 (M.1397)’de düzenlenmiş bir vakfiyenin sureti bulunmaktadır. Eserin Osmanlı çağında önemli bir tamir geçirdiği ve kuzey-batı köşesine yuvarlak bir destek duvarı yapıldığı bunun üzerine de bir minare inşa edildiği dikkati çeker. Burada da bu «şeddin» H.930 ( M.1523/24) de Sultan Kanuni Süleyman zamanında yapıldığı belirtilmiştir. Minare kapısındaki başka ve bitmemiş bir kitabe de yine XVI. yüzyıla aittir. Eser Osmanlı devrinin son yıllarında da hiç değilse iki defa tamir görmüş bunlar, kendisine has ve başka bir benzeri olmayan özelliklerle dolu bu muhteşem eserde göze batan eklemeler, ana bünyeye aykırı düşen elemanlar olarak kalmıştır. Son yıllarda da yeniden ele alınarak, ömrünü uzatıcı bazı tedbirler alınması yoluna gidilmiş, binanın tamamının üstü yeni malzeme ile örtülmüş, dış duvarların taşları ve sivri külahların kaplaması yenilenmiştir. Bu işler Ulu cami ve Darüşşifaya fazlaca «taze» bir görüntü ile örtü sistemine aslından farklı bir hava vermekle beraber onu kurtarmıştır.